H. Elbak

Arşiv

Son tartişmalar üzerine

Arkadaşlar ve dostlar

Çok uzun süre oldu yazı yazmayalı -26 yıl- Sait Aydoğmusun yazısı ve bu yazıya Vildan Tanrıkulu tarafından verilen cevap, sonrasında da bu yazılara verilen cevapları (Ali Buran,Vedat Güzel) okuduktan sonra ben de bu konuda yazı yazmak istedim

Dostlar ve arkadaşlar

Şöyle bir geçmişimize baktığımızda göreceğimiz çok çok güzel günler bir o
kadarda acı günler olacaktır. Yazımın ana konusu bu olmadığı için -yazımla
ilgili olacağından-sadece yüzeysel bir hatırlatma yapmak istiyorum
1974/75 yılına gelindiğinde bütün Kürt örgütler kendi oluşumlarını
tamamlayarak kamuoyuna şu veya bu şekilde deklere ederek çalışmalarına
başladılar

1980 öncesi her örgüt süreci tahlil ederek kendisince sürece denk gelecek
araç ve kurumları yaratmaya çalıştılar devrimci demokratlar bu süreci  çok
iyi tahlil ederek yarattıkları araç kurumlar ve bilimsel yöntemleri ile
adete altın çağını yaşadılar!! (Vietnam işçi partisi Vietnam'ı kurtardığında
sadece 3 dergi çıkarıyordu oysa Devimci demokratlar o süreç de, 4 dergi
çıkarıyorlardı. Lütfen-nostaljide olabilir- Devimci Demokrat dergisinin
birinci sayısındaki" başlarken" yazısına bakınız. Bende bu dergi yok varsa
bu yazı yayınlanırsa çok sevinirim) .kitlelere inanılmaz bir güven ve
heyecan vererek bir anda onbinlerce üyeye,  bunun çok fazlası sempatizana
sahip oldular. Çok şanslı kuşak ve çok şanslı gençlerdik. DDKD ile
mücadeleye başlandı. Her şey inanılmaz güzeldi. Inançlı, kararlı büyük bir
güven ve azimle çalışmalara başlandı. Bu süreçte çok yiğit insanlarla
tanıştık halen aramızda olmayan bütün arkadaşları saygıyla anıyorum- çok
yakından tanıdığım Jina Nu dergisinin yazı işleri müdürü Eyüp Kemal Adsız
gerçekten örnek bir kişilik sergiliyordu. Beni o kadar etkilemişteki
kelimelerle anlatılamaz gönül ister ki kurd info bu şehitler için bir anı
defteri açmasıdır. Böylelikle yazılarımızla, onların anılarını yaşatmış
oluruz -

Ülkenin her tarafında mantar gibi DDKD' ler açılmaya başlandı. Derken 12
Eylül oldu. Sonrasında; arkasında en az 40 vagonu olan bu Tren 12 Eylül
engeli ile karşılaştı lokomotifi sürenler ani frene bastılar o muazzam
kinetik enerji potansiyel enerjiye dönüştü sonrada bu enerjinin çoğu,  yere!
-Toprağa- maalesef sürtünme kuvveti olarak boşaldı!!!! Yöneticileri artık ne
yapacaklarını bilmiyorlardı. 80 öncesi süreci çok iyi tahlil eden
yöneticiler bu yeni sürece uygun araç ve kurum ve yöntem bulamadılar. Dönüp
"vagonlar"da onları bekleyen insanlarına da hiç bir şey söyleyemediler
insanlar sanki senaryosu iyi hazırlanmış bir filmin kötü bir şekilde
sonuçlanmış oyuncuları gibiydi-.tabi bütün bunların sebepleri belki bu kadar
basit bir prototiple açıklanamaz. Ama aklıma en uygun bu örnek geldi  -
80 sonrası dönemdeki bazı arayışlarda etkili olamadı. Sonrasında da ülke
dışına çıkmalar ve artık bireysel bir süreç somut tutunacak bir şeylerin
kalmadığı misali su üstünde sürüklenen zamanla canlılığı kalmayan bir dal
gibi sürüklenip gidildi..
Peki yaratılan bu değerler bunca emek tuzla buz mu oldu yoksa külün altında
hala" köz "varmıydı.!!

Bütün bunlardan çok sonra Devrimci Demokratların yeniden bir araya gelmeleri
gerçekten bizi sevindirmişti, ve ilk toplantılarında yapmışlardı. Toplantı
sonucu ve sonrası gelişmeleri takip edeceğiz derken ,Sait  aydoğmuşun yazısı
yayınlandı. Sonrasında da Vildan Tanrıkulunun yazısı, şimdi kısaca S.Aydoğmuşun
yazısını inceleyelim -Sait Aydoğmuşla hiç tanışamadık tanışmak isterdim-

Yukarıda kısaca özetlediğim bilgiler ışığında yazı incelediğinde;
a) Yazı sürece denk gelen bir yazı değil çünkü daha insanlar ne olup
bittiğini anlamadan ortada belirlenmiş ilkeler olmadan. Bu yazıyı kim
muhatap alsın, nasıl bir argümanla cevap yazsın v.b. bütünlüklü bir görüş
daha oluşmamış ki, bence S.aydoğmuş, ağrıyan tellere dokunuyor dolayısıyla
talebi haklı ama çok zamanız. Aklıma Corcilin 1917 de kurulan Sovyetler için
söylediği söz geldi "Bu çocuk daha kundakta iken boğulmalıdır" Tabi
S.Aydoğmuşun böyle düşündüğüne asla inanmam. Ama emininki devrimci
demokratların düşmanları böyle düşüneceklerdir.

b) Bu oluşumu, PKK nin çöküşü ile temel neden olarak ilişkilendirilmesi bir
talisizliktir. Bu açıklama eski bir yöneticiden asla beklenemezdi. Ve
üstelik doğruda olamaz  - sen başarmak için başka bir örgütün ihanetçi
olmasını nasıl bekleyebilirsin!!!!-  bu tespitinde bence S.aydoğmuş bu
oluşuma kendi çocuğunu yaratma heyecanından peşinen dışında gelişen bir
olguya müdahale etme gibi bir intiba uyandırıyor. Şöyle düşünüyorum.
S.aydoğmuş bizden tecrübeli ve deneyimli neden başından itibaren inisiyatif
almıyorda, sonrada da birilerinin kendisince hata yapmasını bekliyor.  O nu
engelleyen nedir?

c) Bu soruları uzatabilirim ama bir yararı yok sonuçta S.aydoğmuş'un bu
oluşuma, cepheden saldırmasını ve tam kalbini hedef almasını zamansız ve
acımazsız buluyorum. Gerçekten eski arkadaşları ile yeniden yola çıkacaksa
daha yapıcı eleştirileri getirmelidir

Vildan'ın yazısı incelediğinde; aslında samimi yazılmış, ama efektif bir
yazı değil. Yazı daha uygun bir alana çekilebilinirdi,  S.aydoğmuş'un bir
yazısından dolayı peşin bir hükme varıp Aydoğmuş'u sürecin dışına itme
çabası doğru değildir. Zaten yazısı kurumsal değil, kişisel olduğu için
düzeltme hakkına her zaman sahiptir. Fırat Dildar'ın yazısını öven Vildan,
ilave olarak toplantıyı düzenlere, bence, şu eleştiriyi de yapmalıydı
-sakıncası yoksa- Toplantıdaki konuşmalar tam metin olarak verilmeliydi ve
toplantıya mesaj gönderen arkadaşların da mesaj ve isimleri okunmalıydı
Bizler, zorlu en yüksek yalcın kayalara tırmanmak/ çıkmak istiyorsak,
sürecin çok zorlu olacağı bilmeliyiz. Bundan dolayı önce herkes el ele
tutuşmalı birbirimizden kuvvet alarak tırmanmalıyız -Sinerji yasasından
yararlanmalıyız-düzlüğe çıktığımızda zaten koşmaya başlayacağız o zamanda
yürekten birbirimize bağlı olduğumuz için el ele tutuşmaya gerek kalmayacak

Dostlar ve arkadaşlar
Aslında daha yapılacak o kadar şey var ki gönül isterdeki. Bu gecen 26 yılın
sonunda siyaset yapmak isteyen arkadaşların her biri bir konuda inceleme ve
araştırma yaparak yaptıkları bu çalışmaları bizimle paylaşarak şu an
ihtiyacımız olan bir programı oluşturabilseydik. Ama maalesef böyle bir şey
görünmüyor. Özellikle Sovyetlerin yıkılmasından sonra entelektüel ve
bilimsel çalışmaların merkezi durumuna gelen Avrupa da yaşayan arkadaşlardan
böyle bir çalışma beklerdik.

 

Son söz olarak ta; şayet eski DDKD ruhu yeniden

yaratılırsa,-Köz hala kalmışsa- çetin ve bütünlüklü bir dünya görüşü acil
olarak oluşturulamazsa, her tarafta devrimci demokratlar mantar gibi çıkar
ve siz artık çok geç kalmış olursunuz! Kitlelerin önüne bırakacağınız
ilkeler acil oluşturulmalı.-kitlelerin acil ihtiyaçları belirlenmeli ve buna
uygun en etkili araç ve kurumlar yaratılmalı- Ki bence bu sürece en efektif
müdahale kitlelerin bilimsel ideoloji ile çok iyi donatılmasıdır.
Bu konu ile ilgili yazımı burada tamamlamak istiyorum başta;  Sait,Vildan,Vedat, Ali ve diğer, bu sürece emek verecek  arkadaşlarımı sevgiyle kucaklar  başarılarının devamını dilerim.

8.10.2006