S. Adnan Turan/ tuseyfi@hotmail.com

Arşiv

"İnsan, düşündüğü kadar güçlü, inandığı kadar değerlidir "

 

Bir süreçten geçiyoruz. Bununla ilgili olarak herkes kendi düşüncelerini ve
doğru bildiklerini -olayları algılama ve yorumlama gücüne ve yeteneğine
göre- dile getiriyor.

Bütün bunlar  yapılırken, sonuçları anlamlı ve güvenli kılacak ve analizleri
kabul edilebilir duruma getirecek olan temel ölçüt yöntemin bilimselliği
olmalıdır.

Bugünü  anlamaya çalışırken,  insanların,  yaptıklarımızı ve yapmak
istediklerimizi, skolastik ön kabullerle değil, özgür ve eleştirel
düşünceyle yorumlamaları gerekmektedir.

Dogmalardan ve toptan yargılardan uzak, makul açıklamalar karşısında fikrini
gözden geçiren, gözlemci, analitik düşünen bir yapıda ve noktada
durabilmeliyiz. Çünkü,  değişim içten dışa doğru gerçekleşir, dıştan içe
doğru değil. Bunun için de öncelikli olarak duygularımızın değişmesi
önkoşuldur.

Problemleri dışarıdan  bakarak  çözemeyiz. Problemi çözmek için onu 
sahiplenmek ve  çözüm üretme sorumluluğu üstlenmek gerekir.  Bunun tek
değişmez kuralı da "bilmek ve yapmaktır."

Çıkışımız, arayışımız -veya nasıl adlandırırsak adlandıralım- ısrarla belli
bir noktaya çekmek (dilin çürük dişin etrafında dolaşması misali) ve onun
etrafında polemik yaratmak isteyen bir kesim var. Polemik konusu da DDKD'yi
yeniden fakat eski durumuyla kurmaktır.

"BİZ" bilincinin, yani DDKD'liliğin oluşturduğu inançlar, değerler, bakış
açılarının buluştuğu hedef noktasını temel referans olarak alan DDKD
kurucularının yaptığı çağrıda da; "bizim açımızdan, bazı yazılara da
yansıdığı gibi DDKD'nin reorganizasyonu gibi bir durumun sözkonusu
olamayacağı, aksine 2006'ların "DDKD'si" için siyasal bir vizyonun ve
iradenin gerekliliği vardır."
belirlemesi her şeyi açıkça anlatmıyor mu?
İnsanlar, eğer bu kadar net bir paragrafı anlamakta hala zorlanıyorlarsa,
onlara sözel algılama  zekalarını test ettirmelerini öneririm. Bu alanda
onlarca teknik mevcuttur.

Dahası, Osman Aydın ve Cafer Yıldırım'ın birlikte yaptıkları ilk çağrıdaki
cümle de, iyi niyetlerinden ve amaçlarından kuşku duyulan bazı insanların
anlamak istediklerine açık ve yoruma kapalı cevap niteliğindedir: "ilk
aşamada böyle bir toplantı için siyasi bir gündem önermiyoruz. Bu nedenle
bunu bir toplantı (bir araya gelme) olarak nitelemek istiyoruz."

Dar grup olarak kalmayı reddeden anlayışın da ifadesidir her iki açıklama.

Kendini hala belli bir doğruya inandırmış insanlar var. Bu insanlar onun
dışında bir doğrunun bulunabileceğini kabullenmiyorlar. Tek doğruya inanan,
dünyanın değiştiğini anlamayan, haliyle de yeni arayışların ve siyasi sürece
müdahalenin yeni araçlarla olabileceğini söyleyenleri duymayanlar, eski
inandıklarıyla ve bildikleriyle devrimci demokrat gelenekten gelen
insanların yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını elbette ki algılayamazlar.
Kendi doğru bildiğiyle oyalanmayı seçen anlayış; statükocu, dogmatik, toptan
yargılara sahip, rasyonel açıklamalar karşısında fikrini gözden geçirmekten
aciz, gözlemleyemeyen, analitik düşünemeyen, kendi doğrularının
mutlakıyetine inanmış bir dünyada hala tutunmaya çalışanların,  böylesine
bir refleksle hareketlenmenin önünü neden kesmeye çalıştıklarını da bilmekte
yarar var.

Bundan dolayıdır ki, "İnsan, düşündüğü kadar güçlü, inandığı kadar
değerlidir."

Ve son söz olarak şunları söylemek istiyorum: Geçmişi hatırlamayanlar onu
bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar. Ayrıca,  geçmiş dönemde "emeğin
birliği" çatısı altında politika yapmayı yeğleyenler,  geleneğimizle ilgili
söz söyleme hakkını kendilerinde görmemelidirler. Hasbelkader DDKD içinde
yer almış olmaları onlara bu hakkı vermez.


29 Haziran 2006

 

Biten nedir? DDKD mi, kişinin kendisi mi?

Bazı DDKD/KİP eski mensuplarının, kendilerine statü kazandırma istekleri...

Çağrı ve davet

"DDKD'yi “siyasi ölü” olmaktan çıkarabilecek her türden çalışma ve çabayı yürekten destekliyorum"

Bilgili olmak hüner değildir, önemli olan dava adamı olmaktır”

ASLAN KAYA

Böl ve yönet

Uyum ve değişim

Sürü Kültürü

Susmak nedir ki yokluktan başka?

Yazı deyip geçmeme

Özgürlük, özne ve bilinç

DDKD geleneksel kutsalliğin aşilmasidi

”Ama Mandela geçmişinden utanmadı....

DDKD adını kend kullanmak…

“Değerler kavramı günümüzde ağızlara pelesenk olmuş”