ABDULKADIR ULUMASKAN

Arşiv

ulumaskan@hotmail.de

İki başlı panik

 

Danıştay üyesinin öldürülmesiyle çıkan olaylardan hükümsüz hükümet yada

iktidarsız iktidar bir paniğe kapılmışa benziyor.

Buna değinmeden önce AKP nin gerçeği üzerinde biraz durmak istiyorum.

 

AKP nin hükümet olduğu ancak iktidar olamadığı doğrudur.

Geçmişte bazı Türk yazarları Ak Partinin yeni olduğu için bir kimlik arayışında olduğunu ve bunun normal karşılanması gerektiğini söylüyorlardı.

Bence durum tam tersidir AKP ve Erdoğan bir kimlik arayışı değil de bir kimliksızleşme ve kişiliksizleşme arayışındaydı ve bu beyhude arayışı halen de devam etmektedir.

 

Çünkü AKP bir muhafazakarlıktan, bir liberallıktan, bir Demokrat Parti geleneğinden dem vurdu.

Ve en önemlisi hükümette kalma uğruna kendi geçmişlerine küfür edercesine dinci bir parti olmadıklarını ısrarla söyleyip durdular hep.

 

Peki bu kimliksizleşme arayışı neden ? Aslında bunun cevabı onların kendi tespitlerinde sabittir.

 

Ak parti hükümet olduğu halde iktidar olamadığını ve bu haliyle olamiyacağını iyi bildiğinden yada anladığından, hiç değilse hükümsüz de olsa hükümette kalabilmek ve mümkünse ilerde hükümet olabilmek için asıl iktidar sahiplerine geçmişlerinden tövbe ederek icazet almak istiyor.

 

Tabi şeklen hükümet gibi görünmese de ama hükümdar olan gerçek iktidar sahibi Genelkurmayın bununla yetinmemesi AKP yi kendine daha çok küfür ettirmeye zorluyor ve bu kendine küfürde samimi olup olmadığından emin olmak istiyor.

Aslında taban kagısı olmasa AKP kendisine küfür etmeme gibi bir sorunu ve zorluğu yoktur ve habire kendi kendilerine küfür edebilirler, ki ediyorlarda.

Hani ordu biraz daha bastırırsa Tayip Erdoğanın namazı-niyazı terk edip eşinin türbanını çıkararak mini etek giydirdiğni görürsek şaşmamalıyız.

Yeterki seçmen kaygısı olmasın.

 

Recep Efendi iktidarsız hükümet olduklarının ilk günü ordunun gözbebekleri olduğunu söyleyerek konutanların emrine amade olduğu mesajını vermişti.

Sonra gömlek değiştiriyorum diye din değiştirdi.

Ardından kıbrıs sorunun çözümü konusunda Belçika modelinden bahs edince gerçek iktidar sahiplerince azarlandığında hemen sözlerinin yanlış anlaşıldığını söyleyerek berdest oldu.

 

İslamcıların Türkiyedeki eylemleri kınarken orduya inandırıcılığını kanıtlamak için kınamakla kalmadı ayni zamanda lanetledi de.

Bunu yaparken nerdeyse islamı lanetler gibiydi.

 

Diyarbakıra gidip Kürt sorunun varlığını kabul etmesi sanki kendisini etkisizleştirip sıkıştırmaya çalışan orduya karşı bir çıkış gibi gibiydi - ki o dönem Gerilla eylemleri başlamiş ve ortam gerilmişti - tekrar azarlandı ve Diyarbakıra ikinci gidişinde Kürt kelimesini ağzına almamaya yemin ederek gitmişti ve bu yeminini bozmadan döndü.

Buna benzer bir sürü örnek daha var.

İşte böylesine tutarsız, ne olduğu beli olmayan çelişkili ve ilkesiz bir parti ve Parti başkanı ile başbakan var ortada.

Herhalde bütün bunlara kimlik arayışı denilemez, olsa olsa kimliksizleşme arayışı denilebilinir.

 

Bir parti tabanına bağlılık ve ilkeleriyle vardır ve gerçek iktidar böyle olunur.

Ancak Türkiyede siyaset yapma gerçeği böyle işlemiyor.

Politikacılar halka dayanma yerine ezeli ve ebedi gibi görünen iktidar (ordu) sahiplerine teslim olmakla mükeleflenince iktidar olma gibi bir dertleride yoktur.

( Arada bir meğil gösterselerde bu kuralı bozmazlar )

Ve böyle AKP gibi kendi kendilerine küfür ede ede hükümet olsalar da iktidar olamazlar.

 

Ak partinin misyonu veya ordunun yüklemek istediği yada ABD. nin beklediği misyon

radikal islamı iğdişleştirerek ılımlı islamı dayatarak emperyalizm ile kemalist düzen sınırları içerisine çekmektir.

Amaç AKP yi ehlileştirmek değil onun eliyle radikal islam tabanını ehlileştirmektir.

Ak parti ve Erdoğan bunu başardığı oranda iktidarda kalabilir aksi takdirde Laikliğin günah keçisi olmaktan kurtulamaz.

 

Bu çerçevede son Danıştay saldırısı ile ilgili tepkilere bakıldığında iktidarsız iktidarın bir paniğe kapıldığı ve can havluyla çırpındığı görülüyor.

Bu olay üzerine Genelkurmay Başkanı orgeneral Hilmi Özkük ün gelişen yada geliştirilen Laiklerin anti AKP protestoları destekleyen açıklamasından anlaşılıyor ki bu iki başlı bir paniktir.

 

Hem Ak parti paniğe kapılmış hemde ordu AKP nin yavaş yavaş iktidar olmaya doğru ilerlediğini sezip panik atağa geçmiş gibi bir hal var.

Bunun böyle olup olmaması önemli değil önemli olan ordu ve kemalistlerin böyle bir hise kapılmış olmalarıdır.

 

Böyle olursa Danıştay üyesinin öldürülmesi gerçektende bir tezgah işi olma ihtimali gözden uzak tutulmamalıdır.

 

Ve bu ayni zamanda Ak parti için sonun başlangıcı olmasada, hizaya getirme ve iktidara taşan dalarını budama girişimi de olabilir.

 

20.05.2006