Vedat GÜZEL / internet_word@hotmail.com

Arşiv

AB ve yeni Kürt sorunu dizaynı

 

AB Türkiye ilişkilerinde çirkin bir Kürt alışverişi olmaktadır. İki tarafında yattığı bu alışverişten taraflar kârlı çıkmayı ummuyor. AB Kürt sorunu güdükleştirilmiş haliyle içselleştirmeyi amaçlarken, Türkiye iktidarı da al aşığı edecek asker/milliyetçi bir dalganın alaborasından kurtulmayı hedeflemektedir. Şimdilik önlenemez görünen ya da tarafların anlaşmış olmadığı izleniminden uzak bu gelişmeler AB'nin Türk kamuoyunda ki olumlu sayılabilecek etkilerinin kullanılmasıyla aktüelleştirilen bir politikadır.

 

Bu politikanın Ordu, hükümet ve AB arasında ki uyumu PKK' nin misyonunu artık tamamladığı ve yeni ve sivil bir ilişkiler manzumesinin benzer bir dizaynla devam ettirileceğini göstermektedir. Türkiye kamuoyunda ve görece olarak Kürtlerde PKK ‘nin silahlı davranışı artık tepki verecek tarzda kabul görmediği izlenmektedir. Öcalan'dan eli yanmaya başlayan Genelkurmayın da AB' nin yeni ‘‘Kürt Liderleri'' arayışına sesiz kalması, öne çıkarılan isimlerin Türk kamuoyuna yönelik gerektiğinde AB karşıtlığında da kullanabileceği çevre ve isimlerden oluşmasına özen göstermiştir. Zaten son birkaç gündür AB katkılı yeni Kürt dizaynın da öne çıkarılan isimleri ‘mal bulmuş mağribi' misali memnun telaffuz etmeye başladılar.

 

AB' nin Türkiye memuru Krestchmer beyefendiyle başlattığı isimlerin meşrulaştırılması ve Kürtlerin getirildiği noktada tutulması gayreti yeni açıklamalar ve ‘Kürt Konferansıyla' devam ettirildi.

 

AB' üyelik süreciyle beraber Kürt sorunun güdükleşerek içselleştirmeye gayret eden AB , 17 aralık için Brüksel'e davet edilen Öcalan'ın sivil gölgesi ‘‘Kürt temsilcileri'' ile Kürtler için çok önemli olan ‘Azınlık hakları Koruma çerçevesi Anlaşması' nı geri çekişinin tartışmasını atlatabilmişti. Ancak öyle görünüyor ki bu kez AB' de PKK'nın terör örgütü ilanıyla beraber içerde Öcalan'ın sessizleştirilme sürecinde meşrulaştırılacak yeni isimlerle yeni bir Kürt dizaynı yapılmaktadır.

 

Bu arayışı geçen eylül başlarında eski DEP milletvekillerinin ismini anarak hem ‘terörist' hem ‘Kürt liderleri' hem de ‘siyasetçi' gibi ipe sapa gelmez bir açıklamayla başlatan Krestchmer ‘Kürt Konferansı' öncesi de eski DDKD-PKK/KİP üyesi Hatip Dicle ve Diyarbakır belediye başkanı Osman Baydemir'i yarıştırmaya başladı.

 

İki ucu bok' lu sopa neresinden tutulursa işe yarar diye sormak bu sopayı tutanların sorunu olduğundan gerekmeyecek lakin ‘anasını söyleyen ama babasını söylemeyen' birine elbette daha çok ehemmiyet addedileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu anlamda isimlere ilişkin bir tartışmaya şimdilik gerek duymuyorum. Bununla beraber AB Türkiye ilişkilerinde Kürt'lerle ilgili çirkin politikası AB ye bir şekilde hatırlatılmalıdır. Ben bu hatırlatma babında Bir AB memurunun yeni bir ‘Kürt Lideri'ni ‘Öcalan teröristtir' denmesi şartına bağlayarak Hatip Dicle'mi yoksa Osman Baydemir mi olabilir? Demeçleriyle kendini Kürtler yerine koyarak açıklama yapmasını Kürtlere saygısızlık olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu alış-verişin dizaynı elbette yeni değildir. Ancak birden bire Öcalan'ın gözden çıkararak dağ ‘‘zaferinin'' kentsel boyutuna yönelik stratejide Öcalan'ın sivil muadillerinin meşrulaştırmasında da aracı olması yenidir.

 

Londra olaylarıyla gündemleşen ‘terörizm' tartışmalarına hiç yeri yokken ‘Kürtler teröristtir ‘' ve liderlik şartını ileri sürerek katılan AB Türkiye memuru Hans Jörk Krestchmer

08.07.2005 günü CNN Türk'te, garip açıklamalarda bulunmuştu. Aynı gün, Dünya Londra da ki terörü tartışırken AB'nin Türkiye temsilcisi Krestchmer, CNN Türk'te düzeysiz açıklamalarla Kürtlere atfen şu soruyu soruyordu: ‘‘ Güneydoğu da terör eylemlerinin sona ermesi gerekiyor ve Kürtler adına konuşanlar koşulsuz terörü lanetlemelidir. Terörist ve siyasetçiler Kürtler adına konuştuklarını zannediyorlar, özellikle Zana ve arkadaşları Kürtlerin liderleri terörü lanetleyebiliyorlar mı?' '

Beyefendinin unuttuğu iki şey var biri liderlerin öyle birilerinin söylemesiyle ortaya çıkmadığıdır. Diğeri ise anılan isimlerin bulundukları yere Öcalan istediği için geldiklerinin bilincine olmalarından Öcalan'a terörist demelerinin imkansızlığıdır.

 

Elbette Krestchmer, halk liderleri ve parti lider/kadroları arasında ki farkı iyi biliyor. Elbette kendi işverenlerin ‘Güneydoğuyu' Kürdistan olarak tanımladıklarını ve Londra' da ki terörle Kürdistan arasında bir ilinti kurulamayacağını da bilmektedir. Bununla beraber Avrupa ülkelerine her defasında, ‘‘ Biz terörden çok çektik, gelin işbirliği yapalım dedik ama siz Kürt teröristleri desteklediniz…'' gibi Kürt ulusal taleplerini boğan bir tezin sahiplerinin/iktidarın ve devletin İslam-i tarikat ve grupların desteğinde siyasi/ekonomik ilişkisinde yapılanmış olmasının teröre karşı işbirliği çalışmalarına alınmadığını da bilmektedir.

 

Üstelik 1984'ten beridir Türk kapanında kıstırılan Kürt ulusal davranışını teröre bulaştıran, siyasetten kirleten ve Kürt taleplerini/haklarını hükümsüzleştiren Öcalan/PKK ve temalarını hem terörist hem Kürt halkının ‘‘temsilcileri'' olarak meşrulaştırmaktadır . İşte meşrulaştırma hükmünün tuzaklaşan ruhunda ‘Ben terörist değilim!' diyen/diyecek olan Kürdü Öcalan/PKK savunmasında gösteren TC'nin yanılsamalı psikolojik uygulamasında üstlendiği rol Oysa ki gündem Londra'da ki terör eylemiydi.

 

Kretschmer bir yandan Kürtleri ve Güneydoğuyu terörizmin alanı ve teröristler gibi yansıtmaktadır. Diğer yandan Kürt temsilcileri olarak tanımladıkları isimleri hem terörist hem de kendini Kürt siyasetçisi sananlar demektedir. Bu çirkin ipe-sapa gelmezlikte İmralı/PKK anıştırmasında inceltilmiş siyaset tarzıyla hem anılanları hem Kürtleri karalamaktadır.

 

Londra terör eylemi çok boyutlu tartışılırken savaş karşıtı kitleler ve G8'lere karşı muhalefetin örgütlü davranışının bitirildiği bir terör eylemine ilişkin konuşma özürlü davranan Krestchmer'in Türk kapanında tüneyerek yumurtlaması, Kürt halkını terör kaynağı bir halk gibi gösterirken bir rolün bilincindeydi demek yanlış olmaz.

Kürt halkının yüzyıllık ulusal mücadelesini 20 yıllık devlet çevriminde ki Kürt kıyımını politik/askeri stratejisinin merkezine taşımış Öcalan ve gölgelerinin ‘‘Kürt halk liderleri'' olarak kayıtlamasını kimler adına yapığını bilmesinin vicdani ve ahlaki sorumluluğunu taşıyamayacak kadar küçülmektedir. Üstelik DEP/DTP kadrolarını ahlaki olmayan bir sunuyla Öcalan karşıtlığına zorlamaktadır; hem terörist hem siyasetçi hem de ‘‘Kürt halk liderleri'' diyerek aralarından muhatap seçimini ilan ettirerek yeni çatışmalar hedeflenmektedir. Bununla da HADEP'te arkalanmış olan oldukça kalabalık Kürtlerin dikkatleri ve tartışmaları ilgisiz alanlara yöneltilecektir

 

Kürt siyasetçiler ve AB den yana ehven- şer yaklaşımında olmayanlar elbette bilir. Türkiye AB ilişkilerinde Kürtleri kontrol ve istenilen noktada tutma siyasetine AB' nin Kürt sorununu ve taleplerini güdükleştirerek içselleştirmek ve TC benzeri politikaları sivilizasyonla devam ettirmektir. Çünkü muhatabı zorunlu olan tarafın ‘temsili' sorunu varsa ve bu sorun AB'nin davranışını 17 aralık ta ‘Zana' ile olduğu gibi 3 ekim ve sonrası izleme sürecinde anılan yenilerle rahatlatacaksa bu ilişki dizaynına katılacaktır.

 

Ancak AB'nin demokratikleşme adına yürüttüğü çalışmaların desteklenmeyeceği yargısı değil Kürt sorununda bir yanıyla ahlaki davranmayışının nedenine diğer yandan da Kürtlerin temsil sorunun halen orta yerde durduğunu düşünmek gerekiyor.

 

29-09-005

 

 

 

TC açmazı ve PKK-Kürt çıkmazı...

Düşünmüyorsan yoktur!

Kürt siyasetçisi ve ‘‘emekli ’’ olma talebine bir kaç söz

Anti Amerikanizm’ ve Kerkük

YERELLİK ya da SECERELİ SİYASET

ANKARA/İMRALI, BRÜKSEL-DİYARBAKIR

Yahudiler, Kürtler ve antisemitizm!

Verheugen, sistem ve düdük!

Kurtacı mı?

TERSİNE DÜNYA’ ve TÜRKİYE’Yİ TÜTSELEYEN STRATEJİ UZMANLARI!..

‘‘ Kısır Döngü!’’

Türkiye’de kapışma ve karanklıkta atılan kurşunlar kime?

Türkiye iki kimlikli olabilir mi?

Hassasiyetler

Ötekileri algılama erdemi!

Gündemle ilişkilenmek!

Sanık yerine otur!

Kürtler ne istediğini ve neyi yapabileceklerini kendileri bilmeden başkalarına anlatamaz

Albaya hiç mektup yok!

Adı çalınan ülkeye mektup...

DDKD ve KÜRDİSTAN ve GELENEK