Özkök'ün Çağrısı
30 Austos günü Hürriyet gazetesi yazarı ve genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök ‘Eğer siz gerçek Kürtseniz' başlıklı bir çağrı yayımladı. Makele/metinde anlamlı bulmadığım paragrafları dikkate almadım. Ancak bir paragraf vardı ki iki yüzlü, çirkin; gerçekten kokuşmuş ve demokrat olmayan bir içerik taşıyordu: ‘ ' Eğer bu ülkede gerçekten bir arada ve barış içinde yaşamak istiyorsak, bunu ispatlamanın, bütünü dünyaya göstermenin fırsatı önümüzde. ‘'.
Bu tek yönlü ve hedef kitlesi Kürtler olan bir çağrı. Bu yanıyla da ‘'Gerçek'' Kürtle gerçek olmayan Kürd ayırımının inceltilmiş sinsi tehditinde bir yüzyıllık alışılmış şiddetin bitmeyen çirkinliğine yeniden tanıklık edeceğiz galiba...
Bu ifadenin sahibine bu ülkede önecelikle ‘Ben Kürtlerle barış içinde yaşamak istiyorum der ve gereklerini yapar' da demek yanlış olur.
Tesadüf o ki bu çağrıdan tam bir yıl önce 31 Ağustosta aynı gazete sayfasında, ‘Kürtlere bir tarih hatırlatması' başlıklı makele/ilanın da bakın Kürtleri nasıl tehdit ediyor: ‘' Bölgenin Kürtleri, bugün Amerika'nın verdiği dönemsel destek sanki sonsuza kadar devam edecekmiş gibi hesap yapıyorlar. Bu çok yanlış ve tehlikeli bir hesaptır. Bunun anlamı ne mi?
Kürtler bir süre sonra burada yine bu bölgenin insanları ve devletleri ile baş başa kalacaktır.
Bu öfkeli çevre, bu kızgın komşular Kürtlere hayatı dar edebilir.
Yine bir Amerikan şemsiyesine mi güveniyorlar?
Bu yazdıklarımı, haddini bilmez bir Türk gazetecisinin tehdidi olarak görebilirler. ‘'
Doğrusu, benim kastım da budur...
Evet çağrı sahibi bir şeyler ima etmiyor açıkça ‘köleliğini bu kez kendin iradi olarak ilan et! Yoksa!‘ demektedir. Olası bir katliam ve artacak yoğun baskıların mesajını veriyor. Yani ‘sayım suyum yok ‘ SOBE ' etmeye hazırlanıyorlar yeni generaller/şahinler.
Sayın Özkök Kasıtladıklarınla gerçek Kürd tanımını kendince tartışmanı isterim. Bu tanımın doğru olmadığını düşünerek senin ‘'gerçek Kürd'' tanımına uymuyorum demekte istiyorum.
Ayrıca neredyse %80'i yoksul, %25'i fakirlik çizgisinin altında yaşayan ‘vatan' dediğin topraklarda ekmeğini fazla ballı ve yağlı yediğin biliniyor. Bu daha çok sahiplendiğin yağlı/ballı ekmekle ‘vatan' dediğin topraklardaki yoksul yığınların ve gerçek Türklerin istifhamı. Ama benim düşündüğüm başka şeyler var:
Daha bir kaç gün önceki basın haberlerinizde ‘PKK'nin tektaraflı ateşkes ilan edeceğini açıklarken yanlış bir hesap mı yaptınız?
Bombalar konusunda bu çağrıyı yapmadan önce, şu: ‘' Hizaya gelsinler diye savcıların ve memurların evlerini bombalatıyordum…'' diyen Güneydoğuda asayiş komutanlığı yapmış ve MHP MK üyesi olan emekli korgeneral Altay Tokat'a sorsaydınız. Acaba bu kez…?
Ya da Şırnakta bombalarla kendini ele veren devlet-ordu kahramanlarına bir yorumlatsaydınız. Acaba…?
Aslında bu konuda PKK'nin eski kurmaylarının: ‘'ordunun içimizde kulağıydı'' dediği ve geçen hafta bir Tv kanalında Yalçın Küçük'ün ‘'Aman PKK'ye dokunmayalım o zaten ayrılıkçı değil…''. Demesini de bir yorum olarak kabul edelim mi? Ne dersininiz?
Hasılı inandırcı değilsiniz. Üzerinizdeki ‘'vatan- millet'' ve ‘'Türkiye seninle gurur duyuyor'' şaibeleri kalkmadan ve bu şaibelerin ilişki kombinezonları çözülmeden ‘‘gerçek Kürt'' tanımınızla bu işler olmayacak gibi...
31.08.2006