Ruşen Poyraz

Arşiv

 

rusenpoyraz@yahoo.com

Min navê DDKD kola li bircên Diyarbekir

Rojen Barnas'ın etkileyici bu şiirinin ilk mısrasını duyduğumda saçlarım diken diken olmuş adeta kilitlenmiştim ve şiirin ilk mısralarını Min navê DDKD kola li bircên Diyarbekir olarak algılamıştım. Şiiri sonuna kadar dinlediğimde ise içimdeki kıvılcımlar dalgalara dönüşmüş şiirin bizi anlattığı hissine kapılmama sebep olmuştu...

Min navê xwe kola li bircên Diyarbekir mısralarında olduğu gibi gerçektende halkımızın tarihine, bu bazalt taşları ve bu taşlardan örülmüş Diyarbekir kalesi ve de Burçları şahittiler. Bijişk Fuad'lar, Bavé tujo'lar ve Şéx Saidler bu burçlara sevdalarını kazımışlar, mühürlerini vurmuşlardı, okuyabilmek için namuslu, dürüst, kişilikli olmak gibi meziyetler gerekir.

Hiç DDKD'lere uğramadım. Hiç DDKD görmedim ben, 12 Eylül olduğunda ancak 12-13 yaşlarındaydım, ama DDKD'liydim DDKD lerin dernekler topluluğu olduğunu öğrendiğimde çok şasırmıştım zira bu iş dernek işi olamazdı. Olsa olsa DDKD siyasi ve en büyük hareketti, bu dernekleri birilerinin kapatması bir anlam ifade etmezdi. Belki DDKD içindeki abilerimiz ablalarımız bilirlermiydi bilmiyorum ama onların bir de çocuklardan oluşmuş bir orduları vardı. Çocuk yaşımıza ve algılama yeterliliğmize göre olayları anlamaya, algılamaya çalıştığımızda gönlümüz DDKD den yanaydı ve dolayısıyla biz DDKD'liydik.Hatta hiç yenilmeyen DDKD futbol takımını bile kurmuştuk. Gerçi çocuklar kurdukları takımlara mahalle adını verirlerdi ama bizler takımımızın adını DDKD koymuştuk.

Oluşturduğu kişilik bize en çok güveni veren, saygıyı duydurtan DDKD idi. Ağırbaşlı, az konuşan, kararlı ve dürüst ... ya da bu karakterde olanlar hep DDKD deydi. Okumak ve öğrenmek önemliydi. Olayları bilimsel bir tarzda teorik olarak insanlarımıza anlatmak çok daha önemliydi..

Gene bilmiyorum abilerimiz ve ablalarımız bu tarzı yada bu tarz-ı siyaseti kazandıran sizler olduğunuzu biliyormusunuz ?. Bu şehr-i Amede... Okuma üniversiteye gitme olayına olaylara analiz ve çözümleme anlayışına ivme azandırdığınızı... Hep düşünürüm "DDKD gibi bir olgu olmasaydı ben sadece Dünyaya kapalı, okumayan, yazmayan biri olurdum" herhalde...

Yukarıdaki örnekte anlatmaya çalıştığım gibi Siyasete değişik bir tarz getiren bu siyasi oluşum halkımızın yaşamı üzerine de yurtsever-pozitif bakış açısınıda kazımıştı bu etkiden öte belleğimize bir kazıma işlemiydi. 75-80 yıllık inkar politikasına karşı zihinlerimizde derin izler bırakacak bir işti bu... Tahmin edersem "DDKD neqede" söyleminin temeli budur.

Abilerime yalvarmış hatta ağlamıştım benide götürün diye, sonunda benide götürdüler, o gece birkaç yere sadece DDKD yazdılar ve bende yardım ediyordum. Diyarbekir surlarına da yazmış, kazımışlardı abilerimiz, ablalarımız DDKD yi...

12 eylülden hemen sonraydı surların üzerindeki DDKD yazılarını ve bizim yazdığımız yazıyı silmeye çalışmışlardı, yağmur yağdı yazı tekrar görünmeye başlamıştı sevincime diyecek yoktu, kireçle bir kaç kez kapatmaya çalıştılar olmadı her denemeleri başarısızlıkla sonuçlanıyordu ben gidip yazımıza bakıyordum yazı okundukça bir güç alıyor ve "silemezler bizi" diyordum kendi kendime, bir gün yağlı boya ile boyadılar bir müddet DDKD yazımız görünmedi. Çok üzülmüştüm bu sefer yaz geldi kızgın güneş DDKD yazısının üstüne örtülen boyayı yoketti ve güneş DDKD'nin görünmesini sağladı...

Şimdi zaman zaman o yazıyı görmek için uğruyorum oraya yazı hala okunuyor. geçenlerde restorasyon işleri dolayısıyla yazının olduğu bazaltların yerine yeni taşlar döşediler çok kaygılandım, DDKD yazısına baktım hala okunuyordu. Taşları değiştirmek bile DDKD yi DDKD sevdasını silemedi. Silemezler bu yurtsever tarzı.

Dedim ya şair Rojen Barnas bana kızmasın Min navê xwe kola li bircên Diyarbekir mısrasını ben hala Min navê DDKD kola li bircên Diyarbekir olarak algılıyorum.

21.10.2005