Musa Ok

Arşiv

okumusa@mynet.com

 

PKK Kınanır mi ? Kınanmaz mi?

 

Günümüz dünyası, ne Fidel CASTRO ların, ne Hoşimin ve nede CHE lerin yaşadığı dünyadır. Kürt ulusal mücadelesinde silahlı anlayışı savunmak, devlet cenahında savaş tatamları yapandan bir farkının olmadığını irkilerek görmemiz gerek.

 

Geri kalmışlığın içinden çıkmanın yolu ne ekonomik yatırımlar,nede bölgenin atmosferine uygun siyaset üretip halk kuyrukçuluğu yapan siyasi önderler ve önderlikler ile geçekleştirilebilir.Hele hele İslam felsefesindeki şiddete şiddet uygula gibi intikamcı mantık ile çıkılması hiç mümkün değil.

 

Her şeyden önce sorunlara çağdaş bir göz ile bakabilen,Kürdistanda çağın gereklerine uygun, çözüme odaklanan ve üreten kadroların hiçbir siyasi, ekonomik, kariyer vs. kaygı gütmeden tesbitleri ve yöntemi yüksek sesle söyleyebilen kadroların cesareti ve girişimleri ile başlanabilir, başlanmalıdır. Sorunların çözümü konusunda, bir führer yaratıp, tarafların şiddeti yöntem olarak kullanmasının, çağın gerisinde kaldığı, şiddetin hiçbir soruna çözüm sunmadığı gerçeğinin altını çizmek gerek. iletişimin ön plana çıktığı bir dünyada, şidetin, yakın tarihimizdeki IRAK-İRAN savaşı, IRAK'ın KUVEYT işgali gibi çözümsüz ve insan ölümünden başka hiçbir işe yaramayan ve yıllar süren savaşlardan ders çıkarmamız gerek.

 

Savaşların insanlığa bir şey kazandırmadığını adeta gözümüze sokarcasına bize öğreten bu savaşlardan ders çıkaramamamız,sorunumuza doğru yöntemle yaklaşamadığımızdan çözüm yerine çözümsüzlüğe sürüklememize/sürüklenmemize neden olmaktadır Mücadeleler, amaca ve hedefe yönelik saptanırken konjüktürel yapıyı dikkate almak gibi bir zorunluluğu göz ardı etmemek gerek.

 

Cephe savaşlarının yerini lobi savaşları, cengaver ataklarının yerini diplomatik atakların aldığı dünyayı görerek, İnsanoğlunun sorunlarını diyalog ile çözdüğü bilişim dünyasında iletişimin sağlanıp çözüm bulamama noktasında bile ‘'Anlaşamadığımızda Anlaşma'' noktasında olması gerektiği noktasına gelen bir dünyada, sadece geri kalmış ülke insanlarının kullandığı şiddet yöntemini Tüm Kürt siyasetçilerininde red etmesi gerekmektedir.

 

İletişim, lobi, diplomasi bilinci ile diyalog ve kendini ifade etmesi gereken mecralara taşıyıp ifade etmenin yollarını bulmalı ve bu mecralarda, mücadele gerekçelerini sunmalıdır.

 

Ancak gerçekleri ifade ederek işi insafa bırakmadan ikna metodları ve teknikleri ile sonuça gidilmesi çabaları gösterilmelidir. Hele insanların düşüncelerini ifade etmelerinin tölerasyonu olmazsa olmazımız olmalıdır.

 

Şunu böylemi kınadın,

Neden kınadın,

Neden kınamadın,

Ben anladım,

Sen anlamadın,

Sen yanlış anladın,

Sen yanlış söyledin, gibi kısır, hiçbir anlamı olmayan ve hiçbir işe yaramayacak tartışmalar içinde nefes tüketmektense, Diyarbakırdaki vahşeti, elbette kim yapmışsa yapmış olsun kınanmalıdır. Nitekim PKK nın yaptığı, kendilerinin açıklamasından anlaşılmıştır. Ancaaak sadece kınanması gereken bu olaymıdır?

 

PKK kınanamaz gibi bir eda içindeki yurtsever şahsiyetleri anlamakta zorlanıyorum. Imalıda olsa PKK kınanmış gibi anlaşılmasından endişe duymaya gerek var mı?

Sadece Diyarbakır vahşeti için değil, insan öldüren tüm eylemleri kınıyorum,

Güney Kürdistandaki KDP ile çatışmayı kınıyorum.

Kuzey Kürdistandaki KUK ile çatışmayı kınıyorum.

Siverekteki Provakasyonu Kınıyorum.

Çermikte Zabıt Kaplan ın katledilmesini kınıyorum.

Siverekte Ferit Uzun un katledilmesini Kınıyorum.

Mustafa TANGÜNER in katledilmesini kınıyorum.

 

Daha nice canice katledilen tüm yurtseverlerin katledilişini kınıyorum

Ve… DİYARBAKIR daki sivillere yönelik bombalama ile 6 masum insanın ölümü ve 68 kişinin yaralanmasına neden olan bombalama eylemini kınıyorum…

Soruyorum bunları kim yaptı acaba? Taliban mı, El-kaide mi? Kızıltugaylar mı? ETA mı? IRA mı? PKK mi?

 

Kim ve ne adına yapmış olursa olsun, en yumuşak tabir ile kınıyorum…

Kınamanın ötesini hak eden bu eylemlere Kürt halkı gereken cevabı verecektir..

 

11.01.2008