S. Adnan Turan/ tuseyfi@hotmail.com

Arşiv

 

Düşünce patinajı

Yarına kim kalacak?

 

Uyumlaşma ve uygunlaşma arasındaki nüansı öğrendiğimiz anda bu sorunun yanıtı da verilmiş olacak.

 

Otomobil kullanan çoğu insan “patinaj” sözcüğünü bilir, bu sözcüğü yağışlı havalarda da çokça telaffuz eder.

 

Yağışların yolu kayganlaştırmasından ötürü tekerleklerin dönmeksizin bir taşıtın kaymasına veya tekerleklerin dönmesine karşın taşıtın ilerleyememesine “patinaj” deniliyor. Yapışma eksikliği; yani tekerleklerin, yolu tam kavrayamaması nedeniyle ilerlemeksizin aynı noktada dönmesi demek. Türkçe sözlüklerde böyle tarif edilen bu sözcükten ilham alarak yazımın başlangıç bölümünü böyle oluşturdum. Niye? Bunu açıklamaya çalışacağım.

 

Tekerleklerin patinajından “düşünce patinajı”na geçmek istiyorum.

 

Geçmişte bizi etkileyen ve rövanşını almadığımızı düşündüğümüz, insanları da o düşünceye yöneltmeye çalıştığımız “ukde” de denilen, “bitirilmemiş işler” olarak da ifade edebileceğimiz kavgalarımız vardır. Yarım kalan kavgalar konusunda sorunlara sürekli aynı noktadan bakar, aynı perdeden sözler söyleriz. Bir adım ileri atılmaz, perspektifler için enerji harcanmaz ve yeni bir proje üretilmez. Hep “bitirilmemiş işler” anımsanır, anımsatılır. Bu durum, biraz da kimi canlıların, sindiremedikleri otları midelerinin bir köşesinde biriktirerek bir süre sonra ağızlarına geri alıp tekrar çiğnemelerine, yenilir, yutulur hale getirmelerine benziyor.

 

“Düşüncede patinaj” ya da “zihinsel geviş getirmek” de yukarıdaki örnekle örtüşür. Kimi insanlar geçmiş yaşantılarında, etkisinde kaldıkları ve kendilerince önemsedikleri bir olayı bilinçaltlarının derinliklerinde saklar, ezberlerini bozmazlar. Yıllar sonra bunu belleklerinden çıkararak onu, o günün gündemine taşımaya çalışırlar. Böylelikle, yıllarca sindiremediklerini “zihinsel geviş” yoluyla sindirebileceklerini umarlar. İş bununla kalsa iyidir, ancak sindirim sistemi ile ilgili bu faaliyeti, hareketlenme ve toparlanma çabasındaki insanları “sindirme” aracı olarak kullanmaya da çalışırlar.

 

Bu çabanın bir tek sebebi var sanırım. Geçmişi öne çıkararak bugünümüzü kontrol altına almak ve gelecek üzerinde ipotek kurmak.

 

Zamandan ve mekandan kopuk, zamana ve mekana odaklı olmayan söylemlerin günümüzü biçimlendiremeyeceğini, politikadaki bürokratların sorumluluk alma basamaklarını çıkamayacaklarını anlamak, anlatmak gerekir. Bugünümüzü çalmaya çalışan ve siyaseten vesayet yaratmak isteyen bu “zaman hırsızlarına” karşı uyanık olmak zorundayız.

 

Kendisine bağlı, yönlendirebilecekleri kitlenin (kişisel tabanının) yeni yapılanmada hiç de güçlü olmadığını fark eden “zaman hırsızları”, politik hamleler marifetiyle son çırpınışlarını yapmaktalar.

 

Kimi siyasetçilerin mezara gömüldüğünü düşündüğü DDKD'yi kendisine referans alan yeni bir hareketin varlığı, onları rahatsız ediyor. Misyonu “örgütleri mezara gömmek” olan ve buna rağmen şimdi siyasette “otorite” olmak isteyen bu mezar gömücülerin “DDKD reenkarnasyonu” karşısındaki endişelerini anlamak zor değil.

 

Geçen dönemlerde bazı insanlar kimi siyasetçilere, yaşları ve siyasetteki uzun geçmişlerine atıfta bulunarak politikadan emekli olmalarını tavsiye etmişlerdi. Tavsiyeyi alan kişiler ise birikimlerini, olgunluklarını ve verimli bir yaşta olduklarını söyleyerek kendilerini savunmuşlardı. Sonrasında aynı kişilerin, haleflerinin yaklaşımıyla, bir başka haleflerini eleştirmeleri; ismindeki “genç” sözcüğünden hareketle Ciwan-Kurd derneğindeki bir “kırsaçlı”ya aynı göndermeleri yapmaları bir hayli abes kaçtı. İktidar olabilmek için yaptıkları ayak oyunlarında daha tutarlı olmaları beklenirdi.

 

Pupa yelken siyasete dalanların yaratmak istedikleri fırtınayla kendi yelkenlerini dolduramayacaklarını düşünüyorum. Yer aldıkları yapıları da “örgütler mezarlığına” göndermemeleri için samimi dileklerimi iletiyorum.

 

Yazdıklarımı da Mevlana'nın sözleri ile bitirmek istiyorum:

 

Dünle beraber gitti, cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM”

 

S. Adnan Turan

12 Eylül 2007

 

 

 

 

Seçimler üzerine

Sözcükler yarattığı eylemin rengini taşırlar

"Gölge etme başka ihsan istemem"

"İnsan, düşündüğü kadar güçlü, inandığı kadar değerlidir"

Biten nedir? DDKD mi, kişinin kendisi mi?

Bazı DDKD/KİP eski mensuplarının, kendilerine statü kazandırma istekleri...

Çağrı ve davet

"DDKD'yi “siyasi ölü” olmaktan çıkarabilecek her türden çalışma ve çabayı yürekten destekliyorum"

Bilgili olmak hüner değildir, önemli olan dava adamı olmaktır”

ASLAN KAYA

Böl ve yönet

Uyum ve değişim

Sürü Kültürü

Susmak nedir ki yokluktan başka?

Yazı deyip geçmeme

Özgürlük, özne ve bilinç

DDKD geleneksel kutsalliğin aşilmasidi

”Ama Mandela geçmişinden utanmadı....

DDKD adını kend kullanmak…

“Değerler kavramı günümüzde ağızlara pelesenk olmuş”