Osman Karavil

Arşiv

KUDÇG

Tarihini bilmeyen, geçmişindeki olumluluk ve olumsuzluklarını

kabullenmeyen ne bir ulus ne de herhangi bir siyasi organizasyon gelecek

için doğru tespit ve projeler üretebilir.

 

Kürd Çalışma Gurubu Kürdlük aidiyetinden geldiğini kabul eden ve Kürd

sorununun çözümünü kendi merkezinde gören parti, inisiyatif, gurup ve

şahsiyetlerden meydana gelmiştir.

 

Gurubun çalışmalarını başlatan ve farklı perspektiflerden bakan farklı

görüşleri olan bu birleşenler, ulusların kendi kaderini tayin hakkı prensibi

etrafında bir araya gelmişlerdir.

 

Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı

 

Bu prensip ulusal ve demokratik istem ve mücadelenin ortak paydasıdır. Bu

paydanın etrafında komünist, liberal, sosyalist ve olperestler (dindarlar) bir araya gelmişler. Ve paylarını bu ortak paydadan alıyorlar.

Bu prensip bağımsız devlet kurmak ile komşu başka bir ulusla birleşmeyi,

otonomi ve federasyonu içerir.

 

Bütün bu çözüm biçimlerini içeren prensibin uygulanabilirliği, bütün

imkan ve olanaklara sahip olma ortamının yaratılmasıyla sağlanır. Bu ortamda

kendi kaderini tayin hakkını kullanan ulus ile egemen ulus arasındaki

mücadele devam ederken, ortak payda etrafında bir araya gelen, birleşenlerde

kendi aralarında mücadele ederler. Bu dünyaya ve ülkeye bakış açılarından

kaynaklanan ideolojik bir mücadele biçimidir. Bu demokrasinin gereği olan

meşru, demokratik, şiddetten uzak bir mücadele olmalıdır.

 

Ulus gerçeklerinin yarattığı payda etrafında bir araya gelen gurup

bileşenleri dünyanın, bölgenin, Kürdistan'ı bölüşen devletlerin ve kendi

şartlarının gereğine göre tavır belirlemeliler. Yani talepleri, somut

şartlara uygun, somut talepler olmalıdır.

 

Uluslararası ile bölge güçlerine ve Kurdistan'ın parçalanmış konumuna

uygun olan federal yapılanmadır.

Biz, kendi bölgemizde, kendimiz için federal yapılanmayı talep etmeliyiz.

Kürdler bu talepte bulunurken kendi coğrafyasında yaşayan diğer

etnisitelerin de haklarını gözetir. Türkiye metropollerinde yaşayan

Kürdlerin haklarını da kendi coğrafyasında yaşayan etnisitelerin haklarını

gözettiği gibi, savunur ve talep eder.

 

Bu talep Kürdlere, uluslararası ve bölge şartları gereği en uygun çözüm

biçimidir. Bitişiğimizde olan güney bölgemizdeki kardeşlerimiz bu yapılanma

biçimiyle ayakları üzerinde güçlenerek yoluna devam ediyor.

 

Diğer Üç Parçayla İlişkiler

 

Farklı devletlerin sınırları içinde olan Kürd coğrafyasının bölgelerinde

yaşayan Kürdler arasındaki ilişkiler kardeşler arasındaki ilişkiler gibidir.

Bu ilişkiler geliştirilerek devam etmelidir. Zaten dikenli teller ve

mayınlarla beraber jandarmaların ölüm kusan mermileri de ulusu ulus yapan

bağları koparamamıştır. Bu yapay sınırlarla aileler bölünmüş oldukları

halde sürüleri beraber sürülüyor ve otlanırken birbirine karışıyor. Kız alıp

vermeler eksilmemiş aksine artmıştır.

Bu öyle bir ilişki ve beraberliktir ki yok görülmesi ya da sayılması

mümkün değildir. Karşı yerleşim alanlarındaki insanları ayrı düşünmek, et

ile tırnağın ayrı olduğunu düşünmek gibidir..!

Güney Kürdistan çok daha farklı değerde olan bir parçamızdır. Dünyadaki

bütün Kürtlerin gurur ve kıvanç kaynağı olmuştur çünkü Güney bölgesindeki

kazanımlar bütün Kürdlerin kazanımıdır. Kürdler kazanımlarını geliştirerek

ilelebet yaşatmalıdırlar. Gelişecek olan kazanımlar Kürdler için hayatidir.

Bu nedenle Güney Kürdistan bugünkü yapısıyla dünyada ve Ortadoğu'da Kürdler

için büyük bir değerdir.

Toprağıyla ayrıştırılmış Kürd halkı dün olduğu gibi bugünde siyasi,

ekonomik, sosyal, kültürel kısacası hayatın her alanında ilişkilerini

pekiştirerek geliştirmelidir.

 

Türkiye'nin AB'ye Üye Olma Süreci

 

Bu gerçek bizi direkt ilgilendiriyor. Diğer parçalardaki Kürdleri de

dolaylı olarak ilgilendiriyor.

a) Türkiye ile sınırları olduğu için,

b) Küçümsenmeyecek topluluk olan, yirmi milyon olan bizlerin, Türkiye

Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları içinde olmamızdır. Dolayısıyla diğer komşu

ulusları ve etnisiteleri de ilgilendirir.

AB'ye üye olmak isteyen her ülke ya da devlet yeniden yapılanmayı

kabullenmiştir. Bu yapılanma AB kriterlerine uygun yapılır. Ve ülkede

demokrasinin gelişip kurumlaşmasını sağlar.

Kürdler, Türkiye'nin AB'ye üye olmasını desteklemelidir. Bu verecekleri

destek kendi ulusal ve demokratik haklarını gözeterek olmalıdır.

Ulusal ve demokratik haklarını gözetmek ve AB temsilcilerine sunmak

imkanını elde edebilmek için örgütlü olmaları gerekir. Birbirlerinden farklı

taleplerde bulunmamak için örgütlü olmalılar. Taleplerini, gür bir sesle

sunmak ve mağduriyetlerini dinletebilmek için örgütlü olmalılar.

Bu ortamı ve imkanları yakalayabilmek için Türkiye'nin AB'ye üye olması

için destek verilmelidir.

 

Şiddet ve Terör

 

Kürd halkının, dünyadaki bütün halkların sahip olduğu bütün haklara sahip

olma hakkı vardır. Kürd halkının var olan sorunu kendi toprakları üzerinde

kendini yönetememesidir. Kürdlerde diğer bütün halklar gibi kendi toprakları

üzerinde kendi kendini yönetme biçimini özgürce tayin etme hakkına sahip

olmalıdır.

Bu özgür ortamı yaratmak için şiddet ve terör estirmek gerekmez. Bugün

çağdışı radikal örgüt ve kişiler dışında, şiddeti ve terörü benimseyen

yoktur. Dünyanın bugünkü gelişmişlik düzeyi şiddeti ve terörü reddediyor.

Sömürge ülkelerin başvurduğu silahlı mücadele biçimi ve illegal

örgütlenme geçerliliğini kaybetmiştir. Bugün teknoloji, illegal gelişecek

iletişim ağı ve gizlenilebilecek bir mekan bırakmamıştır. İstenildiği zaman

kişi ya da kişilerin yatak odaları bile izleniliyor.

İllegal örgütlenme ve silahlı mücadele, meşru mücadeleye imkan tanımayan

alan ve zamanlarda geçerlidir. Bugün biz meşru mücadelemizi açık olarak

veriyoruz. İllegal olduğunu iddia eden örgütlerin belirlemelerinden daha net

belirleme ve istemlerde bulunuyoruz..!

Şiddetin bir biçimi olan silahlı mücadele ile terörü birbirinden ayırmak

çok güçtür. Silahlı eylem biçimlerini herkes kendi perspektifinden

yorumladığı için terörist eylemden ayırmak mümkün değildir. Özellikle

dünyanın tek kutuplu olduğu bugünde..!

Bugün geçerli olan ve sonuç alan mücadele biçimi legal, meşru ve

uluslararası diplomatik ilişkilerle yürütülen mücadeledir.

 

KUDÇG'nin Belirsizliği

 

Çalışma gurubunun belirsizliği, program ve tüzükten yoksun olmasından

kaynaklanıyor. KUDÇG, aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmek isteyen bir siyasi

inisiyatiftir. Belirlemiş olduğu süreç içinde bölge toplantıları ve

sempozyumları örgütleyerek kendini yönlendirecektir.

Bölge toplantılarıyla sempozyumlarda sunulan öneri ve görüşleri derleyip

toparlayan tüzük ve program komisyonu, taslak olarak tüzük ve programı

hazırlayacak.

Yürütme kurulu ve komisyondan sonra üçüncü toplantı katılımcılarına

sunulacak. Bu belirleyici kurulda son şeklini alacaktır. KUÇDG'nin

belirsizliği o zaman ortadan kalkmış olacaktır.

Siyasi bir çalışmanın netleşmesi ve örgütlülük biçiminin ortaya çıkması

tüzük ve programın netleşmesiyle belirlenir.

 

KUDÇG Hangi Yapılanmaya Doğru Gidiyor?

 

Bu gurupta ulusal, siyasi yapılanmanın örülmesi için birlikte çalışan

farklı görüşlere sahip olan birleşenlerdir. Bu birleşenlerin tamamı siyasi

bir partinin çatısı altında bir arada çalışma imkanına sahip değillerdir.

Çünkü felsefeleri farklıdır. Komünist felsefe, dini felsefe ve ulusal

aidiyetle, mensubu olduğu ulusun çıkarlarını önemseyenler mevcuttur. Bu

nedenle partileşmeye gidemez.

Örecekleri siyasi ulusal örgüt bir üst örgüt olmalıdır. Çatı örgütü de

diyebiliriz. Bana göre bu gurubun böyle bir örgütü yaratması güçtür. Çünkü

KUDÇG parti, inisiyatif, gurup ve şahsiyetlerden oluşuyor. Birleşenlerin

hiçbiri aynı düzeyde örgütlü değiller. Bu birleşenlerden şahısların hukuku

ne olur yada ne olabilir? Bu nedenle de olsa bu birliğin yaratılması güçtür

ama imkansız değildir.

Eğer birleşenlerin tamamı kendi çıkarlarını mensubu olduğu ulusun

çıkarları içinde görür ise ki görmelidir. Bu çatı örgütünün örülmesi

mümkündür. Yani kendilerini, mensubu olduğum ulus, ulusal ve demokratik

haklarına kavuşursa bende kavuşurum diye, yorumlarlarsa çalışmanın başarılı

olması mümkündür.

Yinede bu tür ulusal örgütlenmenin, en iyi ve sağlam temele oturtarak

yapılan biçimi siyasi organizasyonların yarattığı, üst ulusal

örgütlenmelerdir. Çağdaş insan örgütlü olan insandır...!

Ben KUDÇG'de bir kişi olduğum ve sorumluluğumun bilincinde olduğumdan

dolayı kendi kişisel görüşlerimden daha çok gurubun ahenkli çalışması ve yol

alması için belirlemede bulunuyorum.

 

Şimdiye kadar önerilen cephe, kongre partisi, kongre ya da meclis örgüt

biçimlerine karşı çıkmadığım gibi herhangi birini de önermemişim. Esas olan

program ve örgütün iç hukukudur. Bu nedenle şimdi de herhangi bir yapılanma

biçimi üzerinde durmuyorum. Çünkü belirlemiş olduğumuz çalışma

tamamlanmamıştır.

 

KUDÇG'nin belirsizliğini ortadan kaldıracak olan tüzük ve program, örgüt

biçimini de belirleyecektir. Yukarıda da arz ettiğim gibi tüzük ve programı

belirleyecek olan bölge toplantılarıyla örgütlenecek olan sempozyumların

bitiminde taslak olarak şekillenecektir.

Örülecek olan siyasi ulusal birlik üst örgüt olacaktır. Bu örgüt

çalışmalarını yani örgütlenmesini Kürd siyasi muhalefeti içinde yapmalıdır.

İktidarda olan siyasi örgütün muhalefeti olarak çalışmalıdır. Zaten

iktidardaki siyasi örgüt bu çalışmanın içinde yer almayacağı gibi destekte

olmayacaktır.

İktidarın sempatizanlarını ve tabanını yapacağımız çalışma ve

üreteceğimiz doğru projeler ile yanımıza alırız. Halk doğruları sunan ve

yaşam düzeyinin yükselmesi için çaba harcayanları görür ve takdir eder.

 

Uluslararası Kurumlar

 

Uluslararası çok sayıda kurum vardır. Ekonomik, sosyal, siyasi, insan

hakları ve diğerleri gibi. Bu kurumların çoğunluğu dünya devletlerinin büyük

çoğunluğu tarafından meşru ve yasal olarak kabul ediliyor.

Bizi ilgilendiren uluslararası örgütlerden siyasi olanlarıdır. Bunların

başında BM geliyor. Ağırlıklı olarak ABD'nin yönetiminde olan ve ABD'nin de

izni olmadan Ortadoğu gibi sorunlu bölgelerde siyasi ve coğrafi hiçbir şeyin

değişmeyeceği bilinen bir gerçektir. ABD ile beraber dünyanın diğer büyük

devletleri de BM'nin daimi üyesidir. Bu nedenle BM önemli bir uluslararası

kurumdur.

17-18 Aralık 2005 tarihinde ikinci büyük toplantıda oy birliği ile çıkan

sonuç bildirisi çalışma gurubunun anayasası olarak belirlendi. Komisyonun

ilk toplantısında 28-29 Ocak'ta bu bildirinin, BM'ye AB'ye, ABD'ye,

Rusya'ya, Çin'e, Fransa ve İngiltere Temsilcilikleri'ne sunulmasını

önermiştim. Bu öneriden kastım, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları

içinde meşru, açık ve şiddeti reddederek siyasi talepleri olan Kürdlerin

var olduğunu resmi ve belgeli olarak, duyurmak idi.

Biz hayatın her alanında mağdur olduğumuzu belirtmeli ve mağduriyetimizin

giderilmesi için uluslararası kamuoyunun, uluslararası kurumların ve dünya

devletlerinin destek ve yardımını talep etmeliyiz..!

 

Öncelikli Talepler

 

1) Demokrasinin kurumsallaşması ve demokratik hakların çağdaş düzeye

varması için yeni anayasanın hazırlanmasına hemen başlanmalı.

2) Kürdçe ilk öğretimden üniversite bitimine kadar öğretim ve eğitim dili

olarak kabul edilmeli.

Kürdçe dil kurumu kurulmalı. Kürd dili ve kültürünü geliştirme görevini

üstlenmeli. Kurumun AR-GE giderleri ve maaşları için bütçeden ödenek

ayrılmalı

3) Ulusal ve yerel TV'lerde zaman sınırı olmaksızın Kürdçe programlar

yayınlanmalı. RTÜK tarafından Kürdçe programların hazırlanması için parasal

destek yapılarak teşvik edilmeli.

4) Yapılan davetlerde, davetiyelerin Kürdçe yazılması üzerindeki yasak

kaldırılmalı. Kürdçe yazılmış olan davetiyeler her kurum ve makama

gönderilebilmeli.

5) Kürd halkı ve Türkiyedeki diğer etnisiteler kendi adlarıyla, parti, vakıf, baro, oda ve dernekler kurabilmeli.

6) Köy koruculuğu hemen kaldırılmalı. Korucular sağlık ve alacakları

tazminat hakları nedeniyle mağdur edilmemelidir. SSK primi ödemesi ile

emekli düzeyine varmış olanlar emekli edilmeli, emekli edilemeyenler başka

kurumlara yerleştirilerek emekli edilmeliler.

7) Göç etmek zorunda kalanların zararları hakkaniyet ölçüleri içerisinde

ödenmeli. Ata topraklarına dönmek isteyen köy ve mezra sakinlerine hakkıyla

yardım edilmeli.

8) Şimdiye kadar birkaç kez infaz ve ceza kanunlarında yapılan

değişikliklerle ceza indirimine gidilmiştir. Bu yetersiz uygulama yerine,

uygun bir tarzda şartsız salıverme ve evine dönmek isteyenlerin evlerine

dönme imkanı sağlanmalı.

 

Bu kanayan yara binlerce ailenin kangreni olmuştur. Her vesileyle sokağa

dökülen insanların yüzde doksanının talebi haline geldiği görülmelidir.

Bu öncelikli talepler KUDÇG'nin talepleri olmalıdır. Çünkü KUDÇG Kürd

halkının sorunlarını çözmeyi amaç edinecek Kürd siyasi örgütünü organize

etme görevini önüne koymuştur. Halkı kazanmak ve bir çatı altında

toplayabilmek için güncel sorunlarını tespit etmek ve doğru çözüm

biçimlerini önermekle olasıdır. Bu talep şu ya da bu şahsın salıverilmesini

talep etmek değildir. Mağdur olmuş ailelerin ve gençlerinin mağduriyetini

gidermek talebidir.

 

Bu olağanüstü durumun yaratmış olduğu olağanüstü bir gerçektir. Kanımca

her Kürdperver, Türkperver ve İnsanperver bu olağanüstü durumdan kaynaklanan

olağanüstü olumsuzluk ve gelişmenin olağanlaşması için destek ve taraf

olmalıdır.

 

Diyarbakır