Erdem Gencan

Arşiv

erdemgencan@hotmail.com

 

Dünden Bugüne 

Sitenizde yapılan çağrıya verilen yanıtları uzunca bir süredir izliyorum. DDKD oluşumunda karınca kararınca yer almış bir kişi olarak, biraz gecikmeli de olsa, DDKD nin dününe de kısaca değinerek bu konudaki düşüncelerimi belirtmek istedim.

 

DDKD dönemin gençlik örgütlenmeleri içinde yer alan popüler ve dinamik bir güçtü. İyi bir potansiyeldi. Yapısındaki kişilerin büyük bir kısmı, o günün koşullarına göre eğitimli, demokratik zihniyete yatkın, olumlu niteliklere sahip kişilerdi. Aynı zamanda hızla büyüyen sayısal güçtü.

 

Söz konusu dönemde, siyasal hareketlerin çalışmaları ağırlıklı olarak gençlik örgütleri üzerindeydi. Sanırım gençlik, siyasal hareketlerin çalışmalarındaki en kolay alandı. Bu dinamik ve duyarlı kesimle çalışmak, siyasal kadroların yükünü hafiflettiği gibi, gücün göstergesi olarak da kabul görüyordu. Sıradan okul öğrenci dernekleri bile adeta birer siyasi örgüt gibiydi. Bu nedenle gençlik örgütleri üstlenmeleri gereken yüklerden çok fazlasını yüklendiler ve o genç insanlar hazırlıksız olarak sırtlarına bırakılan siyasal yüklerle yürümeye çalıştılar.

 

DDKD nin de arkasında bir siyasal yapılanma vardı, ama bu yapılanmanın, giderek büyüyen genç potansiyeli denetleyecek, yönlendirecek, yeterli ve dinamik bir merkeze sahip olmadığı (en azından hazırlıklı olmadığı ) dün yadsınsa da, bu gün artık kabul görüyor sanıyorum. Çığ gibi büyüyen, dünya, bölge, ülke ve örgüt sorunları karşısında yetersiz kalındığı yaşanan süreçde görüldü.

 

Elbette bunlar gençlik örgütü olarak DDKD nin kusuru değildi. Gençlik örgütü olarak DDKD aydınlık beyinlerin, heyecanlı yüreklerin koştuğu bir ovaydı. Arkasında güçlü ve kendini yenileyebilen bir siyasal yapılanma olsaydı, 12 Eylül fırtınasından sonra bile ayakta kalıp Kürt siyasal yaşamında yerini tekrar alabilirdi, diye düşünmeden edemiyor insan. Bu gün bile DDKD bir siyasal yapılanma gibi anılır ve algılanır. Belki de arkasındaki siyasal yapılanmanın önüne geçen, adını simgeleştiren, tek gençlik örgütüdür.

 

Dönemi yaşayanların bildiği bir gelişme ile 1979 yılında benimde içinde bulunduğum bir kısım arkadaş (Bunlar arasında bulunan ve yıllar sonra yaşamını hoyratça harcayan GÜRSEL'i ve rüyasında görse bile inanamayacağı bir şekilde öldürülen MEHMET ORUÇ ‘u anmadan geçemeyeceğim) DDKD yapılanmasından ayrıldı yada ayrılmak zorunda bırakıldı. Ayrılıklar nedeni bana göre aslında yukarıda belirttiğim şeylerdi. DDKD kontrolsüz büyüyordu. Siyasal yapılanma bu büyüme için yetersizdi. Bu büyüyen güç kısa bir süre sonra pasifize olabilirdi ya da başka kanallara kayabilirdi. Özetle dile getirdiğimiz buydu. Sonrasını hep birlikte yaşadık ve gördük.

 

DDKD yi yaşayan her kişinin kendine ait bir anlatımı vardır. DDKD nin tekrar gündeme geldiği bu günlerde DDKD yi bu yönüyle de anlatmak gerekir, diye düşündüm.

 

Aradan yıllar geçti. Kim DDKD yi nasıl değerlendirirse değerlendirsin, ben temelinde emeğimin ve terimin olduğu DDKDlerin oluşum anlayışıyla barışık oldum. Barışık olmadığım, yetersizlikleri kaba güçle örtmeye çalışan zihniyetti.

Bugün DDKD lilere bir çağrı yapılıyor. Bu konuda doğal ki farklı bakış açıları olacak. Çağrının biçimi ve çağıran kişilerin durumu bile tartışılacak. Nostaljik heyecanla yapılan açıklamalar da oluyor, olacak. Bunların tümünü gönderilen iletilerde görüyoruz. Uzun yıllardır “bölük pörçük” lüğün yaşandığı göz önüne alındığında, bir araya gelme konusunda yapılan çağrıların heyecan yaratması doğaldır ve çağrıya peşinen olumsuz bakılmamalıdır. Ancak yöneleceği yön ve sonuç önemlidir. Geçmişte DDKD içinde yer alan bir çok kişi şu anda değişik konum ve yerlerdedir. Yeni yaşam koşulları, farklı siyasal tercihler de buna dahil olmak üzere. Kişisel olarak; bir dönüm noktasının eşiğinde, farklı eğilimler, farklı düşünceler, hatta farklı örgütlenmeler içinde olan kişi ve gruplar arasında, bir araya gelmenin , ortak tavır belirlemenin çabaları varken , gündem ve sağduyu, bu yönlü çabalara destek vermeyi gerektirir kanısındayım. Ama, eski temelin üstünde yeni bir yapılanma amaçlayan düşüncelerin de önüne geçilmemesini düşünüyorum. Geçmişte aynı havayı solumuş , aynı amaç için adımlar atmış , aynı örgütsel yapı içinde birbirini tanımış kişiler arasında yeni bir yapılanmanın duvarları daha kolay ve daha sağlam örülebilir, diye düşünenler de olabilir. Bunu düşünenler açısından zemini, koşulları ve olanakları varsa, neden olmasın? Sonuçta, aynı mecraya akacak her çaba değerlidir.

 

Bu notlarımın yanısıra, çağrıya verilen yanıt ve iletiler içinde dikkatimi çeken iki noktaya değinmeden geçemeyeceğim:

 

Öncelikle; DDKD ye peşinen kurtarıcı misyonu yükleyen ve halkın DDKD yi halen “umutla” beklediği tarzındaki açıklamaları biraz iddialı buluyor ve gülümseyerek karşılıyorum. Çağrının (anladığım kadarı ile) mantığına ve amacına uygun düşmediğini düşünüyorum. Kimse ”kurtarıcı” beklemediği gibi “kurtarıcılar” döneminin de çoktan geçtiği kanısındayım. Yoksa yanılıyor muyum??? Eğer böyle düşünülürse birileri de çıkar , “ yirmi küsur yıldır neredeydin , biz daha önce kurtarılmayı hakketmemiş miydik ? “ diye sorar. Olası hayal kırıklıklarına neden olmamak için, en azından şu anlık hedefler biraz daha mütevazı olmalı, diye düşünüyorum. Peşinen “umut” misyonu yüklenmeden önce, bir araya gelmenin koşullarının olup olmadığı sorusunun yanıtlanması öncelik taşımaz mı ?

 

İkincisi; farklı ses ve düşünce içeren iletilere yanıt adı altında verilen ve “suçlama” içeren yazılar. Eleştiri ile suçlamanın ayırt edilmesi gerekir. Çağrıya gönderilen yanıtların çoğunda ortak yön DDKD li olmanın yüceltilmesidir. Bunu yadırgamıyorum. Bir gençlik döneminde damgası var. Ama, DDKD nin bir ilkesi de DEMOKRATİK olmaktı. “Devrimci Demokratlar” diye anılmıyor muyduk ? DDKD de var etmeye çalıştığımız, işin doğrusu biraz da zorlandığımız, en önemli ilkelerden biri bu değil miydi? (Bana göre günümüzün de olmazsa olmazıdır.) Çağrıya farklı şekillerde tepki veren, farklı düşünceleri olan kişilerin bulunması doğal değil midir? Herhalde çağrı ile güdülen amaç, bu konunun farklı açılardan, açıkça ve özgürce tartışılmasıdır. En uç noktalarda dolaşan düşüncelerin bile dile getirilmesi, doğru adımların atılmasına katkıda bulunacaktır. Örneğin, çokça yazıda “gelenek” dile getirilmekte. İşin doğrusu ben gelenek sözcüğünün içini bir türlü dolduramıyorum. Bu bana ait bir eksiklik olabilir. Ama, Fikri Işık'ın “Ormanda küçük bir gezinti” başlıklı yazısı gösteriyor ki , “gelenek” konusunda farklı düşünen birileri daha varmış. Suçlayalım mı bu arkadaşı? İstenilen, herkesin alkış tutması değildir herhalde? Bu nedenle; arada çıkan farklı sesleri , olması gereken olarak görmeyip, “bu günlerde en çok ihtiyacımız olan birlik ve beraberliğimizi” bozmaya çalışan “münafıklar”, diye (münafık sözcüğü benim eklemem) suçlamak uygun olmayan bir yanıttır.

 

Yukarda belirttiğim eski bir iletiydi. Üslup rahatsız etse de yinelenmeseydi bu yazıya konu etmezdim. Ancak gelin görün ki , kısa bir süre önce, ortaya sallanan kılıç örneği bir yazı daha yayımlandı : Yazının başlığı “DDKD'LİLERİN ÇAĞRILARINA KATILMAYAN ESKİ DDKD'LİLER.” Sitenin yapısı ortada . “Özgür söz formu”. Yayınlanmasın diyemezsiniz. Yazan kişi “özgür söz hakkını” kullanmış . Anlaşılıyor ki, muhtemelen daha önce de “birlik ve beraberlik bozucu” yazı yada yazılar yayınlanmış. Çağrıya katılmayan birçok “eski DDKD” linin yazıyı okur okumaz aynaya koşup, “bu tarif edilen ben miyim?”, diye kendi kendine sorduğuna eminim. Ama işin doğrusu , ağır suçlamalar içeren bu yazıya karşılık , “eski bir DDKD” li olarak aşağıda sıralayacağım soruları sormazsam en azından kendime haksızlık edeceğimi düşündüm :

•  Hangi arkadaşlar, neden DDKD lilerin bir araya gelmesinden çekinsinler ? Bugüne kadar bir araya gelinmesine engel olan birileri mi oldu ? Varsa ben de bilmek isterim.

•  Hangi eleştiri yapılmış da, kim eleştirileri göğüsleyemiyor ? Varsayalım ki böyle birileri var, neden tüm eski DDKD liler suçlanıyor ?

•  Her eski DDKD li çağrıya katılmak zorunda mıdır? Çağrıya katılmayan her DDKD liyi aynı kefeye koyarak suçlamak doğru mudur ?

•  Kim DDKD yi bal-kaymak olarak sofrasında buldu ?

•  Kim DDKD yi kredi kartı olarak kullandı ?

•  Kim DDKD içinde istediği gibi at oynattı ?

•  Çağrıya katılmayan kişilerin inançlarını sorgulamak güç ve yetkisini kim kendinde görebilir ?

Bu ileti , “özgür söz” sınırlarının çok ötesinde yüzlerce insanı hedef alan bir suçlamadır. Söylenmek istenen bir şey varsa açıkça söylenir, sözün hedefi kim yada kimlerse yanıtlar yada yanıtlamaz bu onların bileceği bir şey olur. Amacım polemik yaratmak değil, ancak bu ileti sahibi arkadaşın suçlamalarına sınırlama ve açıklık getirip, “eski DDKD li” lerden özür dilemesi gerektiğini düşünüyorum.

21.03.2006

Selamlar.