Anılarını yaşatmak görev olmalı!
Mustafa, özleyen insan bazen konuşur bazen şiir yazar yada efkarlanır. Şimdi sana ilişkin yazıları okuyorum. Seni hatırlıyorum. Senin güven veren bakışın ve dinginliğini düşünüyorum. Kadro olabilme yetisini çok iyi yaşayan biri olduğun su götürmezdi. Ama DDKD li olmanın cazibesinde bir başka gülüşün vardı yüzünde. İşte şimdi ben senin o gülüşünü ve dingin bakışını özlüyorum. İşte öylesine özleme anları bazen de ne konuşmaya geliyor ne de efkarlanmaya. Yalın bir özleme işte... Seni hatırlamak... bendeki...
Mustafa bu yazımda seni anlatacak çok şey yazabilirim. Ama senin dürüstlüğün inanç ve kararlılığını bilen biri olmam çok şey yazmamı gerektirmiyor. 1979 Diyarbekir'de seninle yaşadığımız birkaç gün ve yaşanan anılar DDKD nin büyümesine sunduğun katkıyı ve kitlelere verdiğin güven duygusunu biliyorum. DDKD ye yönelmiş ve DDKD lileri hedef alan saldırılara karşı tavırda o gün yanımdaydın. DDKD yöneticisi olarak siyasal hiyerarşinin dışında verdiğim bir karar oldu. Elimi masaya vurup kalktığımda doğru yaptığımı ama yalnız kaldığımı düşünmüştüm. O karar uygulanmalıydı ve DDKD nin kitlesel gelişiminin önünü kesen saldırılar bir şekilde karşılanmalıydı.... derken o dar karar toplantısında tartışmaları sessiz izleyen bir sen vardın...
Yanı başımda bitmiştin! Aynı dinginlikte başın yine her zamanki mütevazı duruşundaydı. Gözlerimizle konuşmuştuk... Gürültüler/kalabalıklar arasında aynı dinginlikte yol almıştık o gün seninle... Ve sonraları... Kısa süren günlerdi yakın ilişkimiz ama DDKD yi kitlelere sevdiren ve güven verdirten anıların uzun sürecek Mustafa bunu böyle bil... Bir gençlik hareketinin kendini aşan siyasi bir misyon üstlenmiş olduğu/gerektiği seninde içinde olduğun fedakar ve siyasi bilincini kararlılıkla yoğurup inanç haline getiren kadrolarla oldu. Ama sen herkesten çok daha mütevazı ve ağırbaşlıydın. Anılarını öfkemize bilinçle karıp bu halkın kurtuluşuna sunmak görevimiz olmalı diyerek seni rahmetle anıyorum sevgili mücadele arkadaşım...
Dürüst ve yiğittin! Ben seni tanıdığım kadarıyla anlatabiliyorum. Ama isterdim ki bu anıları karşılıklı konuşalım. Ama konuşamıyoruz işte... Anılarla yetinmek isteyen biri olmadığını da biliyorum. 1979 ve 80 nin o sıkıntılı günlerinde ki yürüyüşünü de anımsıyorum. Kararlıydın dingin bakışlarında bir okyanus derinliği ve sessizliği vardı. Şimdi bu sessizlik kulaklarımda uğulduyor gibi. Gözlerim doldu.İçimde ince bir sızı var...
Şahadetini aynı yiğitliğinle vermiş olman seni ancak daha yüceltiyor. Seni vuranların ve kararlarını alanların da ne kadar çirkinleşip alçaldıklarını bütün Kürt halkı görmekte şimdi.
Yalnız bir şeyi yazmadan edemeyeceğim. Bunu senin anılarına sığınarak ta yapmak istemiyorum. Anılara sığınarak birilerine yanlışlarını ya da öfkemi dillendiremem. Ama şimdi PKK hareketi içinde yer almış ne kadar DDKD li varsa seslenmek istiyorum... ‘‘Alternatif yoktu ne yapalım'' (!?) Diyerek arkadaşlarının katlini bile vacip görenlerle halen yürüyor olmanız ne kadar yiğitçe!... ‘‘ Alternatif yoktu ne yapalım...''(!?) Diyerek hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan sıradan bir gerekçeye sarılarak kimse temizlenemeyecek. Bu gerekçe yanlışların onaylanmasını gerektiren bir gerekçe de olamaz...
Artık bu harekete ilişkin her bilenin neyi biliyorsa açıklaması gerekiyor... Bu konuda bir sayfa yapılmasını öneriyorum. Bu hem bu hareketin ve liderinin suçlarını açıklayanlarında hedef alınmasını önleyecek hem de PKK' mensup ama bu kirliliğe tavır almayı düşünenlerinde konuşmasını sağlayacaktır diye düşünmekteyim PKK'nın Kürt halkına karşı işlediği suçları yargılayacak ne bir kurumumuz ne de bizleri bu suçlara karşı koruyacak bir insan hakları kuruluşumuz var; bu halkın vicdanından başka...
04.11.05