DDKD ve çağrıya yanıtlar üzerine...
Bir çağrı sonrası tartışmalar amacını aşmaya yüz tuttu sanki. Tümünün de iyi niyetli olduğuna inandığım yazıların sahiplerinin farkında olmadan çağrıda ki anlamı ve amacı kişiselleştirdikleri fark ediliyor. Elbette kendini DDKD ‘li gören her dostun söz söyleyebilme hakkı vardır. Bu haksız veya haklı olur. Ama öncelikle amacı aşmayan ya da amaca hizmet eden bir yönelim olmalı eğer ki çağrı ve bir araya gelmek destekleniyorsa...
Bu nedenle bir konuya açıklık getirmekte istiyorum. DDKD li olmak ve bunu iddia etmek muhakkak ki DDKD nin yenilenerek sürece müdahale etmesini amaçlaması açısından sevindiricidir. Bununla beraber çağrıya yanıtların, ‘çağrıyla' önerilen/kararlaştırılan toplantı/konferans gününe ilişkin gündem net/açıklanmamakla beraber özlenen bir adım olması ve sürece müdahale anlamımda bir yenileşme hareketi olabileceği varsayımı anlamında da olsa sunulacak katkı ve katılım polemiklerle kendi örgütsel asimetrisine siyasal olarak ta marjinalleşme yol açabilecektir. Bundan kaçınmak önemlidir. Buna rağmen DDKD li olmak kriterleri aranacaksa ve katılımın hacımı bununla sınırlandırılacaksa bir kaç söz söylemek istiyorum:
DDKD li olmak elbette kriterleri/ölçüleriyle mümkündür. Buna ilişkin 10.08.2001 tarihli ‘Kurdinfo' da yayınlanan DDKD, GELENEK VE KURDİSTAN' başlıklı yazıda düşülen notlar vardır. Bunu tekrar etmek istemiyorum. Ancak ölçülerin kişiselleştirilmesi amacı aşmaktadır, eğer yazılar anılan çağrıya yönelikse. Bunun dışında DDKD li olmayı taraftar olarak algılamak şimdilik en doğrusu olacaktır. Bu nedenle siyasal muhtevası olacak duruşun ‘amcalık, babalık ağabeylik, hakkı olan ya da olmayanla diğer yandan hapis yatan ya da yatmayanla ayrımsayarak; siyasal rolünü oynadı/oynayamadıkla ifade edilmesi ‘çağrıya cevap olarak anlamlı olmamaktadır. En iyisi DDKD li olmada söz hakkının mahalli tanımlamalarla ve DDKD kurucusu ya da yöneticisi ve hapis yatmakla sınırlamamak olacaktır. Bir şekilde DDKD li olmayı Ruşen Poyrazın etkileyici anlatımında bulmaya çalışalım demekte istiyorum.
Bu yazımı Ruşen Poyrazın yazısında efsaneleştirdiği ve anlamını derinleştirdiği ‘DDKD' yazılarına atfen bitirmek istiyorum...
Ruşen Poyraz, yazın anlamlı ve etkileyici. Belki de DDKD' yi ülkeyle, dünüyle ve bugünüyle en iyi ifade eden yazıdır demek yanlış olmayacaktır benim için...
O binlerce yıllık bazalt taşlara 27 yıl önce o yazıları yazarken bu kadar dirençli bir boya kullandığımı sanmıyordum. Bugünde sanmak istemiyorum. Belki de o gece o yazıları birkaç arkadaş eşliğinde polis kovalamalarına ve kimi olaylara rağmen inançla yazdığımdan olsa gerek diye düşünmek istiyorum. Nasıl ki gözyaşları insanda bütün acılarının, inancının, merhametinin ve sevgisinin bir damladaki duygusal senteziyse o günde o ‘DDKD' yazıları o bazalt taşlı bedende inancımızın, heyecanımızın ve kararlılığımızın asılı kalan sesiydi demek istiyorum... O yazının halen izlenir olması DDKD izlerinin de o ülkede derin ve dirençli olduğunu bana bir de Sen anımsattığın için teşekkürler Ruşen...
28.10.2005