Eskiden bizim dinlediğimiz siyasi ustalarımız ve bilim adamları derlerdi
ki "En zor şey kişinin kendini tanımlamasıdır". Her ne kadar bu
belirleme gerçeği yansıtıyorsa da, günümüz koşullarında çok şeylerin
tanımının değiştiğine tanık oluyoruz. İşte bu tanımlama, benim için, sevgili
NECO'nun bu gün kendisi için kısacası yazdığım anı yazısı gibi.
Neco'yu 1966'larda tanıdım. Kürt gençlerinin iki uğrak yeri vardı. Biri
siyasal ağırlıklı Süleymaniye çevresi, İki; tabiri caiz ise, Laleli'deki
Bağdat kıraathanesi ki bunlar daha çok pinekerci (oyun) grubu olanlardı.
Beni bağışlayın hala o oyunu öğrenmiş değilim. İşte sevgili Neco da
benim gibi siyasi grubu olan Süleymaniye grubundandı. Neco'yla bu
ortamda tanıştık |
 |
|
|
Necmettin Büyûkkaya |
1969'da hiç unutmam, Süleymaniye'de bir çok arkadaşla sohbet ederken
sevgili NECO, arkadaşlardan izin alarak benim kolumdan tutup, kalkmamı
istedi. Diyarbekir yurduna geldik, bu akşam Apé Musa'ya gideceğiz sende gel.
Peki dedim, Apé Musa'nın evine gittik bir çok insan vardı, Apé Musa bizimle
tek tek görüştü ve ekledi, bir dernek kurulacak seni bana önerdiler.
Kim önerdi dedim. Dr. İle Arkadaşları. Her şey de varım dedim Apé Musaya.
Apé Musa "Necmettin ile beraber olun" diye telkin etti. Bir kaç gün sonra S.
Elçi geldi, Laleli Oteli'nde bizimle görüşmek istedi. Neco ile bir kaç
arkadaş ziyaretine gittik. Gerçekten Elçi beni çok etkiledi, özellikle çok
mütevaziydi ve sıcak sohbeti vardı. Ondan önce sanırım 1967 veya 1968'de
yine bir gün Neco beni çağırıp 18 Sekbanlar otelinde Dr.(Şivan) ile görüştük
Doğrusu her iki Sait'in söyledikleri biribirinden hiç farklı
değildi.Tek nüans Elçi daha Milliyetçi, Dr.Şivan'in hem Ulusalcı hem
Sosyalist eğlimli olması. Her ikisi de beni çok etkilemişti.
Nihayet 1969 Mayısında Neco yine bana gelip o boy ve endamı ile koluma
girip dedi ki "Kek Eli emé îşev tiştekî pir xweş çekin" (Bu gece çok güzel
şeyleri birlikte yapacağiz). İşte O gece DDKO'yi birlikte on üç kişi kurucu
üye olarak Diyarbakır Yurdu'nda kurduk.O gece ne mi oldu? Söyleyeyim;
kuruluş bildirgesi için o günkü ikinci şube dediği, cemiyetler masasına kim
götürecek diye Diyarbekir Yurdu’nda kararlaştırdık. Sabah 9’da ben ve Neco
Sirkeci'deki Emniyet Müdürlüğüne gittik. Yolda şöyle kararlaştık, hangimiz
kurucular kurulu listesini vereceğiz. O zaman ikinci şube Md. Bozovalı
İbrahim Ural vardı. Uzaktan annemin aşiretinden sayılırdı. Sonradan Emniyet
Gen. Müd., Kocaeli valisi ve Halkçi Partiden Urfa Milletvekili seçildi.
Ben onun odasında oturdum Neco evrakları verdi, sonradan bir komiser
geldi, kendisine birşeyler söyledi ve bana bakarak
-Bu Cemiyeti siz mi kurdunuz?
-Evet, dedim.
Bir çok nasihattan sonra biz ayrıldık. Böylece büyük bir iş
başardığımızın gururu ile Diyarbekir Yurdu’na dönüp kurucu belgemizi
aldığımızı söyledik.
NECO ilk başkanımızdı. Sonrası malum; 1971 Askeri cunta ve hepimizin
akibeti herkesçe malum. Bir çoğumuz 1973 Affı ile tekrar siyasal
yaşamımıza başladık. Bunların içinde en aktifi kuşkusuz NECO idi. Derken
1980 Darbesi geldi; yine NECO ile Diyarbakır sıkıyönetimde birlikte olduk.
Ben 17 Şubat 1982 de gözaltına alındım; Neco Nisanda göz altına alındı.
İkimize sorulan ortak soru; DDKO'yu sizler mi kurdunuz ve DDKO'nun bu
günkü devamı olan siyasi örgütler kimlerdir. NECO, DDKO'den sonra kurulan
bütün siyasi yapılanmalara yiğitçe sahip çıkıyordu. Bizler belki tarihin en
uzun gözaltı süresinden sonra; 6 Ay 12 Gün sonra mahkemeye çıkarıldık.
Mahekemeye giderken NECO ile aynı askeri cemsedeydik (adını bisküvit kutusu
koymuşlardı). Çünkü; 10 kişilik cemseyi 30 kişi taşıyordu. Sonuçta ,19
Ağustos 1982’de Arife Günü 32 kişi bırakıldık. 66 Kişi
DDKD Davasında tutuklandı. NECO, son gün bana şunu söyledi;
belkide bir vasiyeti idi "Ali sen dışarı gideceksin, ben içeri gireceğim;
tüm dostlara senin vasıtanla, mesajim tüm Kürtlerin birlilğinedir. Ben
çıkarsam seninle bunu mutlaka başaracağiz".
Ve sevgili NECO'nun bu isteğini (vasiyetini) herkese söyledim
Ta Ki O uğursuz 22 Ocak 1984’te NECO direnerek yiğitçe
Kürdistan uğruna şehid olana dek... Hey gidi; Fidan boylu Başkanım... Seni
çocuklarımıza hep anlatacağız.