4 Eylül Ankara Toplantisi, R.Tayyip Erdoğan ve Kürt Sorunu
Bilindiği üzere TC Başbakanının tartışmalara neden olan bir Diyarbakır konuşması oldu.Söz konusu konuşmayı ciddiye alan oldu,alınması gerekir diyen oldu, hiç ciddiye alınmaması gerekir diyen oldu. Hiç önemsemeyip gündemine bile almayanlara hiç sözümüz olmaz, olmamalı. Ayrıca, kürt aydınlarının konu üzerinde tartışılması ve bir
konsensus ile başbakana iletilmesinin gerekliliği kadar önemseyip Ankaraya, çağrıda bulunanlarıda kutlamak gerek.
Başbakan ne demişti ve hangi koşullar ona söyletmişti söylediklerinin önemi nerede idi?
Başbakan; Kürt sorunu vardır, bu sorun başta benim sorunumdur.Büyük devletler hataları ile yüzleşebilmelidir, demişti. HATALAR İLE YÜZLEŞEBİLMEK. TC nin bunu söylemesi çok önemliydi.
Küzey kürdistanda, 12 eylül sonrası kirli savaştan sonra kürtlük adına yüksek sesle konuşulması, kitlesel muhalefetin dünya gündemine girişi,Güney Kürdistandaki kazanım,Büyük Ortadoğu Projesi ve Avrupa birliği konusunun sıcak gündemi sırasında söylenmiş sözler olduğu için önemsenmeli.
Gündemin bu kadar TC aleyhine geliştiği bir dönem olmamıştır,TC devleti dünyanın bu sıcak gelişimi karşısında güçsüzleşmiştir ve yalnızlık fobisi oluşmuştur. Çıkar yolunu Avrupaya entegre olmakta arayan iktidar partisi elbette bazı modern uygulamaları ve
uygar söylemler ile hareket edecektir.Önemli olan Kürt aydınlarının bunu
gerektiği kadar değerlendirebilmesidir.Abartarak yada yok sayarak davranmak kime ne kazandıracaktı.
Bazı dostlarımız,Ankara toplantısında;TC nin geçmiş başbakan,cumhurbaşkanı ve bürokratların bu konuda söyledikleri ile mukayese etmeleri ve önemsenmemesi gerektiğini ifade etmelerini anlamak zor, hele bu dostlarımız yıllarını Kürdistan mücadelesine verenlerden olması,anlaşılması zordan öte kafalarda soru işaretlerine
neden olmaktadır.
Bilgi ve birikiminden hiç şüphemizin olmadığı katılımcılardan bir dostumuzun; Çağrı metninde gündemin konusu ve sınırları belli olduğu halde,TC nin kürt meselesinde tavrını bildiği halde,başbakana sunulacak konsensus bildirgesinde Ulusların kaderini tayin
hakkı, bağımsızlık, minimum Federasyon gibi kavramların yer almasını
istemesi,ya gündemi takip etmemesi,yada toplantının amacına ulaşmasını
engelleme çabası olarak değerlendirilebilir. Yurtseverliğin ölçüsünü,
minimum federasyon ile sınırlayıp atılacak her adımın federasyondan geri
olmaması gerektiğini söylemek hangi mantıkla ölçülebilir, Bu bana YA HEP YA HİÇ veya YA ÖLÜM YA İSTİKLAL mantığını hatırlatmaktadır.
Öncelikle Ankara toplantısı gündemine uygun bir sonuç bildirgesi ile sonuçlanmalı ve bu gerek başbakana gerek kürt ve gerekse dünya kamuoyuna sunulabilmeliydi, sunulabilmeliydiki gerçekten bir arada olamayan kürt aydınlarının bir vesile ile bir araya gelme fırsatı kürt halkı adına ve geleceğine umut verebilecek çalışmalar yapabileceğini ortaya koymalı idi,Bu toplantı kimsenin siyasi hesapları yada şov arenası olmamalıydı,Kürt aydınlarının durumsal davranabileceğinin
ıspatı olmalıydı. Bir fırsattı ama değerlendirilemedi,yinede tren kaçmış değil....
20.10.2005
|