Vedat GÜZEL / internet_word@hotmail.com

Arşiv

‘Verili Çatışma'
Bu yenilginin adı var mı?

 

Demokratik Toplum Partisi kuruldu:


”Dağda bir ay kadar önce Cemil Bayık'ı saatlerce özeleştiriye alan Türkiye Koordinasyonu eğer bu partiyi yönlendirecekse, kazanımların daha hızlı bir şekilde tasfiye edilmesinde yeni bir adım daha atılmış olacak. Bu koordinasyonun mantığını Peyama Kurd son sayısında çarpıcı vermişti. Irak Anayasa referandumunda kurulan Hayır İttifakı, Ladin, PÇDK ve bir kısım Türkmen sıralamasıyla verilmişti. Mantık, ittifak anlayışı ve pratik, bu örnekte de görüldüğü gibi Kürde kazandırmama esasına dayanıyor. Demokratik toplum Partisi ile yapılan da, özünde budur.

Bu nedenle, Kuzeyde Kürtler yeni bir parti, yeni bir mevzi kazanmış değiller. Esasen varolanı da tasfiye için yeni bir adım atılmış oluyor, yeni bir araç oluşturuluyor.


Kurulan partide yurtsever olarak bilinen bir kesim de yer aldı. Bu nedenle bize “önyargılı olmayın, biraz bekleyin” diyenler çıkabilir. Legal demokratik bir muhalefet hareketi olarak bizim de bu kesimlerin çoğuyla ilişkilerimiz var. Ama kendi geçmiş pratiğimizden de şunu çok iyi biliyoruz ki, PKK' nin dayattığı hakim mantıktan yurtseverlik, demokrasi ve insana saygı çıkmıyor. Eğer çıksaydı, zaten bizim de ayrılmamıza gerek olmazdı.


Kurulan partinin bileşimine dikkat edelim: Kürtlüğü ile bilinenler bu sıkıntılı geçiş sürecinde kullanılmak üzere oradalar. Esas yürütücüler ise, eş yetkililerdir. Telefon talimatları onlara verilecektir. Partinin alması gereken önemli kararlar, dar koordinasyonun dışarıda yapacağı toplantılarda oluşturulacaktır. Yani Kürt halkı Kuzeyde aynı filmi, ama her karesi eskiyip yıpranmış olarak, yeniden seyretmek zorunda bırakılacaktır. “

 

Bu satırlar Faysal Dunlayıcı' dan ( www.pwdnerin.com .) Bir zamanlar PKK/Öcalan'ın en yakının da ki isimlerden biri. DTP' nin adını tespite çalışıyor. Katılmamak zor olsa gerek bu görüşe. Ama PKK ile başlayan sürece artık adını bırakmak gerekmiyor mu? Demekte istiyorum.

 

Aynı satırlarda ayrıca önemli bir uyarıda var ‘DPT' nin geçiş sürecinde kullanacakları isimlere; bu uyarıya da haksız demek güç. Bunu en iyi kendilerinin yaşadıklarını da belirtiyor...

 

Yani dün öyle çetrefilli ve dokunaklı bir hikaye yaratıldı ki; bir tarafta on binlerce Kürt gencinin akan kanı, diğer taraftan hemen her şeyini yıllar süren zor bir süreçte feda etmekten geri durmayan Kürt halkı. Bugün sürgünler ve sefaletle düşürülme aymazlığında bitirilmeye çalışılıyor. Çetrefilin iki önemli ucunda ödenen bedellerin boşuna olmadığı varsayımıyla avuttu var. Halen bu avuntudan bile siyasi/kazanç ve popülizm rantıyla geçinme kaygıları olan Kürt ‘‘ileri gelenleri yıkıntılar arasından ekmek bulmaya çalışıyorlar. Ülke topraklarında artık bulunamayan ekmek şimdi AB' ilişkilerinde aranıyor.

 

Dün “...yarın devletleşiyorum! “ diyenlerin vurgununda savrulmuş olanların köhneleştirilmesi dayatılmış. İmralı'ya tavırsız yanaşmalarla ‘DEHAP/DTP' hesaplanışında yeniden tezgahlanacakların artık kıymet-i harbiyesi kalmamış. Şimdilerde Güney Kürdistan'ın muhteşem ışımasında suskunlaşanlar ‘yerinmekteler' Arkalarından bıraktıkları tahribat ve yıkıntıların tozu dumanı arasında yeni soluk alma uğraşında PKK olarak yeni verili çatışma politikası ve ‘‘demokratik güzergah ise ‘DTP' li sisteme entegre politikasının ‘kardeş ve ortak parti' şiarıyla.

 

Öyle ama kim belirliyor bu gelişmeyi. Belli değil açıkçası. Ama bir şekilde yürüyen bir politik ilişkiler manzumesi var Türkiye de ve bu PKK üzerinden yürütülüyor gibi. Ancak PKK de şimdilik bu ilişkiler de düne göre kontrolü fazlasıyla da yitirmiş görünüyor. Bu yitirmenin kargaşasında ayrışma gelişmeleri gözden kaçıyor ya da tartışılmıyor. PKK' de ayrışan ve Öcalan ve politikasına ilişkin geçte olsa yanlış demeye başlamanın dönüşü olmayan bir ayrışma zemini olduğu su götürmez.. Ancak her ne kadar PKK ayrışma sürecini yaşıyor olsa da tartışmaları ve ideolojik/politik tutumları netleşip yaygınlaşmadıkça yaşanan sürece ilişkin tavır ve eleştirileri yerini bulmayacaktır .

 

Diğer yandan PKK'de ki ayrışma yeni bir ivmenin adı olur mu bilinmez ama bunun çatışmasız ve aklı selim olmasında yarar olacaktır muhakkak. Bunun yanında politik duruşun örgütsel manevrası olacak ideolojik/felsefi sunumu global- izimin sapmalı/tartışmalı ve değişken kültürel kuşatmasında boğulmadan ulusal tezleriyle oluşturabilmelidir. Bunun diğer Kürt siyasi hareketlerinin de öteden beri savuna geldiği bir tutum olduğu bilinmekle beraber ülkeye yansılarının siyasal demokrasi eşliğinde izlenmesi önemli olacaktır. Bu ayrışmanın yeni bir felaketin ebesi olmaması için bu yaklaşımın öne çıkarılması gerekiyor. Siyasal demokrasinin ülkede geçmişte nasıl ortadan kaldırıldığını biliyoruz.

 

Ama ne var ki o saygı duyduğumuz siyasal demokrasiyle 70 li yıllardan taşınarak gelen Kürt siyasi duruşu bugün geçmişten daha geri bir noktada orta yere bırakıldı. Hem de arkasında bıraktığı ödenmiş büyük bedellere rağmen. Bunu görmek gerekiyor. Bu geri nokta, dün ulusal/milli farklılaşmanın ideolojik/felsefi, kültürel ve örgütsel ayrışma süreci PKK çabasıyla tersine döndürülerek birleşme/bütünleşme noktasıdır.

 

Bu trajik yılların tarihi yazılacak. Bu anlamda tarihe katkı ve bugünün yeniden biçimlenişine veriler sunacak anlatımlar ve değerlendirmeler uzun yıllar sürecektir. Sosyal bilimlerin yanında romana, şiire, öyküye ve sahne oyunlarına ilham olacak günlere doğru demlenmeye başladı bile yaşananlar. Abdullah Öcalan'ın derin devletin görünen ilişkisinde biçimlendirilişini ve Kürt halkının öncülüğüne atanışının gizemini ve aydınları tarafından onanmasının yakıcı cazibesinin anlamının halen kavranılmamış olmasının Kürt/Kürdistan meselsinin tek çıkmazı olarak kabul etmekten başkaca söylenecek sözümün olmadığını yazmak istiyorum…

 

Bu trajik yenilginin adını bırakmakta zorlandım. Aklıma ünlü Fransız öykü yazarı My Pausant'ın bir öyküsü geldi. Artık sözümün bitmekte olduğu bu yazımda bu yenilginin tarife gelmeyen ve ya da yazılamayan adını, şekilsiz bir örgütlenmenin ve ideolojisiz bir eylemin milyonları ardına almasının ve teslimiyetin modern-ize edilen ‘lider' olgusuna kendini ateşe veren onlarca Kürdün hedefe vurma amaçlı çığlıklarının insafsızca boğulmasının hasılı tarifi zor ve anlatımı meşakkatli; adı bırakılamayan bu kavgayı anlatacağını düşündüğüm ‘MÜCEHVER' başlıklı bir öyküdür bu:

 

Mathilda kaderin cilvesiyle ikinci sınıf bir memur ailesine mensup olarak doğan zarif ve güzel bir kadındı. Onun hiç bir çeyizi yoktu, miras beklentisi hiç yoktu; onu anlayacak seçkin ve zengin, ve sevecek ve onunla evlenecek birini tanıma imkanı da yoktu. Bu yüzden kadın elini eğitim bakanlığında çalışan ikinci sınıf bir yazmana bağışlamıştı.

 

Kadın kendini mutsuz ve dışlanmış hissediyordu. Çünkü kadınlar belli bir sınıfı yada ırkı olmayandı. Onların güzellikleri, hoşlukları ve çekicilikleri ailelerinden değil onların doğumla gelen zarafeti, mizaç ve duygularının inceliği, onların esnek zekaları üzerinde sınıflandığı yegane dayanağıydı. Bu halk kızlarını ünlü ve zengin kadınlarla eşitliyordu.

 

Katip bir gün elinde bir zarfla gelir ve karısı Mathilda' ya uzatır. Bakanın eşiyle birlikte katılacağı bir balo davetiyesidir.. Mathilda umursamaz gözlerle ilgisi olamayacağını ifade eder. …. Ama bu davetiye benim gibi alt kademelerde bir memurun eline geçmiş olması bir şanstır Mathilda der yazman. O baloya giyecek ne bir kıyafeti nede takabileceği bir takısı olmadığını söyleyerek ah çeken Mathilda umutsuz ve güçsüzdür. Yazman bunun farkına vardığında elindeki bütün birikiminin ancak bir kıyafete yeteceğini görür. Güzel göğsünü donatmak ve zengin bürokrat ve aristokrat karılarının arasında güzelliğinin takıyla fark edilebileceğini düşünen Mathilda aile dostları fru Forestier'a gider ve birkaç takı ödünç ister, saf ve içten güzelliğini örten yoksulluğunu bir geceliğine de olsa unutmak istiyordu. . Fru Foreister bir mücevher kutusu uzatarak istediğini seçip alabileceğini söyler. Mathilda kendine en yakışanı seçer bu gösterişli bir elmas kolyedir.

 

Mathilda baloda büyük sükse yapar. Boynundaki elmas kolye güzelliğini daha bir ışıldatmaktadır. Orada bulunan bütün kadınlardan daha güzel, şık, zarif ve neşelidir. Hiçbir zaman bu kadar sevinçli olmamıştır. Bütün erkekler onunla ilgilidir. Herkes onu tanımak ve dans etmek ister. Bakanında dikkatini çekmiştir.

O anın keyfinden başka hiçbir fikri yoktur. Coşkuyla dans eder. Güzelliğini, yarattığı mutluluk havasının başarısını kutlamaktadır. Baloda ki bütün kadınların kalbinde tatlı anılar bırakır.

 

Gecenin geç saatlerinde yarı uykulu balodan bir faytonla ayrılırlar. Mathilda aynanın karşısında parıldayan kolyeye bakmak ister son kez boynundayken. Ama Kolye boynunda yoktur.

Kocasıyla saatlerce kolyeyi ararlar. Balo salonunda, geldikleri faytonun güzergahında ama bulamazlar. Bir sonraki gün gazetelere ilan verirler, polise giderler; bulanı ödüllendireceklerini söylerler. Ama kolyeyi kaybettiğini ve artık bulunamayacağını anladıkça bir hüzün ve kabus çöker üzerlerine. Kolyenin aynısını aramaya başlarlar. Kuyumcunun birinde benzer bir elmas kolye bulurlar. 38 000 frank kolyenin fiyatı. İkilside borç para toplamaya başlarlar. Faizle borç para verenlere de başvururlar. Faizle aldıkları para karşılığı geleceklerini maceraya teslim eden kağıtları imzalarlar. 38 000 Frank tamamlanır ve kolye alınır.

 

Mathilda kolyeyi fru Foreister'e getirir ama kadının kolyenin aynısı olmadığını fark etmesinden korkar. Bir hırsız sanılacağı düşüncesinden kaygılı ve üzüntülüdür. Kolyeyi aldığı kutuya bırakmasını söyler fru Foreister. Aynı kaygı ve heyecanla evine döner. Birkaç gün fark edilme endişeleriyle geçip gider.

 

Artık geceli gündüzlü ne iş bulurlarsa çalışmaya başlarlar. Temizlik işlerinde, sokak satıcılığında, pazarlarda müşterilerin mallarını taşımada çalışırlar; kuyumcuya borçlarını öderler. Ama karı koca yaşlanmıştır. Mathilda' nın beli bükülmüş yüzü buruşmuş, saçları seyrekleşerek ağarmıştır... Yazman ise daha cılızlaşmış ve saçları ağarmıştır. Ama mutluydular geçen 10 yılda hem faizcinin parasını ödemişlerdi hem de bayan Forestier Kolyenin değiştirildiğini anlamamıştı.

 

Günlerden bir gün Mathilda bayan Foreister' i bir bayın kolunda görür. Bayan Foreister neredeyse aynı gençliğini korumuştu ve 10 yıl öncesinde olduğu gibi yine şıktı. Mathilda heyecanla yanına gider. Kendisini tanıyamayınca hatırlatır kim olduğunu. Bayan Foreister ona ‘' Ne hale gelmişsin! Neden? '' diye sorar. Mathilda gururla cevap verir senden ödünç aldığım kolyenin parasını ödemek için der ve onun değiştiğini fark ettin mi diye sorar. Bayan Foreister : ‘‘Ama o gerçek bir elmas değildi ki!.. '' der...

 

2005-10-30

 

 

 

DDKD ve çağrıya yanıtlar üzerine...

Çağrıyı davete dönüştürmek...

PKK ve Ayrışma/Farklılaşma

AB ve yeni Kürt sorunu dizaynı

TC açmazı ve PKK-Kürt çıkmazı...

Düşünmüyorsan yoktur!

Kürt siyasetçisi ve ‘‘emekli ’’ olma talebine bir kaç söz

Anti Amerikanizm’ ve Kerkük

YERELLİK ya da SECERELİ SİYASET

ANKARA/İMRALI, BRÜKSEL-DİYARBAKIR

Yahudiler, Kürtler ve antisemitizm!

Verheugen, sistem ve düdük!

Kurtacı mı?

TERSİNE DÜNYA’ ve TÜRKİYE’Yİ TÜTSELEYEN STRATEJİ UZMANLARI!..

‘‘ Kısır Döngü!’’

Türkiye’de kapışma ve karanklıkta atılan kurşunlar kime?

Türkiye iki kimlikli olabilir mi?

Hassasiyetler

Ötekileri algılama erdemi!

Gündemle ilişkilenmek!

Sanık yerine otur!

Kürtler ne istediğini ve neyi yapabileceklerini kendileri bilmeden başkalarına anlatamaz

Albaya hiç mektup yok!

Adı çalınan ülkeye mektup...

DDKD ve KÜRDİSTAN ve GELENEK