Firat Dildar

Arşiv

firat_dildar@hotmail.com

Devrimci Demokratların Diyarbakır Büyük Toplantısı, İzlenimler ve Düşündürdükleri

2 ve 3 Eylül tarihleri arasında Diyarbakır'da, Devrimci Demokrat Gelenek'ten gelen kişi ve taraftarların, bir süredir yurt içinde ve dışında yaptıkları toplantı, etkinlik, görüşmeler sonucunda genel büyük bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantı yeri olan otele gelenler heyecanlı, meraklı bir eda ile etrafa bakınıyorlardı. Kimisi, yıllardır göremediği arkadaşlarını arıyor, kimileri tanışıyor, sohbetler lobide koyulaşıyordu.Ortada koşturan görevli gençler dikkat çekiyordu.Uzun yıllar görüşemeyenler kucaklaşıyor, hüzün, sevinç beraber yaşanıyordu. Kırlaşmış, kiminin dökülmüş saçları, ortalıkta dolanan ve koşturan bu insanlardaki heyecanı, gençlik yıllarındaki organizelerde yaptıkları çalışmaları anımsatıyordu.Yaşları ilerlemiş ama daha önce beraber çalıştıkları dönemlerdeki esprileriyle çevreye canlılık getiriyorlardı. Ben de uzun yıllar göremediğim, ya da bir süredir görmediğim arkadaş, dostlarımı görme imkanı bulurken, yeni tanıştığım, gıyabında tanıyıp da karşılaşmamış olduğum yürekli dostlarla tanıştım.Toplantı salonunda her kes yerini alırken, görevliler son hazırlıkları yapıyordu. İstisnasız sanırım herkeste bir heyecan vardı. Divan oluşturuldu. Divan kısaca açılışı yaptıktan sonra ve süreç ile ilgili bilgiler sunduktan sonra sözü salondakilere bıraktı. Gündemin belirlenmesine gerek kalmadan her kes niçin orada olduğunu biliyordu ve Serbest Kürsü'de düşüncelerini dile getirmeye başladılar. Bundan önce toplantıyı organize eden grup çalışanları adına genç bir aktivist bilgi verdi.

 

İlk konuşmayı genç bir arkadaş yaptı. Yaptığı tespitler kendi adıma söylemem gerekirse çok önemliydi ve beklenmeyen düşünceler sundu bizlere, ajitatif olmaktan öte olgun ve yerinde tespitlerdi.Geçen yüzyılda ortadoğuda yapılan dizaynda Kürtlere yer verilmediğini, Türkiye'nin devlet sisteminin yapısını anlattı. Devrimci Demokratların mücadelesine vurgu yaparak, 80 sonrası kesintiye uğradığını ancak çeşitli kurumlarda çalışma yaptıklarını, boş durmadıklarını dile getirdi.

Öneri olarak; “Devrimci Demokratlar'ın, AB ve ABD'nin de kabul edecekleri bir programla, bir hareket haline gelmeleri ve mücadele etmeleri” yönünde görüş belirtti. Sanırım bu konuda yeterince kendini ifade etmeme sıkıntısı yaşadı.

 

Bence Devrimci Demokratlar, dünya konjüktörünü dikkate almalı ancak AB ve ABD'nin kabul edeceği bir programla değil, Kürdistan gerçekliğini ve şartlarını göz önünde bulundurarak bir program geliştirmeleri gerekiyor. Hatırlanacaksa AB'nin gündeminde, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme ya da kendi kendilerini yönetme gibi bir proje, program, perspektif yoktur. Daha çok demokrasi ve insan hakları bağlamında, kişi hak ve özgürlüklerine vurgu yapılıyor.Türkiye'deki azınlıkların dil, kültürel haklarını yasalar çerçevesinde kullanma serbestisi ön plana çıkarılıyor.Yani kısacası bu bakış açısı yabana atılacak bir şey değil ama Kürt ulusu ve haklarını, Kürt toplumunun sorunlarını çözmede de yeterli olmadığı aşikardır. Dolayısı ile AB veya dünya siyasi yapılanması, konjüktürü dikkate alınmalı ancak onların da kabul edeceği bir şeyin de yeterince Kürtleri ifade edemeyeceği gerçeği gözününde bulundurulmalıdır. Bunun yolu da mücadele etmek,çağdaş değerleri mücadelenin merkezine taşımak, Kürt ulusunun ulusal ve demokratik siyasi haklarının onlar ve dünya nezdinde anlaşılmasını sağlamak gerekiyor. Umarım bu genç ve değerli arkadaş, açıklamasını yapmaya çalıştığımız gerçeği dile getirmek istemiştir.

 

Bu değerli genç arkadaşımızın önerileri arasında; her ilde 50 kişiden oluşacak bir meclis ve en az 5 kişiden oluşacak bir yönetim(yürütme) oluşturulması. Bu organın, bir yıl sonra görevini devr etmesi, belli bir sürede projeler ve program hazırlanması v.b öneriler de vardı.

 

Bu arada sonuç bildirgesini hazırlamak için bir kurul oluşturuldu.

Yaşı hayli ilerlemiş bir konuşmacı, kısaca yakın tarihte ve Osmanlılar zamanında yapılan direnişlere, ayaklanmalara vurgu yaptı. Devamla Ortadoğudaki politikalar, Sünni-şii çelişkisi, güneyde kurulan Kürt federal yönetimi ile kazanımlarını dile getirdi. Bu kazanımlara sahiplenilmesi gerektiğini açıkladı. Bu süreçte oluşacak olan mecliste gençlere çoğunlukla yer verilmesi gerektiğini önemle belirtti.

Genç bir arkadaşın söz alıp kürsüye gelerek konuşmaya başlaması akabinde çok anlamlı belirlemeler yaptı.Kısaca son yüzyılda ortaya bazı süreçlerin çıktığını ve Kürtlerin bunu değerlendiremediğnden söz etti. Kısaca;

 

Sevr süreci

Mahabat Kürt Cumhuriyeti süreci

BOP süreci

 

BOP süreci ile dünya değişime gitmekte bu süreçteki imkanlar ile yaratılan dengelerin Kürtlerin lehine bir seyir izlediği yönünde açıklama yaptı.Kürtler'in eski Kürtler olmadığının altını çizdi.

DDKD yöneticilerinin özeleştiri vermeleri gerektiğini belirten genç arkadaş, DDKD liderlerinin bu kitlesel gücü değerlendiremediklerini ve bu yüzden yeniden yapılanırken, Dünya şartlarına uygun bir şekilde yapılanılmalı gereğini dile getirdi.

DDG'nin, gençliğin rolünü pohpohlamadan rolüne, yerine uygun hakkı verilsin önerisini de tekrarladı.

 

Kürsüye gelen başka bir konuşmacı,özet olarak; Kürdistani bir duruşla, legal, meşru, sivil bir yapıya ihtiyaç olduğunu; DDKD'nin olumlu bir geçmişe sahip olduğunu, 12 Eylül Faşist darbesi ile iç ve dış koşullardan dolayı ara verildiğini, dışımızdaki insanlarla kolkola olmamız gerektiğini,sorunun sadece bizim sorunumuz olmadığını, DDG'nin yeniden toparlanarak sürece katılması gerektiğini, geçmişteki dargınlıklardan arınarak toparlanmamızın ihtiyacını, dışımızdaki grup ve kişilerle sıcak ilişkiler kurmamızın önemini belirterek, herkesin kendisini tartıp katkısını sunması gerektiğini dile getirdi.

 

Bir başka katılımcı; Yeni bir oluşuma kürdi bir duruşla ihtiyaç olduğunu, sürecin çağdaşlık ile statükoculuk arasındaki savaş olduğunu, Kuzeyde bir boşluğun var olduğunu, DDG'nin bunu dikkate alması gerektiğini söyledi. Bu arada bazı eleştirileri olduğunu, daha önce de bazı birliklerin, çabaların olduğunu ama amacına ulaşamadığını dile getirdi. Bu girişiminde böyle olmasını istemediğini açıkladı. Bu toplantının, kendi içinde bir komisyon oluşturması gerektiğini, diğer hareket ve şahsiyetlerle diyaloglar geliştirmesinin önemini vurguladı.

 

Avrupa'dan toplantıya katılan eski bir DDKD yöneticisi de;10 Ekim 2005 tarihinde Osman AYDIN ve M.Ali YILDIRIM'ın çağrısı ile gerçekleşen bu sürecin önemine değindi. Osman AYDIN'ın Avrupa'da gerçekleşen toplantıda : “ Közün üstündeki külü üfledik.” Sözünün öneminin bu süreci ifade ettiğini, önemli olduğunu belirtti. Devamla Konuşmacıların, geçmiş dönemlerdeki “yöneticilerin hesap vermesi gerektiği” vurguları doğrudur. Ama muhatapların olmadığı yerde ne kadar anlamlı olur? Bunun hukuksal zeminini Devrimci Demokratlar olarak yaratamadık. Daha sonra konuşmasına devam ederek, dünyanın değiştiğini, değişmeyen bir gerçeğin, 76'da Kürdistan'ın parçalı olduğunu, bugün hala bu gerçeğin değişmediğini ama gelişmelerin olduğunu, değişen şartların değişen araçlarla, değişik yöntemlerle olacağını, bu toplantıdan beklentilerin büyük olduğunu; beklentinin, ortak siyasi akıl, birlik olduğunu, yoksa program beklentisi olmadığını söyledi.70'li yıllarda “Ana dille eğitim” talebinin reformist oldğunu söyleyenlerin durumunun ortada olduğunu belirtti.Daha sonra hareketin dağılmasında herkesin payı vardır. Keşke dağılmasaydı? Şeklinde sözlerini bağladı.

 

Bu arada çeşitli yerlerden toplantıya katılamayanların mesajları okundu.

Katılımcılardan bir tanesi Kürtçe yaptığı konuşmasında, bundan 108 yıl önce Kürdistan gazetesinde: “ İki bela vardır Kürtleri yok eden;

İkilik, itifaksızlık

Bilinçsizlik

 

Bu konuya vurgu yapıp açıklama yapan konuşmacı daha sonra “bencilik” degil, “Bizlik” şiarımız olmalıdır. Herkesin bizim gibi olmasını istiyoruz ama bu doğru değildir. Şeklinde açıkladıktan sonra; 26 yıldır düşüncelerimiz ve bakış açılarımız değişmiştir. Bu konuda hangi prensipler çerçevesinde bir araya gelmeliyiz? Bence biz tek başımıza bir parti kurmayalım.Bizim dışımızdaki güçlerle beraber bir parti kuralım.Güneyle kardeşlik ilişkileri geliştirelim.” Şeklinde düşüncelerini ifade etti.

Çağrıyı yapanlardan ve Avrupadan katılan katılımcı kürsüye gelerek: konuşmasını Kürtçe olarak: “ Çağrıyı yapınca bu kadar yıl arkadaş olanları bir araya getirmek, şayet yapılabilinecekler yoksa bile,en azından ölmeden önce biribirimizi görmek, özlem gidermek istedik. Ancak geçmişteki “ kim yaptı?”, “nasıl yaptı?” konuşmalarından çok; şu anda ne yapabiliriz? Konusunu bu toplantıda dile getirirsek daha iyi olur. Bir sorun da finans sorunudur. Onsuz siyaset de olmuyor. Bunun da arkadaşlar tarafından dikkate alınması gerekir.” şeklinde görüş belirtti.

 

Yine Avrupa'dan katılan bir katılımcı, konuşmasını Kürtçe yaparak; “ Biz tarihi bir süreçten geçiyoruz. Çağdaş, modern bir siyaset yapmalıyız. Kırmızı çizgilerin pembeleşmesi lazımdır.Yeni başlangıçta ve süreçte gençlere yer verilmeli ve önleri açılmalıdır. Ancak vizyon sahibi arkadaşların da gençlere yardımcı olmaları gerekmektedir. Neden sivil bir mücadelede demokrasi ve demokratiklik ihtiyaçtır? Tank ve topların gölgesinde sivil siyaset yapılamaz. İşte bu yüzden sivil ve demokratik insiyatiflerin ihtiyaç olduğu sebebi meydana çıkmış oluyor. Bu yüzden biz, sivil ve legal bir mücadelede ısrar edeceğiz.

Israr

Kendini yenileme

Yenileme ve değişime uygun çalışma.

 

Bizler DDKD'yi yeniden kurmuyoruz. Biz, mücadelemize sahip çıkıyoruz,değerlerimize sahip çıkıyoruz. Yurt dışında katılan bir arkadaşın toplantılarda Kürtçe konuşmak gerektiğini belirten önerisi, Divan Başkanının, kürsünün serbest olduğunu, kim düşüncelerini nasıl ifade edebiliyorsa buna saygı duyduklarını belirtmesi üzerine söz alan başka bir konuşmacı; Avrupadaki arkadaşların Kürtçe konuşmasındaki ısrarlarında haklı olabileceklerini ancak onlar Kürtçe konuşma,yazma imkanlarına sahip iken, bizim bu imkan ve ortama sahip olmadığımızı belirtti.Konuşmacı konuşmasına devamla 657'lilerin nerde olduğunu, 657'de emekliliğin olabileceğini ancak siyasette emelilik yoktur şeklinde memur kökenli eski DDKD lilere de çağrı yapmış oldu.Kürt ve Kürdistani güçlerin beraber yürümeleri gerektiğinin altını da ayrıca çizdi.

 

Ara verildi.

 

Tekrar toplantı başladığında DDKD ile ilgili miting, yürüyüş ve etkinlikleri ile ilgili geçmişe yolculuk da diyebileceğimiz bir slayt gösterisi sunuldu. Herkesin kendini orada bulduğu biraz hüzün, biraz heyecan ve umut da aşılayan bu gösterimin ardından gelen mesajlar okundu. Bir konuşmacı kürsüde konuşmasına devam etti. Ülkenin parçalanmışlık ve bölünmüşlüğünden söz etti. Bu ara da salona, 70'li yıllarda parti genel sekreterliği yapmış olan bir katılımcı daha girdi ve anons edildi. Alkışlar arasında yerine oturdu.Konuşmacı, konuşmasına devam etti. “DDKD'nin Kürdistan'da en güçlü ve örgütlü güç olduğunu dile getirdi.12 Eylül süreci ile kadroların harekete geçirilememesi ve dıştan içe yönelme sonucunda iç çekişmeler beraberinde hareketin dağılmasını getirdi….Kürt halkı ile ayrı konaklarda yaşıyoruz tabir yerinde ise…Geçmişe yönelik eleştiri ve özeleştiri kaçınılmazdır…Gençlik hareketin omurgasıydı o dönem…Bizim dışımızdaki grup, kişi ve oluşumların mücadele birliğini sağlamak boynumuzun borcudur…Güney eksenli düşünmek doğru değildir…”

 

Konuşmacılardan bir başkası: “Slayt gösterisi, sadece gençliğimizi değil, umudumuzu ve emeklerimizi de hatırlattı.Yeni dünya ve süreçte yenilenmek gerekir….Geçmişteki tespitlerin, bu gün de çoğunun doğru olduğunu düşünüyorum. Kırmızı çizgiler pembeleşme değil,beyzlaştırılmalıdır. Komisyonların oluşturulmasında acele etmemek lazım.Geçmişte kurulan komisyonlar işlevsiz kaldı. İhtiyaç dahilinde oluşsun .Acele edip hareket oluşumuna gidilmemeli, bizim dışımızdakileri de dinlemek, görüş alış-verişinde bulunmak gerekir…”şeklinde özetle bakış açısını belirtti.

 

Bir kadın arkadaş, kadının siyasetteki yerine vurgu yaptı. Eşit şartlarda siyaset yapmak için burada olduklarını söyledi. Kadın sorununun toplumsal bir sorun olduğunu, Sistemin namus cinayetlerini Kürt Halkına mal etmek istediğini ve bunun eleştirisini yaptı.Konuşmasına devamla : “ Kürt siyaseti, egemen erkek anlayışının gereği olarak erkektir….12 Eylül şartlarında Kürt kadınları, eş ve akrabalarının zindanlardaki durumundan dolayı kendilerini alanlarda buldular….Devrimci-sosyalist kimlikle siyaset yapıldığı için, birkaç kadın göstermelik olarak Kürt siyasetinde bazı yerlerde gösterilmektedir. Kürt kadınının hakları gündemleştirilmelidir…Ulusal birliğe yönelik siyaset yapmalıyız. Buna öncülük yapmalıyız.” Şeklinde görüşlerini dile getirdi.

 

Genç arkadaşlardan biri de görüşlerini özet olarak şöyle dile getirdi:

-Gençlere pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

-Meclis oluşturulmalı

-Platform ya da hareket olmalı

Devamla; “ Biz sizin evlatlarınızız.Ya bize sahip çıkın; ya da size de, bize de biz sahip çıkarız. Artısı da eksisi de sizin olur” şeklinde görüş belirtti.

 

Katılımcılardan birtanesi de 20.yy ın Kürtler için kara gün olduğunu, Kürtlerin direnişlerinin çıkarlara kurban edildiğini, 21.yy ın Kürtlerin yüzyılı olduğunu belirterek, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini söyledi.Kimlerle olunmalıdır? Sorusuna Amerika ile olunmalıdır. Şeklinde sorusuna cevapla karşılık verdi.

 

Bu konuda ben birkaç söz söylemek istiyorum. Bazen Kürt halkının iradesi hiçe sayılıyor ve doğrusu olması gerekenin aksine bir yere yamanma sloganlarının Kürt ulusal hareketine yarar sağlamayacağını düşünüyorum. Amerika hayranlığı, bazı Kürtlerin ve de “aydınlarının” akıllarını başından almış gibi habire tapar derecede toplumumuza pompalanıyor.Bu gerçek, kişinin, zihniyetin kendine olan güvensizliği ile alakalıdır. 1975 cezayir antlaşmasına onay vererek, Kürt ulusal demokratik hareketini çöküşe götüren, bu Amerika değimliydi? Halepçe'de katliama sessiz kalan yine bu Amerika değimliydi? Hatta hatta 1.Körfez savaşında Kürtleri Saddam'a karşı cesaretlendirerek, ayaklanmalarını teşvik eden ve daha sonra gittiğinde Saddam'ın katliamına, enfal hareketine göz yuman yine bu Amerika değimliydi? Bir gerçek var. Bu gün Kürtler ile Amerika'nın çıkarları çakışmaktadır. BOP çerçevesinde, ortadoğuda en dinamik ve hatta Ortadoğu şartlarında demokratik diyebileceğimiz bir Kürt gerçeği ile karşı karşıyadır Amerika. Bu gerçek, Amerika için bu şartlarda istifade edilmesi gereken bir dinamiktir. Ortadoğuda statükonun; Amerika için de, Kürtler içinde ayakbağı olduğu, gelişmenin önünü kapadığı nasıl görülemiyor? Kürtlerle Amerika'nın ortak noktalarda buluşması, ortak paydası budur. Süreç böyle işlemiş. Bu gerçekten hareketle, Kürtlerin, bütün Dünyadaki devletlerle çıkarları temelinde iletişimde bulunma, ilişki geliştirme gibi bir zaruretleri vardır. Amerika olsun başka bir ülke olsun Kürtlere esaretten kurtulmaları için uzatılan hiçbir el, geri çevrilemez. Kürtlerin öyle bir lüksleri de yoktur. Kaldı ki diplomasi Kürtlerin hala kullanmakta zorlandıkları bir alandır. Stratejik ilişkiler, diplomatik ilişkiler başka şeylerle karıştırılıyor. Kürtler bu gün var olma mücadelesi veriyor ve bunun gereği olanları da yapmalılar. O devlete düşmanlık, bu devlete kölelik yapalım mantığı Kürtleri bir yere götürmez. Kürtler dünya şartlarının gereği organize olmalı, örgütlenmeli, enformasyon imkanlarını kullanmalı, çağdaş ilişki ve diplomasinin olanaklarını heba etmemelidirler. Amerika ne Kürtlerin Şeyhidir. Ne de Kürtler Amerika'nın mürididir. Karşılıklı çıkarlar temelinde Amerika ile ortaklıklar, ittifaklar yapılmıştır, yapılmaktadır. Bunun adı da diplomasi ve ilişkiler ağıdır. Öyle ise “Kimlerle olunmalı?” sorusuna “Amerika ile olunmalı” cevabı gereksizdir. Kaldı ki, sanki Dünya da,bu süreçte Amerika'nın alternatifi olan başka bir güç var mı ki bu soru soruluyor. Başka alternatif bir güç ya da devlet, Kürtlere el uzatmış mı ki “hayır, onun elini tutmayalım da Amerika'nın elini tutalım” seçeneğine varılsın. Bu bakımdan bu soruyu luzumsuz ve gereksiz bir soru olarak görüyorum.Kürtler, (Amerika dahil) bütün dünyadaki devlet , kurum , kuruluş, organizasyonlarla ilşki ağını geliştirmeli, kendilerini sadece bir Amerika ile sınırlamamalıdırlar…..

 

Bir katılımcı da bir şiiri ile atmosfere katkıda bulundu.

 

Avrupa'dan katılan bir arkadaş,yaşamında etkilendiği olaylar ile politika sanatı arasında bağ kurmaya çalıştı.Politikanın merkezine;

-Konjüktürel koşulları

-Rasyonel olmayı

-Çaresizliği aşmayı… koymamız gerektiğini söyledi.

 

4.30'da tekrar ara verildi.

Tekrar toplantı başladığında bir arkadaş söz alarak; “ Konuşmacı ve katılımcıların net ve somut öneriler sunmaları gereğini dile getirdi. Eğer böyle bir seyir izlenirse toplantının en azından bazı sonuçlara varılarak beklentileri karşılayacağını” dile getirdi.

 

Katılımcılardan bir başkası özetle; “ Gençlere, bu ağır sorumlulukları yüklemeyelim…5-10 kişilik politikacı grubuna da bırakmayalım.Çeşitli süreçlerde yer aldıklarını, çalışmalara katılmayanları eleştirmeye gerek olmadığını, daha önceki süreçlerde yer alan arkadaşlardan geriye 10-15 kişi kaldığını, arkadaşlarımıza ve ailelerine ulaşıp adreslerini, ekonomik durumlarına kadar not edelim. Bu işin mali yönünü hesaplayalım, ona göre adımlar atalım.Geçmişteki sorunlardan dolayı kırıcı olmuşuz bunları aşalım” şeklinde görüşlerini belirtti.

 

Katılımcılardan biri de: “ Bana göre 83 te örgütlülüğümüz bitti.23 yıldır da bireysel duruşumuzla, diğer politik kişi ve kuruluşlarla devam ettik. Biz yenildik, kabul edelim. Örgütlü yapıya kavuşmak zaman işidir, acele etmeyelim.Bizim dışımızda bazı grupların toplanıp kararlar verdiği ve bunlarında incelenmesi gerektiği, bu çevrelerin aldıkları kararların;

1-Milli siyaset benimsenmeli

2-Değişik kişi ve çevrelerle ilişki, işbirliği

3-Güney desteklenmeli

4-Kürtler AB nezdinde özgür taleplerde bulunmalı

5-Şeffaf bir politika takip edilmeli. Şeklinde kararlar almışlar bizim dışımızdaki bazı çevreler. Ben çalışmaların daha iyi yürümesi için çalışma grubu öneriyorum.” Şeklinde görüş ve düşüncelerini belirtti.

 

Genç arkadaşlardan biri: “ Bir ara Devrimci Demokrat Gençlik dergisini çıkarmak istediklerini, hükümet dışı organizasyonların önemli olduğunu, Avrupa'da örgütlenmemiz, lobi yapmamız gerektiğini, kendimizi dünyaya tanıtmamızın gerekli olduğunu, vizyon ve misyon uyumsuzluğunu gidermek gerektiğini(peki istiyorum ama nasıl?), uzmanlaşmamız gerektiğini,bir meclis kurmanın önemli olduğunu, gençlere ve kadınlara etkinliklerde pozitif ayrımcılık yapmak gerektiğini” belirtti. Kazanmak istiyorsanız farklı yöntemler kullanılmasının öneminin altını çizdi.Green Peace'ın shell'e karşı nasıl mücadele ettiğinin örneklerini sundu.

 

Kadınlardan bir arkadaş da katılımcılara hitaben (Kürtçe olarak): “ Toplantılarda her defasında 3-5 bayan görüyorum.

Nerde eşleriniz???? Çamaşır mı yıkıyorlar?” diye sorarak salona ayrı bir perspektif sundu ve renk kattı.

 

Bir başka arkadaş: “ Ulusal muhalefet çözümün muhatabı olmalıdır. Bireysel, sekter, dar grupçu olmak DDKD kültürüne uymaz. Eleştirilen hareket ve hatalarımız …Siyasi tespitler yapılmalı, meclis oluşturulmalı, bu meclis organlarını oluşturmalı. Umutsuzluk olmamalıdır.” Özet şeklinde bu görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

 

Bir başka kısa ama etkileyici konuşmacı da kürsüye gelerek: “ Toplantının katılımcıları ne yapılması gerektiğini belirtmelidirler….Yenildik doğrudur ama teslim olmadık…Diğer geleneklerle rahatlıkla çalışabiliriz. Zindanda olduğumuz zaman, Diyarbakır milletvekilliği yapmış birini de getirdiler.Asker onu dövdüğünde, O; “ Beni dövme, dün bizimdi, bu gün sizindir, yarın yine bizimdir.” Diyerek konuşmasını bitirdi. İlginç ve dikkate değer bir başka konuşma, kısa ve öz olarak konuşmacı tarafından dile getirildi: “ Gidecek başka ülkemiz yok,başka hareketimiz de yok. Bunu korumalı ve geliştirmeliyiz.” Diyerek konuşmasını bitirdi.

 

Toplantının organizasyonunda yer almış olan bir arkadaş: “ Her zaman toplanamayız. Bu toplantı dokuz ayımızı aldı. Defalarca toplandık. Bir yıl görev süresi olacak meclisin kurulmasından yanayız. Her ilde temsilciler olmalıdır bu mecliste.Meclis organlarını kendisi oluşturmalıdır….Eski DDKD yi oluşturmak istemedik….Politikalar günün koşullarına uygun olmalıdır.Kürdistani politikalar oluşturulmalıdır.”diyerek bakış açısını sundu.

 

Son konuşmacı: “ Pratikte hareket kendini göstermelidir.Etkinlikler yapmalıdır.Mücadelesi kitleler tarafından görülmelidir.” Merkezli görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

 

İl temsilcilerinin belirlenmesi çalışması yapıldı. Her ilde en az 2 temsilcinin( sayı daha fazla da olabilir) olması uygun görüldü.

Bir sonraki güne mecliste görev alacak olan il temsilcilerinin toplanması istendi ve toplantı iyi temennilerle son buldu.


Akşam yemeğinde Devrimci Demokratlar bir arada, otelin restaurantında yemek yediler.Müziğin güzel bir sesi olan Devrimci Demokrat bir ses, ve müzik ustası olan arkadaş Kürt ezgilerinin en güzellerini paylaştı Kürdistan sevdalısı yüreklerle. Bir arkadaşın cesur yürek Muhterem Biçimli'yi anarak söylediği 33 kurşun( Sî û sê gule) şiiri muhteşemdi. Şiiri okuyan arkadaş ta kendisini, yüreğini katarak okudu. Berîvané söylendiğinde salondaki umutlu yürekler eşlik ettiler. Halaylar çekildi kol kola, yürek yüreğe. Tıpkı eski günlerdeki gibi.Yeşeren umutlar, geleceğe ışık saçtı. Dostlardan görüşmek üzere ayrıldık ve yüreğimizde yılların özleminin kavuşma ile sonuçlandığı bir ezgiyi geride bırakarak.

4 Eylül-2006 Mersin