Aktuel
olana ilişkin yazmak
zordur ama gereklidir.
Gereklilik
gündeme ilişkindir. Bireyi bilgilendirmek ve neden sonuç ilişkileriyle
tartışmanın yanındaolası gelişmeleri farklı açılardan
yorumlamaya çalışmaktır.
Zor
olması ise genellikle yazan açısından değildir.
Yazılmışların tekrarı, söylenmişleri
yeniden duymak, ifade edilmek istenenin başkasının düşüncesiyle
betimlenmesi gibisinden; sonsuzca çoğaltılabilir
zorluğun nedenleri. Bu zorluk sebepleri bir yazının
tekrar mahiyetine tekabül edişi onun fotokopi adabını
taşıdığındandır.
Birde
sıkıcı olmak vardır bir yazıda. Bu da
yazının fotokopi adabında yazılmasının
yalın ve kahramanca bir özetidir. Yani sıfırlamaktır
her boyutu, nedeni, düşünceyi. Burdaki kahramanlık
sonsuzlukta kaybolmayı göze almadır. İşte öylesine
bir ifade “ Ben biliyordum; Ben demiştim önceden ya da
diyecektim!”
Trade
Center’ e saldıran terör ve arkasından binlerce yorum,
neden sonuç aritmetiğinde sayıların sonsuzla çarpılması
kadar çokça anlatım ve geometrik labirentlerde cebirin
katsayılarında yitercesine kafa
karışıklığı ve zihin yorgunluğu
yaşanıyor.
Yazının
girişinde ki genellemeyi unutmadan bir kaç hatırlatma
babından yazmak istedim. Neden mi hatırlatma (bakın
hatırlatmalarda da bazen sıfırlı logaritmalar
vardır.). Teröre yeni bir tanım bulunmaya çalışılıyor
da ondan. Bu hatırlatma da usta çırak gibi de bakılamaz
mı şu nemen teröre demek istiyorum. Bu cümleleri eşitleme
zahmetiylede “Sonrada çıkan kulak boynuzu geçer!- “ mi, mi,
mi çoğaltmaları sesizce ben yaptım. ama isteyen herkes
kendince sesli yapabilir.
TERÖR!
Sanki
herkesin yeni duyduğu bir sözcük. Ya da küflenmiş
karanlıklarda unutulmuş, baskısı olmayan eski bir
hikaye kitabından seçilmiş bir sözcük. Öylesine alalade
bir sözcük değil. Sihirli bir sözcük mübarek! Duyanı
irkilten, kabus gördürten cinsinden. Kandaki serotin ve dopamini kıytıklayarak
korkuyu öfkeyi ya da kudurmuşluğu savuran adrenalini
salgılatan güçte bir sözcük.
TERÖR!
Sözcükteki
alıma bir bakın bir çırpıda bırakın
bireyleri ya da sosyal gurupları bütün ulusları bir araya
getirdi. Belkide en önemlisi tarihte adına hep iyimser insanlar
olarak geçmişlerin ve geçeçeklerin hülyası, dünya
dinlerini neredeyse tek ses haline getirdiler; tanrılarının
tekliğini unutmaktan utanmadan.
TERÖR!
Heyecandan
boğazları kurutacak gözleri faltaşı edecek kadar
inanılmaz bir sözcük! Allahın 124 000 peygamberinin ve
milyonlarca ermişin ve ruhaniyetin vucud bulduğu mucizelerin
tek ümmet edemediği şu insancık kümelenmelerini gelişmiş
silahlarla donattı bir anda. Sanki Dünya uzaydan gelmiş bir
saldırı karşısında sopunu kurtarma derdine düşmüş.
TERÖR!
Sözcükteki
ruhun canlanışına bakın. On binlerce
yıllık egemenlikler tarihinde ün salmış Kartaca,
Roma, Osmanlı uygarlıklarının dibindeki harç
sökülmüşte birileri tozunu duman edip savuruyor modern
insanlık tarihine ve göz gözü görmez oluyor. Arada açılan
gözler karanlıklaşmış insan
duygularının-toplumsal sağduyu yitimi- savaş
senaryolarının dikte ettirilmiş beyinlerinde, kendi
eklemeleriyle meşgulken; nahlatılan insan hakları ve
teşrih masasına yatırılan demokrasi. Güven bunalımlarını,
işsizin ve evsizin GÜVENLİ demokrasilerde
yaşatmanın mütevazi tartışmalı gündemine taş
oturtan ve askerli, polisli, savaş donanımlı demokrasi
masalları anlattıran sihirli süzcük şu gafil terör!
TERÖR!
Arap
dansözlerinin raks ederken ki vucud kıvraklığına
hayranlığı unutturan kıvraklıkta.
Tıpkı bir su yılanının sessiz, bir anda gözden
yiten hareketliliğinde hızla anlam ve biçim değiştiren;
sihirbaz Simbalabanın “ hokus, pokus ... “ u gibi bir sözcük..
Güçlü
ve güçsüzün; iyilik ve kötülüğün; haklı ve
haksızın; demokrasi ve barışın ve
özgürlüklerin yeniden tanımlanmasını anlatmakta geçikmeyen
bunun adına teröre yeni önlemler demek kadar ukala olabilmekte.
Bu ukalalık hem suçlu hem güçlü meslektaş tutumunda.
Bu
meslektaşlık yeni savaş senaryoları üretmekte, yeni
ölüm araçları gelişirmekte; nükleer savaşı
tartışmakta.
W.
Bush’ unAmerika için
önerdiği Füze savunma sistemi motivi haklı çıktı.
(!)
Füze
savunma sistemi saldırı amaçlı değil savunma amaçlı
olacaktır. Kime karşı?
“
Amerikaya, bir terörist devleten ya da bir terörist guruptan yapılacak
bir füze saldırısına karşı...”
Anlaşılan
net bir şey daha dünyada tüm politikalar ve stratejiler değişiyor.
TERÖR!
Sözcükte
ki rehavet yayılışına şaşmamak mümkünmü.
Mübarek sanki bir ipnotizmacının ağından dökülen
sözcükler gibi insanı uyutmakta. Bir yandan güçler test
edilmekte diğer yandan da çökecek akşam
karanlığı öncesi -umarım bir nükleer savaş
karanlığı olmasın- evli evine, köylü köyüne;
köyü olmayan sıçan deliğine!- tutumlar
alınmakta.
Yeniden
paylaşımın erken başlayan ve tansiyonları yükseltmekte
olan kavgasında ki ipnotizmacıyı tanıdınız
mı?
İp
ucu: Bir dünya haritası, birkaç kronolojik tarih ve hafıza.
Ben
amcayla yeğen arasındaki bu kavgaya karışmak
istemiyorum. Ben sürgündeki adam ne evim ne köyüm ne de sığınacak
bir sıçan deliğim var. Ben ülkesinde en çok, terörün
alçaklığını, şiddetini,
umursamazlığını, hiddetini ve iğrençliğini
beynimde, savunmasız bedenimde ve bu gün rüyalarında
yaşayan ve de üç bininci yılda halen terörün esiri olan
masum bir halkın çocuğu olarak teröre lanet olsun diyorum.