Vedat GÜZEL / vedat.g@telia.com

Arşiv

 

Yeniden siyaset ve gelenek...

Diyarbakır'da çocukluğumun bir mahalle arkadaşıyla uzun yıllar sonra ofiste karşılaşmıştım. Sohbet ettik. Eğitim Enstitüsünde okuduğunu söyledi. Ne var ne yok diyince, “Biliyor musun okulda gündüzleri DDKD' liler egemen akşamları da Şıvancılar!..“ E o zaman ne yapıyorsun? Diye sorunca da , “ Gündüzleri DDKD' li akşamları da Şıvancı oluyorum!. “ demişti.

 

Geçmişle bugün arasındaki ilişki ve taşıyıcıcılık; kuşaklar arası geçişin belirli değerler ve davranış biçimleriyle oluşan ve bu özeliklerle de kimlikleşen bir kavram dan ‘gelenek' sözcüğünden çıkarsamalarda bulunabiliriz. Bir anlamda geçmişle bugün arasındaki geçişlik yada kimlikleşen değerlerin toplamı olarak tanımlanabilir. Bu bakışla günümüzde DDKD ile ilişkilendirilen ‘gelenek' eksenli tartışmaları izlemek ve değerlendirmek mümkündür.

Bu anlamda: Gelişmelerin yeni boyutlara taşınmasında/siyaset yapmada ideolojik tercihin öne çıkması kadar önemli olan bir diğer konu ise dile getirilen ‘gelenek'-ten ne anlaşıldığıdır.

 

DDKD'ye ilişkin bir gelenek tanımlaması yapıldığında bunun tam olarak tanımlanmadığı bilinmektedir. Ancak DDKD-KİP/PKK içinde her hangi bir düzey/birimde görev yapmış olanların oranı tam olarak bilinmese de bir aidiyetlik duygusuyla yan yana gelmek istemesi gelenek tanımlamasının etrafında oluşmaktadır. Kasıtlanan birbirine yakın ideolojik duruş veya siyaset felsefesinden çok geçmişteki ilişkinin /yakınlığın duygusal uzantısının siyaset yapma arzusunda şimdilik motor güç. Ancak bu hissiyatın/aidiyete ileri sürülen/sürdüğümüz DDKD geleneği kendine bir başlangıç belirlemek durumunda.

 

Bunun T-KDP ile başlatılması ki ideolojik/siyasal olarak doğru olanda budur. Bu geleneğin DDKD adıyla anılır olması kitlesel bir harekete dönüşmesi ve gençlik örgütlenmesi olmaktan çok halkın her kesimine ulaşan Devrimci-Demokrat çizgisidir denilebilir. Buna yol açan esas olan daha çok T-KDP sonrası adıyla KİP/PKK'nın abartılı illegalitesiydi. Bu aşırı önemsemenin yol açtığı sıkıntılardan belki de en önemlisi DDKD'nin öne çıkmasıydı. Buna rağmen DDKD hiç bir zamanda bağımsız bir tanımlama olmadı. ‘Şıvancılar' olarak anılması da bir siyaset geleneğinin devamı olduğunu tanımlıyordu. Bu nedenle DDKD geleneğinin Şıvan/T-KDP ile başlatılması en doğru olandır demekteyim.

 

Bu iki ismin birlikte anılması, örgütlenmedeki disiplin ve demokratik kuralları, ulusal siyasette devrimci-demokrat davranışı ve siyasal demokrasiyi olabildiğince hayat geçirmeye çalışması ve ulusal davranışın bağımsız örgütlenmelerden geçebileceği teziyle ilk demokratik legal bağımsız örgütlenmeleri ve ulusal talepleri içermeyen hiçbir siyaset ittifakında rol alamaması da önemli bir gelenek. ANCAK GELENEKRE BİR BÜTÜN OLARAK SAHİP ÇIKILACAKSA BUNU BAŞALNGICIYLA DEĞERLENDİRMEK DOĞRUSU OLACAKTIR.. DDKD Şıvan-cılar olarak ta anılması Şıvan geleneğinin devamı olarak bilinmek durumundadır. Bu bir siyasal tanımlamadır. Bu anlamda DDKD'nin legal/demokratik olma üslubunu aşan bir tanımlamadır. Bu gerçek bugün de siyasal davranışa dönük tutumla T-KDP'nin ilk MK üyelerinden olan Osman Aydın'ın yine DDKD geleneğinin diri tutmaya ve onun devamı olduğu iddiasında olan PADEK üyesi bir arkadaşın çağrısına verilen cevaplarda da izlenmektedir. Bütün bu gelenek tanımlamasında bir eksik olan var. Bunun her nedense dikkate alınmasında bir ürkeklik ya da gereksizlik yaklaşımı egemen. Bir endişe, ve ürküntü var. KDP'nin Dr Şıvan-Sait Kırmızıtoprak'ın ve Sait Elçinin infazının bilinmeyenleriyle ilgisinden rahatsızlık duyanlar olmaktadır. Bir yandan da bu geleneğe mensup kadroların bu olayın perde arkasını bilmeden bir gelenek tutkunluğu ve savunusu bir paradoks oluşturmaktadır..

 

Açıkçası ben dün aşırı illegal-itenin gereği tartışılmayan ve yanlış güdülenmelerle Dr. Şıvan'ın ve T-KDP kararıyla Sait Elçi'nin öldürüldüğü spekülasyonlarının en azında bugün doğru olmadığı tartışılmakta/söylenmektedir. Bunun ötesinde İki Sait'in birlikte parti kurma düşünce/tartışmaları olduğu bilinmektedir. Sait Elçi'nin kurulacak partinin genel sekreterliğine Dr. Şıvan'ın evet dediği bilinmektedir. Bu beni bir DDKD' li ya da bilinen diğer en yaygın tanımlamayla ‘Şıvan-cı' olarak üretilmiş bir gölgeden özgürleştirmiştir. Ancak bu söylenenlerin ikili konuşmalara ve açıkça doğruluğu olayın taraflarınca tartışılmasından imtina edilen belgelere ve yargılanma belgelerinin KDP sinin 30 yıl sonra bile açıklamamış olması konuyu spekülatif ve karanlıkta kalmasına yol açmaktadır.

 

Yıllardır sürdürülen ve kaynağı bilinmeyen bir spekülasyonun Kuzey Kürdistan'da yarattığı kötü etki silinmelidir. Bu önemli tarihsel/siyasal olayın bütün geçmişi Kürt kamuoyunca paylaşılmalıdır. Daha çok Bu geleneğe sahip çıkanların bu geleneğe adını veren Şıvan'ın akıbetini ve varsa ihanetleri bilmekle yükümlüdür.. Bir gelenek böyle sahiplenecektir. Geçmişiyle,eksiği ve fazlasıyla sahip çıkılmadıkça benim bu gelenekten gelen siyasal ve demokratik hareketlerde ki emeğim ve hakkımın yarında birileri tarafından gasp edilebileceğini düşündürmektedir.

 

Yarın içinde yer almak istediğim bu geleneğin devamı olacak bir siyasal oluşumun üzerinde spekülatif yada tüzel bir irade oluşabileceği kuşkusunu taşımaktayım. Ben geleneğime sahip çıkmayı geleneğin liderinin akıbetini bilmek ve hesabını sormaktan geçeceğini düşünürüm. Bu bir aidiyetlik hissiyatında ki ahlak-i sorumluluktur. Siyasal mücadelenin amacına dönük taşıdığı ciddiyet ve siyasetin savunusunu yapanların ulusal/toplumsal sorumluluğudur. Bunun Kürt halkının siyasal mücadelesinde ki geçmişliyle de yüzleşmesi olacağından kuşku duymuyorum. Bu nedenle sorumluluk bilincinde olan her siyasetçinin ve siyasal partinin nerede ve nasıl durduklarını bilinmesi Kürt halkının hakkıdır. Karanlık geçmiş yerine bilinen ama yanlışı ve doğrusuyla hesaplaşacak ve sahiplenecek bir geçmiş, tarihe hesap verme bilincimizi pekiştirecektir. Ağaçlar daha gürleşsin diye budanır. Endişeler ve zamansızlık tartışmaları ya da birilerinin Güneye yaranmasında ki rant amaçlı duruşlarını önemsemek örtülenlerle örtüşmeyi de objektif olarak vermez mi?

 

Ret edilecek bu sorumluluk geleceğin yıkımını içinde besleyecektir. Bu anlamda, hesap vermek inancı yok sayıldığında bütün ahlak temellerinden yıkılır ve sorumluluk hissi ortadan kalkar. Bunun sonuçları ise toplumsal olarak çürüme ve bireysel olarak düşmedir.

 

Vedat Güzel

Diyarbakır

03032006

 

 

 

 

Yeniden siyaset ve tercihler!

Anılarını yaşatmak görev olmalı!

‘Verili Çatışma'
Bu yenilginin adı var mı?

DDKD ve çağrıya yanıtlar üzerine...

Çağrıyı davete dönüştürmek...

PKK ve Ayrışma/Farklılaşma

AB ve yeni Kürt sorunu dizaynı

TC açmazı ve PKK-Kürt çıkmazı...

Düşünmüyorsan yoktur!

Kürt siyasetçisi ve ‘‘emekli ’’ olma talebine bir kaç söz

Anti Amerikanizm’ ve Kerkük

YERELLİK ya da SECERELİ SİYASET

ANKARA/İMRALI, BRÜKSEL-DİYARBAKIR

Yahudiler, Kürtler ve antisemitizm!

Verheugen, sistem ve düdük!

Kurtacı mı?

TERSİNE DÜNYA’ ve TÜRKİYE’Yİ TÜTSELEYEN STRATEJİ UZMANLARI!..

‘‘ Kısır Döngü!’’

Türkiye’de kapışma ve karanklıkta atılan kurşunlar kime?

Türkiye iki kimlikli olabilir mi?

Hassasiyetler

Ötekileri algılama erdemi!

Gündemle ilişkilenmek!

Sanık yerine otur!

Kürtler ne istediğini ve neyi yapabileceklerini kendileri bilmeden başkalarına anlatamaz

Albaya hiç mektup yok!

Adı çalınan ülkeye mektup...

DDKD ve KÜRDİSTAN ve GELENEK