S. Adnan Turan/ tuseyfi@hotmail.com

Arşiv

Sürü Kültürü

“Dağ tepesinde bir çam olamazsan, vadide bir çalı ol; fakat oradaki en iyi çalı sen olmalısın. Çalı olamazsan bir ot parçası ol, bir yol neşe ver. Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol; fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecbur kalırız. Dünyada hepimiz için bir şey var; yapılacak büyük işler var, küçük işler var. Yapacağınız iş size en yakın olan iştir.
Cadde olamazsan patika ol; Güneş olamazsan yıldız ol.  
Sen,  her neysen onun en iyisi olmalısın.”  Douglas MALLACH


İnsanlar; belirli bir hedefleri ve amaçları olmadığı zaman, birilerinin doğayı ve toplumu değiştirme-dönüştürme eylemlerine, kendi beyinlerinde taşıdıkları kısır anlamın ötesinde başka bir anlam veremez ve eylem ve eylemcilere bazen dost, bazen düşman olurlar. Bunun sonucu olarak da, bir anlam katamadıkları  dünyaya gömülü olarak yaşarlar ve kendi başlarına karar veremezler, ayrıca da nesnelleşmesini diledikleri bir eylem düşünceleri de olmadığı için haliyle  kendilerine ait bir hedefleri de olamaz.

Doğal olarak böylesi koşullarda yaşayanların bugünleri olmayacağı gibi yarınları da olmayacaktır. Bunların hayatları riske girmeyi içermez, çünkü risklerin varlığının farkında da değildirler. Risk; düşünceyle algılanan bir meydan okuma değildir; sadece belirtileriyle algılanır. Riskleri göze almayanlar, alamayanlar veya almak istemeyenlerin karar alma türünden bir davranışları  da olamaz;  çünkü karar vermemek, yükümlülük almamanın, yani riske girmemenin bir başka adıdır; karar vermek, karar sonucunun sorumluluğunu da taşımaktır. Karar verme yükümlülüğünün olumsuz sonuçlarının suçunu karşı tarafa bırakmak daha kolaydır. İçinde bulundukları  koşullar böylesi insanların  hayatı üstlenmelerine imkan vermez. Hayatı üstlenemedikleri için hayatı kuramazlar da. Ve kuramadıkları bir hayatın genel yapısını da değiştirmezler. Yaşam bu insanlar için meçhuldür. Bilebildikleri tek şey, bu dünyaya olabildiğince uzun yaşamak için geldikleridir ve uzun uzun yaşarlar da... sürüye dahil her hangi bir varlık gibi.

Sürü kültürüne mensup birisi olarak yaşamamak için, insanın, en azından bir hedefinin olması ve bu hedefe yönelik eylemlerde bulunması gereklidir. İnsan ancak böylelikle kendisi olabilir, kararlar alabilir ve kararlılıkla nüfuz edebilmenin değişim araçlarına sahip olabilir.  Hayatta kalmayı değil, “var olma” sürecinde derinlemesine yer almayı ifade eder bu. Dümdüz bir
tekdüzelik içinde asla var olmayan yeni bir anlam kazanır insan yaşamları böylelikle. Sürekli değişen, gelişen topluma ayak uydurabilir, gelişime katkıda bulunabilir, kendi yaratıcılıklarını keşfedebilir ve her türlü sınırı zorlayabilir, aşabilirler. Yaşamak için bir nedeni olmalı insanın, öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi! İşte bu nedenledir ki cehalet kırılmalı, zeka kullanılmalı, beceriler geliştirilmelidir. İnsan ancak bu yolla kendisini bulabilir.

Nereden geldiklerini unutarak nereye gittiklerini merak bile etmeden, günübirlik yaşayarak çoğu kez birbirinin aynısı  olan şeyi yapmak; bir dünyadan gelip toprağa gitmekten ibarettir. Sadece birbirleriyle  mücadele ederek, sürüye güçlerini kanıtlamaya çalışmaktan daha başka yaşama nedenleri olduğunu öğrenmek için insanların kaç yaşamdan geçmek zorunda kaldıklarını bilebilmenin bedeli ağır ödeniyor. Özgürlük diye bir şeyin varlığını fark edene  kadar belki onlarca yaşam daha.

Sürü kültüründe kalmaya devam ederek yaşamın ucundan tutup başkalarının önderliği ile kendi kurtuluşunu beklemeye çalışan insanların yaptıkları ancak kırdığı veya kırmak istedikleri zincirleri eritip yeni zincirler yaratmak olabilir.

Bu durum liderlik sultasına dayanan bir anlayışı egemen kılar. Çünkü kör olan ve görmeyenlere bir ‘gören’ gereklidir  ve kendilerini yönlendirecek, yönetecek, dahası güdecek birileri lazımdır başlarına. Ve lider de onların acılarına, inlemelerine, haykırmalarına karşı duygusuz kalacak, disiplin adına tedhişe bile izin verecektir. Çünkü lider, bu insanların kendi çıkarlarını öncelikle kendi akılsızlıklarına karşı korumak zorundadır o sıra. Ve acz içinde olan diğerleri  ise, kimliksizliklerinden dolayı,  en anlaşılmaz vasıtalarla kendilerini zapt-ü rapt altına alanlara  seslerini çıkarmaz, çıkaramazlar. İyiyi, güzeli, doğruyu gören ancak liderdir, ötekiler ise kördürler çünkü orada.
 

Uyum ve değişim

Böl ve yönet

Susmak nedir ki yokluktan başka?

Yazı deyip geçmemek

Özgürlük, özne ve bilinç

DDKD geleneksel kutsalliğin aşilmasidi

”Ama Mandela geçmişinden utanmadı....

DDKD adını kendi çıkarları adına kullanmak…

“Değerler kavramı günümüzde ağızlara pelesenk olmuş”