İbrahim Küreken 

Arşiv

 

İsot tarlalarının sınırı neresi?

Parçalı duruş Kürt Halkının yararına değildir .

 

AB, BOP ve Kürtler başlıklı yazımdan dolayı iki farklı eleştiri aldım.Güya yazımda gizli PKK'cilik yapıyormuşum.Bu kanıya sebep olarak ta Kürdistandaki örgütlü yapıların ve Kürt halkının büyük fedekarlıklar sonucu yarattığı değerlerin altına düşmüş PKK örgütünün içine düştüğü gayri milli yapılanmasını eleştirirken onların yanlışlardan ve gayri milli politikalardan vazgeçip milli politikaları savunur bir duruma gelmelerini istememdir.

 

Yanlışlarından arındırılması ve milli çizgide birlik noktasında değerlerin ortak bir çerçeve yapılaşmasını savunmam neden rahatsız edici oluyor anlamakta zorlanıyorum..Bu eleştirileri, hep sert ve yıpratıcı söylemler bekleyen çevrelerin daha yapıcı ve aklıselim söylemler karşısında içine girdiği şaşkınlıklarını gizleyememelerinin bir ifadesi olarak görmekteyim.

 

Bazı insanlar benim PKK ile kan davası taşımam gerektiğini düşünüyor olabilirler. Kan davası besleyerek milli birlik oluşturulamaz. Benim PKK'ye karşı siyasi duruşumda düşmanlık yoktur. Olmamalıdır. Eğer siyasi olarak karşı olduklarımla siyaset dışı değerlendirmelere yönelirsem bunun adı siyaset olmaz..

İkincisi; bir anlamlı gülümsemenin arkasında gizlenen eleştiri de, kurdinfo sitesinde güncelleşen “ DDKD'nin yeniden yapılanması yazılarının gölgesinde ” eski bir KAWA'cı olan benim neden boy gösterdiğimle ilgilidir. Bu sığ anlayışa söylenecek fazla bir şey yoktur.Yalnız şunu da ifade etmekte fayda görmekteyim: Gerek eski DDKD'li arkadaşlar gerekse diğer eski siyasi yapılardan arkadaşlarla eskiye dayalı hiçbir temel ayrılık noktası görmüyorum.

 

Her biri ile veya hepsi ile bir arada bulunmayı engelleyen bir neden yoktur. Tam tersi birlikte olmak için yığınla neden vardır. Eski KAWA'cı dostlarımla sıcak ilişkilerim ve dostluk duygularım eskisi gibi taptaze devam ettiği gibi KAWA'cı olmayan diğer siyasetlere mensup arkadaşlarla da aynı oranda ilişkilerim vardır.

 

Dünyadaki gelişmeleri kavramadan siyaset kavranılamaz

Dünyadaki ve bölgemizdeki gelişmeler hepimizin eski kabuklarımızı silkip atmamızı ve yeni, güçlü, gerçekçi yapılar oluşturmamızı gerektirmektedir. Eskiden var olan üzerinde farklılıklar inşaa ettiğimiz sebepler ve duruşlar artık yoktur. Birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra ortaya çıkan Üçüncü Dünya Dengelenmesi içinde dönemin şartlarına ve ruhuna uygun yeni ve güçlü birliktelikler kurmamız gerekmektedir.

 

Eski alışkanlıklarımızı devam etirerek ve eski parçalanmışlığımızla günümüz gerçekliğine cevap vermemiz mümkün değildir. İrademizin dışında ortaya çıkan ve bizi direk içine çeken gelişmelere en akılcı cevap ortak hareket kabiliyetimizi geliştirmekten geçer. Dünyada ve bölgemizde çok önemli dönüşümler olmaktadır.Bu gelişim ve dönüşümleri sert ve uc ifadelerle tanımlamak, kenardan düşünce merkezini taşlamaktır .Yaptıklarımız bundan farklı değildir.

 

Düşünce merkezinin bir parçası olmaya çaba göstermek yerine birbirimize uzak durmak, kötülemek, karalamak ve yok etmeye çalışmak için inanılmaz güç sarf ediyoruz. Oysa ki güçlerimizi birleştirmek için dünya kadar sebeplerimiz var. D üşmanlarımıza gösterdiğimiz sempati ve hoşgörüyü birbirimize gösteremediğimiz sürece milli duygulardan bahsedemeyiz .

 

1970'li yıllarda Kürtlerin, ideolojilerin gölgesinde siyasal guruplaşmaları önemli heyecanlar geliştirmelerine ragmen, bölünmüşlüğün de yaşandığı bir dönem olmuştur. Bazı arkadaşlarımızın halla o günlerin heyecanını yaşıyor veya yaşamak istiyor olması, içinde bulunduğumuz dönemin değişim gerçegini saklamaz. Kürt halkının üzerinde devam eden hesaplar ve baskılar yoğunlaşırken devamla birbirimizle boğuşmamız, devam eden ve giderek büyüyen tehlikeyi fark etmemenin ifadesidir .

 

Bir anekdotla devam edeyim. Birinci dünya savaşından sonra galip devletlerden Fransızlar Urfaya doğru yol alıyorlar. Halk kahvelerde yayılan haberleri endişe ile izlemektedir. Gelen haberler pek iyi değildir. Fransızlar her gün yeni yerleri işgal ediyor. Halk gelen her haberi endişeli ama hareketsiz izliyor. Bölgeler ve mahalleler tek tek elden gidiyor.Derken herkesi ayağa kaldıran bir haber geliyor. Fransızlar isot tarlalarına girmişler diye.Bu haber artık kaybedecek bir şeylerinin kalmadığına inanan insanları harekete geçirtip birliklerinin oluşmasına yol açıyor.

 

Bizim isot tarlalarının sınır ı neresi?

Kürt nufusun üçte biri Türkiyenin batısına göç etirilmiş ve çok hızlı bir şekilde türkleştiriliyor. Biz kendimizle boğuşuyoruz.

 

Gençlerimiz uyuşturu müptelası haline getirilmiş. Aç bırakılan çocuklarımız çaresizlikten insan tacirlerinin elinde kapkaççılık dahil her türlü pisliğin içine atılmış.

 

Türkiyenin kişi başına düşen gayri safi milli geliri 5000 dollar dolayında iken, Batı şehirlerinde bu oran 12000 dollar dolayında, ancak Kürt bölgesinde 400 dollar dolayındadır. Halkımız aç sefil,perişan bir durumda. Biz birbirimizle boğuşuyoruz..

 

Avrupa Birliği sürecinin başlamasıyla, Kürt Halkının insanca yaşama haklarının Avrupa Birliği sözleşmelerinde yer alması ve Türkiye'nin 80 yıldır inkar ve imha ettiği Kürt Halkının ulusal varlığının uluslararası belgelerde yerini alması için tüm Kürt yazar, siyasetçi ve akademisyenlerin birlikte mücadele etmeleri gerekirken biz daha da gereksiz söylemlerle birbirimizi yıkmaya çalışıyoruz. Dünyanın her yerinden Kürtlerin tüm dünya kamuoyunun merceklerini üzerimize çevirmesi gerekirken bizler ne yazık ki birbirimizi boğmaya çalışıyoruz.

 

Bölgede yoksulluktan ahlak revizyonu hepimizin gözleri önünde o çok önem verdiğimizi hep tekrar ettiğimiz gururumuzu ayaklar altına alıyorken,bizde tık yok.

 

Dünyada yeniden kurulan güç dengelerinde güçlü bir birlik duruşu acil ihtiyaç halini almışken bizde tık yok.

 

Dünyanın en büyük sömürge halkı olan bizler kendi ana dilimizle çocuklarımıza eğitim yaptıramıyorken tık yok.

 

T.C.Devleti Güney Kürdistanı her vesile ile tehdit ediyor, bizde tık yok

 

Bölgemiz ve halkımızla ilgili yeni tezgahlar düzenleniyorken bizde tık yok.

 

İsot tarlalarımıza çoktan girilmiş. Ama biz habersizmişiz gibi davranıyoruz .

Sosyo-psikolojik analiz ve tedavi gerektiren bu hastalığımıza son verecek isot tarlalarının sınırını merak ediyorum. Bizim isot tarlalarının sınırı neresi? Bileniniz var mı?

 

09-10-2005