bisengewrokurd@hotmail.com
Paradokslaşan DDKD parameterleri
Sosyal, toplumsal ve politik sisteme yönelik, normatif (kural değeri taşiyan) anlayiş ve görüşlerimizi, karşilikli etkileşim ile sosyal ve politik sistemi bilişsel ve kavrayişsal olarak görmek te mümkün.
O zaman DDKD ve Kürt toplumuna yönelik tartişmalarimizi da, metod olarak, hem bireysel hem de kollektif ortak vaziyet ve politik durumumuzu gözden geçirmemiz kaçinilmazdir. Bu durum ve vaziyet tartişma metodumuzda güçlü bir şekilde, DDKD cenahinin identik biografisinin ve içinde bulundu ğ u moral durumun karşilikli etkileş mesini de beraberinde getirir. Daha önceki www.kurdinfo.com ' daki ‘ Kürt Politikasındaki Pre-Refleksiyon tartışmalari üzerine' yazimda thanos duygularını yumruklarıyla eleştirme ve düşünmeksizin özdevimsel karşı davranışta bulunma gereksinimi ve tepisinden çok, Kürt halkının aleyhine gelişebilecek bir kültürü, terbiyeyi ve politikasını reddetmek gerektigini söylemiştim.
Ne yazik ki DDKD çerçevesinde yapilan tartişmalar halen içgüdüsel tepkiden belirlenen, genellemenin farkına varılmadan yadsınmanın yanılgısıyla eleştiri mekanizmasi stratejisi geliştirilmektedir.
Özellikle başkalarini türlü türlü hesaplarla suçlayip, kendi pozisyonlarını koruma ve garantileşme prerefleksiyon stratejisinden, ironik ve sinist tartışmalardan öte, kimliğinde ve moral değer yargılarında, etiğinde ve felsefesinde sivilleşmiş DDKD'nin makro alanında sivilizasyon sürecini funksiyonlaştıramayan, sistem olmasını engelleyen faktörler üzerinde tartışma firsati, reaksiyonu bulamiyoruz, değerlendiremiyoruz ve fikir perspektifi geliştirilmediğinden, geleceğe yürüyen DDKD transformasyonunu gerçekleştiremiyoruz.
Peki bu mantik ne kadar sosyal bilim çevrelerince onaylinabilinir bir durumdur.
Sosyal Pisikolog Rom Harré'nin eleştirdiği ‘Fenomenalisme' göre gerçeklerle ilgili anlayi ş , kavram ve dü şü ncelerimiz, duyumsal algi ve gözlemlerimizin bir ürünüdür. Bu da gerçeklerle ilgili olgu ve değerler, moral ve etik, düşünce ve bilgi arasindaki ciddi bir ayrismayi getirir.
O zaman bireye ve sosyal gerçeklere yönelik tarti ş malarimizi anlamlandirmak için de, insan davrani şi ni gözlemlememiz lazim. Ne zaman anlam ve gerçekleri, algiladigimiz davrani ş ş ekline indirgedigimizde, di ş arda insanlar arasinda oynanan sosyal bilimsel alandaki gerçekleri bloke etmiş oluruz.
Sosyal Pisikolog Rom Harré'nin ‘ logische – positivisme' ine göre, gerçekler sayisiz, hesapsiz bir dizi ayri ayri olay ve olgulardan (‘ atomic events' ) oluşmaktadir. Bu farkli belirti, bulgu ve septomlar arasindaki ili ş ki ve baglantilarin, sabit ve konstant iliş ki ve baglar aranilir.
Olay ve olgu arasindaki nedensel ilişki, o zaman sabit ve konstant bir olaydan digerine geçişten baş ka bir şey degildir.
Peki DDKD olayi ve olgusu ile ilgili tari şmalarin arasindaki korelasyon ve baglaşim bizi ne kadar, olaylarin gerçek neden ve sebeplerine götürür. O yüzden bu çeki şme, tek tarafli dikkat ve ilgi bizi davrani ş larin biçimsel algilamaya götürüp, sosyal, toplumsal ve politik gerçekleri degerlendirmemizde olumsuz etkisi yapabilecegini dü şünüyorum .
Gelelim DDKD (+var olan kimlik, moral, etik ve felsefe kaynagi) bitti veya (- o zaman niye funksiyonel, kurum ve sistem degil) bitmedi paradoksun parametrelerine.
Yapilan tarti şmalar daha cok tümdengelim metodla varsayimlar, tahmin edilen, umut edilen dogrularin ve yanli ş larin, varolu ş un veya biti ş in mantigi yapiliyor.
Yani eger DDKD teorisinin bitmiş varsayimi dogruysa, o zaman DDKD'li birey olarak biografinin de kimligin de etiginin de bitmiş dogru olarak kabul mu edelim?
Veya tam tersini dü şü nelim. DDKD teorisi bitmiş tahmini yanlişsa, o zaman DDKD teorisini oluşturan kurumlar, organizasyonlar ve sistemi nerde?
Yani tahminler ve açiklamalar ayni degil ve bir paradoks söz konusu. O yüzden yapilan tarti şmalarimizin veya teorinin, sebep olan mekanizmaya referans olmadigi için, açiklama ve yorumlarimiza da dikkat etmeliyiz
Harré ‘ Social Being' (1979) kitabinda geniş bir şekilde sosyal pisikolojik ve sosyolojik veriler ile yeniden inşa, düzenleme ve organize etme problemleri üzerinde durmu ş tur. Bilimsel araştirma metodunun merkezi varsayiminin şarti, belirli olaylarin ortaya çikişini, farkli etken ve faktörlere ayirip, birbirinden bagimsiz bir şekilde farklila şan, degişen ve dönüşen olgular ve olaylar degerlendirilmeli. Fakat sosyal davraniş şarti, birbirine baglantili şeyler ise, o zaman bu varsayim dogru olmaz.
Peki DDKD tarti ş masi ve sosyal gercekler ile ilgili inandirici bilgiye, başkasinin gölgesine ve etkisine girmeden nasil ula ş ilir ve hangi transparant instrumentlere sahip olmamiz lazim?
Yapilan DDKD tarti ş masi ve sosyal inşa verisi ne kadar ideoloji ve aktörlerin etkisindedir, birey hem kendi sosyal gerçegini hemde toplumdaki rolü, kendi identik gerçekligini, sembolik degerlerin anlamalarinin aşarak nasil funksiyonel olur ve sistem olmaya çalişir.
Bireyin soyut verilerini kolektifleştirip sosyalleştiren ve kavramlaştiran anlayişin, öznelliginden ve eleginden geçen gerçeklerin objektif bir şekilde, şunun bunun ürünü olmadan yeniden sosyal ve politik yapilanmaya nasil gideriz?
O yüzden kolektif belirti ve bulgular ile bireysel temsili arasindaki ilişkileri üzerine, teori ve yorumlar yaparken, varsayimlarimizi ve tümdengelim yorumlarimiz önerirken ne kadar real baglayici oldugunu düşünmemiz lazim. Çunku sonu olmayan birçok olabilir varsayimla gerçekleri aciklarken, bu olabilirlikler arasinda teorik olarak bir seçim yapmak çok zor ve bazende imkansiz olabilir.
Gerçege bakma teorisi, bireyin dünyaya baki ş öznelliginden geçtigi için, yorumlara dayali geli ştirilen teorilenen DDKD'nin gerçegine ne kadar ulaşiriz?
O yüzden söylenilen olumlu olumsuz tüm tartişmalari ve eleştirileri ben amacimizi daha da aydinlatacagini ve tüm bunlari pozitif bir şekilde tecrübe edip ve bu tecrübeyi herzaman kullanabilecegimizi düşünüyorum.
Bu vesileyle, dogru buldugum bir kaç öneride ben de bulunmak istiyorum:
DDKD üretken mekanizma ve model olarak kullanilabilinir; burda dikkatler DDKD'nin veya kurulmasi gereken organisazyonun kurma mekanizmasinin bilincini tanimaya çalisip, bugünün gerçegiylen açiklamalar yapilip, adimlar atilmali.
Nedensel açiklamalara giderken, monotonlaşmis, güdümlü ve kaliplaşmiş davranişlar arasindaki bu DDKD motivasyon ve niyeti iyi irdelenmeli.
DDKD modeli mekanizmanin sütrüktüründe olaylar ve olgular anlamini bulur.
Sosyolojik imaj geregi, DDKD model kavraminin miladini bitirmemistir. Çünkü Kuzey Kürt toplumunun pisikolojik, sosyal, kültürel, ulusal ve politik gerçegine cevap verebilecek model yoksunlugundan ve DDKD' yi halen benzer (analogieën) model olarak a ş ilmadigi icin DDKD transformasyonuna ihtiyac vardir.
DDKD modeli kullanilirken de, geli ş meler bilimsel dogrular ve tutarligiyla, yapici ve rasyonel benzer bir örgütlenme ve partilesme argümentleri kullanilmaktadir. Çünkü artik kendi bilincini rasyonel sorgulayabilen ve kendi gelecegini belirlemek isteyen hareket içerisinde olan ve degişen DDKD birey rol ve ve posizyonu ile degisen mondial ve global gelismelere parallel, kendisini sürekli sorguladigi için, bu kültüre ihtiyaç vardir.
DDKD ve Dr. Sivan kültürünün, birey olarak halen aktif ve toplumumuzun sosyal toplumsal ve ulusal gerçeginin GEN haritasini yansitabildigi için yeniden örgütlenmek lazim.
H alkimizin, cografyamizin ve gelecegimizin kurtulaşa götürecek mantiginin kendi organizasynonu ve sistemi olup, karar verebilen, kendi sorununu kendisi formüle edebilen, sosyal ve siyasal biçimlenip, ekonomisini, kendi kurumlarını, organizasyonlarını, sistemini kurabilen, üretebilen, demokrasiye model olabilecek, pluralist, postmodern ve cağdaş toplumların düzeyine getirilinecek teknoloji ve global netwerk gücüyle, dünya halkarıyla aynı eşitliği, özgürlüğü ve bağımsızlığına götürebilecek yeniden DDKD gündeme gelinmeli.
DDKD'nın rasyonel bir şekilde ve kısa bir süre icerisinde toparlanıp, Kürdistan'daki altüst olan sosyal, siyasal ve ekonomi mileünün gerek organizasyon ve netwerk sistemiylen ve gerekse sosyal ve siyasal pratiğiyle, sosyal birey sorumluluk bilinciyle ülkemizi yeniden inşaya ve yapılandırmaya gidilmesi gerektigi için organize olmak lazim.
Kompleksleşen toplumsal, sosyal, kulturel, pisikolojik ve politik erozyon önlenilmeye çalişilan , her birimizin kendi ad-hoc(bireysel işlevsel köşemizden) ve va rolan yapısal olarak genel karşılıklı ilişkilerlenden öte, daginik durumdaki ad-hoclardaki enerji ve nitel güçleri tüm bölüm ve departmanlarıylan karşilikli entegrasyonla işlevseleştirilp merkezi bir kordinasyona giderek DDKD transformasyonu partileştirilmeli.
Partileşmeye giderken de, Dr. Şivan, Ceko, Brusk, Necmettin, Munir ve yoldaşlarinin kültürüyle şekillenmiş şahsiyet, kişilik, davranış, sosyal, moral ve politik yapılanmayla, ulusal davayı hedef alan bir motivasyon, kimliğinde sivilleşmiş, Kürt halkının genel çıkarlarını ve evrensel haklarını öncellikleştiren, ülkemizi ve halkımızı kaostan kurtarıp istikrara, ekonomisini ve endüstrisini, tarim ve hayvancilik sektörünü geliştirip modernleştiren, orman ve yeşiligi koruyan, yeralti ve yerüstü zenginliklerini ve tarih eserlerini koruyan, küçük ve büyük ölçekli ticareti, ekonomisini devigenleşen (mobilite) demografik gelişmeleri globalleştiren bir yapilanmaya gidilmeli.
Konkret olarak; kurulacak bu organizasyonun veya partinin dünyada halkimiza oynatirilan bu dramali tiyatro sahnesinden çikarilip, hiç bir ayinsel ve ideolojiye inanca hipnoz ettirilip bogdurmadan, kurtuluşunu her alanda bir yariş haline getirten bir anlayişla, halkimizi modern dünya toplumunun seviyesine getirip, yaşadigimiz bu asirda kurulacak organizasyon gerek bir hareket olsun, gerek bir parti ve niçin mücadele ediyorsa etsin, bireyin, toplumun ve sistemin bir parçasi durumuna gelmiş olan - Organisazyonlar/kurumlar, ekonomi, çalişma ve iş dünyasi, - ve devlet sistemi hakkinda bir perspektifi olmali.
9.02.2006
|