Mustafa Kalpak / kalpak@spray.se

Arşiv

 
Farklı ülkeler ve farklı anayasalar

Modern anaysaların başlangıcı ulus devletlerin veya devlet ulusların ortaya çıktığı ,‘ 'milletin hukuksal bir kişilik kazandığı'' dönemlerde oluştuğunu biliyoruz.

 

Sömürgecilikten kurtulup bağımsızlıklarını alan ezilmiş halklar kendi anayasalarını sonradan yaparak bağımsız devletler arasına katılmışlardır..

 

Askeri ve faşist rejim ile yönetilen ülkelerin bazıları reformlar yolu ile demokrasiye geçmişler ve demokratik anayasalara kavuşmuşlardır. Avrupa'da geçmişte İspanya, Portekiz ve Yunanistan örnek olarak verilebilir. Bugün bu devletler AB üyesidirler.

 

Askeri darbe sonucunda hazırlanan gerici ve yasakçı halk düşmanı karekterli cunta anyasaları vardır ki geçmişte Latin Amerika ülkeleri buna en iyi örnektir. Tabbi Türkiye'yi bu kategoriye dahil etmek lazım. Bu ülkelerin baziları halk hareketleri neticesinde, bazıları da anyasal reformlar yolu ile anayasal demokrasiye kavuşmuşlardır.

 

Uzak doğu da, Endonezya, Güney Kore, Filipin, Tayland ta halkın zorlamaları sonucunda askeri, diktator ve otoriter rejimler yıkılmış, anayasal demokrasi hareketleri doğmuştur.

 

Bu devletler zamanla dünya da ve toplumdaki değişimler sonucunda reformlar/referandum yolları ile anayasalarını takviye etmişler/etmektedirler..

 

AB kapitalist toplum gelişme kurallarına uygun, uluslar ve idolojiler üstü bir demokrasi, insan haklarına ve sosyal refaha dayalı bir anayasa sunmuştur.

AB'ne üye devletler ortak bir ‘' Avrupa Birliği Anayasası'' na kavuşacaklardır. Üye devletler ortak anyasa için tek tek, kendi parlamentolarında karar alacak, bazı devletler de hem ulusal parlamentosunda karar alacak ve hem de anayasayı referanduma götürecektir. ( Bu süreç geçen seneden beri başlamıştır) Ulus-devlet egemenliği karşılıklı bağımlılık ilkesi ile AB yetkili organlara, milletlerüstü organlara taşınıp orda paylaşıldığını görüyoruz. Uluslar yok olmadan ‘' Yurtaşlar Avrupası'' düşünülüyor. Avrupa kıtası, devletler birliğine mi ? dönüşecek yoksa birleşik devletlere ?. Ulus devleti kalkacak mı ? Ulusların kendi idaresi nasıl bir biçim alacak? Bunlar zamanla açığa kavuşacaktır.

 

Bu birleşme sadece iktidarı elinde bulunduranların isteği ile olmuyor, aynı zamanda Avrupa halkları da böyle bir birleşmede söz ve karar sahibidir. Demokratik bir birleşme sözkonusudur. Çağdaş toplumsal sözleşme ruhuna uygun bir gelişmedir bu.

 

Avrupa kıtasında halkların özgürce karar verip bu biçimde ‘' Çoğulculukta Birlik'' bir anayasa içinde bir arada yaşamaları isteği, geçmişte Sovyet halkların bir arada yaşama biçimlerinden daha illeri olduğunu söyleyebiliriz. Sovyet modeli ve idolojik anayasası çok ulusçuluğu yaratmıştır ama çoğulcu ve genel bir politik ve sosyal demokrasiden yoksundu. Tek parti öncülüğünde totaliter rejim ile idare ediliyordu koca ülke. Çoğunluğu teşkil eden Rusya Sovyet Cumhuriyetinin bir üstünlüğü sözkonusuydu. AB modeli bağımsız ulus-devletlerin gönülü birliğidir. Aynı zamanda ulus-devlet egemenliğin zayıflaması demektir . AB t ek bir ulus- devlet ya da dil ve kültür üstünlüğüne dayanmamaktadır. Güçlü bir ekonomi guruplaşması ve dünya barışının en önemli güvencelerinden biri olma durumu sözkonusudur.

 

Anayasalar katı/ bükülmez, yumuşak/bükülgen, ve esnek gibi çeşitli farklılıklar gösterirler. Modern anayasalar modern demokrasileri temsil eder ve ‘ 'haklar toplumunu'' meydana getirir.Anayasalar toplumu biçimlendirir toplumda anayasaları. Karşılıklı interaktif ( karşılıklı işbirliği ve etkileşme) sözkonududur. Anayasalar sadece bir devlete yaşayan bireyin haklarını devlete karşı korumakla kalmaz aynı zaman da o devlette yaşayan diğer milletlerin, azınlıkların kollektif haklarını da devlete karşı korur. Hak ve özgürlükler sadece birey ile sınırlı tutulmuyor. ‘' Toplu haklar'' sadece: Sendika, dernek, parti, toplantı ve gösteri hakları ile sınırlı tutulmuyor. Bir devlet egemenlik meşrutiyetini güçlendirmesi için, kültürel farklılıkları, etnik aidiyet ile beraber siyasi haklar ile birleştirip, bunları toplu haklar arasında sayıp, toplum hakları olarak kabul etmesi lazım. Çağdaş anayasal demokrasilerin olmasa olmaz koşuludur bu. Bu tür ülkeler de m erkezi idarenin iktidar yetkileri sınırlı olarak bölgesel –etnik siyasi idari yönetimlere bırakılmıştır. Kuvvetler ayrılığı sınırlamaları yasama,yürütme,yargı ile otonom bölgeler , (ademi merkeziyetçilik gibi yerinden yönetimler sayesinde bölge parlamentoları,bölge devletleri ile idare) arasında tek bir devlet

(ortak devlete bir irade bütünlüğü) paylaşılmıştır. Bölgesel yönetimler devletin merkezi güç ve yetkilerine karşı korunmuştur. Kıta avrupasında bu egemenlik paylaşımı sahaları daha genişlemiştir.(ulusal,bölgesel, yerel, uluslar üstü gibi)

 

Sovyetler ile Yogoslavya'daki federal cumhuriyetler biribirlerinden ayrılarak her biri kendi bağımsız devlet anayasalarını kurdu. Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa'da genelikle yumuşak ve renkli (çeşitli renkler ile anılan devrimler) geçen toplumsal devrimler, ile demokratik anayasa hareketleri gelişti. Başka bir deyiş ile ‘ 'Sosyalist Anayasa' dan'' kapitalist toplum anayasasına geçişler oldu. AB' nin olumlu baskıları ve onların da kararlı uyum sağlamaları neticesinde bugün Doğu Avrupa ülkeleri hemen hepsi demokratik AB üyesidirler.

 

Halk hareketleri sonucunda gelişen anayasa demokrasi hareketleri halk karekterlidir ve sivil anayasalardır. Anayasayı toplum biçimlendirmiştir. Dünyadaki gelişmeler ve dış dinamikler değişme motivasyonlarını oluşturmuştur..

 

Az da olsa dünyamızda dini esaslara dayanarak çağdışı şeriatçı anayasalar (teokratik anayasalar) ile yönetilen devletler vardır. Yine çok az sayıda olsa günümüzde yaşaması zor olan sosyaslist anayasa (totalitarizm, bir parti egemliğine dayanarak toplumda bir irade bütünlüğün sağlanması) ile yönetilen devletler vardır.

 

Türkiye hala yürürlükte olan bir askeri anayasa ile idare edilmektedir. İş başında sivil bir yönetim var ve bu sivil yönetim askeri bir anayasa ile ülkesini ‘' vesayet rejimi'' altında idare ediyor. Askerler her zaman iktidarda olmamışlar ama düşünceleri ile (anayasa yolu ile) hep iktidarda olmuşlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Güvenlik Kurulu aracılığı ile konum itibari ile anayasa ve yasaların kendilerine tanımış olduğu haklar sayesinde her zaman ülke idaresine zımnen egemen olmuşlar.

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı idolojik anayasadır. Türkiye hep katı/bükülmez anayasalar ile idare edilmiştir.

 

Doğu Avrupa ülkelerine dudak büken bir Türkiye bugün AB üye sıralamasında en geride kalan bir devlettir..

 

Türkiye'de eksik olan : Hukuk devleti, güçlü bir sivil toplum, politik eşitlik, sosyal eşitlik çoğulculuk,yurtaş haklarına saygı ve güven, Kürt halkının siyasi ve kültürel statüsü , kurumsal sosyal ve ekonomik haklar, insan temel hak ve özgürlükleri, çevre ve barış politası ve tüm bunların üstünde kurulan çağdaş bir anayasa .

 

Türkiye'de eksik olmayan ve varlığını her zaman güçlü hissetirilebilen : Üstün etnik- Türk ve Ben-Merkezci milliyetçi- saldırgan bir anlayışın olması.

Mustafa Kalpak Ekim,07