Bülent Tekin

Arşiv

btekin1954@mynet.com 

Seç(me)sem olmaz (mı?)

Bir ilke başlıyorum, belki geleceğin ilk cemresi olur: Umutlara, sevdalara, yüreklere düşen o ilk utanç. Utan(dır)mak istiyorum. Yani bizi yönetmeye talip olanlara sesimizle ulaştırabilirsek “insan” olduğumuzu. Ümmetten, ırktan, dilden, renkten öte insanı-asıl-insan yapanın akıl olduğunu haykırabilmek… İşte yazarlık, şairlik böylesi zor bir görevi üstlenir: Okumak ve yazmak!

  

Bugün ülkenin en büyük sorunu düş(me)mektir. Bu düşüşte kolu bacağı kırılacaklar altta olanlar, emeğiyle yaşayanlardır. Değiştim diyerek değiş(me)meye-inat-karşı duranları tanımamak soluksuz kalmaktır. İşte yazarın korkusu budur: Neyin kendisine dost olmadığının ayırdına var(a)mayan insanımızın-kendi-eliyle çizdiği esaret yazgısı. Bize-yine de düşen-iyi yazmaktır.

  

Irkçı ve dinci edebiyatın ticaretini yapan politikacıların işlediği “hırsızlık” cezasının ceza hukukumuzda maddesi yok. Çünkü onlar kendi egemenliklerini sürdürebilmek için insanları uyutarak oyalayabilen illüzyon (yanılsama) tacirleridir. Onlar hiç bu halkı karşılıksız ve çıkarsız sevdiler mi? Anlattıkları masallarla bizleri oyalarken-görmüyor musunuz?-bu ülkede umudun esamisi kalmadı, mutluluğu(muzu) ölüm sonrasına-cennete-bıraktılar. Biz siyahla beyaz arasında başkaca renk(gri) yoktur diyenlerden değiliz. Bu ülke ırkçı ve dinci tacirlerin spekülasyon (üretme) dönemlerini çoktan atlattı. Artık bu ülke bundan sonrasına dayanamaz.

  

Ülke kız çocuklarını-ilköğretime kadar-türbana büründürdüler. Okulları ibadet yerlerine çevirdiler. Allah'la kul arasına kendilerini sokarak vizenin mutlaka kendilerinden geçtiğine inandırdılar. Bu insanüstü (!) yaratılışa çoğumuz inandık. Ülkenin kimi yöneticilerinin ajandasında-istedikleri kadar yok desinler-şeriat ve faşizm düşleri varken, yalandan demokrasi âşığı göründüler. Yurtlar, dershaneler, kolejler eğitim-öğretim alanından çok örgütlenme merkezlerine döndü. Öyle bir ülke olduk ki- bugün-Amerika'da yaşayan Fethullah'ın neredeyse AKP kadar oyu var!

  

Ülke daha fazla gerilemez. Zaten var olan korkulara yenilerini ya da tabuları eklemek… Türban, cami, minareyi Allah korkusu yaratarak yaymak, Allah'ı ölüme, öldürmeye, öce, yıldırmaya dayalı bir uğraş içinde göstermek mevcut adaletsiz dağılımı meşrulaştırmak değil midir? Böylesi bir korkudan kimler yararlanabilir? İşte yazar bu noktada vardır.

 

Genel seçimi biz mi yapıyoruz, bizler mi katılıyoruz? ABD ya da AB manipülâsyonu neden bu ülkenin gerçeklerinden daha etkin? Açlık, yoksulluk, işsizlik, hak ve özgürlükler, insan hakları gibi yadsınamaz ihtiyaçlar nasıl oluyor da öncelikli belirleyici olamıyor? İnsanlar-sanki-gidip kendi aleyhine oy veriyor? Kimse neden yaşamı anlatmıyor? En kimsesiz, en yoksul, en altta kalana kardeş demek varken neden ölüm sonrası korkuyu anlatarak politikanın kralı yapılıyor? Bundan kazanan kimlerdir: Yoksullar mı, varsılar mı? İşte yazar bu noktada yalandan heykelleri yıkmalıdır. Din, milliyet hamaseti yapanların giderek artan mal varlıklarını, bu fani dünyadaki şatafatlı yaşam biçimlerini sergilemek yine yazara düşer.

 

Neden bu efendiler öylesi şatafatlı bir yaşamı –kendileri için-ölüm sonrasına ertelemiyorlar? Bu efendilerin milletvekilliği, belediye başkanlığı, bakanlık koltuklarına otururken uyuşturdukları insanları (fanatiklerini) örtünmeyle, sakalla, bıyıkla mutluluğa itebilmelerinin ustalığı mutlaka bir yazar tarafından yazılmalıdır. İşte yazar bu noktada mutlaka iyi yazmak zorundadır. (Zaten değil midir ki yazar, iyi yazandır?)

 

Bir ilki yazmak istedim. Utancı hatırlatmak istedim. İnsanın insandan utanmasının yüceliğini… O utanma olmalı ki, aldatma, kullanma ayıbını unutmamak… Bunu seç(me)mek, görmek bize bağlı. İşte bu noktada yazar konuşur: “Gök mavi, yaprak yeşildir”.

14.07.2007

 

Bülent tekin
1954 yılında Mardin'in Derik ilçesinde doğdu. İDMMA(Galatasaray) Kimya Mühendisliği ve ODTÜ(Gaziantep Kampusu) İnşaat Mühendisliği mezunudur. Edebiyatçılar Derneği, BESAM, TYS ve PEN üyesidir. Halen Gırgır Dergisinde yazmaktadır. Yayımlanmış eserleri: Kızıldan Sarıya(şiir), Tarih Tarih Olsun(şiir), Sevdanla Yaşayacaksan(şiir), Kral Situ'nun Hikâyesi(roman), Barışla Güzeldir Sevdam(şiir), Feyyo'nun Felsefesi(roman), Ölümü Vurmak Güneşi Öpmek(şiir), Bir Türkiye Çıkmazı(deneme).