Vedat GÜZEL / vedat.g@telia.com

Arşiv

 

Bir eylül günü anımsamak ülkemin hapishanelerini özleyerek

Fikriyi okurken farkında olmadan soluk alışverişlerimin hızlandığını ve ellerimin titrediğini farkettim.. 12 Eylül' ü değil tam da birey olarak uluslaşmış benliklerimizde bunun bedelini ödemekte olanlardık. Bu esnaların ne örgütsel ne de kişisel bir duruşu hatırlanır/yoktur aslında. Bu hengamede ve acılar dizininde işte o ulus olmanın sonuçlarına bedel olarak katlanılıyordu. O ulusun Çocukları olarak yaşadıklarımızı kimsenin kişiselleştiremediğini ve kişiselleşitirmiyeceğini düşünüyorum. Öylesi bir görüş ve öylesi bir şiddet salvosunda ‘' Türkçe konuşulacak'' denmesi bu anlatmıyor mu ki yitten, yapamadığın için kızan tekrarlayan ve unutan hafızalarımıza.

 

Fikrinin beni o güne neredeyse aynı ateşe dönüştüren anafora sokulmamızın anlarını bu farkındalıkla hissettirmeseydi yazmıyacaktım. 12 Eylül'ün mağdurları değildik elbett hayatımızın en verimli ve en yaşanılası zamanlarımız ın ötesinde bile geleceğimizin yaralandıği çalınan yıllarımızı anmak sıkkınlık veriyordu siyasal söylemin ardılında hikmet arayanlara.

 

Oysa ki yaşamımızın en yaşanılası gizemlerini aşksız ve umursamaz terketmiştik o günlerde/yıllarda bir ulusun kaderine bir çentik düşme adına. Sonra ki yıllar bu acıların ve uhdedlerin sıradanlaşmasına yerinmek yerine buruksanmış bir yürek ve gözlerde hüzün taşıyanlarla tadında acılık olan bir gülüseyişle anmak.. Puslu bir eylül serinliğinde tekrar anımsamak ülkemin hapishaneye çevrilen delikanlı çağlarını ve o yüzleri herşeye rağmen solmayan yürekleri...

 

Bunu anımsarken binlerce kilometre uzaklarda hazan günlerini hep erken yaşayan, hep garipsediğim ve bir türlü alışamadığım beyaz tenli insanlarının griye çalan ikliminde harlanan bilincim yalnız demek istemiyorum. Hapishaneleri seviyorum, kavgayı ve yenilgileride seviyorum ruhumu harladığı için. O çalınan yıllarında halkımın, binlerce neferini ve arkadaşlarımı da sevdim anılarımda yüzlerini tazeliği ve duruşlarının biçare katlanacağız demelerinin adı direnişe düşen bu aşkın belasıyla.. Yeniye ve yeni direnişlere umut olacaklarada selam olsun, dağlarına ve savaşanlarına selam olsun yeni çalışma yılında Cıvana Kurd' e.

 

 

Endişenin dalgasında

korkunun tüneğinde

sevdalara büyüttü bu topraklar beni

savaşlarda

elimde silah

dağlarda gibi

ölmemek için işkencelerde

açlığında büyüttü bu topraklar beni

zemheri soğuğu bıçaktan ayaz

cemreler sevda gibi çekilirken

namussuzların stratejik dedikleri   

tepelerin ardında

acılar kursağında büyüttü umutlar beni

sevdam ve direncimö selam

bir selam da herkese

açlığına direnişine

işkencecine ve onun işkencesine

endişene

tüneğinde büyüyene

selam ederiz biz ölürken ..

 

Vedat Güzel

12 Eylül 007

 

Birkaç yüzyıllık yaşanmışlıkla 54 yıllık ömürdün..

 

Gerekli bir açıklama

Güven, zaman ve tabu

 

Siyasette erdem

Özkök'ün Çağrısı

Türk solunda Hizbullah ve İsrail meselesi ne kadar Türkiye meselesi...

İsrail ve savaşı

Yeniden siyaset ve gelenek...

Yeniden siyaset ve tercihler!

Anılarını yaşatmak görev olmalı!

‘Verili Çatışma'
Bu yenilginin adı var mı?

DDKD ve çağrıya yanıtlar üzerine...

Çağrıyı davete dönüştürmek...

PKK ve Ayrışma/Farklılaşma

AB ve yeni Kürt sorunu dizaynı

TC açmazı ve PKK-Kürt çıkmazı...

Düşünmüyorsan yoktur!

Kürt siyasetçisi ve ‘‘emekli ’’ olma talebine bir kaç söz

Anti Amerikanizm’ ve Kerkük

YERELLİK ya da SECERELİ SİYASET

ANKARA/İMRALI, BRÜKSEL-DİYARBAKIR

Yahudiler, Kürtler ve antisemitizm!

Verheugen, sistem ve düdük!

Kurtacı mı?

TERSİNE DÜNYA’ ve TÜRKİYE’Yİ TÜTSELEYEN STRATEJİ UZMANLARI!..

‘‘ Kısır Döngü!’’

Türkiye’de kapışma ve karanklıkta atılan kurşunlar kime?

Türkiye iki kimlikli olabilir mi?

Hassasiyetler

Ötekileri algılama erdemi!

Gündemle ilişkilenmek!

Sanık yerine otur!

Kürtler ne istediğini ve neyi yapabileceklerini kendileri bilmeden başkalarına anlatamaz

Albaya hiç mektup yok!

Adı çalınan ülkeye mektup...

DDKD ve KÜRDİSTAN ve GELENEK