Arşiv

Etyen Mahçupyan´ın korkusu 
üzerine bir kaç söz

Sayın Etyen bey, çok saygı duyduğum aydın ve gazetecilerden birisiniz.Türkiye de hiç bir şeyde istikrar olmadığı için, sizin bazı tespit ve yazılarınızda da bu istikrarsızlığı görmek mümkün. Nitekim bugünkü yazınızda sizde diğerleri gibi beni biraz şaşırttınız. ''Cinayetin Mantığı''  adlı bugünkü makalenizde hiçte gereği yokken ve zoraki bir biçimde, galiba bazı yerlere şirin görünmek için, 'Türkiye dış baskılar altında istemediği bir savaşa sürüklenirken, fırsatçı Kürt ayrılıkçıları benzer bir baskıyı içerde de üretmeye çalışacaklardır.''

diyorsunuz. Doğrusunu isterseniz bu sözleri size hiç yakıştırmadım. İkincisi, Türkiye istemediği bir savaşa niye sürüklensin ki? Türkiye istemediği için değil, bilakis ırkçi paranoyak kürt siyasetine yariyacağına inandıği için yani kürtleri devlet sahibi yapmamak için ''savaşa sürükleniyor.''

Diğer yandan öyle görünüyor ki  ''Hablemitoğlu’nun ''derin devlet'' tarafından öldürülmesi sizi de korkutmuş olacak ki manasız bir biçimde ''fırsatçı kürt ayrılıkçıları'' diyerek '' derin devlete'' ve onların tetikçilerine siyasi rüşvet verip, herhalde torpil yapmayı düşünüyorsunuz. Çünkü dün bir yetkili ''meşhur gazeteciler temkinli olmalı'' mealinde bir uyarıda bulunmuştu. Bunun ne anlama geldiğini sizde biliyorsunuz. Bence bu tür tavizlerle varolan entellektüel kişiliğinizi ve imajınızı zayıflatmaya hiç te gerek yok. Bu güne kadar kürtlerin verdiği kurbanların sayısından da bilmeniz gerekir ki, bu tür ''rüşvet ve torpillerle'' bu canilerin verdiği katliam kararlarını değiştirmeye yetmiyor.

Hatta sadece ideolojik tavizler değil, bu çetelere verilen milyon dolarlar bile listeye alınan kürtlerin canını kurtarmaya yetmedi. Bu nedenle sizin biraz torpil, birazda yağcılık olsun niyetiyle durup dururken, ''fırsatçı kürt ayrılıkçıları'' demeniz sizi temize çıkaracağına, eğer sizinle ilgili verilmiş bir kararları varsa, değiştireceklerine hiç ihtimal vermiyorum. Çünkü bu canilerin tüm ''kariyerleri'', ''saygınlıkrı'' ve hepsinden önemlisi de tüm servetleri bu tür cinayetlerin devamına bağlıdır. Derin devletin eli kanlı bu çeteleri toplumda kaos yaratığı ölçüde, kan döküp, cinayet işlediği ölçüde servet ve iktidarlarını koruyabiliyorlar. Yani bu tür cinayetler onların bir tür ekmek kapısı, geçim kaynağı, kaos yaratmadıkları, adam öldürmedikleri zaman adamlar iktidarlarını yitirecekler. İktidarları yaratacakları terörün boyutu ile orantılıdır. Onun için hangi iktidar gelirse gelsin, adamlar en kıssa zamanda kulaklarını çekip, teslim alıyorlar ve ''derin devletin'' yani Genel Kurmayın  emir kulu yapıyorlar. Genel Kurmayın verdiği emir ve direktifleri, harfiyen yerine getirmeyen bir iktidarı, herifler kesinlikle iktidar yapmyorlar. Ya teslim alıyorlar ya da Erbakan örneğinde olduğu gibi zorla kovuyorlar. Mesele bu kadar açık ve basit.

 Yani ''derin devletle'', çetelerle baş edebilmek için iktidar olmak, mecliste ezici bir çoğunluğa sahaip olmak yetmir; aynı zamanda çok cesur olmak ta gerekir. Ne yazık ki türk siyasetçileri ve aydınları cesur değil, pısırık ve korkaktırlar, o ndenle de hiç bir zaman iktidar olamiyorlar.

Enrique Larreta diyor ki '' herhangi bir şeyden korkan kimse kudretli olamaz'' Onun içindir ki Türk siyasetçileri de hiç bir zaman tam anlamıyla askerlerin vesayetinden kurtulup, iktidar olamıyorlar.

Horatius diyor ki 'korku içinde yaşayan adam asla hür olamaz.'' O nedenledir ki türk insanı ve toplumu hiç bir zaman hür olmadı ve olamıyor. Biz kürtlerin bir ata sözü vardır, diyor ki  ''mêrê tirsonek tu carî nikane bi sîng û berên gewr û boz şa bibe/korkak erkek, hîç bir zan sütbeyaz göğüsleri okşayamaz!'' Bu sadece kadın için değil, siyasi iktidar içinde bşyledir.

Schiller diyor ki ''kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişi kadar kuvetlidir.'' Yani korkak insan kurt gibidir, gerçek gücünün farkında değildir.Türk aydını ve siyasileri bu felsefeden yoksun oldukları için, siyasi mücadelede Genel Kuurmaya karşı cesur ve yürekli olamıyorlar.

Alfred de Vigny diyorki '' korku yalan söylemesini öğretir'' O nedenle türk insanı çoğunlukla iki yüzlü ve yalancıdır. Örneğin en çok ordudan korkuyor, ama en fazla onu sevdiğini söyler. Oysa bir çocuğu döversen, çocuk seni sevmez. Bir hayvanı döversen, hayvan seni sevmez ve saldırır. Ama türk insanı ve türk aydını, bunun tersini yapıyor; kimden çok korkuyorsa en çok onu seviyor.

Ve yine Eflatun diyor ki ''korku, köleliktir.'' Ve ondenle türk insanı, türk aydını, türk siyasetçisi 21. asırda da halen ''derin devletin'' bir kölesi gibidir, Genel Kurmay ın korkusundan tir tir, titriyor. Türkiye de hiç bir kurum ve müessenin kiymeti harbiyesi yoktur; siyasi partilerden tutun üniversitelere, basından tutun, sendika ve diğer sivil toplum örgütlerine kadar, hepsinin demokratlığı ve bağımsızlığı Genel Kurmay ın tahammül ve tolerans gösterdiği sınırlar ölçüsündedir. Genel Kurmay ın koyduğu sınar, tartışmasız ve neredeyse kutsal bir sınırdır, hiç bir güç bu sınırı aşmayı doğru bulmuyor. Umut ederim ki seninde cesaretin ve demokratlığın bu sınara kadar olmamalı.

Sonuç olarak, bu katillere taviz vererek ya da uzlaşarak Türkiye hiç bir zaman bu kaostan çıkamıyacaktır. Çare bu çetelerin tasfiyesidir. Bu katiller devletin her kademesinden tasfiye edilmeden, Türkiye ye ne hüzur gelir, ne de demokrasi.

22.12.2002

Tu zanî, qebûlkirina mirina te bi min zor tê
Taha Akyol´a makul bir öneri
Kurmê darê...