KUDÇG
Tarihini bilmeyen, geçmişindeki olumluluk ve olumsuzluklarını
kabullenmeyen ne bir ulus ne de herhangi bir siyasi organizasyon gelecek
için doğru tespit ve projeler üretebilir.
Kürd Çalışma Gurubu Kürdlük aidiyetinden geldiğini kabul eden ve Kürd
sorununun çözümünü kendi merkezinde gören parti, inisiyatif, gurup ve
şahsiyetlerden meydana gelmiştir.
Gurubun çalışmalarını başlatan ve farklı perspektiflerden bakan farklı
görüşleri olan bu birleşenler, ulusların kendi kaderini tayin hakkı prensibi
etrafında bir araya gelmişlerdir.
Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı
Bu prensip ulusal ve demokratik istem ve mücadelenin ortak paydasıdır. Bu
paydanın etrafında komünist, liberal, sosyalist ve olperestler (dindarlar) bir araya gelmişler. Ve paylarını bu ortak paydadan alıyorlar.
Bu prensip bağımsız devlet kurmak ile komşu başka bir ulusla birleşmeyi,
otonomi ve federasyonu içerir.
Bütün bu çözüm biçimlerini içeren prensibin uygulanabilirliği, bütün
imkan ve olanaklara sahip olma ortamının yaratılmasıyla sağlanır. Bu ortamda
kendi kaderini tayin hakkını kullanan ulus ile egemen ulus arasındaki
mücadele devam ederken, ortak payda etrafında bir araya gelen, birleşenlerde
kendi aralarında mücadele ederler. Bu dünyaya ve ülkeye bakış açılarından
kaynaklanan ideolojik bir mücadele biçimidir. Bu demokrasinin gereği olan
meşru, demokratik, şiddetten uzak bir mücadele olmalıdır.
Ulus gerçeklerinin yarattığı payda etrafında bir araya gelen gurup
bileşenleri dünyanın, bölgenin, Kürdistan'ı bölüşen devletlerin ve kendi
şartlarının gereğine göre tavır belirlemeliler. Yani talepleri, somut
şartlara uygun, somut talepler olmalıdır.
Uluslararası ile bölge güçlerine ve Kurdistan'ın parçalanmış konumuna
uygun olan federal yapılanmadır.
Biz, kendi bölgemizde, kendimiz için federal yapılanmayı talep etmeliyiz.
Kürdler bu talepte bulunurken kendi coğrafyasında yaşayan diğer
etnisitelerin de haklarını gözetir. Türkiye metropollerinde yaşayan
Kürdlerin haklarını da kendi coğrafyasında yaşayan etnisitelerin haklarını
gözettiği gibi, savunur ve talep eder.
Bu talep Kürdlere, uluslararası ve bölge şartları gereği en uygun çözüm
biçimidir. Bitişiğimizde olan güney bölgemizdeki kardeşlerimiz bu yapılanma
biçimiyle ayakları üzerinde güçlenerek yoluna devam ediyor.
Diğer Üç Parçayla İlişkiler
Farklı devletlerin sınırları içinde olan Kürd coğrafyasının bölgelerinde
yaşayan Kürdler arasındaki ilişkiler kardeşler arasındaki ilişkiler gibidir.
Bu ilişkiler geliştirilerek devam etmelidir. Zaten dikenli teller ve
mayınlarla beraber jandarmaların ölüm kusan mermileri de ulusu ulus yapan
bağları koparamamıştır. Bu yapay sınırlarla aileler bölünmüş oldukları
halde sürüleri beraber sürülüyor ve otlanırken birbirine karışıyor. Kız alıp
vermeler eksilmemiş aksine artmıştır.
Bu öyle bir ilişki ve beraberliktir ki yok görülmesi ya da sayılması
mümkün değildir. Karşı yerleşim alanlarındaki insanları ayrı düşünmek, et
ile tırnağın ayrı olduğunu düşünmek gibidir..!
Güney Kürdistan çok daha farklı değerde olan bir parçamızdır. Dünyadaki
bütün Kürtlerin gurur ve kıvanç kaynağı olmuştur çünkü Güney bölgesindeki
kazanımlar bütün Kürdlerin kazanımıdır. Kürdler kazanımlarını geliştirerek
ilelebet yaşatmalıdırlar. Gelişecek olan kazanımlar Kürdler için hayatidir.
Bu nedenle Güney Kürdistan bugünkü yapısıyla dünyada ve Ortadoğu'da Kürdler
için büyük bir değerdir.
Toprağıyla ayrıştırılmış Kürd halkı dün olduğu gibi bugünde siyasi,
ekonomik, sosyal, kültürel kısacası hayatın her alanında ilişkilerini
pekiştirerek geliştirmelidir.
Türkiye'nin AB'ye Üye Olma Süreci
Bu gerçek bizi direkt ilgilendiriyor. Diğer parçalardaki Kürdleri de
dolaylı olarak ilgilendiriyor.
a) Türkiye ile sınırları olduğu için,
b) Küçümsenmeyecek topluluk olan, yirmi milyon olan bizlerin, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları içinde olmamızdır. Dolayısıyla diğer komşu
ulusları ve etnisiteleri de ilgilendirir.
AB'ye üye olmak isteyen her ülke ya da devlet yeniden yapılanmayı
kabullenmiştir. Bu yapılanma AB kriterlerine uygun yapılır. Ve ülkede
demokrasinin gelişip kurumlaşmasını sağlar.
Kürdler, Türkiye'nin AB'ye üye olmasını desteklemelidir. Bu verecekleri
destek kendi ulusal ve demokratik haklarını gözeterek olmalıdır.
Ulusal ve demokratik haklarını gözetmek ve AB temsilcilerine sunmak
imkanını elde edebilmek için örgütlü olmaları gerekir. Birbirlerinden farklı
taleplerde bulunmamak için örgütlü olmalılar. Taleplerini, gür bir sesle
sunmak ve mağduriyetlerini dinletebilmek için örgütlü olmalılar.
Bu ortamı ve imkanları yakalayabilmek için Türkiye'nin AB'ye üye olması
için destek verilmelidir.
Şiddet ve Terör
Kürd halkının, dünyadaki bütün halkların sahip olduğu bütün haklara sahip
olma hakkı vardır. Kürd halkının var olan sorunu kendi toprakları üzerinde
kendini yönetememesidir. Kürdlerde diğer bütün halklar gibi kendi toprakları
üzerinde kendi kendini yönetme biçimini özgürce tayin etme hakkına sahip
olmalıdır.
Bu özgür ortamı yaratmak için şiddet ve terör estirmek gerekmez. Bugün
çağdışı radikal örgüt ve kişiler dışında, şiddeti ve terörü benimseyen
yoktur. Dünyanın bugünkü gelişmişlik düzeyi şiddeti ve terörü reddediyor.
Sömürge ülkelerin başvurduğu silahlı mücadele biçimi ve illegal
örgütlenme geçerliliğini kaybetmiştir. Bugün teknoloji, illegal gelişecek
iletişim ağı ve gizlenilebilecek bir mekan bırakmamıştır. İstenildiği zaman
kişi ya da kişilerin yatak odaları bile izleniliyor.
İllegal örgütlenme ve silahlı mücadele, meşru mücadeleye imkan tanımayan
alan ve zamanlarda geçerlidir. Bugün biz meşru mücadelemizi açık olarak
veriyoruz. İllegal olduğunu iddia eden örgütlerin belirlemelerinden daha net
belirleme ve istemlerde bulunuyoruz..!
Şiddetin bir biçimi olan silahlı mücadele ile terörü birbirinden ayırmak
çok güçtür. Silahlı eylem biçimlerini herkes kendi perspektifinden
yorumladığı için terörist eylemden ayırmak mümkün değildir. Özellikle
dünyanın tek kutuplu olduğu bugünde..!
Bugün geçerli olan ve sonuç alan mücadele biçimi legal, meşru ve
uluslararası diplomatik ilişkilerle yürütülen mücadeledir.
KUDÇG'nin Belirsizliği
Çalışma gurubunun belirsizliği, program ve tüzükten yoksun olmasından
kaynaklanıyor. KUDÇG, aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmek isteyen bir siyasi
inisiyatiftir. Belirlemiş olduğu süreç içinde bölge toplantıları ve
sempozyumları örgütleyerek kendini yönlendirecektir.
Bölge toplantılarıyla sempozyumlarda sunulan öneri ve görüşleri derleyip
toparlayan tüzük ve program komisyonu, taslak olarak tüzük ve programı
hazırlayacak.
Yürütme kurulu ve komisyondan sonra üçüncü toplantı katılımcılarına
sunulacak. Bu belirleyici kurulda son şeklini alacaktır. KUÇDG'nin
belirsizliği o zaman ortadan kalkmış olacaktır.
Siyasi bir çalışmanın netleşmesi ve örgütlülük biçiminin ortaya çıkması
tüzük ve programın netleşmesiyle belirlenir.
KUDÇG Hangi Yapılanmaya Doğru Gidiyor?
Bu gurupta ulusal, siyasi yapılanmanın örülmesi için birlikte çalışan
farklı görüşlere sahip olan birleşenlerdir. Bu birleşenlerin tamamı siyasi
bir partinin çatısı altında bir arada çalışma imkanına sahip değillerdir.
Çünkü felsefeleri farklıdır. Komünist felsefe, dini felsefe ve ulusal
aidiyetle, mensubu olduğu ulusun çıkarlarını önemseyenler mevcuttur. Bu
nedenle partileşmeye gidemez.
Örecekleri siyasi ulusal örgüt bir üst örgüt olmalıdır. Çatı örgütü de
diyebiliriz. Bana göre bu gurubun böyle bir örgütü yaratması güçtür. Çünkü
KUDÇG parti, inisiyatif, gurup ve şahsiyetlerden oluşuyor. Birleşenlerin
hiçbiri aynı düzeyde örgütlü değiller. Bu birleşenlerden şahısların hukuku
ne olur yada ne olabilir? Bu nedenle de olsa bu birliğin yaratılması güçtür
ama imkansız değildir.
Eğer birleşenlerin tamamı kendi çıkarlarını mensubu olduğu ulusun
çıkarları içinde görür ise ki görmelidir. Bu çatı örgütünün örülmesi
mümkündür. Yani kendilerini, mensubu olduğum ulus, ulusal ve demokratik
haklarına kavuşursa bende kavuşurum diye, yorumlarlarsa çalışmanın başarılı
olması mümkündür.
Yinede bu tür ulusal örgütlenmenin, en iyi ve sağlam temele oturtarak
yapılan biçimi siyasi organizasyonların yarattığı, üst ulusal
örgütlenmelerdir. Çağdaş insan örgütlü olan insandır...!
Ben KUDÇG'de bir kişi olduğum ve sorumluluğumun bilincinde olduğumdan
dolayı kendi kişisel görüşlerimden daha çok gurubun ahenkli çalışması ve yol
alması için belirlemede bulunuyorum.
Şimdiye kadar önerilen cephe, kongre partisi, kongre ya da meclis örgüt
biçimlerine karşı çıkmadığım gibi herhangi birini de önermemişim. Esas olan
program ve örgütün iç hukukudur. Bu nedenle şimdi de herhangi bir yapılanma
biçimi üzerinde durmuyorum. Çünkü belirlemiş olduğumuz çalışma
tamamlanmamıştır.
KUDÇG'nin belirsizliğini ortadan kaldıracak olan tüzük ve program, örgüt
biçimini de belirleyecektir. Yukarıda da arz ettiğim gibi tüzük ve programı
belirleyecek olan bölge toplantılarıyla örgütlenecek olan sempozyumların
bitiminde taslak olarak şekillenecektir.
Örülecek olan siyasi ulusal birlik üst örgüt olacaktır. Bu örgüt
çalışmalarını yani örgütlenmesini Kürd siyasi muhalefeti içinde yapmalıdır.
İktidarda olan siyasi örgütün muhalefeti olarak çalışmalıdır. Zaten
iktidardaki siyasi örgüt bu çalışmanın içinde yer almayacağı gibi destekte
olmayacaktır.
İktidarın sempatizanlarını ve tabanını yapacağımız çalışma ve
üreteceğimiz doğru projeler ile yanımıza alırız. Halk doğruları sunan ve
yaşam düzeyinin yükselmesi için çaba harcayanları görür ve takdir eder.
Uluslararası Kurumlar
Uluslararası çok sayıda kurum vardır. Ekonomik, sosyal, siyasi, insan
hakları ve diğerleri gibi. Bu kurumların çoğunluğu dünya devletlerinin büyük
çoğunluğu tarafından meşru ve yasal olarak kabul ediliyor.
Bizi ilgilendiren uluslararası örgütlerden siyasi olanlarıdır. Bunların
başında BM geliyor. Ağırlıklı olarak ABD'nin yönetiminde olan ve ABD'nin de
izni olmadan Ortadoğu gibi sorunlu bölgelerde siyasi ve coğrafi hiçbir şeyin
değişmeyeceği bilinen bir gerçektir. ABD ile beraber dünyanın diğer büyük
devletleri de BM'nin daimi üyesidir. Bu nedenle BM önemli bir uluslararası
kurumdur.
17-18 Aralık 2005 tarihinde ikinci büyük toplantıda oy birliği ile çıkan
sonuç bildirisi çalışma gurubunun anayasası olarak belirlendi. Komisyonun
ilk toplantısında 28-29 Ocak'ta bu bildirinin, BM'ye AB'ye, ABD'ye,
Rusya'ya, Çin'e, Fransa ve İngiltere Temsilcilikleri'ne sunulmasını
önermiştim. Bu öneriden kastım, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları
içinde meşru, açık ve şiddeti reddederek siyasi talepleri olan Kürdlerin
var olduğunu resmi ve belgeli olarak, duyurmak idi.
Biz hayatın her alanında mağdur olduğumuzu belirtmeli ve mağduriyetimizin
giderilmesi için uluslararası kamuoyunun, uluslararası kurumların ve dünya
devletlerinin destek ve yardımını talep etmeliyiz..!
Öncelikli Talepler
1) Demokrasinin kurumsallaşması ve demokratik hakların çağdaş düzeye
varması için yeni anayasanın hazırlanmasına hemen başlanmalı.
2) Kürdçe ilk öğretimden üniversite bitimine kadar öğretim ve eğitim dili
olarak kabul edilmeli.
Kürdçe dil kurumu kurulmalı. Kürd dili ve kültürünü geliştirme görevini
üstlenmeli. Kurumun AR-GE giderleri ve maaşları için bütçeden ödenek
ayrılmalı
3) Ulusal ve yerel TV'lerde zaman sınırı olmaksızın Kürdçe programlar
yayınlanmalı. RTÜK tarafından Kürdçe programların hazırlanması için parasal
destek yapılarak teşvik edilmeli.
4) Yapılan davetlerde, davetiyelerin Kürdçe yazılması üzerindeki yasak
kaldırılmalı. Kürdçe yazılmış olan davetiyeler her kurum ve makama
gönderilebilmeli.
5) Kürd halkı ve Türkiyedeki diğer etnisiteler kendi adlarıyla, parti, vakıf, baro, oda ve dernekler kurabilmeli.
6) Köy koruculuğu hemen kaldırılmalı. Korucular sağlık ve alacakları
tazminat hakları nedeniyle mağdur edilmemelidir. SSK primi ödemesi ile
emekli düzeyine varmış olanlar emekli edilmeli, emekli edilemeyenler başka
kurumlara yerleştirilerek emekli edilmeliler.
7) Göç etmek zorunda kalanların zararları hakkaniyet ölçüleri içerisinde
ödenmeli. Ata topraklarına dönmek isteyen köy ve mezra sakinlerine hakkıyla
yardım edilmeli.
8) Şimdiye kadar birkaç kez infaz ve ceza kanunlarında yapılan
değişikliklerle ceza indirimine gidilmiştir. Bu yetersiz uygulama yerine,
uygun bir tarzda şartsız salıverme ve evine dönmek isteyenlerin evlerine
dönme imkanı sağlanmalı.
Bu kanayan yara binlerce ailenin kangreni olmuştur. Her vesileyle sokağa
dökülen insanların yüzde doksanının talebi haline geldiği görülmelidir.
Bu öncelikli talepler KUDÇG'nin talepleri olmalıdır. Çünkü KUDÇG Kürd
halkının sorunlarını çözmeyi amaç edinecek Kürd siyasi örgütünü organize
etme görevini önüne koymuştur. Halkı kazanmak ve bir çatı altında
toplayabilmek için güncel sorunlarını tespit etmek ve doğru çözüm
biçimlerini önermekle olasıdır. Bu talep şu ya da bu şahsın salıverilmesini
talep etmek değildir. Mağdur olmuş ailelerin ve gençlerinin mağduriyetini
gidermek talebidir.
Bu olağanüstü durumun yaratmış olduğu olağanüstü bir gerçektir. Kanımca
her Kürdperver, Türkperver ve İnsanperver bu olağanüstü durumdan kaynaklanan
olağanüstü olumsuzluk ve gelişmenin olağanlaşması için destek ve taraf
olmalıdır.
Diyarbakır
|