Görkemli bir kavak ağacı bir de ne görsün-çok yakınında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar mevsimi ilerledikçe komşu kabak bitkisi ulu kavağa sarılıp yükselmiş. Yağmur ve güneş derken, öyle bir hızla büyümüş ki kabak-neredeyse ulu kavakla aynı boya gelmiş. Yeniyetme kabak bir gün dayanamamış: “Sen kaç ayda bu boya geldin kavak ağacı?” “On yılda!” diye yanıt vermiş kavak. “On yılda mı? Çok zaman!” demiş bu kez kabak. “On yılda mı? Korkunç bir zaman!” demiş mırıldanarak kabak ve hava atmak için yapraklarını, çiçeklerini sallamış. “On yıl? Çok zaman!” demiş yeniden kabak. “Oysa ben sadece iki ayda senin boyuna geldim?” “Haklısın!” demiş ulu kavak. “Çok haklısın!” Zıpçıktı kabak bu yanıtın üzerine daha da kabarmış. Bahar, yaz derken günler çabuk geçmiş ve sonbaharın ilk rüzgârlarıyla bir sabah erkenden uyanmış kabak. Tir tir titriyormuş, sararmış yaprakları dökülüyormuş. Kavak ağacı olmasa neredeyse düşecekmiş. “Neler oluyor?” demiş telaşla kabak. “Düşünüyorum, sanki… Sen olmasan neredeyse aşağı inecektim?” “Ölüyorsun!” demiş ulu kavak. “Neden?” demiş kabak solgun bir halde. “Ölüyorsun! Çünkü on yılda geldiğim bu düzeye iki ayda gelmeye çabaladığın için.”
Son zamanlarda bir Cumhurbaşkanı seçimi korkusu saldı her yeri. Sanki bu ülke öyle bir lâik, öyle bir demokratik sosyal hukuk devleti ki sormayın gitsin! Siz beyler kendinizi hiç yormayın! İstediğiniz kadar yırtının, seçilen ya İslami yönüyle ya da Türkçü yönüyle şöhretli olsun ya da olmasın neyi değiştirebilir? Ad soyadının Tayyibullah Maşallah, Şanlı Kül Tigin, Kahraman Kürşad Kağan olma(ma)sı çok mu belirleyici? Hayır beyler! 1923'te kurulan Cumhuriyet'le Osmanlı ortadan mı kalktı sanki? Oluşan oligarşik cumhuriyetle halk hiç seç(il)me hakkını gerçekte elde edebildi mi? Sol(cu) veya sağ(cı), hep varsılların partileri değil midir? Parlamentoya girmek için milyon dolar sahibi olmak gerekmez mi? Birkaç özel durum dışında-onda da demokrasicilik oyununun sözde kuralları içinde bilerek seçtirilmişlerin istisnasıyla-hep varsıllar seçilmiyor mu? Genleri değiştirilmiş ve aşırı sağcı yapılmış halk, kendisine sunulan partilere ve adaylarına oy vererek mi seç(il)me görevini yerine getiriyor?
Bu bir komedyadır!(Üç hilalin bir hilali yerine yıldızı koyarak-iki hilal, bir yıldız amblemiyle Türk bayrağını çağrıştırarak-Genç Parti bugün AKP'nin yerine ezilenlerin umudu olmuyor mu? Irkçı ve Türkçü oylara oynayan GP'nin lideri Cem Uzan mal, mülk ve parasının olanca el konulmasına karşın milyon dolarlık reklâmlarla sosyalist sloganlar söylemektedir. Bu bir manidar olmadan öte, bir parodidir!) Birkaç kanun değiştirmekle-kabak ağacı örneği-ülkeye demokratik bir rejim mi geldi sandık! Burada önemli olan rejim biçimidir. Gerçekten de içinde bulunduğumuz sistem lâik, demokratik, sosyal hukuk devletini yaşatan canlılığı taşıyor mu? Asıl sorun burada! (Solun olmadığı (yasak olduğu) bir ülkede, solda olması gereken sivil toplum kuruluşları sağcı, İslamcı ve Türkçü görüşlere sahip bu topraklarda. Ve bir askeri darbe ürünü olan YÖK bu topraklarda solculuk yapıyor. Ne tür bir parodidir bu?) Bakın rejimin işleyişine: Osmanlıdaki ulema, asker, tüccar egemenliği bu sistemde komprador burjuvazinin gerici feodallerle ortak iktidarı şeklinde devam etmiyor mu?
Ülkede ezilenlerin, sokak çocuklarının, dilencilerin, kimsesizlerin, sahipsizlerin yaşama özgürlüğünü savunan var mı? Kürtlere kardeş gözüyle bakan bir zihniyet var mı? Kürtler ne zaman kardeş olacak? Bildiri dağıtmak ya da imza toplamak isteyen sol görüşlü üniversite gençleri faşistler ve halk tarafından linç edilmiyor mu? İki ayda tozu dumana katıp kavak ağacının boyuna erişen kabak ağacı örneği gibi sanki bu ülkede lâiklik, hak, hukuk, adalet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik var(dır) da, yeni seçilecek cumhurbaşkanıyla mı yok olacak? Tam bir parodi yaşıyoruz!
Ve yadsınamayacak son bir gerçek: Eğer ülkede padişahlık oligarşik cumhuriyet maskelemesiyle devam ediyorsa, ülkenin Türkçü İslami bir rejime yönelmesinde ne tür bilimsel bir çelişki olabilir? Sol olmadan lâiklik mi olur? Demokrasi, özgürlük, hak, hukuk adalet mi olur? Sol olmadan ulu kavak ağaçları mı yetişir-olsa olsa kavak ağacı boyunda kabak ağacı olur.
Gırgır Dergisi'nin 20-27 Nisan 2007 sayısında yayinlanmi ştir
BÜLENT TEKİN
1954 yılında Mardin'in Derik ilçesinde doğdu. İDMMA(Galatasaray) Kimya Mühendisliği ve ODTÜ(Gaziantep Kampusu) İnşaat Mühendisliği mezunudur. Edebiyatçılar Derneği, BESAM, TYS ve PEN üyesidir. Halen Gırgır Dergisinde yazmaktadır. Yayımlanmış eserleri: Kızıldan Sarıya(şiir), Tarih Tarih Olsun(şiir), Sevdanla Yaşayacaksan(şiir), Kral Situ'nun Hikâyesi(roman), Barışla Güzeldir Sevdam(şiir), Feyyo'nun Felsefesi(roman), Ölümü Vurmak Güneşi Öpmek(şiir), Bir Türkiye Çıkmazı(deneme).