ABDULKADIR ULUMASKAN

Arşiv

ulumaskan@hotmail.de

 

Küfürname

 

Siyaset adami için sirtinda yumurta küfesi taşiyan kimsedir derler.

Herhalde uslub ve hitabinin da buna uymasi gerekir.

Siyasetçinin uslubu olgun, yapici, yeri ve zamaninda, esnek ve dolaylidir.

Söyleyeceklerini söyler ama nezaket çercevesinde incitmeden ve kibarca söyler.

illaki birine küfür etmesi mi gerekir, bunuda nazik bir şeklinde yapar .

(yani biraz sonra benim yapacagim gibi yapar)

 

Tabii siyaseti Kasimpaşali biri yaparsa ve bununda adi Tayiiip ise, uslubu da kabadayica olur.

 

Kabadayilarin yeride siyaset degil, kabadayica bağirip çağirabilecleri sokaklardir.

Elbette bir siyasetçi kazara seçmen hatasi sonucu sokaklardan gelmiş olabilir.

Ama kazaylanda olsa seçmen hatasi değilde seçmen aldatillmişliğinin sonucuda gelmiş olsa bu zat eğer önemli bir siyaset koltuğunu kendi gerçeği ve geçmisine küfür etme pahasina işgal etmiş ise de bu uslubunu terk etmelidir yada koltuğu.

 

Kasimpaşali, başbakan koltuğuna oturur oturmaz siyasi, diplomasi, hukuki, ekonomik ama askeri hariç hoşuna gitmeyen her konuda”Bu çirkindir”deyip durdu. Demeyede devam ediyor.

Derin devletin hoşuna gitmiyeceğini sandiği hemen her konuda adeta bir papağan gibi “çirkin” deyip duruyor. Ancak sadece çirkin diyebilen bir tür papağan.

Muhalefet konuşuyor “çirkin” diyor Avrupa Birliği yetkilileri eleştiri yapiyor çirkin diyor.

 

Hele kürt sorunu konusunda paşalar, direkt yada dolayli onu pavlonun köpeği gibi öyle şartlandirmişlarki her Kürt kelimesini duydugunda refleksleri devreye girerek “çirkin”diyor.

 

Geçen yil Irakin kürt Disişleri bakani Hoşyar Zebari Türk askerinin Iraka girmesine karşi olduklarini belirtince Paşalarin Kasimpaşalisi onda “Bu çirkin bir açiklamadir”demişti.

 

Bir ara DEHAP Genel Başkani Tuncay Bakirhan PKK ve devletle ayni mesafede olduklarini aciklayinca Kasimpaşali Recep belki bunun ne demek oldugunu bile anlamadan, “Bu çirkin bir açiklamadir” demişti.

 

Artik öyle anlaşiliyor ki Eski başbakan Ecevitin tikleri Tayipte konuşma tikleri halini aldi, herhalde bu da siyasi tik olsa gerek. Siyasi tikler Ecevitte yüze, Erdoğanda dile yansimiş.

Tayipin ki politik tik te olsa çirkin bir tiktir.

 

Son dönemlerde Tayip Efendi bu uslübunu biraz daha çirkinleştirerek küfürnamelere başladi.

ilkin perişan ettigi çiftçi vatandaşi derdini anlayip protesto edince “Laaann” li küfürlerle başladi.

 

Son Kürdistandaki katliamlar ve halkin direnisi üzerine Demokrati Toplum Partisine küfürler etmeye başladi. DTP nin eşbaşkani Ahmet Türkün görüşme talebi üzerine önce PKK yi terörist ilan etsinler sonra gelsinler dedi. Sonra silahlari biraksin gelsinler deyince Deniz Baykal bu çagrinin acaba PKK ye mi olduğunu söyleyince ordunun korkusuna kapilip ya beni yanlis anlarlarsa diye hemen muhatabin DTP olduğu açiklamasini yapti.

 

Arkasindan DTP ne yönelik “Yahuuu” lu konuşmaya basladi.

Ve en son “biz alçaklarla görüşmeyiz” diyerek Genelkurmaya sesini duyurdu.

 

Doğrusu bu uslup ve küfürler Erdoğana yakişir, çünkü kendi kendisine küfür eden birinden ancak bu beklenir.

 

Burada rahmetli Apê Musa Anter in bir anisi aklima geldi. Bu tür küfür ve hakaretlere karşi kendisi direkt devlete küfür edemeyince söyle demisti: ” Yani şimdi bir Kürtte kalkip ulan devlet ben senin anani-avradini.” derse ne olacak diye yazmisti.

 

Sonuç olarak ben Ahmet Türk değilsem de, ve bir DTP li de olmasam ama genede bir Kürt olarak sayin Erdoğanin küfürlerini kendisine defaatle ve nazikce iade ediyorum.

 

Belki sayin Ahmet Türk bir siyasetci olarak yada başka nedenlerle ayni uslupla cevap veremiyor ama ben siyasetci olmadigim için sorun yok onun adina olmasada cevapi ben vermiş olayim, dedim.

10.04.2006