Bir eylül günü anımsamak ülkemin hapishanelerini özleyerek
Fikriyi okurken farkında olmadan soluk alışverişlerimin hızlandığını ve ellerimin titrediğini farkettim.. 12 Eylül' ü değil tam da birey olarak uluslaşmış benliklerimizde bunun bedelini ödemekte olanlardık. Bu esnaların ne örgütsel ne de kişisel bir duruşu hatırlanır/yoktur aslında. Bu hengamede ve acılar dizininde işte o ulus olmanın sonuçlarına bedel olarak katlanılıyordu. O ulusun Çocukları olarak yaşadıklarımızı kimsenin kişiselleştiremediğini ve kişiselleşitirmiyeceğini düşünüyorum. Öylesi bir görüş ve öylesi bir şiddet salvosunda ‘' Türkçe konuşulacak'' denmesi bu anlatmıyor mu ki yitten, yapamadığın için kızan tekrarlayan ve unutan hafızalarımıza.
Fikrinin beni o güne neredeyse aynı ateşe dönüştüren anafora sokulmamızın anlarını bu farkındalıkla hissettirmeseydi yazmıyacaktım. 12 Eylül'ün mağdurları değildik elbett hayatımızın en verimli ve en yaşanılası zamanlarımız ın ötesinde bile geleceğimizin yaralandıği çalınan yıllarımızı anmak sıkkınlık veriyordu siyasal söylemin ardılında hikmet arayanlara.
Oysa ki yaşamımızın en yaşanılası gizemlerini aşksız ve umursamaz terketmiştik o günlerde/yıllarda bir ulusun kaderine bir çentik düşme adına. Sonra ki yıllar bu acıların ve uhdedlerin sıradanlaşmasına yerinmek yerine buruksanmış bir yürek ve gözlerde hüzün taşıyanlarla tadında acılık olan bir gülüseyişle anmak.. Puslu bir eylül serinliğinde tekrar anımsamak ülkemin hapishaneye çevrilen delikanlı çağlarını ve o yüzleri herşeye rağmen solmayan yürekleri...
Bunu anımsarken binlerce kilometre uzaklarda hazan günlerini hep erken yaşayan, hep garipsediğim ve bir türlü alışamadığım beyaz tenli insanlarının griye çalan ikliminde harlanan bilincim yalnız demek istemiyorum. Hapishaneleri seviyorum, kavgayı ve yenilgileride seviyorum ruhumu harladığı için. O çalınan yıllarında halkımın, binlerce neferini ve arkadaşlarımı da sevdim anılarımda yüzlerini tazeliği ve duruşlarının biçare katlanacağız demelerinin adı direnişe düşen bu aşkın belasıyla.. Yeniye ve yeni direnişlere umut olacaklarada selam olsun, dağlarına ve savaşanlarına selam olsun yeni çalışma yılında Cıvana Kurd' e.
Endişenin dalgasında
korkunun tüneğinde
sevdalara büyüttü bu topraklar beni
savaşlarda
elimde silah
dağlarda gibi
ölmemek için işkencelerde
açlığında büyüttü bu topraklar beni
zemheri soğuğu bıçaktan ayaz
cemreler sevda gibi çekilirken
namussuzların stratejik dedikleri
tepelerin ardında
acılar kursağında büyüttü umutlar beni
sevdam ve direncimö selam
bir selam da herkese
açlığına direnişine
işkencecine ve onun işkencesine
endişene
tüneğinde büyüyene
selam ederiz biz ölürken ..
Vedat Güzel
12 Eylül 007