Uluslarin Kendi Kaderlerini “Kendilerinin'' Tayini
Kürt ulusal mücadelesi yüzyıllardan beri süregelmektedir, bu devam eden
mücadele süresince kimi zaman;geri püskürtüldü,zafer elde etti ya da küçük taleplerini kabul ettirebildi.Elbette ki,uluslar kendi kaderlerini kendileri
tayin ederler.Hiç kuşkusuz bu önemli vazifeyi ne bir başka nesil'e bırakma
yada bu sorunun çözümü için dış mihraplara bırakılması düşünülemez.Eğer
uluslar kendi kaderlerini kendileri tayin etmezlerse veya bir başka nesil'e
bırakma lüksünü kendilerinde görürlerse hep bazılarına gebe
kalırlar/kalabilirler.
Ezen ulusun milliyetçiliğine karşı,ezilen ulusun milliyetçiliği her zaman
ilericidir ve ilerici kalmalıdır.Ezilen uluslar,ezen ulusa karşı şoven
duygular beslerse,elbette ki şu unutulmamalıdır ki her etki bir tepkiyi
doğuracaktır.EZEN-EZILEN ulus içinde şovenizm tehlikeli ve hiçbir ilerici
yanı bulunmayan gerici bir ideolojidir.Bu nedenle ezilen ulusun ezen ulusa
karşı beslediği şoven ideoloji ezilen ulus için yaşamlarının kaos'a dönmesi
demektir.aynı zamanda EZEN ulusta bundan payını mutlaka alacaktır.
Ezilen ulus her zaman haklılığını kanıtlayabilmek için şovenizminden uzak
durmalı,ezen ulusun şoven politikaları teşhir etmelidir.Bununla birlikte ezen
ulusa karşı mücadele yöntemleri şunlarla desteklenmelidir:
Gönüllü birliktelik ve karşılıklı özgüven çerçevesinde ezilen ulus ve
azınlıkların birliği kurulmalıdır.Arap'ı,Laz'ı,Çerkez'i ve Kürdü kendi
oluşumlarından bağımsız olarak legal veya yarı legal komiteler yaratmalı ve
taleplerini dile getirmelidirler.
Ezen ulus ilke ezilen ulusun sınıfsal mücadelesi ancak ve ancak ezen
ulusun,ezilen ulusa tam bir özgüven çerçevesinde gerçekleşmelidir.Öncelikli
olarak ezen ulus,ezilen ulusun ‘'Ulusal Sorununu''çözümde tam destekçi ve
yardımcı olmalıdır.Aksi taktirde Ezilen ulus ile ezen ulusun birlikte
mücadelesini koşulu yoktur ve buna koşul aranmamalıdır.
Ezilen ulus,demokratik haklarını sonuna kadar kullanmalı ve kendi demokratiktaleplerini dayatmalıdır.Demokratik yollardan;OTONOMI veya FEDERASYON şeklindeki bir devleti red etmemeli ve bu talebi sonuna kadar savunmalı ve dayatmalıdır.
Ezilen ulusun,kurulacak bir bağımsız devlette yönetim biçimini ulusun
mensupları belirlemelidir.Ezen ulusla,ezilen ulusun birlikte yaşamasının bir
koşulu da ulusların mensup olduğu halk tarafından referandumla
belirlenmelidir.
YASAL ALANA BAKIŞ AÇISI VE YASAL PARTILEŞME
Türkiye deki seçimler hiç kuşkusuz ki tam demokratik biçimde işlememekte ve ülkenin politik konumuna göre siyasal partiler iktidar olmaktadırlar.O an ülkede milliyetçiliğin dalgalanması gerekiyorsa bu formatta bir parti halk oyu ile iktidara geçiyor veya dinciliğin,solculuğun,demokratçılığın yeri varsa bunlar devreye girip iktidara yerleşebiliyor.
Çok uluslu olarak şekillenen ve tek ulus egemenliğine dayalı olan Türkiye, diğer ezilen ulus ve azınlıkları,anayasaya “Türkiye Cumhuriyetinde
yaşayan ve ona vatandaşlık bağı ile bağlı herkes TÜRK'tür''ibaresini koyarakonları hiçe saymakla beraber uluslar arası gündemden uzak bırakmakta ve izole etmektedir.
Şöyle ki:
Diyarbakırlı bir genç bilimsel çalışmada başarılı olmuşsa,onu var olduğu ulusun başarısı olarak değil de,Türk'ün bilimsel başarısı olarak nitelendirilir.
Ezilen uluslar,ezen ulusun politikası,stratejisi ve Anayasası üzerinden kendini şekillendirmeyebilir, hatta bunları rededebilir.Bu da doğal olarak ortaya;Ezilen ulusun,ezen ulusa kendi varlığını kanıtlamaya çalışmasından meydana gelmektedir.
Ezilen bir ulus meşru bir zeminde mücadeleyi redediyorsa açıktır ki mücadele etmek o ulusun niteliğinde yoktur;artık o başka çıkar hesaplarının peşine düşmüş sayılır.Çağımızdaki ulusal mücadelelerin meşru mücadele kanatları (DERNEK,KÜLTÜR MERKEZI,GENÇLIK LOKALLERI…vs.)olmazsa ulusal ve de uluslararası arenada güç
kaybeder ve hep tepkiyle karşılanır.Sonuç olarak haklı mücadelesini kaybedip yerine haksız mücadele etmiş bir ulus mücadelesi kazanmış oluruz.
Gel gelelim,yasal partileşmeye;
Ezilen ulusun meşru siyasal partisi mutlaka ezen ulusun politikalarına karşı
alternatifler üretmeli kendi ulusunun,diğer ulus ve azınlıkların çıkarlarını göz
önünde tutup demokratik yollarla süregelen mücadeleye yeni bir yön ve soluk
katmalıdır.Açıkçası ezilen ulusun partisi düzen partilerinden ve onların
politikalarından kendini sıyırmalıdır.
YASAL ALAN ULUSAL MÜCADELEYE NE KATAR?
Demokratik sivil kuruluşlar;
Yozlaşan ve yozlaştırılan gençler bu tür yerlerde hem kendi kültürüyle
yoğurulabilecek hem de post-modern bir kültürden uzak kalacaktır.Kültür seviyesi düşük veya yeterli kitap okumayan,araştırma yapamayan insanlar kültür ve medeniyet seviyesini yakalamış olacak.Çeşitli siyasal demokratik taleplerini bir çatı
altında örgütlü bir biçimde dile getirebilecek;basın açıklaması,miting ve
toplantılarını etkin ve elle tutulur biçimde yapabilecektir.
Halkı aydınlatmak amaçlı dergi,gazete,broşürleri özgürce kendi düşüncelerini
topluma aktarabilecektir.
Bunların toplamı genel anlamda mücadeleye güç katarak ideolojik ve politik olarak
mücadeleyi besleyecek kanalların oluşmasına neden olacaktır.
YASAL SIYASAL PARTILEŞME
Ezilen ulusun partisi seçime girse de,girmese de milletvekili çıkarsa
da,çıkarmasa da;her ne koşulda olursa olsun politik hattının güçlülüğüne
bağlı olarak kendi ulusunun sömürü altında olduğunu,özgürlüğünün
kısıtlandığını,eğitim-sağlık başta olmak üzere insanları bir geleceksizliğin
beklediğini ve bunun gibi bir çok nedeni ve sonuçlarını meşru zeminde
propagandasını yapabilir ve seçim sonuçlarında belediyecilik ve muhtarlık
gibi kazanılan yerlerde yardım gitmeyen ve hizmet görmeyen ulusuna bu alanda yardımcı olmuş olur.
NEDEN PLATFORM GEREKSINIMI DUYULMAKTADIR
Günümüz koşullarında ciddi anlamda insanları tek bir ideoloji çerçevesinde
toplamayı bırakalım da,genel bir düşünce çevresinde toplayamıyoruz.80'li
yılların ağır püskürtülüşünden beri artık insanlarda örgütlülükten ve
birlikte hareket etmekten yana hiçbir çabası kalmadı.Toplum kendini bir
boşluğa bırakırcasına yaşamını sürdürdü;insanlar artık farklı düşünmeye
Devrimci dinamik kadrolar,yenilenememenin şuan da zorluklarıyla karşı
karşıya.Artık her şeyin eskisi gibi olmadığını,yeniden başlamanın ve yeni
projelerin üretilmesi gerektiğini kabullenemiyorlar.Aslında bu
kabullenememenin nedeni de şudur:Şimdi ki devrimci kadrolar hep kendinden
önceki kadroların birikimlerini tükettiler.Artık üretim yapmadıkları için
insanlarla bağları kesilmiş,yerinde tespit yapamamakta ve ellerinde var olan
kadroları da yitirmektedirler.“Devrimciler topluma bilinç taşıyacağına,artık
toplum ise devrimcileri aşan bir bilince ulaşıyor''.Bu da aslaklaşan,memur
zihniyetli,insan ve toplum ilişkisinde pratiksiz,bencilleşen devrimci
kadrolardan meydana gelmektedir.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Toplumlar;kültürel,siyasal ve ekonomik olarak değişir ve değiştirilirler.Bu
kaçınılmaz bir gerçektir.Önemli olan bu değişim gerçekleşirken veya
gerçekleştirilirken olumlu yönde gelişmesidir.
Elbette ki şu kaçınılmazdır,toplumları değiştiren tarihsel bir diyalektik
vardır.Temelden birleşen küçük olaylar,toplumsal dinamikleri etkileyerek,büyür ve
meydana aşılması güç bir olay getirir.Bu da bizlere toplumların sürekli(zamana ve
şartlara bağlı olarak) değişebilirliğini kanıtlar.
Madem ki toplumsal yapıya müdahele edilebiliniyor,o zaman toplumun geçmiş
deneyimlerini iyice irdeleyip gereken ne ise o şekilde müdahale edilmelidir.Aksi
taktirde toplumun şekillenişideğiştirilemez ve toplum halkasının içinde kendimizibuluruz.Yani dönüştüremediğimiz şeye dönüşürüz.Yüzlerce teori,binlerce pratikbizlere gösterdi ki eski yöntemlerden sıyrılmamız gerekmektedir.
Ezilen uluslar,hele ki dört parçada farkı yönetim biçimleriyle sömürüye maruz
kalıyorsa bu hem o ulusun bir çok ideolojiden etkilendiğini hemde bir çok
kültürden etkilenip etkilediğini gösterir, bu nedenle örgütsel birleşimleri ne
tek ideolojiyle nede ayrı ayrı ideolojilerle olmamalıdır.Aksine tek çatı
altında kendi örgütsel tabanlarından bağımsız(Bu telsili düzeyde de olsa)bir
platform içerisinde birleşerek demokratik işleyişe güç ve yeni bir soluk
katmalıdırlar.Platform adına alınan kararlar,platformu oluşturan yapı ve
öznelerce belirlenmelidir.Kurulacak platform tek hedefte hiçbir ideolojiye
bağlı olamadan ama rededer biçimde değil de aksine ideolojileri
sahiplenen,tartışan bir yaklaşım sergilemelidir.
Açıkçası geniş tabanlı bir platform herkesi her kesimi kucaklayarak geniş kitle yığınlarına ulaşabilirler.