İbrahim Küreken 

Arşiv

 

Kendini anlamsız kılarak karşıtlarla muhatap olunmaz

 

Her toplumsal sorunun çözümü, o soruna taraf olan muhataplarının doğru anlatımlarla karşı karşıya duruşuyla başarılır. Sorunun adını değiştirirseniz sorunu ortadan kaldırmaz tam tersine üzerine örttüğünüz perdenin altında sorunu büyütür ve karmaşıklaştırırsınız.

 

 

Sorunları ayakta tutan nedenler; kavganın, tartışmanın ve nihayet anlaşmanın da nedenleridirler. Sizi taraf tutan bu nedenlerdir. Siz karşıtınızla var olan sorundan dolayı karşı karşıyasınız.Karşıtınızın kullandığı dil, kullandığı politika sizinkinden farklıdır.Karşıtınız; halkınızın üzerinde kurmuş olduğu baskı ve sömürü alanını genişletmeye, siz; daraltmaya ve yok etmeye çalışırsınız, çalışmalısınız.

 

Karşıtınız, kendi varlık ideolojisini sizi yok etmek üzerine kurmuş, beslemiş ve geliştiriyorsa,göreviniz hakim ideolojinin etkisinde kalarak kendinizi yok saymak değildir.Sizi karşıt kılan yok edici ideolojiye karşı ısrarla kendi varlığınızın gereği yaşamsal haklarınıza sahip çıkmaktır. Çünkü sizin politik sahadaki varlık nedeniniz, sistemin inkar politikasına karşı halkınızın on yıllardır süregelen tepkisidir.Bunu görmemezlikten gelemezsiniz.

 

Kendinizi inkar etme karşılığı “önemli” makamlar size sunulabilir ve sunulacaktır. Ama bu makamlar halkın sizi görmek istediği makamlar değildir. Bu makamlar sistemin sizden karşılığını beklediği tatlı yaşam lokmalarıdır.Büyük bir keyifle yersiniz.Alışkanlık yarattır ve elde ettiklerinizi korumak için kalan değerlerinizi de satarsınız.

 

Uzlaşma adına “küçük tavizlerin gerekliliği” sonu gelmez geri çekilmeyi besler.Çünkü siz geri çekilirken karşıtınız üzerinize gelecektir.Bu hazırlanan senaryonun gereğidir. İşkencedeki yöntem de budur.Küçük ve “zararsız” bir tavizin sonu gelmez. Bir dönem sonra başlarsınız karşıtınızın dili ile konuşmaya. İstemlerinizi küçültmenize rağmen üzerinize geliş devam eder. Siyasetten imha süreci devrede güç kazanmıştır.Ne kadar gerilerseniz gerileyin aranızdaki mesafeyi kapatamazsınız. Karşıtınız sizi yok etmek için ayaktadır. Onun dili ile konuşmanız yetmeyecektir. Bu sefer “diyalog” adına ona benzemeye çalışırsınız.Kendi gerçeklerinizi değil, karşıtını kendi gerçekliğiniz gibi dillendirmeye çalışırsınız. Halkınızı esaret altına alan ideolojinin yaratıcısını yücelterek kendinize ihanet etmeye başlarsınız. Bunu ortalığı yumuşatmak adına yapıyorsunuz ama aslında siz varlık nedeninizi anlamsız kılıyorsunuz. Bu süreç sizin karşıt olarak varlığınızı ortadan kaldırıncaya kadar devam eder.

 

Karşıtlığınızın bir anlamı kalmayınca ortada tartışılacak bir sorun gözükmez. Verilen mücadele bir pişmanlık sürecine dönüşür. Karşıtınız sizi yine de rahat bırakmaz.İmha sürecini başlatır. Çünkü sorunun kendisi devam etmektedir ve kendinizi ait sandığınız toplumdaki milli güçler yeni arayışlar içindedir.Siz artık karşıtınıza dönüştüğünüz için sizi bu yeni toplumsal güçlere karşı kullanacaklardır.Siz bunun farkına bile varamazsınız.Farkına vardığınız noktada da yeni görevinizin avantajları sizi bırakmaz.Yaşamın güzel tadı damaklarınıza yapışmıştır. Siz kendinizi nasıl kabul ederseniz edin, siz artık sistemin bir koruyucususunuz.Karşıtınız sizi iç ve dış dengelerde istediği rahatlıkta kullanır. Muhtemel bir yeni mücadelenin de önünü tıkamaktasınız. Bunu yaparken yine de kendinizi halkın tek temsilcileri olarak görebilirsiniz. Halk da yaşanan süreçte büyük acılar yaşadığı için sizinle birlikte bir müddet daha çocuklarının hatırasına kader birliği içinde olabilir. Hem siz, hem de sizi kendine dönüştürmüş karşıtınız bu durumdan memnunsunuz. Zaten istenen de budur. Savunduğunuzu iddia ettiğiniz halkın “tek temsilcileri” olarak gözükmek karşıtlarınızın isteğidir.Bu şekilde kullanmak daha avantajlıdır. Sistemi rahatsız eden iç ve dış baskılar bu yöntemle daha etkili bir şekilde bertaraf edilir.

 

 

Dönüştürüldüğünüz son durumda ve istem sahibi halkın temsilcileri görünümünde, sistem temsilcilerinin öngördükleri doğrultuda bir politikanın savunucularısınız. Buna siyasi korucu demek haksızlık olmayacaktır. Sizin dışınızda kalan milli güçlerin seslerini sistem savunucularıyla kurulan birliktelikle kesmişsiniz.Alanlarda bir tek siz varsınız.Toplumun bir kısmının güzel duygularını süreçte yaşanan acılarla yanınızda hapsetmişsiniz. En büyük ve hatta tek etkili güç sizsiniz.Size biçilen bir görev de budur. Sizi kullanma ihtiyacını hisseden her merkez sizi dikkate almaktadır.Bölgedeki politik güç dengelerinde önemli bir araç durumundasınız. Bundan kuşku duyacağınıza böbürlenmeniz sağlanmıştır. Sevinçlisiniz.”Zafer” sizin cephede adlandırılmaktadır. Çocuklarımızı dağlara, sokaklara taşıyan ilk çıkış dönemindeki istemler bu işbirliği sayesinde hatırlanmaz olmuştur. Söylediklerinizi eleştirenler etkisiz kalmıştır. Artık karşıtlarınız, kendi halkınız içinde, yanlışlarınızla mücadele eden siyasi guruplardır. Sizin taraflığınız dönüşüme uğramıştır. Sorunun çözümünü milli futbol maçlarını seyretmekte arayan büyük bilgelerle işiniz kolaydır. Sizi hemen bir makamla ödüllendirilirler.Siz “önemli” makamlarla ödüllendirildikçe bu halkın işi zorlaşmaktadır. Sisteme ve sistemin yaratıcılarına övgüleriniz temel politikanız olmuştur. Bunu yapmış olmanıza rağmen ödüllendirilmeniz bir halk için en büyük talihsizliktir. Umarım yanılan ben olurum.

 

Saygılarımla

İbrahim Küreken

12-08-2007