“Değerler kavramı günümüzde
ağızlara pelesenk olmuş”
Platform’da çıkan yazıma farklı tepkiler geldi. Gelen
tepkiler içersinde olumlu önermeler bulunurken bazıları ise sadece bir
şeye muhalefet etme adına kendi içersinde tutarsızlıklarla dolu çelişkiler
içeriyordu. O yazıyı kaleme almamın çok basit bir nedeni vardı.
İnsanlar siyaset bezirganlığına çıkarken sadece kendilerini ilgilendiren
alanlarda serbest hareket etme ve politika belirleme hakları vardır. Değer
olmuş, ismi anıldığında hala hafızalarda saygınlık uyandıran sembolleri,
birilerinin politik çıkar elde etmek için kullanmasına karşı çıkmaktı.
Bozuk pergel, gönye ve cetvele dayanan orantılarla ortaya çıkarılmak
istenen
yapıların da ister istemez kusurlu ve sakat olacağı aşikardır. Bu bağlamda
kesin olmayan duyuların ortaya koyacağı şeylerin de kesin olmayacağı
tartışılmaz. DDKD ismini yukarıdaki ‘politik mühendislik’ çalışmasına alet
etmek o gelenekten gelen bütün insanları hem rahatsız eder ve hem de
tedirgin.
“Yıkıcı Değil, Yapıcı Olalım” eleştirisi ile önceki
yazımı tartışmak isteyenlerin, başlığa ters düşen bir üslup takınmalarını
da anlayabiliyorum. Yetersizlikten doğan veya bir yetersizliği başka bir
davranışla gizlemek isteyenlerin küçük bir öfkeyi hızla içlerinde
büyüterek saldırganlaşmaları, doyurulmayan içgüdülerin yol açtığı bir
patlamadır bu. Ucu koklatılmış politik çıkar karşılığında bir fikre
saplanarak değişen gerçeğin koşullarını fark etmeyen saptırma zayıflığıdır.
Aynı zamanda bu kavram kargaşasının temel kaynağıdır da.
Niye sembollere, yani ‘idol’ olmuş isimlere günümüz
politika arenasına çıkan
insanlar gereksinim duyarlar?
Bilindiği üzere sosyal ve psikolojik kuramlar,
sembollerin ortaya çıkışı ve
manipülasyonu üzerinde oluşmuştur. Bu sembollerin örgüt kültürü ile olan
ilişkileri incelenirse; insanların davranışlarını şekillendirmeye
çalıştıkları görülür. Değerler ve semboller yaratarak (veya değer ve
sembol olanları kullanarak) bir şey başarmaya çalışmanın ardında, sembolü
bir araç olarak kullanma amacı güdülmektedir. Devrimci Demokratlar’ın
mirasını gündeme taşımak bunun bir ifadesidir. DDKD adını kullanmak da
amaca ulaşmak için o isimden medet ummaktır.
Örgütsel kültürün elemanları içersinde yer alan
“Bütünleşme Töreni”, amaç
olarak aynı örgütsel gelenekten gelen insanları birbirine bağlamak, ortak
örgütsel duyguları tekrar canlandırmaktır.
İnsanlarımızın belleklerinin zayıflığı ile ilgili
olarak eleştiri getirenlerin aynı eleştiri yazılarında “önemli olan;
mirasa sahip çıkanların geçmişteki olumlu veya olumsuz tavırları değil,
bugünkü tavırlarıdır” sözü de bellek ile ilgili iddiamı desteklemektedir.
Geçmişte aynı düşünceyi paylaşma gibi bir talihsizliği yaşamak ve yine
geçmişte kimi insanların ‘geçmişlerine küfür’ etmelerini unutarak aynı
gelenekten gelme mecburiyeti ile beraber olma sonucu ortaya çıkar mı?
“Değer”ler kavramı günümüzde ağızlara pelesenk olmuş
durumda. Genellikle
söylemlerde de bu kavram sıkça kullanılmaktadır. Daha duyarlı ve dikkatli
olmaya katkı sağlamak ve yardımcı olmayı düşünerek değerin ne olduğunu
veya olmadığını tanımlama ihtiyacı duyuyorum:
“Değer; hangi tür davranışlarımızın iyi, doğru,
arzulanan ve istendik olduğunu belirten, paylaşılan ölçüt veya fikirlerdir.”
Bu tanımlamayı baz alırsak bir araya getirilmek
istenilen insanlar arasında
değer çakışmasını görebilir miyiz? Siyaseti ticaret belleyerek burjuva
partilerini kapı kapı dolaşanlar, bugün de birkaç ‘politik girişim’
gruplarında aynı anda yer alanlar 70’li yıllarda coğrafyanın genelinde bir
fırtına estirmiş, gelenek yaratmış, değerler oluşturmuş; insanlara doğruyu,
güzeli, iyiyi göstermiş ve dönem boyunca pusula görevi yapmış misyona da
çıkarları gerektirdiği için sahip çıkabilirler mi?
Bu siyasal ve demokratik hareketin gelişimine emek
sarf etmiş, ter ve kan
dökmüş, insanların örnek aldığı, kararlarından etkilendiği, fikirleri
tayin
eden ve nasıl davranılacağı konusunda “öncü” olmuş “referans gruplarını”
ve
kişileri göz ardı etme gafletine girebilir miyiz?
“...İllegaliteye
sığınmanın bir anlamı yok... illegalite çağdışıdır...illegalitede
direnenler hiç de akılcı değiller... illegaliteyi seçenlerin web
sayfalarında, illegal bir isimle yazının yayımlanması da çok anlamlıdır”
diyenlerin,
yurtdışında veya yurtiçinde yıllarca
kendini bir siyasi harekete gizli bağlarla zincirleyen ve kendini gizleyen
bir ismi kullanan, ve yine yıllarca bir illegal organizasyonun imkanlarını
kullanarak sosyal ve siyasal alanda statü kazanarak bir yerlere gelenlerin
şimdi kalkıp da buna mesnetsiz suçlama yöneltmesi hem paradoksdur ve hem
de pragmatik bir yaklaşımdır.
İnsan aklının çalışmasında anlamak kadar hoşgörü ile
yan yana giden bir
süreç olabileceğine inanmıyorum. İnsanları harekete geçiren ne varsa hepsi
onların beyninden geçer. Bilgileri veya girdileri alır, organize eder,
saklar ve istenildiği zaman geri verir. Bu sistemin içine yeni bilgiler
girebilir veya mevcut bilgiler yeniden organize edilir veya çıkarabilir.
Her beynin bilgileri koruma, değişimleme veya geri çağırma kapasitesi ve
yetisi farklıdır. Unutmamalı ki değişen koşullara değişmeyen tepkiler
vermek uyumsuzluk yaratır. Uyum sürecine çabuk adapte olmak gereklidir.
“Dünyanın en büyük
dramı, hiç kimsenin neyi bilmediğini bilmemesidir. Bir
insan ne kadar az biliyorsa, her şeyi bildiğinden o kadar emindir.”