Mehmet Emin Kardaş

Arşiv

Türk Milliyetçiliği ve Kürdler

 

Dağıtılan Osmanlı İmparatorluğu toprakları (enkazı) üzerinde Mustafa Kemal

mevcut olmayan bir millet(Türk Milleti) yarattı. Bu topraklar üzerinde

bağımsız devletini kurmuş 60'ın üzerinde millet vardır. Bunlardan bir

tanesi de Mustafa Kemal'in 'Kürdlerin ve Türklerin ortak

vatanıdır' dediği 1920'lerde Türkler ve Kürdler'in birlikte

kurdukları Türkiye Cumhuriyeti devletidir. İstiklal savaşını kazandık diye

övünüyorlar; oysa Mustafa Kemal yalnızca Kürdleri ikna ederek bugünkü

Türkiye' yi elinde tutabilmiştir. Bunun için 'Bu kazanım Kürdlere

karşı kazanılan bir savaştır'deseler daha mantıklı olur. Zoları

bitirdiler, Loları da esir aldılar. İşte budur İstiklal savaşı!

 

Ne var ki ülke kurtarılıp,düze çıkarıldıktan sonra Kürdlere verilen bütün

vaatler unutuldu. Kürd kimliği inkar edildi,ulusal bütün hakları da gasp

edilmeye başlandı. Bunun üzerine Kürdler milli ve meşru haklarını almak ve

onurlu bir yaşam sürmek için günümüze kadar gelen başkaldırı ve

ayaklanmalarını sürdürdüler ve bu uğurda inanılmaz

zorluklara, katliamlara, göçlere maruz kadılar.

 

TC'nin kuruluşundan günümüze kadar geçen 85 yıl süresi içerisinde Türk Devleti ırkçı, şoven ve yayılmacı bir karakter kazanmıştı. Osmanlı Devletinden arta kalan

güçsüz, mecalsiz, kendisine özgüveni kalmayan insanına, Mustafa Kemal yeniden

özgüven duygusunu aşılamak, küçüklük kompleksinden kurtarmak ve Türk

milletini oluşturacak her türlü ırkçı, şoven anlayışı ifade edebilecek

düşünce ve kelimeleri Türk milletinin yaşamında birer özdeyim olarak

yerleştirmiştir. Bu konuda birkaç örnek verecek olursak 'Ne mutlu

Türküm diyene' 'Türk öğün çalış güven', 'Bir Türk dünyaya bedeldir','Türkün

Türk'ten başka dostu yoktur' , ' Türk ırkı en yüce ırktır', 'Her Türk asker

doğar' vs'

 

Bir de şu 'ilhamlı sözleri' vardır Türklerin;

1-Türk mucizevi insanlardır!

2-Aslın ne olursa olsun ya Türküm diyeceksin ya da ülkeyi terk edip

gideceksin!

3-Ey Türk! Yukarıdaki gök çökmedikçe, aşağıda yer delinmedikçe senin ilini

kim bozabilir vs. faşizanca söylemler.

 

Bütün bunlar Türk milletine özgüven duygusunu aşılamak için yapılırken, diğer taraftan Türk devletini kuran unsurlardan birisi olan Kürd milletini ortadan kaldırmak ve yok etmek için malzeme olarak kullandı, ulusal bütün değerleri yasaklandı. Kürd ve Kürdistan yok sayıldı. Uygar dünyada gelişen teknoloji ve bilimin zirveye ulaştığı günümüzde kendilerini yönetme

hakkından yoksun kalan Kürdlere karşı Türkiye Cumhuriyeti devleti

kin, nefret ve düşmanca tutumlarında ısrar etmektedir. Kürdlerin bütün

ulusal değerleri inkar edilmektedir. 200 yıldır Kürdlerin kendisine ait

coğrafyasında emperyalist güçlerin de yardımı ile dört ülke tarafından işgal

edilmiş her türlü insanlık dışı muameleye tabi tutulmuş, ulusların kendi

kaderlerini kullanma hakları ellerinden alınmıştır.

 

Zaman zaman Türk Devlet yetkilileri, parti başkanları ,Türk üniversite

çevreleri, Türk basını,Türk işçi kuruluşları,Türk genel kurmayı,medya ve bir

kısım aydınlar; insan hakları,hukuk ve adalet gibi bazı değerlerin var

olduğu hissine kapılıp aklı selim hareketler içersinde olmaya kalkışırlar.

Ama bir süre sonra sanki bir yerlerden ilham almış gibi 180 derece geriye

dönüş yaparlar. Apayrı yeni uygulama başlatırlar.

 

Örnek verirsek; Mustafa Kemal'in bu ülke Kürdlerin ve Türklerin

ortak vatanıdır. Turgut Özal'ın 'federasyonu da tartışabiliriz.' SHP'nin 1991 deki 'Kürd raporu' Süleyman Demirel'in Türkiye'de Kürd realitesini tanıyoruz, Mesut Yılmaz'ın 'Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır'dan geçer' Başbakan Erdoğan'ın 'Türkiye de Kürd sorunu vardır bu benimde sorunumdur' 'alt kimlik üst kimlik' açıklaması Mehmet Ağar'ın 'Kürdler ovaya insinler siyaset yapsınlar' ve son olarakta 1980 Eylül darbecisi faşist general ve T.C. 7.Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in 'Biz eyalet sistemini düşünüyorduk ve onun için bölge valiliklerini kurduk' gibi açıklamalarda bulunurken bir bakarsınız ki Türk devletinde aniden bir şovenizm dalgası yükselmiş ve bütün yaşam kanallarını esir almış, gözler doğruyu görmemeye, beyinde travmalar oluşmaya başlamış ve sağduyu bilinci

ortadan kaybolup yerine şovenist,ırkçı ve faşist normlar yer edinip insanlık

dışı uygulamalar devreye girmiştir. Kendi ırkı dışında diğer bütün halkları

ve toplumları hor ve hakir görme kompleksiyle onlarla çatışmaya girer, ülkeyi

kaoslara sürükler,Türk halkını yanlış maniple ederler.

 

Oysa gerçekler hep onların gördüğü ve doğrudur dediği gibi değildir. Türk

Devleti artık at gözlüklerini çıkarmalı,çağdaş dünyaya uygar ve medeni

gözlüklerle bakabilmelidir. Muasır medeniyet seviyesine ancak böylece

ulaşılır. Yurtta savaş cihanda savaş anlayışını da terk etmelidir.

 

'Bir Türk Dünyaya bedeldir' 'Türk ırkı en yüce ırktır!; ilkokullarda Türk kökenli olmayan çocuklara bile her sabah 'Varlığım Türk varlığına armağan olsun' yemini ettirmek ve benzeri ırkçı şoven ve yayılmacı olan bu anlayışları terk edip; toplumu

çatışan güçlere bölmekten vazgeçilmelidir. Türk devleti 85 yıldır ırkçılığı

ve şovenizmi Türk milletinin hayati damarlarına zerk etmektedir. Milliyetçi

duygular Türk'ün ruhuna empoze edilmiş ve vazgeçilmez temel idealler

olarak hakim olmuştur.

 

Bu ilke ve idealler yalnızca Türk'e yakışır ve gereklidir, başka bir

halka reva görülmez,üstelik Kürd milleti için ise gereksizdir. Çünkü bu

Kürdleri şoven, ilkel, milliyetçi, gerici ve bölücü yapar. Halklar

arasıda kin ve nefret tohumları yeşerir anlayışları da doğru

değildir. Ezilen bir ulus şoven ve ırkçı olamaz; çünkü o özgür değildir.

Bilakis onun milliyetçi olması da gereklidir. Kendi kimliğine, kültürüne,

tarihine, diline, devletine ve diğer bütün ulusal değerlerine sahip

olabilmesi için ezilen bir millet her şeyden önce milliyetçi olmalıdır.

 

Fakat ezen egemen ve bağımsız bir millet için milliyetçilik;şovenizmdir,ırkçılıktır ve faşizmdir. O zaten özgürdür ve bütün ulusal haklarına sahiptir. Milliyetçilik,onun için bir ihtiyaç ve yarardan ziyade bir tehlikedir. Türkiye'deki derin devlette böyle

doğmuştur ve Türk milliyetçiliğinin eseridir.

 

Diğer bir deyişle derin devletin mimarı Türk milliyetçiliğidir. Derin devlette Türk

milliyetçiliğinin kılıcı ve zırhıdır. İkisinin de ilgi, müdahale ve çalışma / çatışma alanları Kürdler ve Kürdistan'dır. Görevi Kürd ulusunun kendi bağımsız devletini kurmasına engel olmaktır. Türk milliyetçiliği Kürd halkına karşı öylesine hasımane bir tutum içerisine girmiştir ki, gerçek yaşamında yapamadığını TV programlarıyla (Kurtlar Vadisi, Sağır Oda, Susurluk/Kod Adı vb) sanal yoldan Kürdlerle savaşarak zafere ulaşmaktadırlar(!). Türklerdeki bu milliyetçilik anlayışı Kürdlerden karşı tepkinin doğmasına yol açmaktadır ve tahmin edilemeyecek olumsuz sonuçlar doğurabilir.

 

Bu da gösteriyor ki ezen ulusun milliyetçiliği başka milletlerin hukukunu

tanımamaktadır. Her şeyden önce egemen ulus ezilen ulusların halini

düşünmelidir. Kendilerini onların yerine koyarak, onlara sözü edilebilen

sempatiyi göstermeyi bilmelidir. Yüzyıllardır Irak bölümünde yaşayan Güney

Kürdistan halkının maruz kaldığı her türlü zalimane uygulamalar

(enfal,katliam, göç, esaret) herkes tarafından çok iyi bilinmektedir.

 

Son 15 yıldır özgürlük alanında bazı gelişmeler olmuş,kendi federe devletini

kurarak milli,meşru ve insani haklarını her millet gibi kullanarak mutlu

olmaya çalışmaktadırlar. Fakat Türk devletinin kin ve düşmanca tavırları

yukarıda izaha edildiği gibi Türk şovenizmi hortlamaya başlamış. Bir

Kürd yapılanması bizim için savaş nedenidir. Kerkük, PKK gibi

bahanelerle Türk kamuoyunda milliyetçilik duygusu hortlatılmaya

çalışılmaktadır. Kürdler kardeşimizdir ayrımız gayrımız

yoktur, Kürdler vatandaşımızdır aynı dine ve aynı Allah'a

inanıyoruz,Irak'taki Kürdler de bizim vatandaşlarımızın soydaşları ve

akrabalarıdır diyen T.C.; Kerkük'ü kardeş dedikleri Kürd halkına

değil de Bağdat'a (Araplar) bırakılmasını istiyorlar. Bu nasıl

kardeşlik, bu nasıl vatandaşlıktır. Bu ancak ezen ve egemen olan Türk

ulusunun Kürd ulusu üzerindeki haksızlığı ve zorbaca uygulamalarıdır.

 

Eğer; bir ulus diğer bir ulusu ezebiliyorsa o zaman demokrasi ve özgürlük bir

kuruntudan başka bir şey değildir. Milliyetçilik politikası öfkeye ve

düşmanlığa yol açar. Kürdler kendilerine kölelikten ve mahrumiyetten

başka bir şey getirmeyen bir vatanın bütünlüğünü koruma hususunda herhangi

bir duyarlılık gösterme gereğini duymazlar. Ulusal varlıklarını inkar

eden,kendilerine ateş, demir,zincir ve zindandan başka bir şey getirmeyen

vatanı koruma gereğini duymazlar. Başka bir halkı ezen bir halk egemen

olamaz

 

14.03.2007