Kürdler, Türkiye seçimlerinde Kürd olmayi hatırlamali
1950 yılında çok partili seçimlerle tanışan Türkiye, hiçbir seçimde Kürd'leri Kürd kimliği ile seçimlerde kabul etmemiş ve Kemalizmin bu denli ırkçı hakimiyeti sürdükçede edeceğe benzememektedir.
Kürd'lerin seçimlere ilişkin tavırları, seçimler gündeme geldikçe tartışılır ve sistemin parçası olma noktasından hareket edildiğinden yanlış zemin üzerinden tartışılarak Kürdistani duruş unutulup bilinçaltına yerleşmiş Türkiyelilik önbelleğe çıkarılmaktadır.
Maalesef bu durum Kürd siyasetçi ve aydınlarıncada aynı mantıkla dillendirilmekte ve Türkiyelilik mantığına, Kemalist, militarist yaklaşımın, bilmedende olsa dümenine su taşımaktadır. Kürd ulusal meselesini, seçime endeksli yorumlar, hem yetersiz hem de uluslararası konjüktör dikkate alınmadan kısır döngü içinde kalmasına neden olmaktadır.
Türkiyede 2002 seçimlerinde açık farkla iktidara gelen AKP hükümetinin din eksenli politika gütmesi, eski solcu alışkanlığımızla ve din fobisi ile karşı çıkaken, karşı tarafta faşist, militarist yüzünü gizlemeyen Kemalizme kan verdiğimizi görmüyor gibiyiz. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi ile halka yansıyan bu yüzlerini Kürd aydınlarının 2006 yılında yaşanan karanlık eylemlerde görmesi gerekirdi Kürd aydınlarından bir-iki ses çıktıysada maalesef cılız kaldı ve Kürdistanda nicel gücü elinde bulunduran DTP ve çevresi tarafında duymamazlıktan gelindi. Beklenende buydu zaten.
Ne idi 2006 karanlık eylemler ;
Belirgin olarak, Danıştay saldırısı, Şemdinli olayları, Diyarbakır olayları ve son olarak Hrant DINK in katledilmesi ve Malatya vahşeti.
Aslında her aklı selim insanın yorumu bu olayların, AKP yi tasfiyeye yönelik eylemler olduğu doğrultusundadır. Tabi AKP ve din bahane edilerek yürütülen propaganda sivilizasyona karşı oluşturulmaya çalışılan kamuoyudur. Ne gariptirki, 12 EYLÜL döneminde din elden gidiyor diyerek halkı yönlendiren militarist güç, bu gün Din geliyor diyerek ayrı bir fobi oluşturmaktadır.
Türkiyenin seçimlerde izlediği politika ile tam anlamıyla Kemalizmin ırkçı yüzünü kitlelere göstermiştir, ancak Darbeler ile askerin fiili olarak yönetimi ele almasının uluslararası platformda karşılaşacağı güçlükleri bildiklerinden sivil görünümlü bir askeri yönetim oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu aşamada bunu gerçekleştirmenin tek yoluda AKP nin tasfiyesi ile mümkündür ve ANKARA,ISTANBUL,IZMIR ve daha nerelerde olacağını bilmediğmiz mitinglerle kitleleride yönlendirmeye çalışmalarındaki tek amaçta budur, bununla başaramazlarsa Anayasa Mahkeme kararı ile AKP nin kapatılması veya ordunun her şeye rağmen Güney Kürdistana saldırısı gerçekleştilmesi planları yapılmaktadır.
Bununlada yapılmak istenen bir taş ile iki kuş vurma misali,Hem güney Kürdistanı istikrarsızlaştırma veya dağıtmanın yanı sıra AKP nin politik arenada zor durumda kalmasını sağlamak. Yani AKP güney Kürdistana girişe karşı çıkması durumunda iç milliyetçi kamuoyundan soyutlanması,onay vermesi durumunda ise uluslar arası platformlarda destek kayıbına uğramasını sağlamaktır.
Kürdler bu süreci doğru değerlendirmeli ve seçimlerde geleneksel ve ezbere dayalı tavırlarını değiştirmeyi bilmeli ve Kemalist, militarist tezgahların oyununa gelmemeli.
Kürd ulusal muhalefeti ulusal çıkarlarını uzun vadede koruyabilecek tavırlar geliştererek konuyu seçimlere endekslemekten kaçınmalıdır, özelikle DTP çevresinin dışında kalan ve Kurd ve Kürdistan meselesine ulusal açıdan bakan Kürd aydın, siyasetçi, birey ve tüm kurumları seçimlerde DTP ile güçbirliği eğilim ve çağrılarındandan bir an önce vazgeçmelidir. Vaz geçmelidir çünkü ;
DTP nin hem konuyu seçimlere endekslemesi,hemde bağımsız adaylarla seçime girmesi kararı kitlelere deklere ettikleri gibi Diyarbakırda yapılan toplantıda alınan kararlar değildir olamaz da…. Genelkurmay da AKP nin tasfiyesi kararı alındığında yukarıda sıraladığım karanlık eylemler zinciri gerçekleştirildiğinde DTP nin bağımsız adaylar ile seçime girmesi kararı da aynı karanlık çeverelerce alınmış ve günü geldiğinde uygun bir taktik ile kitlelere deklere ettirilmiştir.
Ayrıca meclise girerek üslenecekleri misyonu kestirmekte zor olmazsa gerek. Öcalan ve Genelkurmayın kararı ile meclise girecek olan DTP nin Kürd halkının kazanımı değil onay veren mercilerin kazanımı olacağı unutulmamalıdır. Mecliste azınlıkta kalacak olan Kemalistlerin yedek gücü olarak değerlendirileceğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Kısacası ;
DTP'nin bağımsız adaylarla seçimlere girme tercihini, Kemalistlerin AKP'yi engelleme projesinden bağımsız olarak değerlendirmek saflık olur. DTP, Genelkurmayın ön ayak olduğu Kemalist ittifaklardan biri içinde yer alsaydı daha dürüst davranmış olurdu. Tıpkı ırkçılığını gizleme gereği duymayan MHP'nin, CHP ve benzeri sol görünümlü faşistlerden daha dürüst davranması gibi. Kürd halkının inkarı üzerine inşa edilen bir meclise çifte icazetli insanları göndermek, ulusal soruna duyarlı Kürdlerin işi olmamalı.
Öcalan DTP ve türevleri, asli görevlerini yapmaktadırlar. Önemli olan bunu görmek ve kabullenmektir. Politikalara bu kadar alet olan bir halkın yeter demesi ve kendisinin politika yapması gerekir. Bunun ilk adımı olarak, seçimlerde DTP'ye OY VERMEMEKLE ATMALIDIR; başkalarının başka amaçlarla onların adına politika yapmasına izin vermemelidir.
Bu aşamadan sonra hiçbir gerekçe DTP'ye oy vermenin haklılığını gösteremez. Nasıl ki Türkiye demokratikleşmek için Kemalizm'den kurtulmak zorundaysa; Kürdler de ulusal birlik ve kazanımlarının önünü açmak için, Öcalan ve anlayışından kurtulmak zorundadır. Duyarlı Kürdler bu gerçekliği göz önünde tutarak politika yapmalıdır.
12 .05.2007
|