Azad BISENG

Arşiv

Azadbiseng@hotmail.com

 

Liberal ulusal konseptindeki Kürtsüzlesmeye karşi
Devrimci Demokratlar'in Eylül konsepti kuzeyde alternatifleştirilmeli

 

Ortadogu'da nasyonalizmin bugün halen sivillesmedigi ve seçimlerdeki kafatas milliyetçiligi, özellikle ragbetmis gibi görülürken, sanki bir daha Sovyetler Birligi ve Yogoslavya kurulur izlenimi verildi. Katalanlar, Bask, filistin ve Kürtleri'de politik açidan halen mobilize eden nasyonalizm ise modern dünyanin legal prosesine katilma çabalari ve özellikle Kürt legallesme prosesine karsi ortadogu'daki legallesemeyen nasyonalist kafatas akimlarinin sivilesemeyen politikalarina karsi, halk bu seçimlerlen varolan gidisati redederek en azindan Bosna, Kosova, Ruwanda, Burundi ve Bagdatlasmak istemediklerini açik bir sekilde dile getirdiler.

 

Nitekim uluslasma ve ulusal temsiliyet konditsiyon ve ilkeleri günümüz modern ve globalsüreçte günbegün degismekte ve karsilikli etkilesme içerisinde. Sovyetler Birligi ve Yogoslavya'nin dagilimindan sonra çok-uluslu-devletlerin homojen ve yasanilir bir yapiyi sürdürülmesi günümüz kosullarinda artik bir yanilsama ve ilüzasyon ruhhali çabalaridir. Çünkü artik gittikçe individülesen, gelisen, modernlesen ve mondiyallesen kültürlerin bir baska kültürün hegomanyasini kabullenmedigi gibi, politik, materiyel ve ekonomik kaynagini da kendisi, kendi kültürü ve kendi bölgesi için kullanmak ister. Bu mücadele içinde günümüzde sivil toplum örgütleri halen bir varlik göstermezken, politik ve ulusal gruplar gereken rekabeti sergilemeye çalisirlar.

 

Ortadoguda günümüz kosullarinda nasyonalizm mücadelesi kendisini halen iki sekilde göstermeye devam edebilir. Ya kendi irkinin ve grubunun menfaatini savunma adina, diger bir irki sürekli inkar ederek, erteleyerek denenmis olan ve çözümleyici olmayan, illegal olan siddeti kullanarak, yok ve imha etme, tutuklama, iskence, öldürme, kaçirma, idam, bombalama ve kendisinin de yasayamiyacagi bir Ruwanda, Burundi ve Bagdat cografyasi haline getirir. Yada seçime yansiyan teredütlü davranisin, ilimli, legal ve liberal nasyonalizm'den tercih koyulup, modern toplumlara katilarak, kültür ve deger yargilarina sahip çikilip, birey, etnik ve toplum otonomisi, ulusal, hak ve özgürlüklerine saygi ve anlayis çerçevesinde kollektif kültür egoizminden, irkçiliktan, kafatas, bayrak ve eskiya nasyonalizimden vazgeçilir.

 

Etnik, kültürel ve nasyonalizm kaynakli sorunlarin çözümünde dünya konjöktürü modern toplum genelinde liberal nasyonalizm monitorlanirken, bölgemizdeki etkilesim içerisinde olan gelismeler ve seçim sonuçlari ve sayin I. Küreken'in dedigi gibi Dtp temsilindeki kendini anlamsizlastiran, inkar eden , yabancilastiran, taviz veren ve de-kürtlestirilen ilimli entegrasyon konsepti, varolan militarist ve kafatas politikasini ne kadar liberallestirebilir? Peki karsilikli olusturlmaya çalistirilan liberal nasyonalizmin felsefesi nedir? Varolan tüm bu ulusal, etnik, sosyal ve kültürel sorunlara sunulmaya çalisilan liberal nasyonalizm çözüm olabilecek mi? Liberal ulusalciligin anahtarlari olan sosyal adalet, tölerans, baris ve özgürlük nasil kurumlastirilip resmilestirilir.

 

Bu yazimla varolan gelismeler ve olasi karsilikli umutlandirilmaya çalisilan kültür, kafatas ve bayrak nasyonalizmden liberal nasyonalizme geçis projeksiyonlari açmaya çalisip büyük Eylül genel toplantisina hazirlanan Devrimci Demokratlarin alternatif ulusal konseptini ve sorunlara olan bakis açilarini gelistirmeye davet edecegim.

 

Kurdinfo'da ( http://www.kurdinfo.com/nivis/azad_peseng_09.htm ) daha önceki ‘ Ortodu ğ u'nun girdi ğ i a şırı nasyonalist girdabindan, DDG'nin eylül'de bilimsel olanı yakalama zorunlulu ğ u' adli yazimda teorisini aydinlatmaya çalistigim içgüdünun irrasyonel kalintilari olan ‘ Nasyonalizmi ' günümüz sosyal politikasi ve özellikle politik filozoflarindan liberalist kuramci Rawls'in liberal toplum bakisaçisini destekleyen sosyal adalet teorisinin(1) ilk prensibi olan ‘ bireysel-degerlerin ve bireyin' temel taciyicisi oldugu morel degeryargilarin ve haklarin, kollektif mevcudiyet ve varolan entiteytten aldigi morel ve degerler bireyin özgür düsünmesiyle yasamina katki sunabilecegini ifade eder.

 

Ikinci ilkesi olan ‘ Etik-pluralizm'in' (1) iyi bir yasama ulasabilme cesaretini verdigini ve istemlerini sekillendirip gerçeklendirebilmesi için, bireyin ozgurce karar verebilmesi gerektigini savunur.

 

Liberal yasami formüle eden bu iki ana ilke eger birarada kombine ve entegre edildiginde John Rawls'in 1993'te dillendirdigi ‘iyi- düzenlenmis- kurulmus- toplum' (2) teziyle yasam üzerindeki degisik düsünceler, deger- sistemleri ve yasamtarzlarini bir çerçevede entegre ederek koordine edebilme sansi vardir.

 

Peki bayrak ve kafatas milliyetçiligine karsi halklarin yönlendirildigi ve teredütlü liberal politikaya kanalize edilen umutlar ve realite, kendi halkina getiremedigi sosyal adalet bir baska farkli kültüre ve kimlige ne kazandirabilir. Çünkü Rawls'in modellendirdigi liberal teori(1) bile özellikle kapali ve relatif homojen toplum çerçevesini vurgulayip, internasyonel sosyal- adalet ve toplum içerisindeki farkli kültürel kimlikler sorununa az deginerek, konumuz olan ‘ Nasyonalizm' sorunu ilgili iki büyük problemle karsilasiriz.

 

Birincisi, her ne kadar insan kisiliginin standart modelini sekillendiren kültür, merkezi element olarak ve bir gerçek olarak bilinyorsa da Rawls teorisinde kültür'ün belirleyici rol oynamadigi belirlemesi var. Iyi bir yasam üzerindeki düsünceler sistemindeki kültür bir yan-etken olarak görülüyor. Liberal anahtar düsünceleri olan tölerans, nötraliteyt, tarafsizlik ve yansizlik politikasinin etkisiyle kültürel kimlige mahsus gerçekligin azaltilabilinecegi vurgulamasi yapiliyor. Rawls'in insani ve bireyi sosyal çevresinden soyutlama poltikasi ve ‘türünden tek sey' tezine karsi gelenler de az degil. Çünkü insani toplumsal konteksti içerisinde düsünmemek ve özellikle bireyin kendi toplumunun ve toplulugundan aldigi ve tasidigi degerler ve kültürü görmemezlikten gelmek, bireyin kendi kendini, kisiligini ve kimligini görmezden gelerek amacina ulasmak demek toplumbilimine aykiriliktir. ‘ Kendini anlamsız kılarak karşıtlarla muhatap olunmaz' ( http://www.kurdinfo.com/nivis/ibrahim_kureken19.htm ) adli makalesinde sayin I. Kureken açik bir dille dile getirmekte.

 

Norm ve degeryargilarini sosyal kontekstinden aldigi insanin, sosyal ve toplumsal çevresinin bir ürünü oldugunu söyliyen akademisyenlerin düsüncelerine katilirken, insanin ürünü olmadigi toplumun, kisinin geçmissiz ve yüksüz bir sekilde kendi sosyal konteksti seçemiyecegi gerçegi düsünüldügünde, birey sosyal çevresinden yüklenir mantigi toplumbilimcileri tarafindan daha geçerli bir kani olarak karsimiza çikar.

 

Rawls modeline iliskin ikinci problem olarak liberal felsefenin nötral ve tarafsiz olmadigi , özellikle direk ve indirek tarafli ulusal sinirlamalar getirirken, bazen de kendi gizli ulusal agendaya sahiptirler. Liberalist olan Yael Tamir bu açidan liberalistleri aslinda gizli nasyonalistler (3) olarak nitelendirir.

 

Peki su an liberal nasyonalist kilifina bürünen politika toplumdaki farkli üyeler, kültür ve etnikler arasinda nasil bir beraberligi, ortak çalismayi ve ortak yasamayi hedefleyecek. Türkiye'deki liberal teorinin nötral, tarafsiz ve sosyal adaletine soyunan Akp politikasi nasil bir arabuluculugu amaçlar. Hangi kosullar içinde böyle bir topluma insanlar ve farkli etnik gruplar üyelendirilebilinir. Üye ve entegre olan ile olmayanlar birbirilerinden neler beklemeli. Gruplar, kültür ve etnik gruplar arasindaki farkli istemler nasil formüle edilir.

 

Modern insanin, ulusal kimliginin ve bireyin özgür kisiliginin önemine deginen liberal nasyonalizm ulusal talepleri ne kadar sinirlandirabilir. Liberal degerler ile ulusal talepler hangi çerçevede anlasip, varolan çeliskileri giderebilir. Her ne kadar liberal politik felsefe günümüzde toplumlardaki kültürel ve ulusal kimlik sorununa egilmek istediyselerde, liberal nasyonalizm kendi çeliskilerini asamamistir.

 

Toplum bilimcileri veya komünitaristler liberalizmi redederken , nasyonalizme karsi, pozitif bakis açisina sahiptirler. Tolum bilimcilerine göre nasyonalizm gruplarin, etnik, ulus ve toplumlarin etik primatlarini destekler. Toplumbilimcilerin ve felsefecilein bireyin sosyal ve toplumsalkontekstinin bir ürünü oldugunu tezini savunduklarini görmekteyiz. Degerler üzerine kurulu bir toplumun kurtulup daha uzun yasabilmesi ve refahi icin, toplumun disinda kalan üyelerin sorununuda yan-etki olarak da karsimiza cikmamasi için realite varolan tüm dogasiyla kabullenmesi gerektigini savunurlar.

 

Tek ulusa dücüncesini rededen Kosmopolit perspektifine göre nasyonalizm ve liberalizmin birbirleriyle uzlasmadigidir. Kosmopolitler kendilerini iki sekilde formüle ederler. Ilkin insan kimliginin ait oldugu ulusun ayrilmaz bir parçasi oldugunu söyliyen nasyonalist düsünceyi tanimazlar. Çünkü kisilik ve kimligi ayakta tutan (4 )‘Caleidoscopische' kaleydoskop'un farkli çagirisim piskolojik iliskileri birbiriyle rekabet içerisinde hareket edip, birey için gerekli olan kisilik ve kimligi üretigini savunurlar. Kimlik ve kültür arasindaki özel bagi kabul eden Kozmopolitlerin diger bir formülasyonlari, nasyonalist ve liberalistlerin savunduklari gibi bu bagin birey hak, hukugunu ve mükkelefiyetini belirlemek için yeterli bir sebep olarak görülmemekte. Kisacasi kozmopolotlar nasyonalizmin hiç bir biçimini kabullenmezlerken, liberalizmin ozellikle nasyonalizm ile bagdasmadigi vurgulanir.

 

Yani her ne kadar liberal, ilimli ve yumusak entegrasyon perspektifi bir umut olarak uluslari, etnik ve kültürleri bir çati altinda birlestirdigi savlarini, toplumbilimcilerin gruplarin üyelik ve kültürüne olan ilgisiyle güçlendirseler de, ulusal kimlik, etnik, gruphaklari ve grupüyelerinin bireysel haklari koruma adina, genel koruyucu gizli nasyonalist bir çerçeve biz Kürtlere kabullendirilse bile biz Devrimci Demokratlarin liberal nasyonalistlerin kabul ettigi morel savunabilirlik çerçevesindeki sunulmaya ve yuturulmaya çalisilan spesifik ulus menfaatlerini koruyup gelistirme adina Kürt realitesini, kültürünü, birey hak ve hukukunu görmezlikten gelmelerine karsi ciddi bir durus ve bilimsel bir perspektif sergilenmeli. Gerilimin sebebi olmiyacagiz gibi ilimli ve tavizkar demeçler, Kürt realitesiyle bir çeliski içerisindedir. Tereddütlü ve ikircimli kültürel elementler üzerine kurulu pozisyon poltik varlikla ilgilidir. Ulusal istemler degildir, mantikli ölçüt ve kriterler degildir.

 

Günümüz kosullarinda bir ulus devletinin daha uzun yasayabilmesi için eninde sonunda seçecegi liberal nasyonalizm bir kurtulus olsa da, liberal nasyonalistlerin kendi uluslarinin sepmatisini kazanmak için, eklemeye çalistiklari iki daha normatif ilkelerinden bir tanesi olan ulusal özerklik ilkesi milletlerin bagimsizligidir. Yani bir milletin kendi üyelerinin esya, mal, mülk ve kaynaklarinin dagitim güvencesinin tarafli bir sekilde morel hakki olmali. Ikinci ilke bu ulusal birlige olan çagrisimin yükümlülükleridir . Yani millet ve ayni toplumun üyeleri arasindaki bireysel veya toplumsal iliskiler, birbirilerine karsi belirli yükümlülük ve sorumluluk içerisinde olunmali.

 

Fakat ulusal sorunun en onemli sorusu politik-materieel dagilimdan ne demek istenildigidir . Bu dagilimpayi seçilen parlemento'daki sadece bireysel bir koltuktatminligi ve kendi toplumundan ve cografyasindan aldigi kültür, deger ve ulusal menfaatini koruma mümesilliginin inkari olmadigi gibi, Lozan'daki imha edilmesi okeylenmesinin bir parça asla degildir. Böyle bir liberal entegrasyonda dahi, en önemli birinci politik materiel ait olunan ulusa üyeliktir. Çünkü bir millete veya ulusa olan üyelik sartlari diger tüm baglantili materiyel haklari belirler ve sekillendirir. Ikinci politik materiyel üyeligin görünüs, bakis ve yön kalitesini belirleyen bir ulusun veya milletin kendi kaderini belirleyen egemenlik hakkidir.

 

Ulusal pozisyon bir ulusun ve milletin bagimsizligini ve egemenligini belirlerken, ulus çikarlari için üye olamayanlara karsi, sahip olduklari mal, mülk, esya ve materiyel dagilimin tarafli, yayilmaci ve isgal hakkini morelen kendilerinde bulmalari kabuledilemez. Çünkü kendi kaderini tayin hakki ilkesi gruplarin bakis, biçim ve yönlerini simdi ve gelecekte kendi menfaatleri için kendi kendilerini yönetme hakkina sahiplendirir. Selfdeterminasyon ilkesini liberal nasyonalist Yael Tamir ve David Miller'de savunarak liberal teorisinin ilk ilkesi olan sosyal adaletin ancak gelismis kendi ulusal kimliklen ve bunu yasayarak saglanabilinecegini deklare ederler. Tamire(3) gore, ‘the existence of a shared public space a necessary condition for ensuring the preservation of a nation as a vital and active community' (Tamir, 1993: 73). Yani bayan Tamir'e göre liberallerin bu politik talebi desteklenmeleri gerektigini ifade eder, çünkü ulusal kisilik ve kimlik sorunu bireyin yarari ve gelisimiyle iligili oldugu için, birey haklari gelistirilip korunmalidir. Her birey kendisini gelistirdigi, gururlandirdigi, filizlenip ulusal, kültürel, sosyal, piskolojik besinlendigi ve gidasini aldigi kendi toplumuna ihtiyaci vardir. Kanimca da bunun disandaki bir yasam ve toprak bitkiseldir.

 

Genellikle selfdeterminasyon hakkinin belirli gruplara üyesi ettirildigi daha genis olan toplumundan ayrilma hakki tanidigi gerekçeleri veriliyor. Bu bazen haksizliga ugramis sömürge altindaki teritoryomda yasayan gruplarin (5:Miller, 1995) veya haksizliga, diskriminatsiye ve sistematik sömürüye ugrayan gruplarin talepleri olarak veriliyor(6: Buchanan, 1991). Fakat farkli etnik ve kültürel gruplar arasinda bir konsensüs olusturulmayinca, (7) Kymlicka'nin savundugu federalizm gibi grup haklarini garantiliyen internasyonal ve kurumsal düzenlemeler devreye girer.

 

Kisacasi ulusal gruplarin ve hareketlerin nasyonallesmede liberal bir seyir izleyerek basarili olabilecekleri açik bir soru olarak karsimizda çikabilir. Tüm gelismelere ragmen Devrimci Demokratlar ugruna inandigi ulusal politikasinda hakkettigi pozisyonu alip, amaçladigi hedeflere ulasmada en efektif yöntemlerini belirleyerek, verilecek bedel felsefesinin bilinciyle Devrimci Demokratlar, CiwanKurd, JinaKurd, RojaKurd, MamostênKurd, TevKurd ve diger tüm ulusal, sosyal, kültürel ve toplumsal gruplar kendi ulusal alternatif konsept çalismalarina baslamalidirlar.

 

Azad Biseng, Augustus 07,

 

Kaynak

 

  1. J. Rawls, ‘ A Theory of Justice', Cambridge, Mass, Harvard University Press, 1971.
  2. J. Rawls, ‘Politik liberalism', New York, Columbia University Press, 1993a
  3. Y. Tamir, ‘Liberal Nationalism' , Princeton, NJ, Princeton Unversity Press, 1993.
  4. J. Waldron, ‘ Minority Rights and the Cosmopolitan Alternative' , 1995
  5. D. Miller, ‘ On NAtionality ', Oxford, Clarendon Press, 1995
  6. A. Buchanan, ‘ Toward a Theory of secession, 'in Ethics 101.
  7. W. Kymlicka, ‘ The Rights of Minority Cultures ,' Oxford, 1995