Vedat GÜZEL / internet_word@hotmail.com

Arşiv

‘Anti Amerikanizm’ ve Kerkük

Yazı yazmak önemlidir. Bir anlamda yazı iletişimde kullanılan en vazgeçilmez araçtır. Konuya ilişkin yazıya not düşmek istedim bugün. Yazının  her türüne değil ama genellikle bu sayfalarda kullandığımız dile uygun yazı bizimde gündemimizi anlattığı kadar yazıda ki ustalığı da vermektedir. Yazı siyasi içerikliyse belirli bir yönelimle siyasi, sosyal ve ekonomik tespitler yapmaya çalışır. bu tespitlerin doğruluk ya da gerçeklikle ilgisinin ölçüleri vardır. Ancak ne kadar doğru ya da ne kadar gerçekle ilintili olduğu yazının objektifliğiyle anlaşılmaz/anlatılamaz. Bu tür yazılarda daha çok öne çıkan sübjektif ölçülerdir.

Sübjektif ölçülerin tarihsel/sosyal ve siyasi faktörlerle çevriminin dışında merkezine ideolojik tutum yerleşir. İdeolojik bakışın yaşam ve toplumun felsefi yorumuyla şekillendiği dikkate alındığında sübjektiflik/objektiflik ölçüleri bir yazının içeriğinde daha iyi tanımlanır. Bu tanımlamalarında farklılığını bireyin sınıfsal/sosyal statü ve rolüyle ilgili arzulamak ve olmasını istemekle bağıntılı olmaktadır. Nasıl ki kışın yağan bir yağmurun kimi çocukları sevindirirken kimini de korkutup üzmesi gibi bir şeydir bu.

Bu tür yazılarda genellikle bir siyasi talep veya bir tespit öne çıkar ama yazı yazmada bir ustalık elzem olur. Yazıda uyulması gereken kurallar dizinine her ne kadar ustalık/profosyönellik gereği uyulsa da edebi olması farklı bir şeydir. Bu farklılık bir şey yerken ağızda kalan tadın lezzeti gibidir. Başka bir deyişle profosyönellik ve amatörlüktür yazıdaki gizem. Genellikle yazma işinin bununla ilgili olduğu tespitini yapmak gerekiyor.

Bizlerde de yazma hevesinin daha çok siyasi unsurlar ortaya çıkması profosyönellik ve amatörlük arasında sıkışmalara yeni sıkıntılar/çatışmalar eklemektedir. Çünkü politikleşmiş kalemlerin yazmanın ruhsal evrimindeki kaosun yarattığı muhteşem ikilemlerden oluşan edebi havası yoktur. Bunun yanında yazının kurallarının dışında bir karikatür ustasının çizgilerindeki gibi her açılımdan bakışı sağlayacak incelik, biçimleniş ve felsefi olgunluk eksiktir.

Hal böyle olunca yazılarımıza yer açan sayfaların yazıların toplamının yansısı olmadığını söylemekte fazla iddialı olacaktır. Yazının sansürünün, erteletilmesini veya hoşnutsuzluk vermesinin sonuçları da kabul edilir olur. Bu sonuçta yazanın ve sayfaların kaygıları öne çıkar. Yazan, egemen 'erkin' tepkilerine ya ayak direyecektir ya da amatörce de olsa yazmaya son verecektir. Sayfaların kendi özel kaygıları bir anlamda içsel/grupsal varoluşa etkiler ölçüsünde olacaktır.

Bu tür bir yazıdaki iletinin zamanlaması da yazının içeriği kadar önemlidir. Açıkçası zamanlamasını yakalayamayan bir yazının ustalık ve amatörlük ilişkisinde  gözden kaçmayan bir faktördür.

15 gündür bir yazı yazmaya çalışıyorum. Irak'ta seçimler yapıldı. Kerkük çok tartışıldı. Barzani açıklamalar yaptı. Türkiye'de 53 yıldan beridir görülmedik bir 'Anti Amerikanizm' boy gösterdi. 'KERKÜK’ÜN statüsü yeni bir ''Kırmızı' ilan edildi. Ben halen yazmaya çalışıyorum. Bu kez evimde bilgisayar/daktilo, kütüphane, arşiv ve yabancı basın/kaynakları izleme çevriminde değil. Ayak üstü, gezinirken, porto/oyun olmayan ve kesif sigara dumanlarının altında olmayan bir İnternet alanında klavyeyle buluşmaya çalışırken. sıraya geçmiş halde aynı ve yan yana İnternet alanının sahibinin gözcülüğünde, kim kimdir nedir kaygılarına yol açan hastalıklı davranışların sıyrımında yazmak. Hele herkesin 'Kürt düşmanı' potansiyelliğinin dışında bilinçli bir saldırganlığın, ihbarcılığın egemen olduğu toplumsal örgüsü histeriyle örülmüş bir halkın arasında 'Kürt/Kürdistanı tartışmak ve yazmak

'Anti Amerikanizmin' yönlendiriciliğinde, kaba, aşağılanmışın aşağılamasının hiddetinde somurtkan kitleler ve sinsi aydın vurgununda 'Kürt' olmanın gereklerine uygun davranmak zorluğunda yazmak ve tartışmak...
 Günü kurtarma gailesinde iğdiş edilmiş ahlaki, dini, sosyal ve insani değerlerin iğrendiren ilişkilerine tanık olarak yaşamak zorluğuyla yazmak/tartışmak. Yazanın amatörlüğündeki ve amatör içtenliğiyle iletimi sağlamak zorluğunda olmak...

Kaba 'Anti Amerikanizm' salvolarında nostaljik duruş ve ulusal gerçeklerin haklı dayatmasında bocalayan Kürt aydın duruşların hislerinden süzülen romantizmle yazmak amatörlüğün bir başka biçimiyle yazmak...

Türkiye'de Irak seçimlerinde ki Kürtlerin demokratik ve olgun tutumu, Kerkük'ünde Kürt kimliğini ve statüsünü aynı olgunlukla ilan etmesinin hemen arkasından 'Anti Amerikanizm' tırmandırıldı. Öyle ki savaş senaryolarını resmi ağızların bile tartışabildiği bir kör dövüşüne sokuldu Türk kamuoyu. Bu tırmanmanın günümüz Türkiye’sinde 'elmacılar' olarak ta tanımlanan İslam-i ve sol demokrat/Kemalist devrimci, komünist ve milli bakiyeci hareketlerin motiveleriyle gerginlik ağırlıklı olarak Kürt/Kürdistan'a çevrilmektedir. 'Anti Amerikanizm' geniş bir dikey ve yatay örgütlenmeyle sürdürülürken psikolojik donanımında 'Kürt/Amerikan' işbirliği ve Kerkük öne çıkarılıyor. Eylemsel aktiviteye sahip bu yönelimin esasının Kürtler/Kürdistan olduğunu, Kürt özgürleşmesi/bağımsızlığına karşı çıkışın ince işletilen bir psikolojik saldırı ve aynı zamanda örgütlenme olduğu gözden kaçmıyor.

Bu hızlı gelişme ya da savaş senaryolarına vardırılan tırmanma elbette birden bire olmadı. Ancak günümüzde bir çok farklı siyasi duruşun örtüştüğü 'Kürt/Kürdistan' konusunun gündemleşmesidir bu tırmanışın nedeni. Kuva-i milliyeci ordu/sivil hareketinin missak-i milli andını savuna gelen Türk sol hareketlerinin ve eski milli birlikçilerin yanında milliyetçi parti/gruplar, fundamentalist İslami hareket/parti olanakları ve işbirlikleriyle yeniden mevzillenmeye başladılar.

Bu yeniden mevzilenişin ideolojisi ya da felsefesi aslında yok. Çıkış noktası 'BOP' ve bu projenin anahtarı konumunda olan Kürt/Kürdistan karşıtlığıdır. Bu stratejiyi uygulayanlar dün ''Küçük İsrail'' tanımları ve propagandaları yapanlardan farklı değildir.

Dün cadılar vadisinin konseyi olan Sadabad Paktı, Bağdat Paktı ve Cento' nun cadılarının 'BOP' un uygulanabilirliğini ortadan kaldırma çalışmasıdır. 'BOP' un Orta Doğu'nun totaliter rejimlerine de yöneleceği dikkate alındığında 'Anti Amerikanizmin' boyutları ve stratejisinin günü birlik bir tartışma ya da heves olmadığı anlaşılacaktır.

1940' lı yıllarda Irakta görev yapmış olan ve bölgeyi en iyi bilenlerden İngiliz İstihbaratından W.G. Albay Elphinston ardı arkası kesilmeyen Kürt isyanları ve Barzanilerin sıklıkla otonomi/federatif yönetim taleplerinin bölgede endişe kaynağı olduğunu söyler. 1948 yılında 'Kurdish Question and Kurd' adlı çalışmasında:, ‘‘ Kürt sorunun çözümünün, Kürt topraklarını kapsayan devletleri içine alan bir gümrük ve pasaport birliğiyle ve ekonomik gelişmelerden pay almasıyla çözülmesinin mümkün olduğunu ve Kürtlerin bu çözümde anahtar rolü olduğunu söylemektedir. Kürtlerin yaşadığı ülkelerden oluşacak bir Orta Doğu Birliği’nin Kürt sorunun çözümüne büyük katkıda bulunacaktır. ’’ diyerek çalışmasının ana konusu olan Kürt/Kürdistan sorununa gerçekçi ve doğru bir tespit yapmaktadır

Batının tozlu raflarında çıkarılan ve bugün ABD tarafından uygulamaya sokulan ve Kürtlerin temel alındığı 'BOP' protipin de ileri sürülen mümkünlük bugün en doğru stratejidir ve bugünün yorumuyla Kürd/Kürdistan'ın özgürleşmesi/bağımsızlığıdır.

Orta Doğu' da sistem/yönetim ve haritalarda değişimi öngören bu projenin Orta Doğu halklarına sağlayacağı demokratik ve ekonomik imkanlarının yanında bölgeye güvenli bir barışın gelmesinin de ön koşulu olduğu kuşkusuz doğrudur.

Aynı 1950’lerde ise bilinen en iyi Batılı Kürt uzmanı Pierre Randot’ ta benzer bir konuya dikkat çekerek Kürt sorunun çözümünde Batının ve özellikle Birleşik Devletler’in rolüne ilişkin ‘La Natıon Kurds en Face des Mouvements Arabes’ Orıent II No 7 1958’ eserinde: Batı’nın bilhassa Birleşik Devletler’in Kürtler için bir şeyler yapmasında ön ayak olması gerektiğini söylerken genel olarak Batı’lı güçlerin özellikle İngiltere’nin Kürt Politikalarını Arap Politikalarına feda etmiş olduğuna da dikkat çekmiştir. ’’ Sorunun nedenini ve sonuçlarının bugün çözümünde kaynağı olduğu gerçeğini görmemek ne kadar anlamlı olacaktır?...

Türkiye'de geliştirilen 'Anti Amerikan' tutumun perde arkasında yatan nedenin bundan kaynaklı olduğu da doğru olsa gerek diye düşünüyorum. Bu gelişmelere karşı Kürtlerin tartışarak yeni bir mevzileşmeye kayması da kaçınılmaz olmalıdır diye de eklemek istiyorum. Bu yeniden mevzileşme de 'Anti Amerikancılığın' utangaç nostaljisiyle zaman kaybetmek anlamlı olmayacaktır. Biz biliriz ki siyasi olarak yola çıkışımızın güzergahı 'Kürt/Kürdistan'dı. 'Kürdistan' olmak Türkiye de bir siyasi hareket/gelenek için farklılık olduğunu hep iddia etmeninde bugünkü gereği 'Kürdistani' duruş olmalıdır diye ileri sürmek yanlış değildir. Bir anlamda ulusal çıkarların gereği bu yeniden mevzileşmede yine kendini dayatmaktadır. Bugünün yarattığı koşullar 'Anti Amerikancılık' değil onurlu ve ilkeli işbirlikleri/dostluklar gerçekleşmesidir. Amerikan/Kürt işbirliğinin geliştirilmesinde elbette 'Kürdistani' duruş esas olacaktır. Ancak bunun dışında ‘Anti Amerikancılık’ bir romantizm olmaktan başka bir şey olmayacaktır.

Kürtlerin 1918’ler den başlayarak yitirdiklerinin tarihsel evriminde olgunlaşmasının sonuçlarını geleceğe taşımanın duruşu sergilenmek durumundadır.

Bugün bu tutumun Kuzeydeki yansısı ‘Anti Amerikancı’ söylemin peşine takılmadan Kürt gerçeğini dikkate almakla başlayacaktır. Güneyde ise 'Kerkük'ün yeni Kürt Federe Devletinin başkenti olarak ta ilanında ısrarlı olmaktan geçecek diye düşünüyorum. Bu aynı zamanda 'Kerkük' ün statüsüne yönelik tartışma ve oyunlarında gelecek açısından yeni endişeleri ortadan kaldırabilecektir.

Ancak sorunların devam etmeyeceğini iddia etmek istememekle beraber Türk Devleti’nin Kürtleri Türk düşmanı olarak algılatma nafile çabasına son vermesi doğru olacaktır. Artık bölgeye ilişkin yeni bir düzenleme kaçınılmazdır. Türkiye batıya dönük yürüyüşüne devam etmeli ve Kürt/Kürdistan’ a ilişkin yeni ve saldırgan olmayan politikalar geliştirmelidir. Bu Türkiye, Irak, iran ve Suriye’de yaşayan Kürtleri kapsamalıdır. 

08032005

Kürt siyasetçisi ve ‘‘emekli ’’ olma talebine bir kaç söz

YERELLİK ya da SECERELİ SİYASET

ANKARA/İMRALI, BRÜKSEL-DİYARBAKIR

Yahudiler, Kürtler ve antisemitizm!

Verheugen, sistem ve düdük!

Kurtacı mı?

TERSİNE DÜNYA’ ve TÜRKİYE’Yİ TÜTSELEYEN STRATEJİ UZMANLARI!..

‘‘ Kısır Döngü!’’

Türkiye’de kapışma ve karanklıkta atılan kurşunlar kime?

Türkiye iki kimlikli olabilir mi?

Hassasiyetler!

Ötekileri algılama erdemi!

Gündemle ilişkilenmek!

Sanık yerine otur!

Kürtler ne istediğini ve neyi yapabileceklerini kendileri bilmeden başkalarına anlatamaz

Albaya hiç mektup yok!

Adı çalınan ülkeye mektup...

DDKD ve KÜRDİSTAN ve GELENEK