Azad BISENG

Arşiv

bisengewrokurd@hotmail.com

22 Kasım 06'da Hollanda seçimlerine ramak kala oy verme davranısı ve Devrimci Demokrat tavır

Zayıf sosyal ekonomik pozisyonun autoritarisme yol açtıgı teorisi ile ilgili bir çok sosyologa göre autoritarizm ile egitim seviyesi arasında güçlü bir negatif iliski oldugunun kanatıne varılmıstır. Erasmus universitesi doçenti Dr. Dick Houtman kendi empirik gerekçeleriylen bu teze karsı gelmektedir.


Houtman (1) modeline göre iki çesit kapital sözkonusu;

•  Teorik olarak Ekonomik kapitaal gelir, maaslı is, issizlik riski ile egitim sevisiyle empirik olarak iliskilendirilerken,

•  Teorik olarak kültürel kapitalde egitim ve kültür katılımıylan iliskilendirilmektedir.


Yani Houtman'a göre zayıf ekonomik pozisyonun auoratizmi arttırdıgının tersine, klasposizyonun (sosyal-ekonomik durumu) ekonomik kapitali olan egitim ve kültür katılımının autoratizme etkiledigini ve gelir, maaslı is, issizlik riski ile egitim seviyesininde ekonomiyi gelistirdigi ev automatisme etkilemedigi düsüncesi bana göre de daha mantıklı geliyor.


Ayrıca Houtman Inglehart'in egitim ile postmateriyalizm arasındaki pozitif iliski tezini de savunup postmateriyalizmin kisinin büyüyüp gelistigi ekonomik çevre ve sartlarıylan açıklanabilenecegini ve sosyal refahın, bireysel özgürlüklerin postmateriyalizmde pozitif etklier yaptıgının ve ayn sekilde bununda autoratizmin karsında oldugunun inancında. Fakat bu tezi destekleyen arastırma neticeleri cılız kalmakta. çünkü refah içerisinde yasayan bir ailenin postmateriyal oryantası ve egilimi vardır sonucuna götürmez. Fakat Houtman göre egitim seviyesi ve kültür katılımın postmateriyalizmle parelel gittigi dile getirmekte.


Sonuç olarak görülüyorki modernlesme prosesi fakir ülke ve avrupa gettolarında çok zengin ülkelerde ve mahalelerde daha sık görülmekte. Houtmana göre bu süreç sosyal refah ve kültürel degisim ile detradisyonlesmeklen paralellik arzeder. Sosyolijik ve pisikolojik bir gerçekki detradisyonellesme de modern toplumlardaki bireysellesme, laiklik (securalisering)ve kültürel plüralizm gelismeleri neticesinde olmustur.


Inglehart tezine karsı diye biliriz ki, ekonomik refahtan çok postmateriyalizmi kültür kontext ve çerçevenin belirledigi ortaya cıkmakta. Yani zengin ülkeler zengin oldugu için degil, daha çok kültürel çesitliligi ve farklılıgı gördügü, tanıdıgı ve bu kültürü yasadıgı için daha modern ve postmateryalisttir.


Burdan yola çıkarak acaba oy verme davranısımızı daha çok neye göre, hangi tabaka ve kategoriye göre veya Houtman(2)'ın dedigi gibi “ class voting ” (Iscisinifi üyeligi …> sol davranıs) geçersiz bir olgumu?


Sınıfa oy verme ”nin tradisyonel konsepti yapıldıgı için, klasik sosyolojik düsünme seklinde de isçi sinifinin sola oy verir kanısı daha agir basar. Külürel konservatizmin, tutuculugun da saga oy kazandırıldıgı idda edilmekte. Fakat sınıfpozisyonu ile oyverme davranısı arasında güçlü bir sekilde kanıtlanmadıgı, aksine Houtman'a göre kültürel tutuculuk ve konservatizmin oyverme davranısıyla ilintili oldugu ortaya çıkmakta.


Houtman göre bireyin sınıfına dayanarak politik seçimini yaptıgının imkansızlıgını belirtmekte. Ona göre daha çok belirleyici etkenler söz konusu. Mesela kültür ve modernizm, toplumsal çerçeve, stratifikatsi(toplumdaki basarılar), bireysellesme ve benimde eklemek istedigim etnik kimlik, ulusal ve bölge çıkarları insanları politik seçim yaptırmakta.


Simdi asıl konum olan 22 aralık 06 , çarsamba günü yapılacak Hollanda ikinci meclis seçimi için Hollanda ve biz Kürtlerin tradisyonel sınıfsal oyverme perspektifiylen mi hareket edecegiz yoksa daha çok kültürel ve etnik bazdamı oyverme perspektifi daha geçerli sebeb olacak?


Asagıda verecegim örnegin kısmen de tanık oldugum Sosyalist Parti çalısmalarını sadece açıklayarak, nasıl bir perspektif olumlu olumsuz gelistirldiginin analizini siz degerli okuyucalara bırakıyorum.


Hollanda seçimlerine Ramak kala ve Devrimci Demokrat tavir:


Seçimlere üç gün kala Hollanda Sosyalist Parti (SP) Hollanda'nın Almere ve Den Haag sehirlerinde Kürdistan ve Hollanda'ki Kürtler üzerine tartısma toplantıları düzenledi.


Sp'nin üçüncü adamı olarak biline dıs iliskiler uzmanı Harry van Bommel 19 kasım 06 Den Haag'taki toplantıyı yönlendirirken, 14. sıradaki Kürt adayı bayan Sadet Karabulut Almere sehrinde Sp'nin intyernasyonal anti-Amerikancı politikalarını ve Hollanda'daki göçmenlerin sorunları tartıstılar.


Peki Sp'nin Kürt askı secimlere üç kala mı baslıyor, yoksa Sp'nin Kürtlerlen belli bir geçmise mi sahip?


Bildigi gibi Sp Irak ve Afganistan' daki Amerika ve partnerleri tarafında yürütülen savasa herzaman karsı çıkmıstır ve çesitli karsı gösteriler de bulunmustur.


Fakat aynı sekilde kendi söylemleriyle ‘Irak- Kürdistan'ındaki' kurulan güvenli bölge'den memnun ve hatta Kürt federal hükümetini resmi tanımamısına ragmen, 19 nisan 2004'te bir SP delegasyonu emniyetli Federeal Kürt bölgesini ve özellikle Halepe sehrini ziyaret ederler. Kafalardaki bir sürü soyut sorular Kürdistan'da somutlasır. Sp bu ziyaretlen kalmayıp aynı sekilde Federal Kürt devletini temsil eden bir delegasyonuda resmi olarak Hollanda parlementosuna davet ederler.


Ikinci olarak diktatör Saddam'a sattılan kimyasal, zehirli hardal gazlan 16 mart 1988'de binlerce Kürtleri, çocuk, kadın ve yaslının ölümüylen sonuçlanan jenosidin ölüm ve kimyasal gaz tüccarı olan Hollandalı Frans Anraat'ın takip edip, sikayet eden, soru önergeleri sunan, gösteriler de bulunan, lanetleyen ve bu katil ölüm tüccarın yakalatıp, 23 aralık 2005'te bizzat bu ölüm tüccarin mahkeme kararıyla 15 yıl ceza almasını saglayan Hollanda Sosyalist Parti(SP) basarılı politikaları sonucunda olmustur.


Ücüncü olarak Saddam zülmünden kaçan güneyli Kürtlerin, Iranli, Türkiye ve suriye Kürt ilticacıların ülkeden çıkarılmasına en kararlı karsı çıkan ve açlık grevindeki Kürtlerlen dayanısmasını eksik etmeyen gene SP'dir.


Bu Kürt politikası ve yakınlıgıylan SP gerek bireysel ve gerekse dernek, kurum ve parti düzeyinde her zaman Kürtlerlen iliskisi ve beraber calısmıslıgı var olmustur.

Sp'ye göre üç ülkede Türkiye, Iran ve Suriye' de Kürtler halen ezilmekte, baskı altında ve kesinlikle demokratik olmayan, insan haklarını ihlal eden Türkiye'i Avrupa birligine girmesine karsılar ve Türkiye'nin yüzde yüz Kopenag sartlarına uymasını istemektedirler.


Yani diye biliriz ki orta dogu'daki avrup politikasında Kürtlere yaptıklarıyla en yakın gibi görünen SP'dir.


Peki bu küçük ve milletvekili sayısı az olan SP'nin bu gün Hollanda'da 24 milletvekiligine yükselten içerdeki politikaları neydi?


Fakirler ve asgari ücretlen yasamak zorunda kalan ve euro uyglamasıylan yasam pahalılıgında durumları gittikçe kötülesen sosyalcılar, issizler, emekli yaslılar, dul veya yanlız kalan çocuklu anneler, hasta veya sakat ödenegi alan alt tabakaya yönelik durumlarını iyilestirme ve gelistirme kararlı politikalarıylan bu gruplardan sürekli destek almıslardır.


Daha sonra bu grupların çöp, su, kanalizasyon ve belediyenin diger tüm vergilerinden muaf ettiren veya af olunmasını saglayan SP politiklarıdır.


Ayrca gittikçe pahallasan çocuk kresi, hastalık sigortası ve hastalık masrafların daha az ödenmesini isteyen Sp'dir.


Okul, üniversite harclarını düsürmek isteyen ve egitime ve saglık düzenlenmesine parti programında özel yer veren SP, ögretmen maaslarının yükseltilmesi, yabancı ögrenciler için imkansizlasan okul- is çerçevesinde daha çok staj yerleri, toplumu sadece istatistik olarak görüp, sosyal toplumsal refah ve olguları sayı- ve rakamlastırılan menejer mantıgın karsısında profesiyonel etik ve daha çok otonomilerini isteyen, siyah-beyaz-din egitimine karsı çıkıp kültürel egitim isteyen, gençlik kurum kuruluslarına, egitimine ve problemelerine daha fazla bütçe ayırmak isteyen SP' dir.


Sp, diger partilere nazaran yabancı politikasında daha ciddi ve tutarlı. Mesela yıllardan beri iltica kamplarında, rezil kepaze olan, haftalık 30 euro ile yasamak zorunda bıraktırılmıs ve çoluk çocuk sahibi olan yaklasık kayıtlı 26 bin ilticacı için, iktidara geldiklerinde kendi söylemleriyle ‘ general pardon' kanunu uygulıyacaklarını açık ve net bir sekilde dile getirmekteler. Ayrıca yıllardır Sp bu insanlar için de imza kampanyası ve mecliste soruönergeleri sunmuslardır. Umarım Den Haag ve Rotterdam'daki illegal(bana göre hiç kimse illegal degil, yanlızca bu insanlar dökümentsizler) duruma düsmüs yüzbinlerce Kürt, Türk illegalleri'de Hollandaki olusturulmus ev ve is emek taseronları ve mafayasından kurtarılır.


Öyle görülüyorki 22 kasım 2006'daki seçimlerde Isçi Partisi(PVDA/35), Sosyalist Partisi (SP/23-24) ve Yesiller(Groenlinks /8-9) az bir sayıylan kazanıp, sol bir koalisiyon kurabilecekeleri ihtimali vardır. Geçenler de kazanma sansı sol'da kesinken, maalesef Isci partisinin seçimlideri Wouter BOS'un sag klüplen son tartısmalardaki kararsızlıgı, terreddüt ve non-lider karizması Partisini 45'lerden 35'lere kadar düsürmüstür. Zayıf Isci partisi olarak Sosyalist partiyle karsılastırıldıgında sosyal, adelet, entegrasyon ve diger bir çok konularda ortak yanları varken, maalesef güçlü olup, milletvekili sayıları 45'lere yükseldiginde daha çok bu sefer Amerikanci liberal VVD(Demokrasi ve Ozgürlukler Halkpatisi) veya VVD kuyrukçulugu yapan iktidar parti CDA'ylan (Hiristiyan Demokrat Parrtisi) flörte girer.


Pvda'nin birde daha önceki 1994'ten 2002' ye kadar ki VVD ve D66(Demokrat 66) ‘mor koalisyonun' Isci partisinin sosyal, toplumsal sorunlar karsısındaki revisionist ve reformist davranıs sekli alıskanlıgı için ve her ne kadar suan Sp benimde içinde yasadıgım ortaklas sartlarını hafletmeyip, bilakis asgari ücretlen yasamak zorunda kalanlar için daha de vergi vermemizi isteyip agırlastırıyorsa da, gene de biz Kürtler ve Hollanda'daki yabancılar olarak daha adeletli, sosyal, çözümleyici, az bürokrasi, uygulayıcı, solider ve döküment sahibi olan ve tümden legalesen bir Hollanda toplumu için Devrimci Demokrat'lar tradisyonu olarak SP'yi destekleyip veya ikinci parti yapmaktan baska bir çare yoktur.


20-11-2006, Den Haag

Kaynak:

•  Dick Houtman, Een blinde vlek voor cultuur' , sociologen over cultureel conservatisme, klassen en moderniteit, 2000. 1 e druk , H2, pagina 42.

•  Achterberg, P. & D. Houtman (2003) Het spook van de rechtse arbeidersklasse: Een culturele verklaring voor ‘tegennatuurlijk' stemgedrag. Sociologische Gids 50,.