|
ulumaskan@hotmail.de
Yaşayan ölüleri öldürmek
Empeyalis-kapitalist sistemin, semboleşmiş önemli bazi sosyalist-devrimci önder kişiliklere sözümona sahiplenerek özünden boşaltmaya ve kirli emellerine alet etmeye çalişmasi devrimcilik adina üzücüdür.
Bundan devrimcilerin kendi öncülerine yeterince sahip çikamadiklari sonucu da çikarilabilinir.
Bu çerçevede Emperyalist düzen büyük devrimci ve enternasyonalist Ernesto Che Guvara`yi adeta bir reklam malzemesi haline getirerek sinsi bir dejenerasyonla hem onun devrimci ruhunu öldürme ve hemde bundan para kazanma kampanyasini başlatmişken, malesef enternasyonalistlerin karşi kampanyalari yeterince geliştirilemedi.
Ama ne demişti Ernesto : „ Silahlarimiz elden ele Türkülerimiz dilden dile dolaşacaksa ölüm hoş gelmiş sefa gelmiş. „
Evet 30 yil mezari bulunamadiği halde yaşayan Che Guvara ilelebet yaşamaya adayken bu sistem onu yeniden katletme peşindedir. Burada aslinda yaşayan ölüler öldürülmek isteniyor.
Ama Che, dünyanin neresinde olunursa olunsun, bir insana yapilan baskiyi kendine yapilmiş gibi hisedilmesi gereğini söyler ve yaparken ölümsüzleşiyordu o.
Böyle ölümsüzleşen Che Guvara`yi öldürmek isteyenlere karşi en iyi cevap yine onun dilinden verilmeli ve dünyanin neresinde olunursa olunsun her devrimci Ernesto`ya dayatilan ölümün kendisine dayatildiğini his ederse ve bunun mücadelesini verirse eğer onu yaşatabilir. Son bir kaç yildir Türkiyede de bu gibi sinsi niyet ve çabalar görülüyor.
Önce Nazim Hikmetle sözde barişma süreci başlatildi ve ardindan sürgünde öldürtükleri Nazimin mezarini ülkeye taşirmakla özür dilenirmiş gibi bir hava estirilmeye çalişildi. Ama Nazim düşmani zihniyetin temsilcileri hala iktidarda.
Bugünlerde de Nazim Hikmtin vatandaşlik iadesi tartişiliyor.
Ama bu sistem ve devami mantik vatan haini ilan edip vatan özlemiyle sürgünde öldürttüğü Nazim Hikmet nasil: “Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan, polis copuysa, ben vatan hainiyim “ demiş ise bugün de bu sahte vatandaşlik ve yeniden başka bir şekilde öldürme zihniyetnini red etmek ve Nâzım gibi vatan hainliğine devam etmek gerekir.
Ancak gerçekte Nazimla barişmak, ondan özür dilemek, onun dediği gibi ; „yaşami bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine“ kilmakla mümkün olabilir.
Eğer bu düzen gerçekten Nazim` dan özür dilemek istiyorsa ve bunda samimi ise bugün hala Nazim gibi düşünenleri vatan haini ilan etmemelidir. Ediyorsa ( ki ediyior ) bu onun dürüst olmadiğini gösterir.
Yoksa bu sadece demokratik bir süs ve Nazim ile onun gibilere bağli olanlari sistemle bariştirip sisteme entegre etmekse – ki öyledir – buna Nazimca karşi durulmalidir.
Böyle bir gelişme yoken Nazimin devrimci yanlarini törpüleyerek sistem içerisine siğdirmaya çalişmaktir onu öldürmek. Yapilmakta istenen budur zaten.
Bu, onun yaşayan devrimci kişiliğini tekrardan bu mezarla birlikte toprağa gömmektir.
Ve eğer birileri devletin bu sahte girişimini desteklerse bu Nazim`a saygisizliğinda ötesinde hakarettir.
Burada Türkiyeli devrimciler kadar Kürdistanli devrimcilerinde üzerine düşen ; öldürülmek istenen bu ruhu devletin kirli ellerinden kurtarip tekrar yaşatmaktir.
Burada Kürt devrimci ve yurtseverlerin Nazim Hikmet dünyanin öbür ucundaki ezilen halklar için şiirler yazdi da yani başindaki Kürdistan için yazmadi deme sorumsuzluğuna girilmemelidir.
Bu düzen yarin öbürgün „ yarin yanaklari hariç, her şey ortak olmalidir.“ Dediği için derisini yüzdürdükleri Şeyh Bedrettine de sahiplenirse buna şaşmamak lazim.
Şeyh Bedrettine karşi yapilan barbarlik nasilki bugününki barbarlarin mirasiysa Şeyh Bedrettin de
Türk decrimci ve ilericilerinin onurudur ve faşistlere çiğnetilemez, çiğnetilmemelidir.
Adnan Mendereslerin itibarlarinin iadesi düzen açisindan belkide anlaşilabilinirdir.
Ama devletin Deniz Gezmişlere sahiplenmeye çalişmasi asla anlaşilir ve kabul edilebilinir değildir ve olamaz.
„Deniz mahkemeye düşmüş avukati ben olaydim…“ diye halkin dilinde türküleştirdiği Denizleri bugün halkinda gerisinde savunmak devrimcilerin özeleştiri gerekçleri olmalidir.
Denizi bir değil iki kere asan bu düzenin mantiği şimdide utanmadan onun filmini çektiriyor.
Bunlar yarin Mahirin romanini, Kaypakkayanin şiirini de yazabilirler.
Birini mezarda birini film rölünde birinide şiir veya roman kahramanliğiyla öldürmek istemelerine karşi onlari inadina yaşamak ve yaşatmaktir gerekir.
Yilmaz Güney`in de bazi filmlerinin önemli mesajlarini kirparak yayinlamaya başladilar.
Ama onlarin makasladiği Yilmaz Güney filmlerini Kürtler hayatlari pahasina da olsa bizzat yaşamin kendisinde sahnelediler o filmlerin özünü.
Yilmazin özlemleri bugün bedelerle başrolerde oynatiliyorsa bu o yaşiyor ve yaşayacak demektir.
O yaşadikça bu düzen ölüyor demektir.
Düzenin tüm bu yaşayan değerleri öldürme girişimlerine karşi Nazim Hikmetin şiirlerinin özlemi ve Denizlerin şiarlariyla yaşatmaktir herkesin önünde duran görev.
Bu hem görev, hem sorumluluk, vicdan, namus ve hem de vefa borcudur da ayni zamanda.
30.04.2006
|