Günümüz Kürt siyasası uzun bir dönemdir
yerel tutum ve davranışlar düşünsel/ideolojik
oluşumlarda etkili olmaktadır. Bunun nedenleri
fazladır. Elbete sosyo-ekonomik düzey ve ilişkiler
belirleyicidir. Bunun yanında aşmaya özen göstermediğimiz
veya istenirse müdahale edebileceğimiz yerel işlikilerin
ve tutumların siyasete yansımasıdır. Bu
yansıyış daha çok yerel ilişkilerinin siyasal/örgütsel
gelişmelerde yaralanılabileceği veya
karşıya alınma kaygısındandır.
Nedenlerden belkide en önemli olanı bu yerel
davranış/düşünüşleri siyaseti
taşıyan ama aynı zamanda intelektüel birikimleri
olanların tutumlarıdır. Bu tutumların yazı
yazanlarda daha belirgin olduğunu söylemek gerekiyor.
Bu yazılar ilginçtir. Ama ara sıra bu tür
yazıları okumak eğlenceli ve düşündürücü
olur. Eğlencelik olması tv. de film izlerken araya giren
bir reklam gibi olmasındandır. Bazen de yazıyı
yazarken çektiği sıkıntıları düşünmeyi
salık verircedir.
Neden yazmaya uğraşır?...
Yazarken dünyayı benliğinin merkezine
almasındaki hayret verici maharet, önyargılı
duruşunu ele verir... Önyargılarını haklı
çıkarmaya çalışır. Bunun barizolanları kendisiyle ilgili aşırı
alıntı ve tiplemeler yaratmasıdır.
Yazılarında kimi zaman nasihat veren ‘abe’
edasında kimi zaman kuran, yapan, kurtaran, dağıtan;
eğitendir. Bu esnada tanınmış şahsiyetleri
ismen anarak dostane
ilişkiler havasında verip kendiyle ilgili bir ‘sanı’
verir Biraz da kanıta yöneliktir bu ‘‘inanmazsan sor!
’’dercesine. Her alıntısını. bu
bulunmuş ilişki ve olayların bir yerine
yerleştirir. Gözden kaçmayan ise kendi yerinin
her zaman ön planda olmasıdır.
Oysa ki her birey zaten birşeydir. İyi ya
da kötü bu birey vardır. Düşünür, çalışır,
katkı sunar; dayanışma gösterir, olaylar yaşar
ve ilişkileri olur. Ama sıkıntı insanların
çoğunlukla yapabilme-edebilme güçlerin ve rollerinin sınırlı
olduğunu kavranmamasındadır. Birey bunun
farkındaysa mesele yoktur. Ama bunun farkında olmayan
birey başarısızdır, öfkelidir. Dostu ve düşmanı
her durumda yer değiştirebilir. Egosunu o an kim ya da
hangi olay tatmin edecekse o sıradanlık içinde davranır.
Bu nedenle dostlarına kızgın davranır ama düşmanı
da yoktur. Sıradanlığı hoşgörülülür ama
bazende ilişkilerde zorlayıcı olur. Zaten sorunda bu
zorlamasından kaynaklanır. Ama herşeye rağmen
kendi öngörü ve önyargılarını doğru gibi
sunmada ısrar eder.
Bu tiplemelerin ısrarlarında
sunabileceği tek kanıt ise ya kahvemsi sohbetlerdir ya bir
toplantı veya benzeri bir sosyal olayda bulunduğunu
diğer bireylerden farklılaştırmasıdır.
Yazılı bir belge hiç olmaz. Örneğin siyasal bir
gurubun yol göstericisi havasındadır da dinlememe gibi
bir ihmalde bulunulmuştur; kötü olaylara genelliklede bu
ihmal yol açmıştır. Ya da bir siyasal partinin
kurucusu/teorisyeni gibidir ama bu siyasal partinin ve sosyal
olaylarının mahkeme tutanaklarında veya siyasal
olaylar dizininde yönetici/kurucu gibi adına – sanına
rastlanmaz. Bu ya katibin/katibenin işgüzarlığının
neticesidir ya da ‘önyargılı’ olduğu
dostları tarafından unutulmuştur motiviyle geçiştirir.
Toplumlarda fazlaca seyr-ü sefer halinde olduklarından
herkese tanıdıktır tiplememiz. Yine
yazılarında ‘yerel’olmakta önemli bir özelliktir.
Yereldirler. Çünkü onlar dünyada yaşamazlar; dünya onların
içinde döner. Dünyayla ilgileri dünyanın içlerinde ki
dönüş hızına bağlıdır.
Heyecanlı ve ‘’yapalım edelim herşey elden
gidiyor! ’’ gibice sözcüklerinden bu anlaşılır.
Bir ilişki onu red etmişse O dünyanın hızı
azalmıştır, belki de durmak üzeredir. Bu dünyayı
kurtarmak gerekir o zamanda red edilen ilişkiye veya o reddin içinde
ki bireylere kıyasıya laflanır. Yerel oluşudur
bu özellik. Geniş bir penceresi yoktur. Düşünebildiği
değil görebildiği kadarıyla vardır. Bu birazda
Prodhon/Bakunin anarşizminin şekillendirdiği ‘Mutulist/individualism’
de ki en küçük birim aileyi/kişisel mal-mülkü fetişleştirmesini
çağrıştırır. Bireyin kendi
kişiliğini sosyal olaylarda merkeze almasının
ideolijik kaynağında ki benzer talep, siyasal/sosyal
olaylarda kişiliğiyle ilgili kendini yansıtır.
Kişiliğinin depreştiği her şey
depreşen kişiliğini savunma güdüsüneyöneltir bu bireyleri.
Günümüzde halen ‘yerel’ yaşamını,
davranışını, iddiaların ve siyasanın
merkezinekoyarak
yoksunluklarını gidermek istemesi
acındırıcıdır aynı zamanda. Benlik
kavgasının sonsuz boşluğuna düşmenin
sıkıntılarıdır bu tür davranışlar.
Bilmeden bilen, sorulmadan sorulmuş gibi
cevaplayan, üretmemişken üretileni üretmiş
olduğunu -kendi hayal dünyasında- ileri süren bir kişiliktir.
Birinci basamakta attığı yalana 10’uncu basamakta
kendininde inanmasına benzer tutumu..
Genellikle intellektuel
davranışlarını yerel ilişkileriyle
abartır. Bu abartı bazen de olumlu ilişkileri veya
gelişmeleri tehlikeli görme kaygısına yolaçar ve
bir şekilde berteraf etmeye yeltenir. Kimi zaman da olabilecek
gelişmeleri su yüzüne vurarak berteraf eder. Bu tutumuyla
kendi dışında oluşan siyasal gelişmelerin
dumura uğramasını duygusal öfkenin kişiliğinde
ki yaralanma da tamir harcı gibi algılar. Bunun nedeni
basittir ve kendisi için de doyurcudur. ‘Kendisi gelişen
olay ve şeylerin dışında
kalmıştır.’ Bunu düşünmeye başladığı
andan başlayarak kendisinin onurun yaralandığı
duygusuna kapılır. Bu ajıtasyon haliyle
yapacağı tek şey vardır:
O da yarasını bir şekilde onarmaya
çalışmaktır. Bu onarma eylemi pozıtiv
değil negativdir. Şiddet duygularının ‘intellektuel’
davranışta ki örneği olarak yazına yönelir...
İntelektuel beyinsel üretim intelgent/kreativ olmaya eğimliyken
kendini yerellikten arındırmaz ve bu makenizma ters
işler.
Bu davranışın sahipleri kendilerini
siayasal gelişme ve kurumlarda daha çok aile veya sahip olduğu
mal.mülkle öne çıkmaya çalışır....
Artık Kürt siyasası, ebeveyn- eş referansları ve secere ilanlarına
kapalı olmalı diye düşünüyorum. Kürdistan da
yüzbinler: yursever, demokrat,devrimci ve milliyetçi duruşları
nedeniyle öldürüldü, işkence gördü; sürgün edildi,
maddi manevi birikimini harcadı/kaybetti, sürgüne ya da yerel
moda deyimiyle ‘‘Avrupalı
suvariler’’ oldular. Ha keza bir o kadar genç insanımız
hayatının en güzel senelerini feda etti, aileler
parçalandı... Secere kaygıları yoktu bu binlerin..
Günümüz Kürt siyasası 21 yy’ın
modern ve uygar ilişkileriyle mücadalesini sürdürmek
durumunda. Bu anlamda siyesetin ideallerine katılan bireyler on
binleri aşkındır ve bu ideallere secere ve para
katsayılarıyla değil bilinç-inanç ölçüleriyle
katılmaktadır. Saygınlık bu ölçülerin emek
üretimine dönüşmesi oranındadır.
Kim? Kimler? Ya da Neden? Sorularına yanıt
tutumların ve ilişkilerin her yerde her zaman
olabileceğidir ama daha çok bizim gibi halen yerelliğin
beyinsel çemberini kıramamış toplumlarda ve
ilişkilerde doğru yerde durmalarını
sağlamak gerekiyor. Bende hatırlatma babından içimizde
ki yerelliği misal ettim... Surç-i lissan etmişsem
affola....