firatkaya1@gmail.com
Geçmiş bilinmeden yön tayin edilmez
Islamiyetin Kürtler açısından ne getirip ne götürdüğü tartışması yüzünden Mehdi Zana'nın dindar kürt yurtseverler tarafından topa tutulması ve türk medyasının da bunu bilinçli bir şekilde Kürtlerin islamiyetten hoşnut değilmiş gibi çarçaflamasına sebep olmuştur. Halbuki bireysel bir düşüncedir ve çokta tartışılması gereken bir konu değildir. Çünkü akademik bir söylem değildir. Şahsi bir düşüncenin kendi aramızda böyle büyütülmesi bize yarar getirmediği gibi semavi dinlerin çıktığı yer olan medeniyetlerin beşiği Kürdistana ve halkına da haksızlık olur...kişi inandığı düşünceyi söyleme hakkına da sahiptir…eğer demokrasiden bahsediyor ve orda burada millete demokrasi dersi veriyorsak kendimizin benimsemediği düşüncelere de saygı duymak zorundayız…çünkü demokrasinin olmazsa olmazı fikrini söyleyebilmedir ve bunu hazmedebilmedir…böylelikle başkalarına da dil uzatma fırsatı da vermemiş oluruz…Ama en önemlisi de geçmişimizi bilip ona göre yön tayininde bulunmamız en akıllıca hareket olur..
Din ve Kürtler konusunu araştırdığımızda ilk semavi dini olan zerdüşlük ve sonrasındaki 3 kutsal dinin çıkış yeri yine Kürdistandır. Çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dine inanma sofistliği gösteren zerdüş yine kürttür. Medler bilindiği üzere zerdüşlüğe inanırlardı.ve ülkeleri şu anda iran olarak bilinen bölgeydi..zerdüşlük sadece medlerin inanışı değil aynı zamanda Medleri yıkan Perslerin de dini olmuştur.o zaman Medlerde Zerdüşlükten mi zarar görmüş oldu?yada persler zerdüşlükten kazanç mı elde etti? ben tabiî ki bunların cevabıyla uğraşılmamalıdır. Sadece uygarlıklara medeniyetlere ilime ve tabiî ki dine beşiklik etmiş mezopotamza denilen ve şimdiki adı Kürdistan olan bölgede yaşanan tarihsel gelişimle ilgili gerek olumlu gerek olumsuz gelişmeleri bilme ve sahiplenme gereği duyulmalıdır ki bu konularda yapılacak yorumlar gerçekliği yansıta bilsin…
Hz.Ibrahim M.Ö. 2000'li yılların başlarında yaşamış, üç semâvî dinin ve bu dinlerin peygamberlerinin atası olarak kabul edilen peygamberdir. Doğduğu ve yaşadığı yerler hakkında üç dinin kitaplarında ve âlimlerin verdiği bilgilerde farklılıklar vardır. Islâmi kaynaklara göre Hz. Ibrahim, Harran'da dünyaya gelmiş, sonra babası ile Babil'e (bu günkü Filistin topraklarına) gitmiştir. Harran, bilindiği gibi günümüzdeki Şanlıurfa'dır.
“ Tewrât´ta, hayatın Hz. Adem ve Hz. Havva ile beraber Dicle – Fırat arasında başladığı yazılıdır. Yine Nûh Tufanı Kürdistan topraklarında başlamış, Hz. Nûh dünyayı bu coğrafyadan başlayarak yeniden kurmuştur. Hz. Ibrahim, Hz. Eyyub burada yaşamış. Urartular, Medler burada yaşamışlardır. Dünya medeniyetlerine öncülük eden Mezopotamya medeniyetleri bu topraklarda kurulmuştur
Iranlı Şehîd Dr. Ali Şeriâtî, "Medeniyet ve Modernizm" isimli, sadece Islâm dünyasında değil, Batı'da da oldukça ses getiren kitâbında, şöyle diyor: "Düşündürücüdür. Batı, iki nehir arasından (Mezopotamya) hiç bahsetmiyor. Çünkü bahsetse, geliştirdiği bütün teoriler boşa çıkacaktır. Iki nehir arası, medeniyetin ve kültürün beşiğidir. Kürtler, iki nehir arasının bir odağıdır."
Aynı kitâbında Şehîd Ali Şeriâtî, Batı Medeniyeti'nin kökeni olan Yunan Medeniyeti'ni Kürdistan'dan Yunanistan'a göç eden Kürtler'in kurduğunu iddiâ etmektedir.
Yunanlılar'ın "Mezopotamya" , Araplar'ın "el-Cezîre" , Islâm tarihçi ve coğrafyacılarının "Behr'un- Nehreyn" , Kürt şâir ve edebiyâtçılarının "Gülistan" , Şerefhan'ın "cînlerin yurdu" , Tewrat'ın "yeryüzünde hayatın başladığı yer" , Ali Şeriâtî'nin "iki nehrin değil, iki cephenin ( Tewhîd – Şirk ) birlikte aktığı yer" denilmektedir.
Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölgeye "Mezopotamya" deniyor. Yunanca olan bu isim, "iki nehir arasındaki ülke" anlamına gelir. Araplar buraya "el-Cezîre" derler. Bu kelimenin anlamı "yarımada" olup, iki nehir ( Dicle – Fırat ) ile çevrelenmiş olan coğrafya, bir "ada" görüntüsü aldığı için böyle adlandırılmıştır. Araplar, Yukarı Mezopotamya'ya "Cezîre'tul- Kûrdî" (Kürt Cezîresi) , Aşağı Mezopotamya'ya ise "Cezîre'tul- Erebî" (Arap Cezîresi ) derler. Bu coğrafyaya Islâm tarihçilerinin verdiği isim ise daha "Behr'un- Nehreyn" Yani, "iki nehir denizi" .
Hz. Ibrahim Peygamber, dediğimiz gibi Şanlıurfa (Rîha)'lıdır ve bir mağarada doğmuştur. Şanlıurfa'nın gerçek (eski) adı olan "Rîha" adının "Ibrahim" adından geldiği söylenir.
Ibrahim'in bir mağarada doğmuş ve bu mağara bugün halen ziyaret edilmektedir. Gerçekten bir bağ var mıdır yoksa tamamen bir tesâdüf müdür, bilmiyoruz, ama "Ibrahim" adının gramatik açılımını yaptığımızda, karşımıza şöyle ilginç bir tesbît çıkıyor söz konusu tespit kürt bilgeler tarafından oldukça iddialı bir görüştür ve günümüze kadar da gelmiştir: Kürtçe'de "bra" sözcüğü "kardeş" demekken, "him" sözcüğü de "büyük taş, kaya " anlamına gelir. Bu durumda "Ibrahim" ( ya da "brahim" veya "bra-i him" ), "kayanın kardeşi" demektir.
Ibrahim'in amcası (veya babası ) olan "Azer" 'in adı Farsça'da "ateş" demektir. Azer, bir görüşe göre Ibrahim'in babası, bir görüşe de amcasıdır. Tuhaftır, "eb" veya "ap" sıfatını Araplar "baba" için kullanırken, Kürtler "amca" için kullanır.
Harran" adının nereden geldiğini gelince: "Harran" , Hz. Ibrahim'in kardeşinin adıdır. Qûr'ân'da ve Incil'de anılmıyor, Ama Tewrat'ta zikredilmektedir.
Nuhun üç oğlu vardı, bunlar: Sam, Ham ve Yafet'tir. Hz. Ibrahim Sam soyundandır, yani Sami ırktandır. Babası Tarah'tır (Azer olarak da bilinir, Ibranicesi Terah), kardeşi Haran ve oğulları Ismail ve Isak'tır. Tevrat'ta göre Sara'nın oğlu Isakın ikiz oğullarından Yakub sonrada Israil adını alır ve on iki oğullu Israiloğullarının on iki kavmini oluşturur. Bunlardan onu ortadan kaybolur (günümüzdeki Yahudileri kendilerinin kalan iki kavmin torunları addederler), ancak son günlerde on iki kavim tekrar bir araya gelecek diye bir kehanet vardır. Hz. Ibrahim'in Hacer'den (Ibranicesi Hagar) oğlu Sara'nın kıskançlığı yüzünden Hacer ve Ismail Mekke'ye yerleşir ve Arapların soyunun ondan geldiği kabul edilir-
Hz. Îbrahim Kur'an-ı Kerim'de bildirilen peygamberlerdendir: Oğulları, Ismail ve Ishak aleyhisselam'dan ziyade soyundan daha birçok peygamber geldiği için «Ebü'l enbiya» (peygamberler babası) da denilmiştir. Israil oğlu olan Hz. Ishak, Arap kavmi ise diğer oğlu Hz. Ismail'den türemiştir.Böylelikle Hz.Muhammed' te Hz.Ismail soyundandır. Babasının Âzer'in mi, Târuh'un mu olupolmadığı hakkında ihtilaf vardır. Bir rivayete göre annesinin ismi Emile'dir . Hz. Ibrahim Hz.Muhammed in dedelerindendir…
Görüldüğü gibi Kürtler semavi dinleri ve liderlerinden çok uzak değildirler hatta kaynaklar doğruysa oldukça ilgililerde...Ne dersiniz…?
Kaynakça:
- Kur'an-ı Kerim ve açıklamalı Türkçe meali, Kral Fahd Matbaası, Medine-Münevvere, 1992
- Heyet, Peygamberler tarihi ansiklopedisi cilt: 2, Hakikat kitabevi, Istanbul, tarihsiz
- Heyet, Dini terimler sözlüğü cilt: 1, Hakikat kitabevi, Istanbul, tarihsiz
- Ibrahim Sıddık Imamoğlu, Büyük dini hikayeler, Osmanlı yayınevi, Istanbul, 1980
- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak dini Kur'an dili, Cilt:3, Azim yayınevi, Istanbul, tarihsiz
- Mevlâna Hâlid-i Bagdadi, Herkese lâzım olan Iman, Hakikat yayınevi, Istanbul, 1993, Hakikat Serisi: 3. Cilt
- Imam Muhammed el-Gazâli, Ihyâu' ulûmi'd-din, (Tercüme: Mehmed A. Müftüoglu, Nesre hazırlayan: A. Fikri Yavuz), Cilt: -1, Tuğra neşriyat, Istanbul, 1994
- ibrahim Sediyani
Fırat KAYA
firatkaya1@gmail.com
22/03/2007
|