Azadbiseng@hotmail.com
Seçim sürecindeki Kürdün kaderi!
Nereye dogru gidiyoruz?
Dört taraftan üzerimize gelen kara bulutlar, kürtlere her zamankinden daha zor bir dönem geçirtip, ülkemizin her geçen gün demonize üçgeninde demoralize eden durum tespitini, herbirimiz kendi tecrübelerimizden yüzlerce örnek verebiliyorken, maalesef halen kuzeyde alternatif veya güçlü bir muhalefetten sözetmek imkansiz.
Her geçen gün nelerin yanlis yapildigi ve ulusal bilinci dejenere edip dekürtlestiren (Türk ve öcalan faktorü, savas zenginleri, Aysel Tugluk ve Cemil Bayik paravanalari) mantigin yüksek bir sesle duymamiza ragmen, Kürt toplumu bu kasavetli, iç sikici, umutsuzlastirilan ruh halinden paranormalestirilerek amaçsiz bir davaya hipnozlastirilip gelecegi ve kaderi halüsünasyonlastirilmistir.
Kürdün cografyasini kana bogan isgalcinin yansimasi olan savas zenginleri, siyasetcileri, bürokratlari, projecileri ve örgütleri Kürde hangi barisi, adaleti, refahi, emniyeti, milli degerlerini ve ulusal programi sunabilir. Bu görünmeyen bataklik ve derin vadide yol gösterebilecek bir vizyona sahipmiyiz? Çoçuklarimiza birakacagimiz Kürdün yarinini ve gelecegini görebilecek bir perspektife sahipmiyiz?
Su an Kuzey Kürdistan'da hiç bir politik parti, örgüt veya hareket çözüm getiremedigi için, görünen manzarayi gittikçe karmasiklastirmaktadir. Mevcut egemen politik hareket bugün bu olanlarin tümünden sorumlu. Ulusal dava, milli degerler, ekonomik, sosyal, kültürel, kimlik, pisikolojik, egitim ve sosyolojik geni desosyallestiren, denasyonalestiren, desivillestiren ve dekürtlestiren mantik, kazandigi bir çok alanda ulusal, birlik ve insa sinavini verememekte. Bes kurus ve politik-lider çikarlari için kan nagmeleriylen fakir Kürt halkinin omuzundan inmeyen garabetlerin ülke sorunlariyla, dayanisma, birlik ve ulusal politikayla ne kadar ilgililer. Bu durumdan egemen hareket ve siyaset kadar, sessiz kalan ve birilerinin politikasi ve basarisini alkislayan ve belli bri noktaya endekslenen sarlatan seyirci perspektiflerde sorumlu.
Halkimiz bu seçimlerde de hiç bir konuda garanti almaksizin sunulan projelerden kötülerin en iyisini seçme zorunda birakilarak sonu olmayan maceralara sürüklenmekte. Yillarca halkimiz geri biraktirilip, ne istedigini bilmeyen bir toplum haline getirilerek sürekli negatif tecrübeler yasatilip postifist perspektifide sistematik bir sekilde felçlestirilen, bir türlü kazanamama, hedefe ulasamama ve bir basarisizlik miknatisi ile Kürdistani magnet demonize cografyasi haline getirilmistir. Hiç bir toplum veya ülkeyi bu sekilde insa edip kuramazsiniz. Ve ortadogudaki halklar bu gizli, derin ve arkaplandaki poltikanin kurbani olup, üç maymunlar oynatilarak yasami dramalastirilp cehennemlestirilmistir.
Her bir dücünce ve politikasi ölüm ve açlikla dans ettirilmekten baska bir amaca hizmet etmemekte. Çünkü ise yaramaz baglilik ve sadakati bagimsiz ve tarafsiz uzman ve ekspertlerden daha iyidir anlayisi hakimdir. Hedefe dogru devam edememe, süreklilik eksikliginden ve karsilikli nefret poltikasindan ulusal politika imkansizlastirilmistir. Halkin genis bir kesimini ve farkli düsünceleri kapsamayan bir politika ülkemizi asla kurmayacaktir ve halkimizi refaha götürmüyecektir. Hiçbir mekanizmanin boyundurlugu altinda esareti kabul etmemesine ragmen, maalesef hakketmedigi bunca acilar halkimiza yasatmislardir.
Tradisyonel oy potansiyeli ve maddi manevi destegi kan pazarinda reaktive ve reanime eden mantik, hirs ve kazanma ideolojisinin en önemli motifasyonu olmustur.
Kürdistan'daki bu durum ulusal temelde örgütlenmeyisin ve ana kaynaklarin yoksunlugundan kaynaklanmaktadir. Açik olmayan ve temel köklerinden yoksun politikalar halkimizin menfatlerini savunamiyacaklari gibi korunmasi içinde kendi parti ve grup egosunu ötesinde geçmeyecektir. Kürdistan'daki egemen güçler Kürt toplumunun insasi ve gelismesi önünde bir engeldir. Zengin ülkemiz ve kahramani bol olan toplumuz derin bir sömürü, yoksulluk, perisanlik, sefalet, açlik ve ölümlerle karsikarsiyadir. Mevcut politikaya olan güveni ve bagliligida çåresizliginden ve alternatifsizliginden kaynaklanmaktadir.
Kisacasi aci olan hiçbir mevcut politik parti veya bagimsiz yansimalari ülkemize ve
Kürtlerin sorununa bir çözüm getiremiyecektir. Kürdün gelecegi, kaderi ve talihiylen ciddi bir sekilde oyunlar oynanmakta. PKK ve yansimasi olan Dtp politikalari açisinda Kürt davasi artik kaybedilmistir.
Kürdün temel kaynagi Kürt toplumunun temel ve simdiki sorunu Kürt ulusal gücün veya Kürt toplumunu yönlendiren yönetimin dürüst, kararli, halkçi, devrimci, demokratik ve ulusal ellerde olmayisidir. Kürdün tüm renkleri, demokratik ve ulusal gücleri mücadele alani disinda biraktirilmistir. Tarih sürekli bize haklarin sömürü ve baskidan kendiliginden kurtulmiyacaklarini ve sefalet, hertürlü esaret ile boyundurluga karsi kendiliginden baskaldirmiyacagini ögretir. üstelik kendi elitinin veya yönetiminin egosunun kurbani oldugunda halklar, toplumsal morgta yasiyorsunuz demektir. Kimlik, morel, milli ve ulusal degeryargilarini dondurulmus toplumun, islevselik ve sosyal çöküntüyü çekmekte. Çocuklarimizlan kurtarma botlari olmayan batan gemilere biniyoruz.
Batan Kürt gemisinden kurtulmanin yolu, toplumun bir an önce tüm pozitifist ve ulusal güçleriylen yeniden bir ulusal poltika olusturmali. Kürt halki toplumsal ve politik yetkisini ve talihini kendisini yeniden uçurumlardan ve badirelerden götürecek, fakirlestirecek, kimliksizlestirecek ve desosyallestirecek kanci politikacilarin ellerine vermemeli.
Kürt halki kendini artik elistirip yargilamali neden ve niçin dünyadaki özgür haklarin ve uluslarin arasinda yerini almamakta. Neden kendisini özgürce ifade edip, özgürce tartisip kendi kaderini kendisi belirlemiyor? Kendisi ile barisik olmayan Kürt halki neden baskalariyla barisi israr etmekte? Deprem geçiren bu kuyulardan yukarilara özgürlüge ve gelecege dogru hep beraber nasil tirmanacagiz? Kürdün gelecegi ile ilgili eger ulusal bir cevabi yaratilamazsa, yapilacak hiçbir tartismanin, seçimlerin, sözlerin, vaatlerin degeri olmiyacagi gibi, aktirilan Kürt kani da hesabsiz kalacaktir.
Yillardir yasatilan acilarin yanis sira, hiçbir haklarindan yararlanamayan Kürtler, yoksul, issiz, egitimsiz, politikasiz ve kimliksiz birakildi. Kendi yansimasi ve politikasinin paravaniyla ‘terör' diye kadinlar, çocuklar, gençler, yaslilar öldürüldü, toplu iskencelerden geçirildiler, köyler yakildi ve yiktilar, hatta dogasinida yakan barbar mantik, kendilerini de çöllestirecek ormanlarimizi da halen yakiyorlar. Kürt köylüsü ve çiftçisi hizmet adina 250 binden fazla kafatas avcisiyla içiçe yasatiliyor.
Bu batmakta olan gemiye üç sey yapilabilinir. Ya batan gemiyi tümden batirmak veya terketmek yada batan ülkeyi kurtarmaktir. Eger batan bu ülkeyi kurtarmayi düsünüyorsak
ilkin Kürdistan'daki tüm Kürt organizasyonlarin amaç ve hedeflerini yeniden bir tartismaya açip bu met ve cezir gelgitinden çikmanin kollektif bir çözümünü aramaya baslasin. Tüm tartismalar, planlar, öneriler ve eylemler Kürt halkiyla beraber, elestiriye açik, sefaf, dürüst ve herkesin, her kesimin kendini içinde bulacagi perspektifler gelsitirilmeli. Çifte, gizli ve derinlemesine agendalar bulunmasin. Kaos ve Korku ortami yokedilmeli, birbirinin öneri ve düsüncelerine saygili, açik, töleransli ve demokratik bir tavir gelistirilmeli. Tartisma toplantilari, seminerleri, gazete makaleleri, bilimsel arastirmalar, analizler, tv –konusmaprogramlari ve konferanslar merkezi ve yapici bir sekilde Kürt organizasyonlarini ilgili ve uzmanligi alaninda görevlendirerek farkli farkli tema ve konularda ülkenin nasil kurtulacaginin çözümyollari arastirilmali.
Daha sonra neden bir halkin kaderi ve gelecegi çikarci, egoist, hirs, çete, baskici, totaliter, kimliksiz ve bilinçsiz politikaciarin çekici nagmelerine birakilmali diye halk kendini sorgulamali? Bunlara bu gücü ve yetkiyi veren ezilen Kürt hakli mi? Neden Kürt halki degerli zamanini yillardir ziyan edip, sürüden biri olarak kendini yok eden, inkar eden, rezil eden, kendisine küfür ve hakaret eden, sefalete sürükleyen, linçeden ve yeni yeni acilara bulastiran yalancilarin, yagma ve oy-talancilarinin toplantilarinda, caimlerinde, mitinglerinde, yürüyüs ve protestolarinda hazir bulunuyor. Su ana kadar hiçbir derdine derman olmayan bu entrika ve politikalara ne zamana kadar inanacak Kürt halki? Ülkemizin sahibi olarak gelecegimizden endiselenmeliyiz. O yüzden bir daha oy avcilarinin senligine bizi hiçbir yere götürmüyecek, Kürt halkini yipratan ve degenere eden hikayeleri dinlemeye gidecegimize, uyanalim ve baskaldiralim. Ülkemizin yeniden kurtulup ve yapilanmasi için, kendi kaderimizi ve gelecegimizi ellerimize alan kadar örgütlenelim, kendi ulusal organisazyonumuz kuralim.
Kürt halki artik yeni perspektiflere açik olmali, desteklemeli, bizzat katilarak tüm Kürt ulusal, politik, sivil, sosyal, kadin, gençlik, din, sendika, çevre demokratik örgütlenmeleri ulusal politika çikarlari için kollektif bir diyaloga zorlamali. Kurmaya, gelecege ve ulusal bilince yönelik bir hareket ve bloka, halkimizin verecegi aktif katilim ve destegi depremlere karsi saglam ulusal temellerini atabilir. Halkimiz artik kendisi söz sahibi olmali, kendi kaderine kendisi karar vermeli, baris mi savas mi, kardeslik mi, ayrilik mi kendisi karar vermeli. Birilerinin yansimalarina, atanilanlara, devsirmelerine, millethirsizlarina , kanemen vanpir örgüt ve politikalarina dayatilan her türlü kölelik, müritlik, kör sadakat, vefa ve baglilik reddedilmeli. Gelistirilmis ve gurur duyan Kürt kimligiyle, kendi gelecegini bagimsiz düsünebilen, birey, politik örgütlenmeyi, organizasyon, sosyal ve toplumsal gruplarin özgürlügü ve autonomisini savunan, halkimizin ulusal çikari ve istemleri için mücadele eden, diline tercüman olan ve soluguna nefes olan devrimci demokratik ve ulusal bir politika adim adim Kürtleri kendi adlarina konusan figuranlari ve palyaçolari devredisi birakir ve oyanilan tiyatroya perde çeker. Sadece halkimizin ulusal çikar ve istemleri demokrasinin yansimasi olursa, hiçkimseyi ve hiçbir ulusal rengi dislamadan, Kürdün kendi ve özrealizasyonunu, gerçek kudretini ve gücünü o zaman mobilize edersiniz.
Daha sonra çouklarimizin ve halkimizin yüksek morel deger yargilariyla ve köklü bir ilgi ve alakayla kurulucak açik, transparant, plüralist, devrimci ve demokratik bir politik hareketle kendi kaderini belirlemek için lokal ve tüm bölgesel idare ve yötenimleri devrlalmali ve ulusal, merkezi bir yönetim içinde referandum çalismalarini hizlandirmali.
Halkimiza toplumumuzun bu kafatas oyavcilarindan, bayrak ve dogmatik politikalardan, ruhani ve irrasyonel takiye ve tarikatlardan, klasik lider ve agalardan, savas taciri ve zenginlerinden, çete ve sömürgecilerden kurtulmalari için dürüst, positif ve ulusal temelde alternatiflerin olusturulmasi lazim. Bu temelde bir nefes alma, aydinlanma ve örgütlenme halkimiz uzun vadede yeniden ümitlendirip, kendi kendini yönetme güvenini yaratabilir. Sürekli tekrarlanan aci ve kroniklesen negatif tecrübelerden, polarizasyon, kin, hirs, nefret, egoist, çikar, yetki, güç güresinden toplumumuzu sürekli delegalestiren ve depolitize eden mantiktan ve politikalarin pesinden bir sürü olarak gidip, müritlik baglilik ve sadakati birakarak positifist bir bakisla gelecege yönelik ülkemizi harmonize eden homojen yapisiylan konsesyonel, plüralist ve transparant bir ahenk içerisinde kollektif ve rasyonel bir ulusal bilinc olusturulmali ve bu zeminde sorumlu ve hesap veren politikalar olusturulmali. Bunu sadece naturel, dogal ve kendi insani gücümüzle kendi projelerimizi üreterek amacimiza ulasabiliriz. Kendi kaderimiz kendi ellerimize alarak zengin olan ülkemizin nimetlerinden yararlanabiliriz. Bu viran ve talan edilmis kültürümüzün ve ülkemizin üzerine yas tutmakta bir fayda getirmez. Ülke bir dayanisma ve tölerans içerisinde, her açidan yeniden yapilanmali ve insaedilmeli. Siddet, nefret, kin, intikam ve rövans mücadelesi ülkemizi kötülüklerden korumasi için kullanisli araçlar olabilir, fakat hiçbir zaman ülke insasi ve yapilanmasi için bir tas olusturmazlar. O yüzden yabani otlarla mücadeleden çok, sifali bitkiler ve politikalar ekmelyiz, beslemeliyiz ve üretmeliyiz.
Halikimiz artik postifist, yapici ve besleyici politik kadrolari, örgütleri ve organizasyonlara destek verip ülkeimizi felakete götüren politikacilardan kurtararak, halkin olusturdugu ve tanidigi yeni bir örgütlenmeyle ulusal degerlerini savunan ve ideallerini gerçeklestirecek bir alternativizmi yaratabilir. Yillardir halkin yetksini ve güvenini yapici ve ülke insasi için gereken sorumlulugu göstermeyen egemen güçler, politikaci ve örgütleri bir daha ülkenin ve Kürdün kaderini bu kendinden yabancilasmis yabanilerin ellerine vermek ve onlari yetkilendirmek Kürtleri sonu olmayan baska acili maceralara sürükleyecektir.
Kisacasi basariyi, huzuru, refahi getirecek olan ulusal mücadeleyi omuzlayabilecek Devrimci Demokrat, Rizgari, Kawa, Tdk-Tevger, Özgürlükçü, PDK-bakur, Hak-Par ve TevKurd kadro ve perspektifi maalesef bu seçimlerdede üstlerine düsen görevi yapamadikalari gibi, halki yönlendirip, ulusal bir konsepte olusturamadilar. Halkimizda hastaligini tedavisini kroniklestiren ve kendini sadece uyusturacak olan ilaclari almayi tercih etmistir. Bu yüzden yarindan geç, eger bu ülkede kaybolmak istemiyorsak ve yarina hazirlanip açik bir ulusal alternatifin olusturulmasi için bir biçim almazsak, yarin çok geç olabilir ülkemizin ve kendi kaderimizi ellerimizle belirleyebilmek için.
22 Haziran 2007
|
|