Avrupali DDGliler
Eminim ki bu yazının başlığını gören şu anda ülkede olan Sevgili
Feyaz abim çok gülecektir.Ee konuyu bilmeyen ve Avrupa'da yaşamak
zorunda kalan diğer arkadaşlarımıza sitem var diye
sanacaklardır. Sitem olsa bile,ağırlıklı bir duygu taşımıyor.
Feyaz arkadaşla Amed'te görüştüğümüzde bize ısrarla şunu söyledi:
Ülkeyi kendi istekleri doğrultusunda ve kabullanmiş bir karar gereği
terk etmediklerini belirtti:"Zorunluydu bu.Ama belki çok uzun
sürdü.Niyetimizi aşan bir süreçle yüzleştik.Buna hazır değildik
belki ve olanlar oldu."
Tabii biz arkadaşlarımızın hangi koşullar altında ülkeyi terk etmek
zorunda kaldıklarını bildiğimizden dolayı, ne olumsuz bir düşüncemiz ne
de yargımız var bu konuda.
Ama olumsuz düşünen dostlarımız ve arkadaşlarımız da yok değil.Bu konu
gerek özel sohbetlerde,gerekse değişik platformlarda
konuşuluyor.Konuyu bilen arkadaşlarımız gerekli açıklamaları
yapmakla birlikte o dönemde dışarı çıkmanın zorunluluğunu da
belirtiyorlar.Aslında konu biraz farklı algılanıyor.Yani dışarı
giden arkadaşlarımız orada olduklarından dolayı
eleştirilmiyor.Bilinç altında çokça farklı olgular var.Biraz bu
konuya değinmekte yar var sanırım.
12 Eylül 1980 askeri faşist cuntayla birlikte ülkenin her taşının
altında bir DDKD linin olduğu bir dönemde bir gecede -başınızın
çaresine bakın,kendinizi koruyun- söylemine duyulan tepkiyle bu gün
Avrupadaki arkadaşlar sitemle birlikte bir nebze de suçlanıyor.Oysa
bu konuda sorumluluğu Avrupa'da yaşayan arkadaşlarımıza yüklemek
yanlıştır.Sorumluluk herkesindir.Ne Avrupa'ya giden korkak ne de
Ülkede kalan kahramandır.Kaldı ki bir çok arkadaşımız Ülkede cezaevi
yatıp çıktıktan sonra Avrupa'ya gitti.Burada bir gerçeğin altını
çizmekte yarar var.Devrimci Demokrat Hareket,kadrolarıyla muazzam
potansiyeliyle Kurdistan Devrimine çok şey katabilirdi.Cuntayla
birlikte farklı bir karar alınıp,mücadele aktif bir şekilde
yürütülebilirdi.Bunun böyle olmamasının gerekçeleri yarım yamalak
bilinmekle birlikte,ikna edici düzeyde bu gerekçeler tam olarak kitleye
anlatılmadı.Sıkıntı yaratan budur.Ne var ki sıkıntıyı neden olan sorunları
gidermek için belli bir adrese gönderme yapmanın da bir anlamı yok. Aslolan
bu sıkıntılardan dersler çıkarıp,tekrar bu tür problemler yaşamamaktır.
Bir iki yıl kadar önce bir sohbet toplantısında bir
büyüğümüz ve saygıdeğer bir ağabeymizin, arkadaşlara anlattığı bir
belirlemeyi anlatmakta yarar görüyorum. Çevresine toplanmış
kendisinden yaşça küçük ve deneyimsiz olan genç arkadaşlara, "eğer
ciddi bir şeyler yapmak istiyorsanız,inanıyorsanız,başaracağınızdan
eminim.Bu mücadele kendisine nice fedakar kadrolar yaratacak
güçtedir.Bu halk bizi denedi ve biz başarısız olduk.Neden halen
bizim etrafımızda dönüp duruyorsunuz?Biz denendik,bu nedenle
denenmişi tekrar denemeyin,kendinize ve halka güvenin,
başaracaksınız.." diyordu.
Tabii burada denenmişlerin safdışı edilmeleri, mücadeleden kopup
atılmaları sözkonusu değil.Onların bilgi birikimleri, Kurdistan
devrimine olan inançları bu mücadeleye çok şeyler
katacaktır.Denenenler ve denenmeyenler kol kola,omuz omuza
yürümelidir.Çünkü Devrimci Demokrat Hareketin bu kadroları her ne
kadar bu mücadele süreci içerisinde kesintili,örgütsüzlük
yaşadılarsa da devrime olan inançlarını hiçbir zaman yitirmediler.
DDG lilerin yeniden toparlanmalarının yaşandığı bu günün
koşullarında,bu büyüklerimiz Kurdistan Devrimine olan inançları
gereği yine bu sürecin içinde yerlerini aldılar.Bunlarla birlikte
birbirine ulanan üç kuşak Devrimci Demokrat hareketin hedeflenen
açık,meşru mücadeleye çok şey katacaklarından hiç kimsenin şüphesi
yoktur,olmamalıdır.
Bununla birlikte biz ülkedekilerin, Avrupa'daki yoldaşlarımızdan
beklentileri oldukça fazla.Her ne kadar mücadele alanı ülke ise
de,günümüz koşullarınada bu sorunu bir dünya sorunu haline getirme
çaba ve mücadelesi elbette bu yoldaşlarımıza düşer.Avrupa toplantısı
ve Amed toplantısı şunu açıkça ortaya koymuştur.Herkes Kurdistan
Devrimi için yüreğini ortaya koymaya hazırdır.Koymuştur da. Böylesi
bir süreçte elbette kendi içimizden ve dışarıdan da eleştiriler
olacaktır.Önemli olan bu eleştirilerin bizi cesaretlendirmesi,
çizgimizin oluşmasında ve netleşmesinde destek olmasıdır.Bu bize güç
katacaktır.
Ülkedeki arkadaşlar olarak bizi üzen, değer verdiğimiz bazı
arkadaşlarımızın halen bu coşkulu kalkışın bilincinde
olmamalarıdır.Oysa en iyi bu yönde çaba sarfedenler biliyor
ki, Devrimci Demokrat Hareketin sıradan bir sempatizanı bile,bu gün
siyasal alanda kendini yetiştirmiş birer kadrodurlar.Bu nedenle
kadro da hazır,siyasal proje de.Devrimci Demokratlar Eylül
toplantısıyla,ciddi,sağlıklı,devrimci ve kurdi bir duruş
sergileyerek Kurdistan devrim sürecini hızlandıracakları inancıyla
ayaktalar.
Sonuç olarak:Sevgili Feyaz hoca yüreğin rahat olsun,biz DDKD
kültürüyle yetiştirilenler, Sevgili Vildan abinin de dediği gibi deneyimli
gençler olarak olaylara ve gelişmelere bu kültürle ve onun mayalandırdığı
siysal kararlılıkla sürece bu olgunlukla müdahale etmekten geri
durmayacağız.
amed
18.07.2006 |
|