Hadi Gümüş

Arşiv

CHP, Demokrasi ve Türkiye

 

Bu yazimi,2007 yilinin seçim yili olacagi Türkiye'de, CHP'nin son yapilan

anketlerde(Mart-2007)%14.6 oy orani ile ikinci parti oldugunu gösteren anketlere

istinaden kaleme aldim.

 

Ancak, CHP'nin halen sagin alternatifi olduguna inananlar mi var,yoksa CHP'nin

Türkiye'de siyasal geçmisini veya üstlendigi siyasal misyonu iyice bilmeyenler mi

var diye merak ediyorum.

 

Söyle ki , CHP Ittihat ve terakki zihniyetinin,kendini cumhuriyet halk firkasi ile

ifade ederek,daha sonralari da CHP adini aldigi biliniyor.Cumhuriyet halk fikrasinin ana tüzügünde (4.madde)halk firkasina üye olmak için TÜRK olmak sartini arayan ilk ve tek siyasal partidir.Ancak,cumhuriyet bu süreci içinde OCAK-BUCAK-VE KÖY ENSTITÜLERI gibi,bazi kurumlariyla Türk olmayanlari asimile etmeye çalisip, nispeten basarilida olduktan sonra (özellikle.kürtleri ve ermenileri) 1946 yilinda, tüzükte, sözde yumusaklik getirerek, kendini TÜRK HISEDEN' ler de partiye üye olabilirler diye degisiklik yapiyorlar. Düsünün onlarca Milletin yasadigi ve kardesçe yasamasi gereken bir ülkede, bu önkosullarla nasil bir demokrasi insa edebilirsiniz.Ülkeyi yillarca tek parti tek seflik anlayisiyla geri biraktiklari yetmiyormusçasina, kendilerini de cumhuriyetin tek kurucusu, ve tek sahibi olduklariyla övünüyorlar.

 

Evet, cumhuriyetin kurucusu olabilirsiniz, ancak cumhuriyetin gelistiricisi olamadiniz

ve cumhuriyeti demokratiklestiremediniz,Aksine, demokratiklesmenin, gelismenin önünde takoz görevi gördünüz.

 

Demokrasi dediler, ama nasil bir demokrasi ve kimin için demokrasi demediler?

Kendileri için demokrasi isterken baskalarina diktatörlügü reva gördüler.Her

vatandasa demokrasi,her vatandasa daha çok hak ve özgürlük isteyenlerin karsisina

cop ve süngülerle karsi çikip,özel mahkemeler ve idam sehpalari kurdurdular.Daha

1992 'ler de Fransa'da düzenlenen Kürt konferansina çagrili olarak giden 9 CHP

milletvekilinin partiden ihraç talebiyle disiplin kuruluna verilen 9 Kürt

milletvekili olayini ve o dönemin genel sekreteri Deniz Baykal ve bugünün genel

baskaninin tutumu unutuldu mu yoksa?

 

83 yillik cumhuriyet ülkesinde insanlarimiz halen kendini gerçek kimligi,inanci

ve düsüncesi ile ifade edemiyor ve hak talebinde bulunamiyorsa bu CHP'nin bu

günahlarini Türkiye halki affetmedikçe ve sabikasini silmedikçe nasil oluyorsa

2007 yilinda ikinci parti olacaklar, dogrusu sasiyorum ve bu oylar kimin

oylaridir diye de merak ediyorum.Ama inaniyorum ki bu oylar Türk emekçilerinin

degil,alevi yurttaslarimizin degil,Kürt halkinin degil,azinliklarin hiçte degil

öyleyse bu bir sisirmedir.Çünkü,bundan böyle ülkeyi ve rejimi CHP gibi partilerin

demokratiklestirecegine inanmak hayaldir.

 

Türkiye halki CHP'nin demokrasi havariligine artik inanmamalidir.Geçmisten

günümüze kadar ki demokrasi karnesi kirik notlarla doludur ve bu alanda

belgelenmistir.

 

Tek sermayesi ülke bölünüyor,rejim tehlikededir gibi ezberlerle felaket

tellalligi yapip,iyi niyetli vatandaslarimizi tekrar paniklendirerek kandirmaya

çalismaktir.

 

Oysa bugünkü aydinlarimiz ve demokratlarimizin yapmak istedigi, herkes için

ülkeyi demokratiklestirmek ve güçlendirmek,rejimi ise tehlikeye degil daha çok

demokratik islerlige kavusturmaktir.

 

CHP ve Kürt politikacilari artik kuzu postundan çiksinlar,halkimiz artik onlari

taniyor ve zihniyetlerini biliyor.Bilmeyenlere de biz anlatacagiz.Türkiye artik

din ve köylü toplumu gibi muhafazakar ve kaderci toplum olmaktan uzaklasmaya

baslamis ve bunu da en iyi sekilde basaracaktir. Bu açiklamalardan sonra 2007

yili gündemimiz artik mevcut demokrasi ve insan haklari bize dar

geliyor,herkesin rahat edecegi ve dar gelmeyecek kaftani herkese yakisir

sekilde elbirligiyle dikecek organize atölyelere (siyasi partilere) ihtiyaç

duyuluyor ki,bunu da gündemlestirmek gerekiyor.Yoksa yarin çok geç olacak ve

halkimiz tekrar bunlara yem olmaya mahkum kalacak.Düsününki CHP parti içi

demokrasiyi bile hazmedemeyen ve liderleri Deniz Baykal'in liderlik cuntasi ile

yürütülen en marjinal kati partidir.

 

Bu tutumu ve zihniyeti ile öyle saniyorum ki 2007 yili genel seçimlerinde

Cumhuriyet'in -C-'sini de Halkin -H-'sinide kaybedecek ve yerine -B- ile -S-

harfi gelerek Baykal'i sevenler partisine dönecektir.(BSP) Bunun göstergesi

yaklasan Cumhurbaskanligi ile ilgi takindigi tavirdir.Kendisi aday bile

göstermekten çekinirken baskalarinin adayliklari ile ülke gündemini eskiden

oldugu gibi sekter tavirlarla olumsuz tablolar çizmekle halkimizin moralini

bozmaya çalisiyor.Sagduyulu vatandaslarimiz ülkeyi kaos'a sürüklemeden bu

sürecide en olumlu sekilde degerlendirecekti,.mevcut düzen partileri ve düzenden

beslenenlere inanmayacaklardir.Isimleri ve degisim safsatalari ne olursa olsun

yukarida da ifade ettigim gibi bunlar,degisim ve gelisime kapalidirlar.

 

Ben bunlarin dostluklarini da kurtariciliklarini, asagidaki öyküde geçen

kurtariciliga benzetiyorum.

 

-Elazig ruh ve sinir hastaliklari hastanesi'nde yatan hastalarini bahçeye bakan

pencereden gözetleyen bashekim,hastanenin bahçesinde bulunan havuza bir

hastanin tam bunaldigindan kendini havuza attigini ve çirpindigini görüp

telaslanirken birde ne görsün ki baska bir hastasi hemen havuza atilip hasta

arkadasini bogulmaktan kurtariyor.Bashekim sevinerek bahçeye iner,kurtarici

hastayi kutlamaya ve iyilestigini düsünerek taburcu etmek için yanina

gider.Ancak,bogulmak üzere iken kurtarilan hastanin bahçedeki agaca asildigini

görür.Tabi saskinligini gizlemeyen bashekim kurtarici hastasi çagirip sorar,bu

davranisina bir anlam veremedim madem niyetin arkadasini kurtarmakti neden

agaca asip ölümüne sebep oldun der.

 

Kurtarici hasta övünerek bashekime efendim arkadasim islanmisti da kurumasi

için agaca astim der.

 

CHP ve zihniyeti de kendi anlayislari ile ülkeyi rejimi ve halki kurtarmak

için,ülke ve demokratik rejimi dostlarini yani gerçek yurtseverleri,

yoksulluk ve baskidan bogulmak üzere olanlari da idam sehpalarinda astirarak ,

KURUTACAKLAR / KURTARACAKLAR.

 

Sonuçta 2007 yili genel seçimlerinin Cumhuriyetin ve demokrasinin ölçülerinin

CHP ve zihniyetindekilerin -MEZRO- 'su ile ölçülemeyecegini hem kendilerine

hem de sirtini dayattigi despotik güçlere anlatmaliyiz.Çünkü,ulusal,sinifsal

ve cinsel esitsizliklere karsi olmayana demokrat bu esitsizlikleri parti

programina olmayan partilere de demokratik parti denmez.

 

14-04-2007