Bülent Tekin

Arşiv

btekin1954@mynet.com 

Nerede o eski günler!

Ülkemizde Cumhuriyet sonrası kurulan partiler daha çok köken itibariyle İttihat ve Terakki'nin ana düşüncesi milliyetçilik(Türkçülük) ve İslamcılıktan geldiklerinden hızla dejenere olan sağcı düzenler oluşturdular. Ve halk sürekli bu propagandalarla (milliyetçilik-din) disipline edilince sonuç itibarıyla sağcı müteahhitlik düzeni kuruldu. (Düşünün bir kere: Oluşturulan düzenlerden biri olan sağcı müteahhitlik düzeni ancak bir kabilelik Afrika ülkesinde olabilir(di); böyle bir düzen ne yazık ki ülkemizde oluşturuldu.) Yani üretmeden (emek çekmeden) devletin paralarıyla zengin olmak ve aynı çevrime devam etmek(bir daha zengin olmak).

  

Her gelen iktidar pestilimizi çıkardığı halde her seferinde benzerine oy verdik. Çünkü oligarşik düzen sağcı yurttaş tipini yaratarak tüm geri kalmış ülkelerdeki (az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler de diyebilirsiniz canım?) yapılanı yaptı. Halkın anası ağladı ama mutluydu, çünkü komünizm, gençler, üniversiteliler gibi hayali (yaratılmış) düşmanları vardı. Önemli olan vatandı. Oysa komünizm mücadelesi verenler(?) komünistlerle gizliden (sonradan açıktan) ticaret bile yaparak (çalıp çırparak) varsıllaştılar. Halk hep yoksul kaldı. Her gelen iktidar bizi yaktı ama biz yanmadık(!) Mesele çok ciddi aslında, nesini anlatayım? Milliyetçisi, liberali, ırkçısı geldi; ortacısı (merkezci?), dincisi, aşırı sağcısı geldi; hep ağladık. Ve en son Müslüman kardeşlerimizin yaptıkları diğerlerini aratır oldu. Diğerlerini mumla arar olduk(!) Usuma bir öykü geldi:

  

Aliko mezarları açar, ölülerin altın dişlerini sökermiş. Cesetlere bu rahatsızlığı veren Aliko'nun yaptıkları bir müddet sonra ilçede öğrenilmiş. Yine de işi gücü mezarları gizlice açmak ve cesetlerden altın dişleri toplamak olmuş. “Allah belasını versin!” diye beddua edilmiş Aliko için. Aliko ölümünü sezmiş olacak ki oğlunu çağırmış. “Oğlum!” demiş. “Yaşlandım artık ve hastayım. Öyle zannediyorum ki yakında öleceğim. Ama sana iyi bir nam bırakmadım. Ardımdan herkes bana lanet okuyacak!” “Üzülme baba!” demiş Aliko'nun oğlu. “Üzüldüğün şeye bak hele? Eğer ben senin ardından-değil lanet-tüm ilçede rahmet okutacağım. Herkes senin için, ‘Allah rahmet etsin!' diyecek.” Aliko-dediği gibi-çok yakında ölmemiş ama bir gün olmuş ölmüş. Ölümünün ertesi gününde ilçede bir kişi daha ölmüş o ara. (İlçe adını vermek istemedim.) O ilçede-geleneğe göre-mezara önce topluca erkekler gider,-erkeklerin dönüşünde-daha sonra da kadınlar giderdi. Erkekler mezarı terk eder terk etmez saklandığı yerden çıkan Aliko'nun oğlu, elleriyle, parmaklarıyla, kazmasıyla, küreğiyle mezarı çarçabuk açmış ve sıcaklığını hâlâ koruyan cesedi çıkarıp, ölünün altından dişlerini sökmek üzereyken kadınlar gelmiş. Aliko'nun oğlunu bu halde görünce şaşırmışlar. “Şu işe bakın hele!” demişler. “Daha ölünün birkaç saati olduğu halde dişlerini sökenler türemiş. Dünya bozulmuş! Yok canım yok! Allah rahmet eylesin, Aliko öyle değildi! Aliko'yu Allah rahmet etsin!” Aliko'nun oğlu hemen babasının mezarına gitmiş ve “Baba!” demiş. “Ben sana demedim mi tüm ilçe halkı seni rahmetle anacak! Bak işte anıyorlar!”

  

Bu öyküde anlatıldığı gibi (mi), muhterem Müslüman kardeşlerimiz-Nedense iktidar nerdeyse muhteremler hep orada olur!-bize öncekilere (aşırı sağcılara) rahmet okuttular. En azından öncellerinde örtündü/örtünmedi, namaz kıldı/kılmadı korkusu bu denli olmamıştı. Hele dinin tek belirleyici olduğu sistem bu denli yakın değildi. Öncekileri rahmetle anıyorum(!)

 

10.09.2007

Bülent tekin
1954 yılında Mardin'in Derik ilçesinde doğdu. İDMMA(Galatasaray) Kimya Mühendisliği ve ODTÜ(Gaziantep Kampusu) İnşaat Mühendisliği mezunudur. Edebiyatçılar Derneği, BESAM, TYS ve PEN üyesidir. Halen Gırgır Dergisinde yazmaktadır. Yayımlanmış eserleri: Kızıldan Sarıya(şiir), Tarih Tarih Olsun(şiir), Sevdanla Yaşayacaksan(şiir), Kral Situ'nun Hikâyesi(roman), Barışla Güzeldir Sevdam(şiir), Feyyo'nun Felsefesi(roman), Ölümü Vurmak Güneşi Öpmek(şiir), Bir Türkiye Çıkmazı(deneme).