Türkiye'nin PKK'ye ihtiyaci vardır
Son günlerde Amerika'dan Ankara'ya gelen CIA ve FBI başkanlarının T.C.Devleti yöneticileri ile yaptığı görüşmelerden basına yansıtılan “PKK'ya karşı ortak tutum ”konusu esas görüşme konularının gizlenmesine yönelik bir aldatmacadır. Amerika'nın çözmeye çalıştığı Suriye ve İran sorunu varken PKK ile uğraşacağını beklemek yanılgıdır.Amerka'nın gerek Suriye gerekse İran'la olan problemlerini çözmede hem Türkiye'ye hem de PKK'ya ihtiyacı vardır.Ortaya atılan yalan yanlış haberler asıl amacı gizlemeye yöneliktir
Amerika'lıların ziyaretlerinin esas amacı İran ve Suriye'ye karşı cephenin sınırlarını netleştirmektir. Bir amacı da “ittifak”güçlerinin aralarındaki problemleri yumuşatmaktır .. Gelecek bir zamanda Amerika'nın çıkarları doğrultusunda PKK ve T.C.Devleti ayni cephede ittifak halinde Amerika'nın işaret ettiği “düşmana”karşı savaşırsa bu kimseyi şaşırtmamalıdır
Türkiye; 1999 yılında yakalanan Apo ile anlaşarak PKK'yi Irak'ta bir Kürt yapılanmasını engellemek için ayakta tutmaya çalıştı.Bunu başaramayınca şimdi de Irak Kürdistan'ındaki gelişmelerin Türkiye Kürtlerini etkileyip oradan esen özgürlük rüzgarına kapılmaması için PKK'ye ihtiyaç duymaktadır.Kürt halkının gelişen milli uyanışının özgürleşme hareketine dönüşmemesi için PKK önderliği tarafından Türkiyelileşme propagandasını esas alan örgütün etkinliğinin Kürtler üzerinde devam etmesi Türkiyenin çıkarınadır.
Çünkü Güney'den esen rüzgar PKK kontrol ve etkinliği olmazsa,Kuzey'deki Kürtleri daha çok etkileyip Güney'deki kardeşleri gibi özgürleşme istemleri Türkiye'yi daha çok uğraştıracaktır.Bu bakımdan Türkiye'nin gerek ABD,gerekse Irak Kürtlerinden bekledikleri PKK'ya karşı mücadele görünümü tamamıyla aldatmacadır.Burada hedef PKK'nin üzerinden yapılan “terörist” propagandasının tüm Kürt istemlerinin önünde tutmak ve bu propaganda ile bu masum ve haklı ulusal-demokratik istemlerin dünya kamuoyuna doğru bir şekilde ulaşmasını engellemektir. Tüm bunlar için; Türkiye'nin Kürt aydınlanmasını engellemek ve Avrupa Birliği sürecinde Kürt Halkının istemlerinin üstünü “terörizm”le kapatmak ve Irak Kürtlerinin kazanımlarının Türkiye Kürtlerini etkilememesi için PKK'ye ihtiyacı vardır.
PKK, Siyasal Kürt mücadelesini Türkiye devletinin kabul çizgisine taşıma ve uluslararası siyaset sahnesine bu şekliyle resimlemenin garantisidir
Devletin her gün gündeme getirdikleri PKK'nin Kandil'den çıkarılması istemi sadece bir kandırmaca ve Güney Kürtleri üzerine baskı kurma politikasıdır.Halbu ki PKK'nin Kandilde olmasının Türk Devletine bir zararı yoktur. PKK'nin Kandil'de olması ancak Güney Kürtlerine problemler yaratabilir.Kürt (PKK) çevresinin verdiği bunca tavize rağmen T.C.Devletinin inkar ve imha politikasında önemli bir değişim yoktur.Dikkat edilirse gerilla komutanlarının devletten bekledikleri,onları dağdan indirecek “genel af”bir türlü gelmemektedir.Devlet için bunu yaratmak hiçte zor değildir.Ancak PKK'nin dağdan inmesi devletin politikalarına uygun değildir.Kaldı ki PKK'nin uğruna savaşacağı milli istemleri kalmamıştır .Apo'nun üzerindeki tecritin kaldırılması ve sağlığı bütün milli ve demokratik hak istemlerinin önüne geçmiştir.PKK dağdan inmek istiyorken, devlet PKK'nin dağlarda kalmasından yanadır .Onun içindir ki onları dağlardan indirecek bir “af”a karşıdır. Gerek Türkiye içindeki demokratik yapılanmayı engellemek, gerekse Kürtler içindeki ulusal etkileşme ve örgütlenme karşısında, Rusya'nın Çeçen militanlarına duyduğu ihtiyaç gibi Türkiye de PKK'ye ihtiyaç duymaktadır .
Bilindiği gibi Sovyetlerin dağılmasından sonra Bağımsızlık isteyen Çeçenlerle Ruslar arasında 1995 yılına kadar devam eden savaşta, Tüm Rusya halkları kendi yönetimlerine karşı aktif bir direniş göstererek Çeçenlerin ulusal hakları için başlatıkları savaşta Çeçenlerden yana tutum almışlardı.”Çocuklarımızın birbirleri ile savaşmalarını ve ölmelerini istemiyoruz” diye hergün sokaklarda mitingler yapmışlardı..Bunun üzerine Rusya Devleti Çeçenlerle 1996 yılında HASAVYURT antlaşmasını gerçekleştirmişlerdi.Bu anlaşmada Ruslar Çeçenlerin bağımsız devlet olma haklarını tanımış,beş yılın sonunda bağımsızlıklarını ilan edebileceklerini kabul etmek zorunda kalmışlardı
.Dört yılın sonunda Çeçen militanlar komşuları Dağıstan topraklarına girerek müslüman köylere saldırmış onlarca sivil insan öldürerek “ İslam İmparatorluğu kuracağız ”demişlerdir. Daha sonra Çeçenlere mal edilen, Moskova'da bir binaya bomba konulması ve diğer bazı sivil hedeflere yapılan saldırı sonucu yüzden fazla sivil insanın ölümüne sebep olunmuştur.Bunun üzerine Çeçenya mücadelesi Rusya içinde müslümanlardan ve diğer tüm sivil halktan gelen desteğini kaybetmiştir .
En önemlisi ve dikkatle bilmemiz gereken Çeçen halkının kendi milli taleplerinden dönüş gösteren,milli mücadelenin içini boşaltan “islami imparatorluk”gibi tüm Çeçen halkının taleplerinden uzak talepleri ortaya süren bir zamanların milli talepler savunucusu sacaşçıların artık kendi savaşçıları olmadığını düşünüp alternatifsiz kaldıkları ve anlamsızlaşan savaşa karşı mecburen işbirlikçi güçlerden yana pasif tutum aldıklarıdır.Bu durum Rus yönetiminin başından beri yazdığı senaryonun hayata geçirilmiş olduğunun ifadesidir .
Bu gelişme, Çeçenlerin haklı mücadelesini gayri-meşru bir hale getirmiştir. Rusya'nın ihtiyaç duydukları Rus milliyetçiliğini geliştirmiş,etkisizleşen orduyu güçlü kılmış ve hem eski stok silahların tüketilmesini hem de yeni silahların denenmesine imkan sağlamıştır.En önemlisi de Ruslar Çeçenya'yı uydu yönetimlerle kendine tekrar bağlamıştır.Rusya'nın kontrol ettiği bazı Çeçen militanların Rusya için önemi bu bakımdan büyük olmuştur.Yeni gündeme ihtiyaç hissettikleri her an, elinin altında daima böylesi hazır bir güç her devlete lazımdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir taraftan Irak Kürdistan yönetimi ile ilişkiler kurmakta,diğer taraftan da Şiileri,Sunileri,Türkmenleri ve hatta Kürdistandaki Suryani ve Keldanileri Kürtlere karşı kışkırtmakta ve onları Kürtlere karşı örgütlemeye çalışmaktadır.
Türk Devletinin Kürtlerin ulusal-demokratik haklarını tanımaya niyeti hiç yoktur Dünyanın herhangi bir yerindeki Kürt kazanımlarına karşı mücadele içselliği henüz ortadan kalkmış değildir. .Bazen ortaya atılan sorunun varlığını tanıma yaklaşımları tamamıyla günlük tansiyonla ilgilidir.T.C.Devleti yöneticileri henüz Kürtlerin asimile edilmesi çalışmalarından vazgeçmemişlerdir .
”Bütün kızlar okula ” kampanyası esas olarak geleceğin annelerini doğuracağı çocuklarına enjekte edilecek dil ve kültür dönüştürme projesidir.Benzetme,benzeştirme programları bütün hızı ile devam etmektedir.
Bunlara karşı da kürt Halkının uluslaşma mücadelesi inatla devam etmektedir.Kürt yazısal edebiyatı bütün zorluklara ragmen gelişmektedir.Bütün teslim olma,teslim alma hareketliğine rağmen Kürtlerde şekillenen ve hızla gelişen milliyetçilik devam etmektedir.Bu hızlı milliyetçi gelişimin önünü alamayan T.C.Devleti gelişimi kendi istemleri paraleline dönüştürmek için bazı Kürt aktörlerini de kullanarak Türkiye'de ve uluslararası çevrede yoğun bir faaliyet sürdürmektedir.
Bu yoğun çabadan Türkiye'nin bir sonuç alması,Irak Kürdistan'ındaki gelişime bire bir bağlanmıştır.Çatışma süreci sonunda kendini mutlak kazanmış sayan T.C.Devleti, Güneyde elde edilen Kürt kazanımlarının Türkiyedeki Kürt halkına sağladığı moral destek ve ileriye hamle dürtüsü karşısında “zafer”ini tam olarak yaşayamamıştır.Var olan bütün imkanlarını Irak Kürtlerinin kazanımlarını düşük seviyede tutmak,bölgedeki Kürt olmayan güçleri etkileyerek Kürt kazanımlarını geriye çekmek için kullanmaktadır .
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne dahil olma sürecini çok bilinçli bir şekilde yavaşlatarak kendileri için hayati önemde gördükleri Türkiye Kürtlerinin ulusal-demokratik istemlerini ruhsuzlaştırma,özünden koparma ve teslim alarak süreç sonunda kendi mantığı ila tehlikesiz seviyede tutmak için Türkiyelileşmek,Üst kimlik-alt kimlik,Demokratik Konfedaralizm gibi Kürt istemlerinin içini boşaltan,ruhsuzlaştıran kavramları Kürtlerin temel istemleriymiş gibi işbirlikçi Kürtlere söyleterek sonuca varmak istemektedirler.
T:C:Devleti Kürt siyasi aktörleri desteğiyle kısa bir dönem için başarı şansı elde etse bile uzun sürede Kürt Ulusal Demokratik İstemleri güçlenerek Türkiye'nin karşısına dikilecektir.Kürt Halkının içinde büyüyen yoğun milli duygulara önderlik edecek kadroların ve örgütlerin meydanda gözükmüyor olması bunun Kürt Halkının sahipsiz kalacağı anlamına gelmemelidir.Süreçte şu anda yanlış kişilerin varolması ve bunların T:C:Devletinin politikalarını uygulamalarına yardımcı olması da uzun dönemde bir garanti görülmemelidir.Bedeller ödemiş büyük kitlenin uzun bir dönemde bu teslimiyet politikalarının farkına varacağından şüphe edilmemelidir.Siyasi ve kültürel asimilasyona uğramış, Türk olduğunu sanan Kürtlerin en azından bir kısmının kendi derin geçmişini bulup özüne dönüşü de kimseyi şaşırtmamalıdır .
28-12-2005