ABDULKADIR ULUMASKAN

Arşiv

ulumaskan@hotmail.de 

 

Yeni Yetme Fetvacılar

 

Aslinda polemiğe girmeye hiçte niyetim yoktu. Ancak Stokholm de oturup PKK yi Terörist ilan ederek, küfür etmeyi siyaset sanan ve görüşlerini açıklayan benim gibi bazilarinada hakareti marifet ve erdem zaneden bazi arkadaşlar, beni adeta polemik yapmaya cebr ediyor.

 

Bende „ya hevlel velah „ diyerek uslubumuda fazla zorlamadan ve müsadeleriyle bir kaç söz söylemek istiyorum, bu itham ve suçlamalarina karşı.

 

Birilerimize yada bazilarimiza „yeni yetme“ diyen bazi eski tüyme abilerimizin görüşlerimizi açiklama tahamülünü göstermelerini, küçükten büyüğe saygi gereği rica değil arz ediyorum.

 

Bu bazi eski abilerimiz eskiden biz yeni yetmeleri Kürdistanda TCnin insafina terk ederek çaktirmadan Avrupaya tüydüler. Işte birazda etkiye tepki olarak, bunun için eski tüyme deyimini kulaniyorum.

 

Sonra malesef bizde bu abilerin izinden geldik. Galiba onlarinki manevra, yer değiştirme; bizimkiside kaçkinlik olarak nitelendirilecektir kendilerince.

 

Yeni Yetme nitelemesine neden olan yazimdada söylemiştim. Tekrarliyorum.

Kimseyi savunma niyetinde değilim ve suma haşa fetva makami da hiç değilim.

Fetvayi ancak eski abiler verebilir, o bana, bize düşmez.

 

islam ile Arapçadan örnekler veriyor Fetwa makami eski abimiz.

Aslinda fetwadanda öte Müfesir ve Müfesirin makami gibi Terör tahlilerini yapiyor.

Arapçada Müfesir (Tefsir) yani kuran-i yorumayan kişi demektir, Müfesirin ise çoğulu.

Dini fazla bilmem ama alimlerin anlatiğina göre, „ islamda sana şiddet uygulayana sende ayni yöntemle karşilik verebiliesin „ deniliyormuş. Bunun ayet numarasini bilmiyorum, ama istenirse öğrenip verebilirim.

 

Bakalim Terör uzmani Müfesir ler bunu nasil tefsir edecekler ?

Herhalde bu ayeti de Terörizm olarak niteleyeceklerdir.

Bizde de son dönemlerde TC. deki gibi kanal kanal dolaşip Terör uzmanliği ve Stratejistlik yapanlar peydah oldu. Ama bizde çok TV. Kanallari olmayinca Siteler ile bu işi idare ediyoruz.

 

Ben ceki yazimda makul ölçüler içerisinde biraz da serzenişte bulunarak, Diyarbakirdaki ismi aranan olay ile ilgili görüşlerimi anlatmaya calışmiştim.

 

PKK yada başka kimseyi savunmadiğimida belirtmiştim.

Kaldiki savunursam ne olur. Yoksa bu tarz, devletin „ PKK Terör örgütüdür, görüşmem.“ yaklaşimindan ne farki kalirki.

 

Ki bizim bazilarinin Terör vurgusu devletinkinden daha güşlüdür.

Ben sadece bundan yakinmiş ve Kürtlerin bunu aşmasi gereğine olan inancimi dile getirmiştim. Bu kimseye fetva çikarma anlamina gelmez.

 

Ve kast edilenlerin benim fetvalarima ihtiyaçlarinin olduğunu da sanmiyorum.

 

Ancak altini çize çize tekrarlamak istiyorum. PKK nin bitirilmesinden medet umarak öne çikma hesabi içerisinde olanlarin Kürtlükle hiç bir alakalari olmadiğini düşünüyorum. PKKyi beğenmemek, eleştirmek, başka pusuda bitmesini beklemek çok daha başka bir şeydir.

 

Yeni yetme fetwacilar makalesinin yazari : „ Diyarbakır'da patlatılan bomba'nın hedefi sivil yaşamda olan askerlerdir ve dolaysıyla sivil hedefe yöneliktir. „ diyor.

 

Peki sormak istiyorum. O zaman askeri görevde olan sivillere ne demeli ve eğer bir askerin üzerinde sivil giysi varsa ne olacaktir.

Bizim Kürt uzmanlar yeni kavramlar icat ediyor. (sivil yaşamdaki asker)

Yakinda asker yaşamdaki sivil de icat edilir herhalde.

 

Sayin Vildan abi : „ Güney Kürdistan Hükümeti'nin egemenliğini tanımayan bir hareket Kürt Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi'nin destekçisi değildir! sözünüda anlamakta zorlandim doğrusu. Bağimsizlik ve ulusalliğin ölçüsü Güney Kürdistan ise, diğer tüm Kürtler sapkın bir yoldamidirlar acaba ?

 

Güney Kürdistanin desteklenmesi gereğine bende katiliyorum, bu ayri bir şey ve bunu epeyde yazdim. Ama Güney Kürdistanin egemenliği tanimama yada tanimamanin ulusal bağimsizliğin ölçüsü ile ne ilgisini olduğunu anlayamadim.

 

Burada PKK nin Ulusal, bağimsizlikçi olup olmamasi ayri bir konu ama bunun ölçüsü

Güney Kürdistanmidir ?  Ve bildiğim kadariyla şu anda Güney Kürdistan da ulusal bağimsizlik falan bahs etmiyor.

işte en büyük sorunumuz budur. Benim bir önceki yazimda bahs ettiğim Kürtlerin birbirlerine karşi olan düşmanliğida budur. PKK nin dediğinin, yaptiğinin tersi doğrudur yaklaşimi, nerdeyse inançli birinin eğer PKK Allah vardir derse „yok „dememiz gerekiyor noktasinda siyasi bir kan davasi düşmanliğa dünşmüştür.

 

işte sitemimde eleştirimde bu noktadadir. Ama bilemiyorum neden yeni yetme fetwaci oluyorum ben ve benim gibi düşünenler ?

Çünkü bu bahse ve yeni yetmeye konu olan yazimda, tanidiğim, tanimadiğim arkadaşlardan bir çok destekleyici E-Mail ler aldim.

 

Birde sayin Vildan Tanrikulu bir sürü isim saydiktan sonra: „ Kürt barışı ve Kürt milli iradesinin sağlanması adına yazmıyorum. Herkes kendisini biliyor.

Yeni yetme Fewaci'ları hiç yazmıyorum.

Yeni yetmeler eski fetwaci'ların akibetinden derslar alsınlar diye

sadece iki isim yazdım.“ Diyor.

 

Yeni yetme fetwacilardan biri de ben olmaliyim. Ve isim vermek itemiyor ulusal kaygilarindan dolayi. Yani isimimizi vermeden bize küfür etmek ediyor sayin Tanrikulu. Ben küfür etmeden isim vererek kendisini eleştiriyorum.

 

Bence „ Kürt barişi ve milli iradesinin sağlanmasi“ adina kaygisi olan birinin uslubu bu olmamaliydi, olmamalidir.

 

Aslinda belkide ithamlarin etkisinde kalarak bende her ne kadar dikkat ettimsede biraz uslubu zorlamiş olabilirim.

Ancak amacim gerçekten kirici olmak değildir.

Ama ne yazikki bazi eski abilerimiz bir çok konuda olduklari gibi uslup konusundada bize kötü örnek oluyorlar.

 

 

9.1.2008