Mehmet Emin Kardaş

Arşiv

Add; Mesut Barzani'yi ve Kürdistan Sorununu Türkiye gündemine oturtmuştur

ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Diyarbakır şubesi başkanı Rıza Gül, Federe Kürdistan Devlet Başkanı sayın Mesud Barzani'nin PKK eylemlerine yardımcı olmak, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirme olayını tertiplemek ve bölücülük yapmak gibi 13 suçtan dolayı dava etti. Bunun üzerine Diyarbakır cumhuriyet başsavcılığı soruşturma başlattı.


PKK eylemlerine en çok TC devleti yardımcı olmaktadır ve PKK'yi yaratan kendileridir. PKK'nin bütün eylemleri Türkiye'de meydana gelmekte ve PKK başı Öcalan da misafirleri olup birlikte PKK'ye talimat vermektedirler.


O zaman komşu ülkeye askeri operasyon yapmayı düşünmek yerine sınıra kaydırılmış 300.000 askeri ile sınırlarını koruyabilirler.

Süleymaniye'deki çuval olayını gerçekleştirenler ise başkalarıdır, hesabını onlardan sorsunlar.


Bölücülük mü? Kürdler bölücü olamaz. Onlar kedilerine ait olan topraklarda her millet gibi özgür yaşamaktan başka bir şey istememektedirler ve buna da bölücülük denemez.Bu haklar milletler hukukunda her millet için meşru olan haklardır.


Biz ADD'nin ne kadar şoven, kafatasçı ve ne kadar da Kürd düşmanı olduğunu biliyoruz,onun için garipsemiyoruz. Ancak okumuş kanun adamı sıfatını almış bir savcı nasıl olurda böyle deli saçması bir dilekçeyi işleme koyar. Asıl garipsenecek olan budur.Kürdler gazetelerde ADD başkanın verdiği dava dilekçesinin başsavcı tarafından işleme koyup inceleme başlattığını okumak yerine,başsavcının dilekçeyi önemsemediğini ve dikkate almadığını okumak isterdi.Ne yazık ki başsavcı inceleme başlatarak 50 milyon Kürdün tepkisini kazanmıştır. Anlaşılıyor ki Türkiye'de yalnızca şoven ve ırkçılar yetiştirilmektedir.


O vakit TC devleti ile Kürd ulusu uluslararası bir mahkemede hesaplaşmalıdırlar.

Barzani'yi; Avrupa, Ortadoğu , Balkanları ve Kafkasları yağmalayıp büyük bir insanlık kıyımı yapan ve kültürlerini tahrip eden bir milletin torunları yargılayamaz. Barzani; yüzyıllardır emperyalizmin ve Kemalizm'in katliamlarına maruz kalmış,ülkesi işgal edilmiş ve parçalanmış bir ulusun evladıdır.Hal böyle olunca bu dava uluslararası adil bir hukuk mahkemesi tarafından iki millet arasında görülmesi gerekmektedir.Böyle bir davayı kanuncular değil hukukçular yürütmelidir. Biz hukukçuları ve kanuncuları farklı olarak değerlendiriyoruz.


Barzani kimseyi düşman ilan etmemiş ve kimsenin ülkesini de işgal etmemiştir.Başkan Barzani'nin yönetimindeki ülkede adam kaybolmamış, hiçbir faili meçhul olay meydana gelmemiş, Kürd Aşuri, Türkmen, Kıldan Arap, Şii,Suni veya etnisitesi ne olursa olsun her vatandaşı eşit haklardan yararlanmaktadır.Her etnik yapının kendi okulları, yayın organları vardır.Kendi kimlikleri ile devlet yönetiminde bulunmaktadırlar.Bu hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.Peki Türkiye'de bu tür yaklaşım ve yasalar var mıdır? Hayır, aksine Türkiye'de adam kaçırmalar,faili meçhul olaylar, hırsızlık,hortumlamalar vs diz boyudur. Bugün Türkiye'de yaşayan 30 yaşına gelmiş insanlar olağan bir yaşam görmemiş,bütün yaşamları olağan altı bir hal ile devam etmiştir.Bu ülke 1977 yılından beri hep sıkıyönetimler ve olağan dışı haller ile yönetilmiştir.Daha birkaç gün önce Türk Genelkurmay Başkanı 3 Kürd ilini (HAKKARİ, SİİRT VE ŞIRNAK) yasak bölge olarak ilan edip tampon bölge oluşturarak, Kuzey Kürdistan'ı insansızlaştırma çalışmaları başlatmıştır.


İşte asıl yargılanması gerekenler bunlar olmalıdır.TC devleti artık Kürd ve Kürdistan düşmanlığından vazgeçmelidir.Türkiye Kürdlere komşudur ve tarihsel beraberlikleri, hukukları olmuş iki ayrı millettir.Bugün büyük devletler (FEDERAL RUSYA, ÇİN, KORE, İNGİLTERE, ABD,HOLLANDA, AVUSTURYA, İSVEÇ vb). Kürdistan Federe Devletinde konsolosluklarını açmış ve açmaya devam etmektedirler. Ve Kürdistan Devleti ile iyi ilişkilerini geliştirmeye çalışırlarken,bizim akıllı Türklerde! halen kendisine en yakın olan Kürd devleti ile husumet gütmeye çalışmakta,şoven hareketlerle dünya gündeminde gülünç duruma düşmektedirler.


Oysa TC devleti biraz daha stresten uzak duygusal olmadan akliselim ve hoşgörülü bir tavır sergilemek suretiyle, dostane ve iyi komşuluk ilişkilerini geliştirerek bölgenin tüm nimetlerinden herkesten fazla yararlanma olanaklarına sahip olabilir. Bu durumda en şanslı konumda olan devlet Türkiye'dir. Çünkü,Türkiye'de yaşayan 30 milyonluk nüfusa sahip olan Kürdler FKD ile akrabadır ve aynı milleti teşkil etmektedirler.Bu durumda şayet Türkiye Kürdlerle iyi ilişkilerini geliştirip,Kürdlere bugüne kadar yaptığı düşmanca tavırlarından da vazgeçerse, kuzeydeki KÜRDLERİ de küstürmemiş olur. Bu durumda bugün Kürdistan'da konsolosluk açan bütün devletlerinde önüne geçmiş olur ve ilerde KÜRDİSTAN'daki nimetlerden en iyi yararlanacak olan Türkiye olur. Ben Rıza Gül'ün verdiği dilekçe ile Kürdlere karşı bu kindar ve düşmanca tavırlarını anlıyorum. Bu eylemi ile Kürdleri tahrik ederek asıl bölücülüğü kendisi yapmaktadır.Onu şiddetle kınıyor ve protesto ediyorum.. Anlaşılan Sayın Barzani ve Kürdistan sorunu meşru bir zeminde artık Türkiye'nin gündemine girmiştir.


20.06.20007 AMED

Mehmet Emin KARDAŞ