Osman Aydin

Arsiv

 

Kürdistan'ın kucağında uyumak

Sevgili kardeşim İsmail Hakkı,

 

Kürtçe bir deyiş vardır “rûyê mirinê sar e” Ölümü kabullenmek kolay değil. Ben de senin ölümünü kabullenemiyorum. Kaç gün geçti yazmak istedim, yazamadım. Çünkü öldüğüne inandıramadım kendimi.

 

Seninin erken gidişin ile ilgili olarak seni tanıyan bir çok kişi tarafndan çok şey yazıldı, yazılıyor. Bu yazılanların hepsinde üç ortak özelliğin hep vurgulanmakta: “insan gibi insan olman”, “iyi bir Kürt yurtseveri olman”, “olumsuzlukları aşma gücün”. Bu üç özelliğin doğru saptanmış.

 

Erken gidişin diyorum, çünkü bize “Allaha ısmarladık” diyemeden gittin. Çünkü düşüncelerinin, arzularının, umutlarının çoğunu yaşamaya fırsat bulamadan gittin. Çünkü projelerini tamamlayamadan gittin. Çünkü sevgili eşine ve çocuklarına doyamadan gittin. Çünkü bildiğim bazı özlemlerini gideremeden gittin.

 

Senin erken gidişinle bir şeyin farkına vardım: Bingöll'lü Kürt yurtseverleri Kürdistan'ın kucağında uyumak için çok aceleci davranıyor galiba.

 

Tayyip Ali kırkına varmadan gitti, Yado kırklı yaşlarında gitti. Sait Elçi kırk beşinde gitti, Şakir Elçi, Cihat Elçi, Zeki Adsız, ve bunlar gibi daha pekçok Bingöl'lü (Çewlik) Kürt yurtseveri yaşamlarının baharında yaşama veda edip, Kürdistan'ın kucağında uykuya daldılar.

 

Sırf bir slogan olarak demiyorum. Bütün yüreğimle ve bütün beynimle inanarak diyorum ki sizlerin umutları uyuduğunuz topraklar üzerinde hayat bulacaktır.

 

Bir Dersimli dengbêj yaktığı bir ağıtta, Seyit Rıza idam sehpasına giderken, onun ağzından şunu söylüyor: “Welet ez ji bo te diçim mirinê, lê tu ewqas şîrinî ku destê min ji te nabe.”

 

Kardeşim İsmail Hakkı, uğruna verdiğin mücadele ve çektiğin sınırsız acılar nedeniyle aziz Kürdistan'ın kucağında uyumaya fazlası ile hak sahibisin. Uğruna mücadele verdiğin bu ülkeden elin olmadığı için Kürdistan'ın kucağında uyuyorsun.

 

12.10.2005