İbrahim Küreken 

Arşiv

 

Kürt çıkmazı: PKK

Toplumların tarihinde iç ve dış etkenlerden dolayı inişler-çıkışlar olmuştur.Bazı olaylar ve gelişmeler bilimsel öngörüyü aşarak tam tersine gelip toplumun sorunlarının önüne bir tıkaç gibi kanalları kapatır.Sovyetler Birliği'nin kurulması teorik olarak ezilen toplumların ulusal kurtuluşuna katkı sağlaması gerekirken Kürtlerin ve Kürdistan'ın dört parçaya bölünmesine katkı sağlamıştır.Dörde parçalanmış Kürdistan'ın bu sömürge zincirini kırması mücadelesinin önünde de hep engel olmuştur Sovyetler Birliği Ortadoğu'da sağlanmış olan statüko'nun uzun süre destekçisi olmuştur.Ne zaman ki Sovyetler Birliği yıkılmış, Kürdistan'ı sömürgeleştiren zincirlerden biri zayıflamış ve o noktadan kırılmıştır.Tüm bu süreçlerde Sovyetler Birliği'nin bu engelleyici etkisini kavramadığımız gibi,onlardan kopya ettiğimiz tekçi stalinist örgütlenme biçimi bugün dahi bize büyük sıkıntılar yaşatmaktadır.Yıllardır kendi içinde ve dışında muhalefet kabul etmeyen PKK ve Apo hareketi bunun tipik bir örneğidir. Kürt sorununu çıkmaza sokmuştur.

 

1975 yılında Apo ile yapılan bir görüşmede: “her Kürt aileden bir kişi ölmezse,biri cezaevine girmezse ve biri dağa çıkmazsa Kürt halkını örgütlemek mümkün olmaz.” Bu her ailenin partiye zorunlu bağlantısının büyük planıydı.Çocuğu çatışmada ölen veya partinin kendi içindeki infazları sonucu öldürülen gerillanın tüm ailesi ve devam eden çatışmalardan her an kendilerine gelebilecek kötü haberlerin sıkıntısını yaşayan aileler ve cezaevindeki çocuklarının her gün maruz kaldıkları işkenceler sonucu yaşamları ile ilgili duyulan derin kaygı bu kitleyi taraf yaparak partiye sıkı bir şekilde bağlamıştır.Bu bakımdan ölen,öldürülen,dağa çıkan,cezaevine giren her kişi Apo'nun diktatörlüğünün gerçekleşmesinde önemli aşama geliştirmektedir. Bu sonucun gelişmesinde devletin tutumu çok etkili olmuştur.

 

PKK'nin her zaman övgüyle bahsettiği Siverek olaylarının çok ilginç bir başlangıcı ve gelişmesi vardır. 1970'li yıllarında gelişen Kürt siyasi hareketliliği halkın içinde büyük bir sempatiyle izleniyordu.Değişik bölgelerde farklı siyasi yapılar halkla bağlarını geliştirdikçe devletin kaygısı da artıyordu.Böyle bir dönemde Apo:”önce örgütlenmemizin önündeki siyasi gurupları ve kişileri ortadan kaldırmak gerekir” lafını tüm kadrolarına empoze etmeye başlar.Çok geçmeden Apo aldığı bir kararla infaz ekibini Siverek'e gönderir.Bölgede çok sevilen, etkin olan KAWA siyasi hareketinin lideri FERIT UZUN 22 Kasım 1978 günü saat 16.00 ya doğru kucağında 1.5 yaşında kızı Yekbun olduğu halde vurulur.Arkasından Ferit'i Bölgenin en etkin feodallerden Bucak ailesinin vurduğu propagandası yapılarak kitleyi Bucaklara karşı gelişecek kavgaya hazırlamanın senaryosu uygulanır.PKK itirafçısı Hasan Hüseyin Karakuş mahkemedeki açıklamasında Ferit Uzun dışında başka siyasi liderlerinin de öldürülme kararının olduğunu ama Siverek'te bunu başaramadıklarını belirtmiştir.Ferit Uzun'un hesabının sorulamamış olması sonraki katliamlara davetiye çıkarmıştır. Siverek'te başlayan çatışmanın daha uzun devam etmesi ve yıkımın daha kalıcı olması için bilinmeyen (aslında bilinen) bir gücün sürekli taraf değiştirdiği,çatışan güçleri dengelediği, olayları izleyenler ve Bucak ailesinin o dönemde reisi olan Hakkı Bucak tarafından ve ayrıca orada görev yapan subaylar tarafından birkaç yerde itiraf edilmiştir. Siverek çatışması senaryo gereği PKK'yi geliştirmiş ama Siverek ve çevresini her bakımdan on yıllarca geriye çekmiştir. PKK dışındaki diğer siyasi yapılar birbirlerine rakip olmalarına rağmen günlük anlaşmazlıkların dışında birbirlerini fiziki imha planları olmamıştır.Ancak PKK'nin diğer tüm siyasi yapıları ortadan kaldırmak için planları olmuştur.Bu da PKK'nin tüm diğer siyasi yapılardan farklı olduğunun göstergesidir.

 

 

Kürt çözümü işgal altındadır

 

Bugün bir tarafta devletin tüm inkarcı ve engeleyici yasaları diğer taraftan PKK'nin teslimiyetçi-işbirlikçi politikası Kürt sorunun çözüm kanallarını işgal etmiştir.Bütün çalışma alanları işgal altındadır.Basın yayın işgal altındadır.Sivil örgütler işgal altındadır.Şehirler işgal altındadır.Kırsal bölgeler işgal altındadır.Temsillikler işgal altındadır.Duygular işgal altındadır.Ticaret işgal altındadır.Iş alanları işgal altındadır.Kadınlar işgal altındadır.Çocuklar işgal altındadır.Siyasi kişilikler işgal altındadır.Sevgi işgal altındadır.Yaşam işgal altındadır.SIYASET işgal altındadır.VE BU IŞGAL KURUMLARI SADECE VE SADECE Apo'nun PSIKOLOJIK SAPMALARINA hizmet etmektedir.Ve bu manzara 1970'li yıllarında hazırlanmış senaryonun sonucudur.Yıllardır süreçle ilgili kuşku ve endişeleri olan yurtseverlerin sesi tehditlerle,haksız suçlamalarla kesilmişti.Ellerindeki bütün silahları yurtseverlere karşı kullanan Apo'nun maskesi düşmüştür.

 

PKK'nin 1984 yıllında “ Bağımsız Birleşik Kürdistan ”şiarıyla başlattığı silahlı mücadele binlerce gencin katılmasını sağlamış ve yüzbinlerce taraftar toplamıştır.Daha ilk gününde kafasında Kürdistan endişesi olmayan Apo, zamanla kafasındaki veya başkalarınca ona dikte edilen planları sinsice uygulamaya sokmuş,Kürt halkının mücadeleye katılan bu değerli evlatlarının heba olmasını,ölmesini,öldürülmesini sağlamak için uygulamalar başlatmıştır.Yetişen her önemli kadro bir şekilde yok edilmiştir.Yaşayan her kadronun,militan ve sempatizanın milli ruhunu yok etmek için inanılmaz yöntemler uygulamıştır.Kişilikleri silinmiş onlara kulluk aşısı yapılmıştır.Selim Çürükkaya'nın yaşadıkları,gördükleri ve yazdığı “ Apo'nun Ayetleri ”nde anlatıkları bunların sadece küçük bir parçasıdır.

 

Kitlede sağlam bir ruh hali kalmamıştır.Güven kalmamıştır.Inanç kalmamıştır.Hiçbir siyasi talebi olmayan birkaç bin gerilla çaresizce her sabah Apo'ya bağlılık yemini edip çok bozuk bir ruh haliyle ölüme ve öldürmeye koşmaktadır.Taleplerinde ne Kürt vardır ne de Kürdistan.” Biji serok Apo ” ve Apo'nun “ tecritten ”kurtulmasının dışında başka bir talep yoktur.Dünyanın hiçbir yerinde buna benzer bir örnek yoktur.Tüm bunların yanında asıl düşündürücü olanı kendisine aydın deyip bazı kariyerist ve çıkar beklentileri karşılığında devrimci ve milli kişiliklerini bırakmalarıdır.Bazıları sırf zaman zaman televizyonda görülsünler diye sanatını,kişiliğini,duygularını,milletine olan sorumluluğunu bir tarafa fırlatmışlardır.Bazıları,hatta içlerinde geçmişte toplumun saygısını kazanmış kişilerinde bulunduğu aydınlarımız sırf bir gazetede yöneticilik,partide medyatik bir görev alsınlar diye kişiliklerini Apo'nun planlarına esir etmişlerdir.Saymakla bitmez.Apo'nun emri ile sakalları kesilenler,boşananlar,el etek öpenler,belediyelerde bir işe girmeyi veya elindeki işi kaybetme korkusu yaşayanlar,ihale alanlar ve bekleyenler,aldığı maaşı kaybetme korkusu yaşayanlar, Apo'nun memurları ve kölelikten başka bir şey yapacak yetenekleri olmayanlar,Apo'nun hoşuna gitsin diye kişilik değiştirmeden önceki kendi arkadaşları ve Apo'nun muhaliflerine en ağıza alınmadık lafları hiç sıkılmadan sarf edenler. Kişiliksizleştirilen kişiler .Bağımsızlıkçı taleplerden, ne olduğu daha hiç kimse tarafından anlaşılamayan demokratik konfederalizm saçmalaması sürecine kadar yapılmış belirlemelere karşı düşünme ve tartışma ihtiyacı ve cesareti gösteremeyenler,tek görevleri dikte edileni kabul etmek olan bu “aydın”larımıza acımamak mümkün degildir.Yıllarca yan yana çalıştığı arkadaşının katledilmesine sessiz kalan,cenazesine gidemeyen bu “aydın”lardan ne beklenebilir.

 

PKK'de herkes birbirlerinin potansiyel katilidir

Bugün PKK'de herkes birbirlerinin potansiyel katilidir.Kimin ne zaman hangi arkadaşı tarafından ispiyonlanacağı ve infaz edileceği belli değildir.Kime ne zaman nerede sıra geleceği düşüncesi her kadroyu şüpheciliğe ispiyonculuğa sevk etmektedir.Apo'ya karşı şüpheye düştüğü veya tehlikeli görüldüğü için öldürülenlerin katlinde dönemin tüm kadrolarının katkısı ve etkisi olmuştur.Bugüne kadar öldürülmüş olanların hesabını sormayı akıl edemeyenlerin veya cesaret göstermeyenlerin bu ölümlerde payı inkar edilemez..Öyle iğrenç bir yöntem uygulanmış ki öldürülen kadroların kanına, sonradan öldürülecek kadroların eli bulaştırılmıştır.Katliamlara sessiz kalmış olanlar infaz kararı veren ve infaz edenler kadar suçludur.Apo uydurma gerekçelerle infaz kararlarını uygulamaya sokarken sessiz kalan M.Can Yüce(Apo'nun ölüm korkusundan devlete teslim olmasına karşı çıkmasını saygıyla karşılıyorum) ve diğer kalemşörler yıllarca partiyi ve Kürt halkının meşru demokratik ve milli taleplerini geriye iterek Apo'nun tanrı olduğunu savunmuştur..Apo'nun özgürlüğü halkın özgürlüğü yapılmış,Apo'nun sağlığı halkın sağlığı yapılmış,onun istek ve arzuları,sapıklıkları bütün geleneksel değerleri çiğnerken onun önemi hak taleplerinin önüne çıkarılmıştır.Bütün yeteneklerini Apo'yu tanrılaştırmak için sergileyen bu insanlar yarattıkları tanrı ile ilgili kuşkuya düştüler ve onun canını kurtarmak için Kürt halkının bütün değerlerini, yaşamına karşılık satışa çıkardığını yazmaya başladılar.Sadece Apo'yu suçlayarak kendilerini temize çıkarmaya çalıştılar.Aslında her şeyin normal gittiğini 1999 Şubat itibarı ile Apo'nun “tesliminden” sonra değiştiğini söylerken insanları kandırarak,geçmişte kendilerinin doğruyu temsil ettiklerini anlatmaya çalışıyorlar.Bu beylere kim inanır?Hiç kimse. Apo bugün ne idiyse dün de oydu.Sürecin doğru tahlili yapılmadan hastalığa doğru reçete yazamazsınız.1999 Şubat öncesine doğru, sonrasına yanlış demek mantıklı değildir.1999 Şubat'ına yol açan nedenlerin geçmişi vardır ve bunu doğru tespit etmek gerekir.Bütün iyi niyetinizle bir sürece girmiş olabilirsiniz.Bütün iyi niyetinizle süreci doğru yöne çekmeye çalışmış olabilirsiniz ama 1999 Şubat öncesi en basit olarak yetişmiş yüzlerce kadronun katledilmesine bir bahane bulamazsınız.Binlerce kadronun itirafçılığa itilmesini normal olarak izah edemezsiniz.On binlerce koruyucunun yaratılmasını normal bir savaşın sonucu olarak anlatamazsınız.Köylere baskın yapıp sivil çoluk-çocuk katledip, savaştığınız güçlerin sizin adınıza yaptıkları ayni benzer katliamların sorumluluğunu üzerinizden atamazsınız.Oturun geçmişin muhasebesini doğru yapın ve bunu açık yüreklilikle kitleye anlatın.Çünkü bu çok çok önemlidir.Önemlidir;çünkü PKK'nin içinde her şeye rağmen kürdi duygularını koruyan kalmışsa bu insanların önünde tarihi bir görev durmaktadır. Bu insanlar Kanıyla canıyla yarattığı bu milli potansiyelin Kürde karşı kullanılmasını engellemelidir

 

Gerilla ilerici,devrimci ve milli özelliğini kaybetmiştir .

Gazeteci –Yazar Oral Çalışlar'ın yazdığına göre: 6 Agustos tarihli Özgür Gündem gazetesinde APO:”ABD bizi kullanmak istiyor.Halbuki bizi Türkiye kullanabilir.Biz Türkiye'nin kullanımına açığız.” diyor. Be mübarek Türkiye'nin seni kullandığını bütün dünya zaten biliyor.Senin sayende savaş varmış gibi gösterip her iki silahlı kuvvetin tekrar başrol oynamasını sağlamaya çalışıyor.Özellikle Kürt kökenli gençleri senin silahlı kuvvetlerinin önüne çıkarıp her iki taraftan Kürdün heder olmasını ve kan davasının oluşmasını sağlamaya çalışıyor.Avrupa Birliği sürecini seninle etkisiz kılmaya çalışıyor.Siyaset alanını seninle işgal ederek başka olası bir düşüncenin gelişmesini engelliyor.Saymakla bitmez.

 

Ortadoğu'da devam eden karışıklıkta, hazır ve pusulası bozulmuş silahlı bir gücü herkes kullanmak isteyecektir.Pazara malını çıkarmışsan alıcılar ilgilenirler.Her kesimin bu pusulası bozulmuş silahlı gücü kendi emellerince çok ucuza kullanma hesabı olabilir.Ideolojisi silinmiş,varolma amacı anlamsızlaştırılmış böyle bir güç herkese gereklidir. En büyük handikaplarımızdan biri de budur.Apoyu ve gücünü yaşatmak isteyen başta T.C.Devleti olmak üzere geniş bir kullanıcı kesim vardır.Ve bu kesimlerin bir kısmı gerillayı Kürt halkının doğru mücadelesinin karşısında kullanmaktadır.

 

Sonuç

 

Apo,PKK ve bunların gölgesinde politika yapan “aydınlar” ve T.C.Devletinin yasaları,kurumları ittifak halindeler.Bunlar Kürt Sorunun çözümünün önünde engeldirler.Bu ittifak güçleri sorunun uluslar arası alanda ehli ve gerçek temsilcilerinin yer almasına engeller.Bu güçler Kürt halkının doğru alanlarda örgütlenmesine engeldirler.Bu güçler Kürt halkının doğru taleplerinin iç ve dış kamuoyuna yansıtılmasına engeldirler.Bu sebeplerden Apo ve Apoculuk aşılmalıdır.Gerillanın devrimci ve milli vasfı yok edilmiştir.Sadece bir adamın çıkarına çalışan silahlı bir gücün hangi tanıma girdiği bellidir.Halkımızın çocuklarına sahip çıkması gerekir.PKK'nin son dönemde hazırladığı söylenen 250 kişilik ölüm listesindekilerin infazında, ortalığın karışmasında fayda bekleyen başka “ortak” güçler de rol alabilir.Çünkü her iki gücün ortak hedefi gerçek Kürt aydınlarını yok etmektir,halkı ve bir bütün olarak tüm kesimleri susturmak,sindirmektir.Her kesimden yurtseverin dikkatleri buna yöneltmesi gerekir.Korkunun ecele faydası yoktur.Korkarak,susarak,sinerek bu katliamları durdurmak mümkün olmaz.Hikmet Fidan'ın öldürülmesini kınamak bu bakımdan çok önemlidir.

Saygılarımla

2005-08-08