Firat Dildar

Arşiv

firat_dildar@hotmail.com

Kurdistan Tarihinde Sömürgeleşme, Kürt Politikası, Direnişler ve Sonucları (1)

Amasya Antlaşması ve Sonuçları

16.yüzyılın ilk çeyreği ayni zamanda Kürdıstan'ın da sömürgeleştirilme sürecinin başlangıcı sayılır.Kürt mîrlikleri o döneme kadar Osmanlıya bağlı olmayıp kendi yönetim mekanizmalarını kendileri oluşturmuştur.. Zaman zaman İran'ın saldırılarına zulmüne uğruyor ancak statü olarak kendilerine özgü bir yapı arz ediyorlardı.

 

İdrisé Bedlisî saraydan beslenen, ayni zamanda Yavuz'a danışmanlık yapma beceri ve kabiliyetine sahip; bilgin, düşünür, stratejist ve yöneticilik yapabilme özellikleri olan bir Kürt'tür. Osmanlı doğuda İran'ı etkisizleştirmek, daha sonra Kürdistan üzerinden Mısır'a yönelme amacındadır. Bir şekilde Kürdıstan'ın ele gecirilmesi ve Kürt mirliklerinin elde edilmesi gerekiyordu. Bu anlamda Kürtler ayni zamanda savaşta asker olma potansiyelini de bünyelerinde barındırıyorlardı.Bu alanda da Kürtlerden faydalanmak gerekiyordu.

 

Nihayetinde Idrîsé Bedlîsî danışmanlıgında Kürd mirleri yönetim altına alınmak istenir.Bu projenin danışmanı ve akıl hocası İdris'tir.Yavuz Sultan Selim tam yetki ile onu görevlendirir. O da saray adına Kürt mîrlikleri ile görüşmeler yapar. Ve sonuçta 1514 yılında Yavuz Sultan Selim ile Kürt Mirleri arasında Amasya Antlaşması imzalanır.Antlaşmanın maddelerinden çok özcesi muhtevasını buraya almak istiyorum.Kaba olarak;

1-Kürt mirleri her yıl Osmanlı'ya vergi verecektir.

2-Kürt Mirleri savaş anında mahiyetindeki askerlerle Osmanlı ordusunun yanında savaşa katılacaklardır.

3-Şayet Kürdistan Mirleri saldırıya uğrarlarsa Osmanlı Devleti onları koruyacaktır.

Antlaşmanın en önemli ve can alıcı maddeleri bunlardır.Bununla birlikte mirlik mülkiyeti babadan oğula geçecek, kısacası mirlik soyu esas alınacak,bu statü ve mülkiyet başkasına devir edilmeyecektir.

 

Bu antlaşma ve maddelerini yorumladığımızda; O döneme kadar Osmanlıya vergi vermeyen Kürtler, bu antlaşma ile vergi verme yükümlülüğü altına alınmışlardır. Osmanlıya asker vermeyen Kürtler, Osmanlıya asker verme ve onun saflarında savaşma yükümlülüğü altına girmişlerdir.Ayrıca Kürtlerin lehine gibi görünen “Kurdistan Mirleri bir saldırıya uğradığında Osmanlı onları koruyacaktır” maddesi ise Kürtleri kendi egemenlikleri altına alma amaçlı gerekçelendirmenin izahıdır.Yani ‘Biz Iran tarafından saldırıya uğruyoruz,onun için Osmanlı bizi koruyacagından buna ihtiyaç vardır' . Bu akıl hocalığı İdris é Bitlis-i' nin Kürt mirlerini ikna etmesi için ince zekası ile kullandıgı bir taktiktir. Sonuçta tarihe mal olmuş bir antlaşmadır. Amacımız sadece bu ve benzeri dönemlerden ders çıkarmak ve yorumlayabilme becerisi göstermektir. Kürdistan mirlerinin önemli bir kısmı idris-i Bedlis-i nin yönetiminde bir araya gelmiş ve Osmanlıya bağlanma süreci böylelikle başlamıştır. Bu süreç, daha sonraki yıllarda mirliklerin ortadan kaldırılması, Kürtlerin kendi aralarında dinamiklerinin parçalanması, alevi Kürtler ile Sünni Kürtlerin güçlerinin ayrışması ve Kürdıstani güçlerin gittikçe zayıflamasının da nedeni olacaktır.Ayni zamanda bir daha geri dönmemek üzere günümüze kadar Kürdistanın da sömürgeleştirilmesinin başlangıcı olmuştur.Kürt aydınının bir kısmının da başkalarının yararına onların kılıcını çekerek, kendi halkını nasıl başkalarının çıkarına peşkeş çektiklerinin de ipuçlarını bize vermektedir. Bizim bazı olayları tersten okuyarak bu yetenekli aydınların ; isterlerse bu yeteneklerini o dönem koşullarında halkının birliği ve güçlenmesi için kullanması durumunda nasıl sonuçlar alabileceklerini de bize göstermesi açısında önem arz etmektedir.

 

Ancak günümüzde tarih yorumlanırken, olayların sonuçları bakımından değerlendirilmesi gerektiği gerçeğini göz ardı eden bazı Kürt aydın ve tarih yorumlayıcıları, hala idris-i Bedlisi-i nin büyük bir Kürt şahsiyeti,bilgini ve “hazreti mevalana şeyh idris-i bitlisi” şeklinde takdim etmeleri, sadece idris-i Bitlis-i nin Kürt soyundan gelmiş olması ile Kürt şahsiyeti,bilgini ve aydını olamayacağını bilmeleri gerektiğini düşünüyorum.Bu alandaki bakış açılarımı genişletmeyi ileriki zamanlarda devam etmek istediğimi belirtirken,herkesin Ahmedé Xanî nin Kürtleri ittifaka,birliğe davet ettiği mısralarını bir daha okumalarını ve yurtseverliğin, bilginliğin ne olduğuna dikkat çekmelerini de arzu ediyorum.

 

 

22.07.2006- MERSİN