Vedat GÜZEL / internet_word@hotmail.com

Arşiv

YERELLİK ya da SECERELİ SİYASET

Günümüz Kürt siyasası uzun bir dönemdir yerel tutum ve davranışlar düşünsel/ideolojik oluşumlarda etkili olmaktadır. Bunun nedenleri fazladır. Elbete sosyo-ekonomik düzey ve ilişkiler belirleyicidir. Bunun yanında aşmaya özen göstermediğimiz veya istenirse müdahale edebileceğimiz yerel işlikilerin ve tutumların siyasete yansımasıdır. Bu yansıyış daha çok yerel ilişkilerinin siyasal/örgütsel gelişmelerde yaralanılabileceği veya karşıya alınma kaygısındandır. Nedenlerden belkide en önemli olanı bu yerel davranış/düşünüşleri siyaseti taşıyan ama aynı zamanda intelektüel birikimleri olanların tutumlarıdır. Bu tutumların yazı yazanlarda daha belirgin olduğunu söylemek gerekiyor.

Bu yazılar ilginçtir. Ama ara sıra bu tür yazıları okumak eğlenceli ve düşündürücü olur. Eğlencelik olması tv. de film izlerken araya giren bir reklam gibi olmasındandır. Bazen de yazıyı yazarken çektiği sıkıntıları düşünmeyi salık verircedir.

Neden yazmaya uğraşır?...

Yazarken dünyayı benliğinin merkezine almasındaki hayret verici maharet, önyargılı duruşunu ele verir... Önyargılarını haklı çıkarmaya çalışır. Bunun  bariz  olanları kendisiyle ilgili aşırı alıntı ve tiplemeler yaratmasıdır. Yazılarında kimi zaman nasihat veren ‘abe’ edasında kimi zaman kuran, yapan, kurtaran, dağıtan; eğitendir. Bu esnada tanınmış şahsiyetleri ismen anarak  dostane ilişkiler havasında verip kendiyle ilgili bir ‘sanı’ verir Biraz da kanıta yöneliktir bu ‘‘inanmazsan sor! ’’dercesine. Her alıntısını. bu bulunmuş ilişki ve olayların bir yerine yerleştirir. Gözden kaçmayan ise kendi  yerinin her zaman ön planda olmasıdır.

Oysa ki her birey zaten birşeydir. İyi ya da kötü bu birey vardır. Düşünür, çalışır, katkı sunar; dayanışma gösterir, olaylar yaşar ve ilişkileri olur. Ama sıkıntı insanların çoğunlukla yapabilme-edebilme güçlerin ve rollerinin sınırlı olduğunu kavranmamasındadır. Birey bunun farkındaysa mesele yoktur. Ama bunun farkında olmayan birey başarısızdır, öfkelidir. Dostu ve düşmanı her durumda yer değiştirebilir. Egosunu o an kim ya da hangi olay tatmin edecekse o sıradanlık içinde davranır. Bu nedenle dostlarına kızgın davranır ama düşmanı da yoktur. Sıradanlığı hoşgörülülür ama bazende ilişkilerde zorlayıcı olur. Zaten sorunda bu zorlamasından kaynaklanır. Ama herşeye rağmen kendi öngörü ve önyargılarını doğru gibi sunmada ısrar eder.

Bu tiplemelerin ısrarlarında sunabileceği tek kanıt ise ya kahvemsi sohbetlerdir ya bir toplantı veya benzeri bir sosyal olayda bulunduğunu diğer bireylerden farklılaştırmasıdır. Yazılı bir belge hiç olmaz. Örneğin siyasal bir gurubun yol göstericisi havasındadır da dinlememe gibi bir ihmalde bulunulmuştur; kötü olaylara genelliklede bu ihmal yol açmıştır. Ya da bir siyasal partinin kurucusu/teorisyeni gibidir ama bu siyasal partinin ve sosyal olaylarının mahkeme tutanaklarında veya siyasal olaylar dizininde yönetici/kurucu gibi adına – sanına rastlanmaz. Bu ya katibin/katibenin işgüzarlığının neticesidir ya da ‘önyargılı’ olduğu dostları tarafından unutulmuştur motiviyle geçiştirir.

Toplumlarda fazlaca seyr-ü sefer halinde olduklarından herkese tanıdıktır tiplememiz. Yine yazılarında ‘yerel’olmakta önemli bir özelliktir. Yereldirler. Çünkü onlar dünyada yaşamazlar; dünya onların içinde döner. Dünyayla ilgileri dünyanın içlerinde ki dönüş hızına bağlıdır. Heyecanlı ve ‘’yapalım edelim herşey elden gidiyor! ’’ gibice sözcüklerinden bu anlaşılır. Bir ilişki onu red etmişse O dünyanın hızı azalmıştır, belki de durmak üzeredir. Bu dünyayı kurtarmak gerekir o zamanda red edilen ilişkiye veya o reddin içinde ki bireylere kıyasıya laflanır. Yerel oluşudur bu özellik. Geniş bir penceresi yoktur. Düşünebildiği değil görebildiği kadarıyla vardır. Bu birazda Prodhon/Bakunin anarşizminin şekillendirdiği ‘Mutulist/individualism’ de ki en küçük birim aileyi/kişisel mal-mülkü fetişleştirmesini çağrıştırır. Bireyin kendi kişiliğini sosyal olaylarda merkeze almasının ideolijik kaynağında ki benzer talep, siyasal/sosyal olaylarda kişiliğiyle ilgili kendini yansıtır. Kişiliğinin depreştiği her şey depreşen kişiliğini savunma güdüsüne  yöneltir bu bireyleri.

Günümüzde halen ‘yerel’ yaşamını, davranışını, iddiaların ve siyasanın merkezine  koyarak yoksunluklarını gidermek istemesi acındırıcıdır aynı zamanda. Benlik kavgasının sonsuz boşluğuna düşmenin sıkıntılarıdır bu tür davranışlar.

Bilmeden bilen, sorulmadan sorulmuş gibi cevaplayan, üretmemişken üretileni üretmiş olduğunu -kendi hayal dünyasında- ileri süren bir kişiliktir. Birinci basamakta attığı yalana 10’uncu basamakta kendininde inanmasına benzer tutumu..

Genellikle intellektuel davranışlarını yerel ilişkileriyle abartır. Bu abartı bazen de olumlu ilişkileri veya gelişmeleri tehlikeli görme kaygısına yolaçar ve bir şekilde berteraf etmeye yeltenir. Kimi zaman da olabilecek gelişmeleri su yüzüne vurarak berteraf eder. Bu tutumuyla kendi dışında oluşan siyasal gelişmelerin dumura uğramasını duygusal öfkenin kişiliğinde ki yaralanma da tamir harcı gibi algılar. Bunun nedeni basittir ve kendisi için de doyurcudur. ‘Kendisi gelişen olay ve şeylerin dışında kalmıştır.’ Bunu düşünmeye başladığı andan başlayarak kendisinin onurun yaralandığı duygusuna kapılır. Bu ajıtasyon haliyle yapacağı tek şey vardır:

O da yarasını bir şekilde onarmaya çalışmaktır. Bu onarma eylemi pozıtiv değil negativdir. Şiddet duygularının ‘intellektuel’ davranışta ki örneği olarak yazına yönelir... İntelektuel beyinsel üretim intelgent/kreativ olmaya eğimliyken kendini yerellikten arındırmaz ve bu makenizma ters işler.

Bu davranışın sahipleri kendilerini siayasal gelişme ve kurumlarda daha çok aile veya sahip olduğu mal.mülkle öne çıkmaya çalışır....

Artık Kürt siyasası, ebeveyn  - eş referansları ve secere ilanlarına kapalı olmalı diye düşünüyorum. Kürdistan da yüzbinler: yursever, demokrat,devrimci ve milliyetçi duruşları nedeniyle öldürüldü, işkence gördü; sürgün edildi, maddi manevi birikimini harcadı/kaybetti, sürgüne ya da yerel moda deyimiyle ‘‘Avrupalı suvariler’’ oldular. Ha keza bir o kadar genç insanımız hayatının en güzel senelerini feda etti, aileler parçalandı... Secere kaygıları yoktu bu binlerin..

Günümüz Kürt siyasası 21 yy’ın modern ve uygar ilişkileriyle mücadalesini sürdürmek durumunda. Bu anlamda siyesetin ideallerine katılan bireyler on binleri aşkındır ve bu ideallere secere ve para katsayılarıyla değil bilinç-inanç ölçüleriyle katılmaktadır. Saygınlık bu ölçülerin emek üretimine dönüşmesi oranındadır.

Kim? Kimler? Ya da Neden? Sorularına yanıt tutumların ve ilişkilerin her yerde her zaman olabileceğidir ama daha çok bizim gibi halen yerelliğin beyinsel çemberini kıramamış toplumlarda ve ilişkilerde doğru yerde durmalarını sağlamak gerekiyor. Bende hatırlatma babından içimizde ki yerelliği misal ettim... Surç-i lissan etmişsem affola....

STOCKHOLM, 2004-12-12

Kürt siyasetçisi ve ‘‘emekli ’’ olma talebine bir kaç söz

Anti Amerikanizm’ ve Kerkük

ANKARA/İMRALI, BRÜKSEL-DİYARBAKIR

Yahudiler, Kürtler ve antisemitizm!

Verheugen, sistem ve düdük!

Kurtacı mı?

TERSİNE DÜNYA’ ve TÜRKİYE’Yİ TÜTSELEYEN STRATEJİ UZMANLARI!..

‘‘ Kısır Döngü!’’

Türkiye’de kapışma ve karanklıkta atılan kurşunlar kime?

Türkiye iki kimlikli olabilir mi?

Hassasiyetler!

Ötekileri algılama erdemi!

Gündemle ilişkilenmek!

Sanık yerine otur!

Kürtler ne istediğini ve neyi yapabileceklerini kendileri bilmeden başkalarına anlatamaz

Albaya hiç mektup yok!

Adı çalınan ülkeye mektup...

DDKD ve KÜRDİSTAN ve GELENEK