ABDULKADIR ULUMASKAN

Arşiv

ulumaskan@hotmail.de 

 

Fikir ve zikir çelişkisi 

Bugüne kadar kürt aydinlarinin değerlendirilmesi çok yapildi. Belki bazende bu aydinlara hakarete kadar vardirildi. Ancak çok sağlikli bir kürt aydin özeleştirisinin yapilmadiğı kanisindayim.

Bu yapilmadikça aydininin değerlendirmesi tam olarak yapilamaz.

 

Aydin kimdir, görevi nedir ? gibi tanim ve belirlemelere girmenin gerekli olmadiğıni saniyorum, yada işin o kismina girmek istemiyorum.

 

Benim bu konuda daha çok önemli gördüğüm, kürt aydinlarindaki fikirile zikir birliği yada birliktesizliğidir.

 

Bence kürt aydinlarinin hepsi değilsede çoğunun fikir ve zikri bir değildir.

Yani malesef fikri kendinden olan çok az aydinimiz var.

Önemli bir kısmı düşündüğünden çok düşünülmesi istenileni tercih ediyor.

Bu kaynağını feodal vb. geri özeliklerden alsada, işin içinde biraz kariyer, biraz çıkar ve birazda baskı vardır.

 

Aydin herşeyden önce fikir insani, düşünce adamidir. Düşünce onun için herşeyin üzerindedir. Düşüncenin ününe çıkarını koyarsa aydin değil tüccar olur.

Düşünceyi menfaate alet etmiş olur, buda aydina yakışmaz.

Firkrini zikrine yansitmayan veya bunun tersini yapan aydinda oportünist olur.

 

Eğer bende kendimi bir yarı aydın sayarsam, diyebilirimki biz bazi kürt aydinlari gerçek düşündüklerimizi gizleyerek bazi güçlerin hoşuna giden ama bizimle ilgisi olmayan görüşleri savunuyoruz.

 

Belkide gerçek anlamda aydin olmanin gereklerini yapamadiğımiz için bazı hazır güçlere sığınarak, kraldan daha kralcı bir yerlere ulaşamak istiyoruz.

Bir gücü göklere çıkartıp ilahlaştirirken ona karşı olan diğer kürt gücünüde yerin dibine batirırcasina aşağlayaralk küfür ediyoruz.

 

Hatta bazı aydinlarmiz bir güce karşı olan sadakatini kanitlamak için o güç adına diğer güce saldırarak, güçler arası ilişkiyi zedeleyerek kişkirtici bir rol oynuyorlar.

 

Bazı aydınlarimiz, kan davalisiymış gibi bazılarina karşi küfür etmeyi kendilerine meslek edinmişler. Doğu da yanlışta yapırsa kürürü marifet sayarlar.

Bazı aydinlarimiz ise birbirlerine yada kürtlerin bazi kesimlerine karşi harcadiklari enerjiyi düşmana karşı harcarlarsa kürtler için daha hayirli bir iş yapmiş olurlar.

 

Bazen tapınarak savunup methiyeler dizdikleri bazi kişi ve güçleri, en güvendikleri yakinlari yaninda iki yabancı göz görmeyince ayni güçleri yerden yere vurarak küfür de ediyorlar.

Bu aydinin ikiyüzlülüğü yada hakim gücün baskisimidir, oras ayri bir tartişma ve şimdilik ona girmek istemiyorum. Ama var olan gerçek neyazik ki böyledir.

Burada yoksa aydinin çıkar mi öne çikiyor ?

 

Eğer öyleyse talihsizlik olur. Çünkü aydini tek çıkarı doğu bulduğunu savunmasidir.

Sermaye sahibinin çıkarı sermayesini koruyup geliştirmekse eğer, aydininda çikari düşüncesini savunarak geliştirmesidir.

 

Aydin olarak ne mürid gibi savunmamak, nede eleştiri adina saldirmamak gerekir.

Ve bunu yaparken başkasinin adina değil kendi görüşü olarak yapmaliyiz.

 

Aydinin siyasi görüşü olmasin demiyorum. Ama aydin siyaset yapmasin, yapacaksa aydin olmaktan vaz geçsin diyorum.

 

Aydin tıpkı bir hakim gibi, bağımsız, tarafsiz ve özgür olmak zorundadir.

Aydinlar söylemi, tavrı ve eylemleriyle şu yada bu hareketin, partinin dalkavukluğunu yapmamali ve bu güçlere dayanmamalidir. Aydin düşünce dışında bir güce yaslanirsa aydin olmaktan çıkmış demektir.

Yaratıcı düşünce gücü ve yeteneği ile cesaretini göstermeyince kendi fikirlerimizin eylemcisi olamayiz.

 

Kürt siyasilerinin görevi ise aydinlari kendi emrine sokma yerine, görüş ve düşüncelerinin önünü açmayi sağlarlarsa aydinları kendi kadroları gibi çalıştirmaktan daha çok karli çıkacakladır diye düşünüyorum.

 

Kürt aydinin gerçek rolünü oynayabilmesi için kendimizi özeleştirisel bir sorgulamadan geçirerek olanı sadece var olanı söylemek ve olması gerkeni de siyasilere birakırsak açmaz ve çıkmazlarızı aşabiliriz ancak.

 

Kürt aydını düşünülmesi istenilenin yerine kendi düşündüklerini savunursa kendi tarihsel rölünü oynayabilir.

13.12.2007