M. Ali Ural

Arşiv

m.a.ural@hotmail.com

Edebiyat ve Eleştiri

Edebiyat eleştirisi, sanatın belli bir türünün eleştirisidir. Bu türün

türevleriyle de ilgilidir kuşkusuz.Deneme, bunun sonucudur.Aynı zamanda

denemenin kendisi başka bir denemeye evriktir. Yazınsal düşüncenin

diyalektiği belli bir yargıya dönerek kesin bir sınır koymaz.İşleyen bu

süreçte mutlak son söz yoktur.

 

Öyle olsaydı, eleştiri hükmünü kesin olarak yitirirdi.Oysa eleştirinin

işlevi bir eserin içeriğine baktıktan sonra ona ait olaylar hakkında kendi

öznelliğinden hareketle bir buluşma veya ayrışma olanağını

göstermektir.Akademik eleştirinin sistematik yapısı ve görüşü buna ihtiyaç

duymaz. Onun konusal inceleme alanı sınırlı bir amaca dayanır.Sosyal,

ekonomik, psikolojik ve tarihsel alanlar bir arada değil, ayrı ayrı

bağdaştırmalar halinde seçimlenir.Yazınsal eleştiriyse belli bir sistematik

alanın görüşünü model almadan işlevini sürdürür.

 

Edebiyata bilimsel bir bilgiyle ve yöntemle yaklaşabilirsiniz, ama onun bir

bilim olmadığını, olamayacağını unutmadan.

 

Edebiyat bilimi yoktur;bilgisi vardır. Edebiyatın bilime sokulması boşuna

bir zorlamadan başka bir şey değildir.Çünkü edebiyatın somut temel üzerinde

kullandığı araçlar bilimin somutlamayı zorunlu gördüğü araçları aşar.Bir

imgenin yerini tam olarak anlamlandırmak için yorumunuzdan fazlasını

söyleyemezsiniz.Örneğin;

 

"Dardı ve sıcaktı: /baştanbaşa et ve ter/Bu ıslak yağmur,bu cam gibi

çamur/bekaretinde çıplak bir gerçekti...."

 

Verilen örneğe yaklaşım tarzı ve çıkarılacak anlam kişinin edebiyat

araçlarına hakim olup olmamasına göre değişir.Anlatılan öz olarak insan

bedeni ve özel haliyken,soyutlama alanında imgelerin esnek duruşu;ondan

kesin bir bilimsel çıkarsamaya olanak vermiyor.Ama burada istenirse " et ve

ter", daha da koyulaştırılarak " yağmur ve çamur"a evrilmiş bir üst hal

durumu olarak tesbit edilebilir.Bekareti ve bereketi iç içe veya

birbirlerinin yerine kullanmak da anlama uygun düşer..Tabii burada aynı

zamanda söz konusu olan toprak, tamamıyla insan bedenidir.O bilinen,

tekrarından bıkılmayan eylemsel berekettir.İsteyen imgenin gücünden

yararlanarak başka hallere de bağlayabiilir ki, bu asla bir tutarsızlık

sayılamaz.Yeter ki bağdaştırılabilen bir anlamla kendini yeni ifadelere

açmaya elverişli bir dile geçiş sağlayabilsin.

 

Eleştirmenin bilgi birikimine sahip olması bu yüzden istenir.Edebiyat

sanatçısı için de bu geçerlidir.İkisi arasında temel fark şudur: Tartışma

konusu olarak hala ortak bir kabule kavuşmamaış olsa da, edebiyat eleştirisi

tıpkı edebiyat sanatçısının edebi çabası gibi değerli bir alanken;

eleştirmenin illaki sanatçı olması gerekmez. Eleştirmen bu alandaki

etkinliğinde daha çok ajitatif bir rol sahibidir.Sanatsal etkinliğin

yarışmasında kesinlikle tazahürat tarafındadır.Alkışlar veya yuhalar;bu

tepkisel tutumlar onun alan bilgisi ve yaklaşımına bağlı olarak ortaua

çıkar.

 

Edediyatçı da aynı derecede bilgi birikimine sahip olmalı.Eleştiri

tribününde duran biri olarak edebiyatçının ortaya koyduğu efordan mutlak

beklentisi var; beklentiye yürümeyen efora karşı acımasız oluşu bundan

kaynaklanıyor.

 

Edediyat sanatçısında, kendi alanındaki bilgi ne denli derli toplu

olursa,ortaya koyduğu yapıt o denli zamanının isterlerine, özlem ve

arzularına yakın duracaktır.

 

Bunu görüp görmemek veya alıp anlamamak sorunu edebiyatçının sorunu

değil;yapıta şu veya bu amaçla, şu veya bu yöntemle yaklaşma isteği

duyanındır.

 

Bu yaklaşım ve isteğin zayıf olması, ortaya gelen eserin kusurundan çok,

yaklaşım ve istek öznesinin yetersizliğindendir.

 

Bugün ortaya gelen eserlere bakıp incelediğimizde olumsuz bir karamsarlık

tablosuyla karşı karşıya kalıyoruz.Eleştiri de gereksiz bir acımasızlığa

dayanıyor.İşini yapmakta olan sanatçının önünü açacak, onu ajite edecek

yaklaşımlar yerine azim kırıcı müdahalelerle önleri kesilmek isteniyor.Bu

tür yaklaşımların amacı, sanatçının sanatını neden daha çok kendileri gibi

konuşturmadığına dayanıyor.Oysa sanatçının böyle bir zorunluğu yoktur.

 

Aynı şekilde sanatçının eleştiriden beklediği de budur.

Kürd sanaçılarında bu tür yetersizliklere rastlanıyor.

 

Eleştiriye konu olduğunda, biricik olmayı, övülmeyi, omuzlara alınıp göğe

çıkarılmayı beklerler.Bunu görmeyince eleştiriye küsüyor kimi yazarlarımız.

 

Şimdiye kadar eserlerini eleştirdiğim bir çok Kürd yazarın bana tepkisi

böyle oldu.Eksikliklerini göstermiş olmama olumlu yaklaşmak yerine,

yetersizliklerini gizleme tepkisini seçip yıpratıcı bulanlar oldu.Oysa,

Suzan Samancı'yı çok acımasız eleştirmeme karşın, onun tepkisindeki bilinçli

olgunluk bir edebiyat insanın ortaya koyacağı düzeyi göstermesi bakımından

anlamlıydı.Edep bilgi ve bilgi birikimi budur işet! Ne yazık ki Edip Polat

ve Yılmaz Odabaşı bu düzeyi gösterememişlerdi.

 

Dayandığı terbiyesiyle birlikte eleştirilerimin içeriği ve konu olarak

seçtiği eserler ortadaydı..Değer taşıyan yönlerini yeterince anlayarak

belirtimiştim;gördüğüm eksiklikleri ve tutarsızlıkları bir kenara bırakıp

onları hoş tutmak için övecek halim yoktu herhalde.

 

Mizah yazarı olarak kendini pazarlayan birine, Molliere'i sormuştum.

 

Duymamış,okumamıştı!

 

Yukardaki görüşlere bakarak edinilen kanı, karamsarlığa götürüyor.Oysa böyle

bir karamsarlık için çok fazla neden yok;olmamalı.Çünkü edebiyat yapıtları,

sanıldığı kadar bol bir malzeme olarak pazara çıkmıyor; çıkmadığı gibi kendi

eleştirmeni de o kadar çok değil.Edebiyat yapıtının niteliksel sınırlılığı,

beri tarafta sınırlı bir eleştirmen olduğunu zorunlar.Böyle bakılmasaydı,

ortalık bu ad altında sunulan yapıtlardan ve eleştirmenlerden

geçilmezdi.Tarihin ve dünyanın hiç bir zamanında ve yerinde böyle bir şey

yoktur.

 

Türkiye'de ve Kürdistan'da iyi kötü edebiyat eserleri var;onları karşılayan

öyle eleştirmenler ve okuyucular da.

 

Bu eserlerin birer meta olarak pazarda teşhir edilmesi rahatsızlık verse

de,bu konuda sahip olduğumuz edebiyat görüşünü etkilemez, etkilememelidr.

 

İlgi ve çabayı arttırdıkları için işlevlerini yabana da atmamalı.

 

Hoş siyaset tarzımızda da benzer şeyler olmuyor mu?

 

27.05.2006